Çevirmen: Khentimentiu
Eğer son yazdığın hikayenin içine ışınlansaydın ne yapardın?
Dahası, eğer o yazının içindeki en büyük kötü adam olan Zombi Kralı olsaydın?
Mu Yifan, bir anda kendi yazdığı dünyanın içine düşünce kendini büyük bir çıkmazda hissetti. Üstelik, işin en kötü yanı şu ki, bu Zombi Kral, erkek başrolün en büyük düşmanıydı. Onu öldüren baş suçlu…
Ve şimdi, başrol tekrar doğacak, geçmişe dönerek intikam almak için geri gelecekti.
Mu Yifan bütün gece boyunca düşündü ve sonunda bütün sorunları kökten çözmeye karar verdi. Başrol yeniden doğar doğmaz, onu ilk anda öldürecekti!
Hikâyeye göre, erkek başrol kıyamet başlamadan bir ay önce geri dönecekti. Tarih 5 Nisan 2014 Qingming Festivali’ydi. O gün, erkek başrol, daha reenkarnasyon gerçekleşmeden önce, Gchengshui Köyü’ne düşen silah arkadaşlarını anmaya gidecekti. Ancak burada pusuya düşürülecek, göğsünden vurulacak, dağlara terk edilecek ve uyandığında önceki hayatının anılarıyla yeniden doğacaktı.
Mu Yifan bu sahneyi hatırlayınca hemen telefonunu çıkardı. Ekranda beliren saat 08:27, 5 Nisan 2014 idi.
Vakit geldi!
Mu Yifan’ın yüzü bir anda değişti. Apar topar masanın üzerindeki araba anahtarlarını kaptığı gibi villanın garajına doğru koşmaya başladı.
Tam kapıdan çıkacakken arkadan gelen telaşlı bir ses adımlarını durdurdu:
“Genç Efendi! Nereye gidiyorsunuz?”
Mu Yifan geriye döndü. Villanın kapısında duran, gri bir takım elbise giymiş, altın çerçeveli gözlük takan orta yaşlı bir adamla göz göze geldi. Adam oldukça nazik birine benziyordu, tıpkı akademik bir profesör gibi. Ancak elinde tuttuğu mavi-gri tıbbi çanta, onun aslında bir doktor olduğunu belli ediyordu.
Bu bedenin anılarında, adamın kim olduğunu hatırladı. Li Qing Tian… Aile doktoru.
Li Qing Tian hafifçe gülümsedi, gözlüklerini düzelterek bir adım ileri çıktı.
“Genç Efendi! Sizi kontrol etmeye gelmiştim.”
Mu Yifan duydukları karşısında belli belirsiz bir şekilde gülümsedi. Ama bu gülümseme, soğuk ve alaycıydı.
Bir zamanlar, yazdığı kitaptaki yan karakterlerin isimlerini düşünmekle uğraşmadığında, çoğu zaman gerçek hayattaki arkadaşlarının isimlerini kullanırdı. İşte tam da bu yüzden, şu an içinde bulunduğu bedenin sahibi de Mu Yifan adını taşıyordu.
Ve Mu Yifan, General Mu Yue Cheng’in en büyük oğluydu. Askeri akademiden mezun olduktan sonra özel kuvvetlere seçilmiş ve tesadüfen hikâyenin erkek başrolüyle aynı eğitim grubuna girmişti…
Mu Yifan ve erkek başrol aslında birbirlerine samimi davranmalıydı. Ancak erkek başrol, olağanüstü yeteneklere sahipti ve her açıdan ondan daha iyiydi.
Mu Yifan zamanla ona karşı nefret beslemeye başladı. Görevlerde gizlice ona yardım etmemeye, hatta işini zorlaştırmaya başladı. İşte, ikisi arasındaki çatışmalar da tam olarak buradan başladı.
O görev sırasında aldığı yaralar yüzünden, Mu Yifan’a kemik kanseri teşhisi konuldu. Artık orduda kalamazdı. Mecburen askeriyeden ayrıldı ve tedavi için eve döndü.
Şanslıydı, kanseri erken evredeydi. İlaçlar ya da ameliyatla tamamen iyileşebilirdi.
Ama ne yazık ki, onun bu hastalığı bir başkasını fazlasıyla sevindirmişti.
İkinci Kardeşi.
O İkinci Kardeş, gizlice birilerini ayarlayıp, Mu Yifan’ın vücuduna korkunç bir virüs enjekte ettirdi.
Ve bu virüs yüzünden, kıyamet koptuğunda Mu Yi Fan artık bir insan değildi. Ne diri, ne de tamamen ölüydü…
Bir zombiydi.
Ve… Li Qing Tian.
Virüsü ona enjekte eden kişi oydu.
Mu Yifan, zihninde hızla beliren bu anılardan sıyrılarak şimdiki zamana döndü. Gözlerini kırpıştırarak elindeki araba anahtarına baktı.
O anda fark etti ki, tırnakları soluk griye dönmüştü.
Bunu biliyordu. Bu, birinin tam teşekküllü bir zombiye dönüşmeden hemen önceki belirtileriydi.
Geri dönüşü yoktu.
Ama…
Eğer kitabın başrolünü ortadan kaldırabilirse, belki de bu lanetli gerçeklikten kurtulup geri dönebilirdi!
Bir karar verdi.
“Gitmem gerekiyor, yapmam gereken bir şey var.”
Tam kapıdan çıkarken, bir şey aklına geldi. Gözleri hızla parladı.
“Bu gece tekrar gel ve beni mutlaka kontrol et!”
Li Qing Tian şaşırdı, sonra hafifçe gülümsedi.
“Tabi, Genç Efendi.”
Mu Yifan, doktorun elindeki tıbbi çantaya göz gezdirdi ve sordu:
“Çantanda yüz maskesi var mı? Eğer kullanmıyorsan bana verebilir misin?”
Li Qing Tian hızla çantasını karıştırdı.
“Evet, bir tane olmalıydı.”
Beyaz maskeyi çıkarıp Mu Yifan’a uzattı.
Mu Yifan daha fazla konuşmadı. Maskeyi hızlıca kaptı, yanına bir de güneş gözlüğü alarak hızla arabasına bindi ve oradan uzaklaştı.
Yorum