Koyu Switch Mode

Look at Me [Novel] 24. Bölüm Günleri Saymak

Tüm Bölümler Look at Me [Novel]
A+ A-

Çevirmen: Sion


“Üzgünüm. Bu konuda anlayışınızı rica etmeliyim. Çoğu şey söz konusu olduğunda genellikle gergin olan tiplerden değilimdir. Hatta sanırım çelik gibi sinirlerim olduğu söylenebilir.”

Heerak gözlerini kıstı. Şimdi çok garip bir şey duyuyordu. Bu kişi her gün sinir krizi geçiriyormuş gibi kaskatı görünüyordu. Ancak şimdi çelik gibi sinirleri olduğunu söyledi; bu garip ötesiydi.

“Ama ben… sadece sizin önünüzde böyle oluyorum.” Doseon ona düz gözlerle baktı.

Heerak ise beklenmedik bir acı hissetti. Kalbi patlayacak gibiydi.

“Size daha önce de söyledim, sadece sizin önünüzde ölesiye gergin oluyorum.”

Heerak, diğerinin kelimeleriyle büyülenmiş bir şekilde baktı.

‘Sadece benim önümde…’ Bu kişinin az önce söylediği buydu. Titredi. Kalbini bunaltan bu duygu, Doseon’u düğümlemeyi ve işaretlemeyi ilk düşündüğü zamana oldukça benziyordu.

Az önce, sekreterinden duyduklarından dolayı çok sinirliydi. Öyle ki dayanamamıştı ve bu yüzden doğrudan Doseon’a koşmuştu.

Ama şimdi içini bulandıran ve kalbinde çalkantılı bir şekilde kıpırdanan olumsuz duygu tamamen yok olmuştu. Hepsi Doseon’un tek bir sözü yüzündendi. Öfke, gazap ve her türlü hoş olmayan hisler tamamen gitti ve yerini taşan, kalp ağrıtıcı dopdolu duygulara bıraktı.

“Sizin önünüzdeyken ne yapacağımı bilmiyorum. Size daha önce de söyledim, aklım tamamen çalışmayı durduruyor. Gülmediğimden değil, gülemediğimden. Sonunda sadece sorularınızı dürüstçe cevaplayabiliyorum. Elimden gelen tek şey bu. Başka bir şey düşünemiyorum, her şeyi unutuyorum.”

Heerak’ın zihni uzaktaymış, boşluktaymış gibi geldi. O kadar büyük bir sevinç hissediyordu ki sanki bu mutluluk yüzünden hasta olacağını düşündü.

“Acaba neden,” dedi Doseon başını eğerek.

Heerak zoraki bir şekilde gülümsedi ve Doseon’un sözlerini tekrarladı. “Acaba neden” dedi.

Doseon’un gözbebekleri genişledi. Heerak’ın sesi ve gözleri normale döndüğü için Doseon da rahatlamış görünüyordu. Dudaklarında küçük gülümseme oluşunca Heerak tarafından bir dizi hafif öpücükle karşılandı.

Heerak alçak sesle, “Bu sefer sen sarıl bana, Doseon,” diye fısıldadı.

Dudakları tekrar buluşup hafifçe ayrıldı. “Müdür Bey…”

“Sıkıca sarıl bana.”

Doseon, Heerak’ın başparmaklarının yanaklarını nazikçe okşadığını hissedebiliyordu. Gözlerini yavaşça kapattı ve birbirlerine yaklaştılar, sıcak nefesleri paylaştılar.

Doseon’un kolları tereddütle de olsa yavaş yavaş Heerak’ı sardı ve onu daha da yakınına çekti.

Doseon onu sıkıca sarıldı.

***4. Kısım***

Dudakları uyuşmuştu.

Doseon parmağını alt dudağına sürttü. Şişmiş dudaklarını parmak uçlarıyla hissedebiliyordu. Muhtemelen sabaha kadar ısırılan ve emilen dudaklarının duyularını geri kazanması biraz zaman alacaktı. Dudakları felçli gibi hissettirmesine rağmen, dokunduğu zaman sert hissettirmediler. Şimdi düşündüğünde, Heerak’ın kıkırdayıp artık kendi dudaklarını hissedemediğini söyleyerek onun dudaklarının üzerine de özenle bir şeyler uyguladığını yarı yarıya hatırlıyordu.

Geçen haftadan beri çalışma saatleri geceden gündüze değişmişti. Heerak istediği içindi. Aslında gündüz vardiyasından gece vardiyasına geçiş kolay olsa da tersi zordu, bu nedenle Doseon talep formunu yazarken büyük umutları yoktu. Formunu teslim ettikten sonra, bir veya iki saat içinde izin verileceğini tahmin etmemişti. Biraz düşündükten sonra Doseon, Heerak’a bu konuda bir katkısı olup olmadığını sordu ama Heerak sadece gülümsedi.

Doseon konuyu dikkatle gündeme getirdi. Heerak böyle şeyleri ne kadar çok yaparsa, Doseon’un kendisini o kadar rahatsız ve garip hissedeceğini mümkün olan en dolambaçlı şekilde aktarmayı zar zor başardı. Bunu yaparken Doseon’un gerçekten tüm cesaretini toplaması gerekiyordu çünkü Heerak’a olumsuz şeyler söylemekten nefret ediyordu. Yine de her zaman böyle şeylerin olmasına izin veremezdi.

Doseon konuyu açtığında, Heerak hemen onu ikna etmeye çalıştı. “Sadece pes edip kabullenemez misin? Bunun daha hızlı olacağını düşünüyorum. Ben zaten değiştirilemez bir durumdayım. Kendini daha iyi hissetmek için yapabileceği her şeyi mutlaka yapması gereken bir tipim.”

Doseon uzun uzun düşündü. Heerak’ın fikrini nasıl değiştirebilirdi? Düşüncelere daldığında Heerak da dümdüz önüne bakmıştı. Doseon onun üzgün olduğunu hissedebiliyordu. Karşısındaki adamın kaçamak ve üzgün bir yüzle arada bir kendisinin ruh halini kontrol ettiğini görünce Doseon hemen düşünmeyi bırakmaya karar verdi.

Heerak’ta böyle bir yüz görmek istemiyordu. Her zaman kendine güvenen ve yüksek moodda olan müdürün Doseon yüzünden omuzlarını düşürdüğünü görmek iyi hissettirmedi. Doseon, Heerak’ın en çok gülümsediğinde yakışıklı ve zeki olduğunu düşünürdü ve parlak ifadeler en çok Heerak’ın ışıltılı ve yakışıklı yüzüne yakışıyordu.

Bunun gibi olan her an, Doseon’u aynı sonuca götürüyordu. Birlikte geçirdikleri her an için sürekli olarak zihninin ona hatırlattığı bir şey vardı.

Heerak’ı bu kadar yakın mesafeden izleyebileceği süre sınırlıydı. Ayrıca, onun tarafından bu kadar dikkate alınacağı zaman da yakında sona erecekti. Bu cömertlik rahatsız ve utanç verici hissettirse de bunun yakında biteceğini düşünmek Doseon’un daha fazla tolerans göstermesine sebep oluyordu.

Her halükarda Heerak’ın şimdilik dilediğini yapmasına izin vermek, Doseon’un akıl sağlığı için de daha iyi görünüyordu. Heerak’ın moralsiz yüzünü görmek istemiyordu. Belki de hafızasını Heerak’ın gülen yüzüyle doldurmaya bile yetecek kadar günü yoktu.

Aslında hali hazırda gerçekten anlaşmazlık denilemeyecek başka konularda da tartışmaya benzer fikir alışverişinde bulundukları seferler olmuştu. Bir seferinde fırsatını bulunca Heerak’ın sekreteri olan Seokchan’a bir endişesinden bahsedebilmişti. Bahsettiğinde, Seokchan ciddi ve düşünceli görünüyordu. Görünüşe göre hemen ardından Heerak’a bundan bahsetmiş. Bu sayede Doseon, fırsat olmadığı için daha önce söyleyemediği şeyleri rahatlıkla söyleyebilmişti.

Alfalar ve Omegalar. Bu iki kategoriden çok uzak bir dünyada yaşayan Doseon, Baskın Alfa feromonlarının çevresi üzerindeki etkisinin boyutu karşısında dehşete düşmüştü. Doseon, bunu kendi başına deneyimleyebileceği bir günün geleceğini asla hayal etmemişti.

Bu his dünyanın öbür ucunda değil de yan kapıda işlenen bir cinayeti duyunca katilin eve çok yakın olduğunu düşünmeye benziyordu. Başkasının gerçeği olarak gördüğü bir şeyin bir gün kendisinin gerçeği olması oldukça şaşırtıcıydı.

“Feromonlarım tarafından sarılmaktan rahatsız mı oluyorsun?”

Aslında sorun karşısında Doseon’un vardığı otomatik sonuç, Heerak’tan kendini dizginlemesini istemek olmuştu, ancak Heerak bu istek üzerine ciddi bir surat ifadesi takınmış ve soğuk bir şekilde bu cevabı vermişti.

Doseon’un Heerak’ın tepkisi üzerine başı ağrımıştı. Bütün Alfalar böyle miydi? Heerak’tan kendini dizginlemesini istediğinde, Heerak neden bunu sormayı düşünmüştü? Doseon anlayamadı. Denese bile bu davranışın sebebini anlamanın mümkün olduğunu düşünmüyordu.

Doseon’un mantığına göre, eğer bu güçlü feromonlar diğer insanları rahatsız ediyorsa, cevap bu feromonları salmayı bırakmaktı. Hepsi buydu. Doseon bir şeyler daha söyledi ve düşüncelerini taş suratlı Heerak’a iletmek için elinden geleni yaptı.

Kolay değildi. O ne kadar endişelenip konu hakkında konuşmaya devam ederse, Heerak’ın gözleri daha da soğudu.

Ne kadar uğraşırsa uğraşsın bunu söylemenin başka bir yolunu bulamıyordu. Son çare olarak, Doseon’un gerçekten kullanmak istemediği şikayetini dile getirmekten başka seçeneği kalmamıştı.

Doseon, nereye giderse gitsin rahatsız olan bakışlar hissettiği için her zaman endişeli hissettiğini söyledi, ”İnsanlar şaşkınlıkla zıplayıp hemen geri çekildiklerinde, sanki bir suç işlemişim gibi tüm vücudum donuyor ve çok geriliyorum” dedi. Aslında bunu çok bir şey beklemeden söylemişti. O sadece Heerak’ın içinde bulunduğu durumu daha net bilmesini istiyordu.

Ancak bu şaşırtıcı derecede etkiliydi. Sessizce dinleyen Heerak, “suç” kelimesini duyar duymaz kollarını uzattı ve Doseon’a sarıldı. Kulağına söylenen özür üzerine Doseon’un gözleri büyüdü. Heerak, Doseon’a böyle hissettirmek gibi bir niyeti olmadığına yemin ettiğini fısıldadı. Aceleci olduğunu söyledi. Dar görüşlü olduğu için üzgün olduğunu mırıldanmaya devam etti.

Doseon, Heerak’ın sıcak kucağında başını salladı. Heerak’ın defalarca özür dileyen sesini dinlemek giderek daha üzücü hale geldi ve Doseon’u aşağılık biri gibi hissettirdi.

Heerak’a göre, Doseon’un içine geldiği zaman feromonlar daha güçlü ve daha uzun süre kalıyordu. Şimdiye kadar, prezervatifler yanlarında olsa bile çoğu zaman kullanılmıyordu. Ancak Doseon kendini bir suçlu gibi hissettiğini söyledikten sonra Heerak mutlaka prezervatif kullanmaya başladı. Artı, Doseon ne zaman yanından ayrılmak üzere olursa, Heerak özenle onun üzerine feromon deodorantı sıkmaya başladı.

Heerak’ın komidinin üzerindeki prezervatifleri alırken dudaklarını sertçe ısırdığını görmek garip geliyordu. Daha da tuhafı, Doseon tepeden tırnağa deodorant sıkıldığında kendisini çok yabancı hissediyordu; önce neye alışacağını merak etti.

Belki de buna alışacağı gün hiç gelmeyecekti. Heerak ve ilişkisinin sona erdiği güne kadar asla gelmeyebilirdi. Doseon normal günlük hayatına geri döndüğünde, ilk olarak neyi unutacağını merak ediyordu. Artık, zihnindeki uzaklık ve yakınlık arasındaki çizgi zayıftı.

Heerak ne zaman işin içine girse böyle oluyordu. İki ya da üç günde bir olan seksten dokunuşlarına, bakışlarına, sıcaklığına ve sesine kadar daha önce kendisine çok uzak olan şeyler kısa sürede sıradan hale gelmişti. Doseon geçen günlere karşı kayıtsız kaldığını fark etti ve bunu her fark ettiğinde daha çok korkmaya başladı.

Bugün ise bir hata yapmış ve Heerak’a adıyla seslenmişti.

Doseon, “bir dahaki sefere” müdüre unvanıyla değil adıyla hitap edeceğine söz vermişti. Ve birileri bu sözünü tutup tutmayacağını sorarsa, cevap yapamayacağıydı. Heerak yüzü kıpkırmızı kesilerek Doseon’un yalancı olduğu konusunda mızmızlandı ama Doseon, Heerak’ın adını yüksek sesle söylemeye cesaret edemiyordu.

Heerak oldukça hayal kırıklığına uğramış görünüyordu, ama her seferinde sonunda gülümseyip bunun olmasına izin vererek, bunun bir çaresi olmadığını söylüyordu. Heerak’ın hayal kırıklığına uğramış bakışının örnekleri artık üst üste yığılmıştı.

Yine de bu sefer pes etme sırası Doseon’daydı. Heerak, Doseon’un içindeyken ve her zamanki gibi elleri birbirlerine kenetlenmişken, sonunda diğer adamın yüzüne bakarken onun adını söyleyebildi. Doseon’un sesi çok inceydi. Ateşli iniltileri ve gözyaşlarıyla bulanıklaşan ve bastırılan bir sesti.

Heerak son derece duygulanmış görünüyordu ve neşeyle gülümseyen gözleri hilal şekline büründü.

Doseon büyülenmiş bir şekilde o yüze baktı. Alt yarısından yükselen karıncalanma hissini neredeyse unutmuştu. Sonsuza dek o yüze bakmak istedi, tüm vücudu gülümseyen yüzle felç oldu. Gözünün kenarında bir damla yaş birikmişti. İçinden o yüz için bile olsa daha önce onun ismini söylemediğine pişman oldu.

Sonrasında.

Doseon’un gözleri kocaman açıldı ama sanki hiç bitmeyecekmiş gibi gelen bir süre boyunca parmağını bile oynatacak gücü toplayamadı. Sırtına dolanan kolları itemiyordu. Vücutları bu kadar sıkı birbirine bastırılmışken harekete geçerse Heerak’ı uyandıracağını hissetti. Başını nazikçe kaldırdı.

”Vay canına”, diye düşünerek Doseon kuru kuru yutkundu. Heerak’ın muhteşem yüzü gözlerinin hemen önündeydi. Odanın loş ışığına rağmen, Heerak’ın yüzünün tüm hatlarını şaşırtıcı bir şekilde net bir şekilde seçebiliyordu. Şekilli kaşlarından düzgün biçimli dudaklarına kadar hiçbir yerinde hiçbir eksiklik yoktu. Ara sıra, onunla konuşurken Doseon’un Heerak’a yakışıklı yüz hatlarına sahip olduğunu veya çarpıcı göründüğünü söylemek zorunda kaldığı zamanlar oluyordu.

Örneğin, Doseon, Heerak’a baktığında ve diğer adam bu bakışı hissettiğinde, “Ben oldukça yakışıklıyım, değil mi?” veya kendisi bir şey demeden önce Heerak’ın “Bugün nasıl görünüyorum?” diye sorduğu günler oluyordu.

Etiketler: novel oku Look at Me [Novel] 24. Bölüm Günleri Saymak, novel Look at Me [Novel] 24. Bölüm Günleri Saymak, online Look at Me [Novel] 24. Bölüm Günleri Saymak oku, Look at Me [Novel] 24. Bölüm Günleri Saymak bölüm, Look at Me [Novel] 24. Bölüm Günleri Saymak yüksek kalite, Look at Me [Novel] 24. Bölüm Günleri Saymak light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X
İçerik Uyarısı
Uyarı, "Look at Me [Novel] 24. Bölüm Günleri Saymak" reşit olmayanlar için uygun olmayan şiddet, kan veya cinsel içeriğe sahip olabilir.
Onayla
Çık