Koyu Switch Mode

Look at Me [Novel] 2. Bölüm (Omega Bulundu)

Tüm Bölümler Look at Me [Novel]
A+ A-

Çevirmen: Sion


Cumartesi günü, akşamdan kalmanın onda bıraktığı uyku hali ile geçen bir savaştı. Her zamanki gibi Pazar günü, hafta içi günleri için ihtiyaç duyduğu enerjiyi geri kazanmak için dinlenmekle geçti. Kafasını boşalttıktan sonra, yatağıyla bütünleşmiş gibi evde kaldı.

Ve sonra Pazartesi geldi.

Binanın yakınına yerleştirilen tüm kamera görüntüleri toplandı. İstediği görüntüyü bulmayı başardı ama Omega’nın yüzünü göremedi. Mesafe çok uzaktı. Ancak, durumu bir dereceye kadar anlaması mümkün oldu.

Videoda, Heerak boynunu geriye atmış ve başını bankın arkasına dayamıştı. O halde uyuyakalmış olmalıydı. Birkaç dakika sonra birisi ona yaklaştı. O anda tanıdık bir duyguya kapıldı. Ekrandaki kişi, geceyi onunla geçiren Omega olmalıydı. 

Heerak’la konuşuyor gibiydi. Birinin ona ‘Böyle bir yerde uyuya kalırsan donarak ölürsün‘ diyebileceği bir mevsimde değillerdi ama görünen o ki vicdan sahibi bir kişiydi. Kendinden geçmiş ve bilincini kaybetmiş olan birini görmezden gelememişti. Böylesine acımasız bir dünyada gece yarısı sarhoş insanları umursayacak cesarete sahip birilerinin olduğuna inanamadı. Ya çok iyi biriydi ya da çok aptaldı. İkisinden biri olmalıydı bu Omega. 

“Beni yolda bulmuş olmalı.”

“Şu anda şaka yapmanın sırası değil.”

Ardından önündeki Omega’nın bileğini tuttu. Videodaki ikili gelen otomobilin arka koltuğunda oturup birlikte kayboldular. Araba da kısa sürede gözden kayboldu. Bu kadardı. 

“Gece 1’de Hodie’nin ön bahçesinde dolaşan insan sayısı sınırlı olmalı. Kim olduğunu bulmak kolay olacak. Gerekirse, Hodie içindeki tüm kamera görüntülerini toplayacağız ve gözden geçireceğiz.” 

“Bu gerekli mi? En azından müşteri olmadığı kesin. Cevabı sadece kıyafetine bakarak görebiliyorum.”

Heerak moteldeki memurun partneri için ‘normal’ dediğinde ne demek istediğini anlamıştı. Kot pantolon ve tişört giyiyordu. Sokakta bu tarz kıyafet giyen kişiler çok yaygındı. Sıradan bir kıyafetti. Kıyafetin tanınmış bir şahsiyet veya tanınmış bir ünlü tarafından giyilmedikçe biraz vasat olduğu ortadaydı.

“O halde…” Seokchan konuşmanın sonunda belli belirsiz güldü. Heerak da sekreterinin ne düşündüğünü anlamış gibiydi. Belki de Hodie’nin çalışanlarından biriydi.

Heerak yönetici olmasına rağmen, o yerin işleyişi ve yönetimi tamamen şube müdürüne aitti, bu yüzden sadece bazı çalışanların yüzünü biliyordu.

“Müdür Moon ile konuşacağım.”

“Peki.”

***

Personel duyurusu: “Cumartesi saat 01.00 sularında, Genel Müdüre yardım eden ve ona arabasına kadar eşlik eden kişiyi teşekkür etmek için arıyoruz. Bu nedenle eğer bu kişi bizim bir çalışanımız ise, ortaya çıkmasını içtenlikle rica ediyoruz.” 

Seokchan tarafından iletilen mesaj Müdür Moon’a ulaştı ve hızla tüm Hodie personeline yayıldı. Bu hızlı girişim sayesinde, söz konusu kişiyi sadece yarım gün içinde bulmayı başardılar.

“Onu buldun mu?”

-Evet.

Heerak, babası tarafından çağrıldıktan sonra HW merkez ofisine giderken telefon almıştı. Başkanın ofisinin hemen dışında dururken, bu konuşmayı babasının önünde yapmamanın en iyisi olacağına karar verdi. Bu yerinde bir karardı.

“Harika. Peki çalışanlardan biri mi?”

-Evet.

Heerak kaşlarını çattı. “Kahretsin, bir çalışana elimi sürdüğüme inanamıyorum. İçmeyi bırakmalıyım.”

-Bunun da bir problem olduğu konusunda hemfikirim.

“Başka bir sorun daha mı var?”

-Evet.

Seokchan belirsiz bir sesle mırıldandı.

-Aslında benim açımdan bir sorun değil… Hayır, daha doğrusu bu iyi şey. Ama sizin için bunun büyük bir sorun olacağını düşünüyorum.

“Neden bahsediyorsun?”

Heerak sekreterinin ne demek istediğini anlayamadı, bu yüzden sessiz kalmaya karar verdi. Sonra sekreterinin de önerisi ile adamla ofisinde buluşmanın daha iyi olacağına inandı ve babası ile olan görüşmesini tamamlamak için telefonu kapatıp zihnini temizledi. Yakında Heerak söz konusu Omegayla baş başa kalacaktı. Zaten Hodie’de çok az Omega vardı.

***

Heerak ofisine geldikten sonra 10 dakika boyunca tek kelime edemedi. Geldiğinden beri söylediği tek şey, içeri girdiğinde ayağa kalkan adama, “Rahatça oturabilirsin,” demek oldu.

Bir süre koltukta oturan “Omega“ya aptal aptal baktı. Ardından, gergin bir şekilde ofiste dolaştı. Masanın etrafında yürüdü, bir kez pencerenin yanında durdu, sonra tekrar kanepeye yürüdü. 

Bu arada, söz konusu adam ona bakıyordu. Heerak masanın üzerindeki ince kağıdı tekrar okudu. Ofise girmeden önce Seokchan ona bu çok önemli bilgiyi vermişti.

‘Beta.’

Diğer bilgiler ve doğum tarihi bile bu kelimeyi gördükten sonra dikkatini çekmedi. Sadece bu kelime kafasını meşgul etti.

Ofise girer girmez, içinde uğursuz bir his oluşmuştu. Çünkü adamda herhangi bir feromon hissedemiyordu. İş yerlerinde, Omegalar ve Alfalar feromon deodorantı sıkarlardı, bu yüzden önündeki adamın bunlardan biri olduğunu umdu. Ancak sonunda bu kötü his gerçek oldu. Tabi bu belge sahte değilse…

“Sana birkaç soru soracağım.”

Heerak sonunda ağzını açtı ve adamın karşısına oturdu. Adam da hafifçe başını kaldırdı ve cevap verdi. “Tamam.”

“Gerçekten Beta mısın?”

“Evet.” diye doğruladı adam.

Heerak’ın artık bunu inkar etmesine gerek yoktu; artık bu inkar edilemez bir gerçekti.

‘Hayır, bekle.’

Heerak’ın kafası karmakarışıktı. Aceleyle sonuca varmak istemiyordu.

“Cumartesi gecesi bana-”

Heerak adamın adını hatırlamaya çalıştı. ‘Adı neydi?

Adam sanki düşüncelerini okumuş gibi sakin bir şekilde cevap verdi. “Adım Yoon Doseon.”

“Doğru, Bay Doseon. Bana yardım edip arabaya mı bindirdiniz?”

“Evet.”

“Ve benimle arabaya mı bindiniz?”

“Evet.”

“Ve sonra… Bay Doseon, siz nerede indiniz?”

Her soruya hemen verilen cevap orada sona erdi. Bunun yerine Doseon, ne dediğini anlamamış gibi ona baktı.

“Sizinle birlikte indik efendim.”

“Nerede indik?”

Heerak’ın zihninde olasılıklar dönüyordu. ‘Peki. Arabada birlikte olabiliriz. Benim için endişelenen bir çalışanın, işten ayrılırken içkili patronuna yardımcı olmak istemesi alışılmadık bir durum değil. Yani beni alan kişi ile motele benimle giren kişi aynı olmayabilir.

Aslında kamerada videoyu gördüğü andan itibaren, Doseon’un geceyi birlikte geçirdiği Omega olduğuna ikna olmuştu. Ama şimdi yalnızca, bu inancının bir yanılsama olmasını umuyordu. Doseon çok fazla yüz ifadesine sahip olmadığı için sakince cevap verdi.

“Bir motelde indik efendim.”

“Ha?”

Şimdi kaçacak yeri yoktu. Önüne serilmiş gerçekleri kabul etmenin zamanı gelmişti.

Cho Heerak sarhoşken bir beta ile yatmıştı. Bu gerçekle yüzleşmek zorundaydı.

Heerak yüzünü elleriyle ovuşturdu ve mırıldandı, “Lütfen daha fazla ayrıntı verebilir misiniz? Şimdiden özür dilerim ama o geceye dair hiçbir şey hatırlayamıyorum.”

Doseon başını salladı ve sakince cevapladı. “Nereden başlayayım?”

“Beni bulduğun andan itibaren.”

“Sizi işten eve dönerken gördüm. Endişelendim çünkü bankta uyuyan kişinin genel müdürümüz olduğunu hemen anladım. Size iyi olup olmadığınızı ve şube müdürünü aramam gerekip gerekmediğini sordum. Sonra siz aniden bileğimi tuttunuz.”

“Lütfen devam et.”

“Bir süre yüzüme baktıktan sonra, “Benimle yapmak ister misin?” dediniz. “Neyden bahsediyorsunuz?” diye sordum, “Seksten başka bir şey olabilir mi?” dediniz. İnanamadım ve “Ciddi misiniz?” diye sordum. Gülümsediniz ve “Hiç bu kadar ciddi olmamıştım.” dediniz.”

Dinledi ve dinledi, ama daha fazla dayanamadı ve “Ah, siktir!” diye bağırdı.

Doseon’un ciddi yüzü utançla kaplandı ilk defa. Heerak bir elini hafifçe salladı, diğer eliyle gözlerini ovuşturdu.

“Özür dilerim, Doseon.. Sana değil, kendime söyledim. Lütfen devam et.”

“Tamam. Sonra bir araba geldi ve ben sizinle birlikte bindim. “Nereye gidiyoruz?” dedim ve siz “seks yapabileceğimiz en yakın yere gidelim” diye cevap verir vermez hemen uyuya kaldınız. Ne demek istediğinizi tam anlayamadım, bu yüzden şoförden bu bölgedeki en yakın konaklama yerine gitmesini istedim.”

Heerak ortadan kaybolmak istiyormuş gibi görünüyordu ama birden gerçekliğe geri döndü. Doseon’un söylediği her şeyin doğru olduğunu ve bundan şüphe etmek için hiçbir neden olmadığını fark etti. Karşısındaki adam tatlı dilli birine benzemiyordu ve iddia ettiği açıklamalar kulağa makul geliyordu.

Heerak’ın midesine derin bir huzursuzluk duygusu yerleşti. Bir şeyi açıklığa kavuşturması gerekiyordu.

“Yoon Doseon. Bir konudan emin olmak istiyorum.”

“Evet.”

“O gün sana bunun tecavüz olup olmadığını sordum değil mi?” Doseon onu dinleyerek başını salladı. “Evet.”

“Soruma nasıl cevap verdin?”

“Hayır dedim.”

“Doğru, hayır dedin. Ama şimdi durum biraz garip. Bay Doseon, genel müdür olduğumu bildiğini söyledin.”

“Evet.”

“O halde benimle yattın, çünkü ben senin patronunum ve beni reddedemezdin. Bu olayın ardında böyle bir gerçeğin olduğu konusunda çok endişeliyim…”

Heerak konuşmasını henüz bitirmeden önce kesin bir yanıt duyuldu. “Kesinlikle hayır.”

“Hayır mı? Peki benimle bir motele gitmenin sebebi neydi?”

Bir anda Doseon’un ifadesi belirsizleşti. Soruyu tam anlayamadığı belliydi ve Heerak’ın gözlerinin içine baktığında biraz gerginleşti.

“Müdür bey.”

“Evet?” diye yanıtladı Heerak. Sonra beklenmedik bir soru kulağına geldi.

“Dünyada sizin baştan çıkarmanızı gerçekten reddedebilecek biri var mı?”

“…!”

Heerak gözlerini kocaman açtı. “AHAHAHA! Ne diyorsun? Bu bir iltifat mı? Vay canına. Utandım.”

Karşısındaki kişi gülümseyip alay etse bile, Doseon taş gibi oturup ifadesiz kalan biriydi. Yine de Heerak gülerken kalbi eridi. Sonra tekrar bir sessizlik anı oldu.

Heerak’ın bakışları karşısında oturan hareketsiz adamın üzerine sabitlenmişti. Adamı “ortalama” olarak tanımlasa da, adam bir Beta olduğu için herhangi bir feromon kokusunu alması imkansızdı. Davranışlarının kabalığına rağmen, Heerak adamın görünüşünü incelemekten kendini alamadı. Gözlemledikçe, o gece ne kadar sarhoş olduğunu daha iyi anladı. Adamın Beta olup olmadığına bakmaksızın, bu yüze karşı konulmaz bir şekilde çekilmek gibi bir bahane bulabilmeyi diledi.

Tam o an idrak etmiş gibi “Ben seninle gerçekten seks yaptım,” diye mırıldandı. Pişmanlık ve titreme karışımı bir mırıltıydı.

Ağzından çıktığı an, karşısındaki kişi onu net bir şekilde duydu. Kelimeleri, çok fazla anlam içeriyordu. ‘Bir Beta. Senin gibi sıradan bir insanla. Nasıl yapabildim?‘ alt metinlerini fark etmemek imkansızdı.

Heerak’ın karamsar ruh haline karşılık Doseon “Evet, yaptınız. Çünkü çok sarhoştunuz,” dedi.

“…”

Heerak’ın yüzü soldu. Parlak yüzü, önündeki adamınkine benzer, düz bir ifadeye dönüştü. Az önce ne duyduğunu kavrayamıyordu ve yanlış anlayıp anlamadığından emin değildi, ancak Doseon’un ses tonu onu teselli etmek istiyormuş gibi geliyordu.

Bu, düşüncelerini daha da karmaşıklaştırdı. Konuşması kaba olmasına rağmen, diğer adamın davranışı daha saçmaydı. Heerak kuru kuru sordu.

“Bu ne anlama geliyor? Sarhoş olmasaydım seninle yatmayacağımı mı söylüyorsun?”

“Evet.”

Tabii ki evet. Son derece doğruydu. Sarhoş olmasaydı, bir Beta ile asla yatmazdı, orası kesindi. Ancak bu durum onu şaşırttı.

Kendisi için de aynısı geçerliydi ama soruyu titremeden yanıtlayan adam cidden çok tuhaftı. Kendini aşağılama veya üzüntü belirtisi yoktu. Sadece gerçekleri konuşan bir kişinin yüz ifadesiydi bu. Durumdan hiç şüphesi yoktu. Sonra Doseon, sanki ona bir hançer fırlatıyormuş gibi ağzını açtı. “Özür dilerim, Müdür bey.”

Bunun üzerine Heerak’ın gözleri daha da kısıldı. Kelimelere dökemediği duygular üst üste binmeye devam etti.  “Özür mü diledin? Neden? Niye?”

“O gün, kafam çok karışık olduğu için düşünecek zamanım yoktu. Ama eve geri dönüp bunu düşündüğümde, sizin dileğiniz olmasına rağmen reddetmediğime pişman oldum. Sarhoş olduğunuz için bunu söylemenize rağmen sonunda benim gibi biri ile seks yaptınız, böylece şimdi ne kadar moralinizin bozuk olduğunu görebiliyorum.”

“Vay…”

‘Böyle bir insan var mı?’

Heerak kendi kendisiyle, zihninde anlatılamaz düşüncelerle savaş halindeydi. Bu zihinsel bir saldırı gibi bir şeydi. Doseon tekrar konuştu. “Size bir sorum var.”

Heerak alnını bastırarak cevap verdi. “Evet lütfen sor.”

“Beni neden arıyordunuz?”

“Ah…… O gün yanımda olan kişinin beta olabileceğini düşünmemiştim bile ve seninle tanışmadan hemen önce seks yaptığım kişinin bir Omega olduğuna kesin olarak inanıyordum. O gün doğum kontrol hapı kullanmadım ve prezervatif takmayı umursamadım, değil mi? Bu yüzden…”

Doseon anlamış bir şekilde başını salladı. “Merak etmeyin. Ve size karşı gerçekten affedilmez bir suç işledim. Özür dilerim.”

Heerak ‘Bu noktada ben de özür dilemeli miyim? Seni siktiğim için özür dilerim mi demeliyim?‘ diye düşündü ama söyleyecek söz bulamadı. Başı akşamdan kalmalıktan daha şiddetli bir ağrıyla zonkluyordu.

 

Etiketler: novel oku Look at Me [Novel] 2. Bölüm (Omega Bulundu), novel Look at Me [Novel] 2. Bölüm (Omega Bulundu), online Look at Me [Novel] 2. Bölüm (Omega Bulundu) oku, Look at Me [Novel] 2. Bölüm (Omega Bulundu) bölüm, Look at Me [Novel] 2. Bölüm (Omega Bulundu) yüksek kalite, Look at Me [Novel] 2. Bölüm (Omega Bulundu) light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X
İçerik Uyarısı
Uyarı, "Look at Me [Novel] 2. Bölüm (Omega Bulundu)" reşit olmayanlar için uygun olmayan şiddet, kan veya cinsel içeriğe sahip olabilir.
Onayla
Çık