Koyu Switch Mode

Look at Me [Novel] 19. Bölüm Bağlar Kurmak

Tüm Bölümler Look at Me [Novel]
A+ A-

Çevirmen: Sion


“Bu kadar kötü hissetmene gerek yok ama benim için endişelenmeye devam edebilirsin. Beni düşüncelerinde tutman güzel bir duygu… Ah, ama fazla endişelenme.”

Yaya geçidinden Heerak’ın arabasına yürümek bir dakikadan az sürüyordu ama Heerak ısrarla Doseon’un elini tuttu. Her gece el ele tutuşup parmaklarını birbirine kenetliyorlardı, ancak Doseon her seferinde gözlerini kocaman açarak Heerak’ın gözlerine bakardı. Ardından gözlerindeki utangaç bakışı gizlemek için başını eğiyordu.

Heerak birçok yönden dikkatliydi ama Doseon’un en sevdiği fiziksel temasın el ele tutuşmak olduğunu fark etmişti. Artık bunu bildiği için, kolayca yapabilirdi. Elinden geldiğince sık sık, Heerak Doseon’un ellerini tuttu, parmaklarını kenetledi ve Doseon’un ellerinin arkasına bir öpücük kondurmak için kenetlenmiş ellerini dudaklarına getirdi. Doseon bu olunca ender ve belli belirsiz gülümsemesini yapardı. Doseon’un mutluluğu

Heerak’ın mutluluğuydu ve bu nedenle Heerak Doseon’un sevdiği şeyleri yapmaya devam etmek istedi.

Doseon’un vücudundan belli belirsiz Heerak’ın feromonlarının kokusu yayıldı. Heerak zevkle gülümsemeden edemedi. Bu, Heerak’a göre güçlü, baskın feromonlara sahip olmanın olumlu bir sonucuydu.

İlk seferi gerçekten de istemeden olmuştu. Heerak buna hata bile derdi. Sadece kendiliğinden olmuştu.

Doseon’u bırakırken Heerak, Doseon’a bir veda sarılışı vermişti ve kazara feromonlarının bir kısmını diğer adama bulaştırdı. Bir anlığına pişman oldu ve sonra feromonlarını kontrol altında tutmadığına şaşırdı. Ancak Doseon’dan kendi kokusu yayıldığında derin bir tatmin duygusu hissetti.

Bunun oldukça hoş olduğunu düşündü. Sonra “Hatalar” devam etti.

Ertesi gün Doseon’un boynundaki ve ellerindeki kendi kokusunun silik olduğunu fark edince kaşlarını çattı. Kalbinde hafif bir endişe ve hoşnutsuzluk kıpırdandı. O gün ayrıldıklarında, Doseon’a tatlı rüyalar diledi ve ona sarıldı, önceki geceden daha fazla feromon salıverdi hiç çekinmeden.

Daha sonra Doseon’u neredeyse her gün feromonlarıyla yıkadı.

Heerak, hiç zamanını ayıramadığı birkaç sefer dışında, bu rutini hemen hemen her gün tekrarlıyordu. Bunu Doseon’un kiminle vakit geçirdiğini herkese duyurmak için veya Doseon’a sarkıntılık yapmaya cüret edebilecek birini savuşturmak için yapmazdı.

Bunun nedeni Heerak’ın Doseon’da kendi kokusunu alabildiği zaman garip bir şekilde rahatlamış hissetmesiydi. Sanki bulutların üzerindeymiş gibi rahat ve huzurlu hissediyordu onda kendi feromonlarını kokladığı zaman. Aslında bunun Doseon’a bazı rahatsızlıklar verebileceğinden biraz endişe duysa da Heerak diğer adamı her gece evine bırakırken kendini tutamıyordu. Hatta bu olay onun kontrolünün ötesindeymiş gibi hissettiriyordu.

Doseon’u yolcu koltuğuna oturttuktan sonra Heerak sürücü koltuğuna oturdu. Motoru çalıştırdı ve çevrede bir tur atmaya karar verdi. Doseon sakin görünüyordu ve dümdüz ileriye bakıyordu. Heerak yan tarafa baktı ve “Bugün ne yedin?” diye sordu.

“Bugün… Şube müdürü Moon yemeği benim seçmemi istedi.”

Doseon durakladı ve başını eğdi. Küçük, geçici gülümsemesi biraz tatsız görünüyordu. Belli ki buruk bir gülümsemeydi.

Heerak, Doseon’a hızlı bir bakış attı ve “Neden?” diye sordu.

Doseon şaşkın bir ifade takındı ve yavaşça devam etti, “Normalde atıştırmalıklarımızı merdiven oyunuyla seçeriz. Personel taş, kağıt, makas oynuyor ve kazanan kişi istediği numarayı söylüyor.”

“Vay canına, ben de oynamak istiyorum. Kaç menü seçeneğiniz var?”

“Altı veya yedi? Gelip bize katılsaydınız… Herkes bunu isterdi. Personel her zaman bizi ziyaret etmenizi sabırsızlıkla bekliyor. Son zamanlarda sık uğramadığınızı söylediler.”

“Haha!”  Güldükten sonra, Heerak içinden gelmeyen birkaç söz söyleyecek kadar cömert hissetti. “Uğrayıp yüzümü göstermeliyim sanırım.”

“Hep böyle yapıyorduk ama birkaç gün önce şube müdürü doğrudan ilk olarak bana yemek istediğim bir şey olup olmadığını sormaya başladı. Biraz kafam karıştı ama personelin geri kalanı da beni seçmem için ısrarcı oldu.”

‘Çok çabuk kavrıyorlar değil mi?’ Heerak gizlice kurnaz bir şekilde gülümsedi.

“Sonra işe giderken gördüğüm çeşitli kızarmış yiyeceklerden ve gözlemelerden bahsettim ama bence bu bir hataydı.”

“Bir hata? Neden? Niye? Tadı kötü müydü?”

“Hayır, aslında… yakındaki dükkanlardan hiçbiri teslimat yapmıyormuş. Bunu bilmiyordum çünkü bir misafir geldi ve personel odasından ayrılmak zorunda kaldım ama daha sonra iş arkadaşlarımdan biri bana söyledi. Müdür, ben istediğim için bir çanta dolusu yiyecek almaya gitti. Onun için çok üzüldüm. Pizza ya da kızarmış tavuk gibi kolay erişilebilir bir şey söylemediğime pişman oldum.”

Bunu duyunca Heerak düşüncelere daldı.

Seokchan aracılığıyla birkaç avans vermek kolaydı. Ancak, bunu yaparsa eğer çok açık bir davranış sergilemiş olurdu. Geçmişte birkaç avans vermiş olsa bile, Heerak şube müdürünü bariz bir şekilde ödüllendirmiş olsaydı, Doseon daha da fazla özen ve ilgi görecekti. Heerak bunun iyi bir sonuç olduğunu düşündü ama Doseon’un bundan rahatsız olacağını da biliyordu. Doseon’un şimdiden birkaç rahatsız edici soru aldığından emindi.

“Peki. Yine de bir yöneticinin personeline yiyecek almak için dışarı çıkarmasında ne var? Sorun değil, o yüzden bu kadar kötü hissetme.”

Doseon pek ikna olmuş görünmüyordu ama Heerak bunu görmezden geldi ve bir sonraki sorusunu sordu. Önceliği Doseon’u o günkü atıştırmalık yüzünden hissettiği olumsuz duygulardan uzaklaştırmaktı.

“Öyleyse aç hissetmiyor musun?”

“Evet, Peki ya siz?”

“Ben de bu gece geç yedim. Yorgun musun?”

“Bu saatte genellikle uyanık olurum. Benden daha yorgun olduğunuzu biliyorum.”

“Ben de iyiyim. Yarın sabah için planlanmış bir şeyim yok. Öğlene kadar uyuyabilirim.”

Sevgiyle sohbet ettiler ve boş, derin gece yolunda huzurla ilerlediler. Son birkaç gündeki randevuları genellikle sadece arabadaydı. Heerak, Doseon’un başka birine bakmasından ya da başkalarının Doseon’a bakmasından hoşlanmıyordu. Bu nedenle, ikisi arasında kapalı bir alanda romantik bir ruh hali yaratmak için araba sürmekten daha iyi bir seçenek yoktu. Zaten günün bu saatinde hiçbir şey yapamazlardı (en azından Heerak’ın kendi kendine söylediği buydu).

Olimpiyat Köprüsü, Chungdam Köprüsü, Youngdong Köprüsü, köprü, köprü, köprü… Tam olarak böyleydi, ‘Ye-hoo… Eğlenceli bir gece köprü turu!’

Arkadaşlarıyla içtiği gündü sanırım konuştukları zaman. Tanınmış bir aktörle çıkan bir arkadaşı, sırıttı ve tek randevularının evde veya arabada olduğundan şikâyet etti, ancak yine de hepsi gülümsüyordu. Bu arkadaşa göre, eşinizi kısa bir süre görmeniz gerektiğinde evde vakit geçirmek kolay ve daha güvenli olduğundan, dışarı aktivitesi olarak en iyi bir seçenek arabayla gitmekti. Arkadaşı ağlıyormuş gibi yaptı, diğer arkadaşlarına acısını anlayıp anlamadıklarını sordu, ama oradaki hiç kimse (şu anki Heerak dışında) onun acısını anlayamazdı.

Arkadaş çevresinde, boş kaldıklarında birileriyle görüşen birkaç kişi vardı ancak kimse aşık olmaktan veya romantik bir ilişki içinde olmaktan bahsetmezdi. Kalbin şiddetli çarpması hissi, aşık olduğu kişinin sesini duyduğunda mutluluktan uçmak veya tüm yorgunluğun eriyip gitme hissi, bunlar her zaman başka birinin hikayesiydi.

İnsanların koşarken veya aşırı veya korkutucu bir durumda kaldıkları zaman kalplerinin çarptığını hissettiklerini söylediler. Ama sevdiği birini gördüğünde kalbi yerinden çıkacakmış gibi hissediyorlarsa eğer biriyle çıkmak çok zor olmalıydı. Her karşılaştıklarında kalbinin çekiçle göğsüne çarpması hissine insan nasıl hazır olabilirdi?

Heerak, arkadaşlarının ve tanıdıklarının aşk hikayelerini duyduğunda sadece böyle aptalca düşüncelere sahipti. Onların duygularını asla yeterince iyi anlayamadığı için bunu kendi kendine hafife alıyordu hep.

Heerak arkadaşının aktör sevgilisi ile yaşadığı zorluklarını duyduğunda arkadaşının durumuna acıdı. İnsanlarla çıkmak hakkında pek bir şey bilmiyordu ama bu kadar sınırlı buluşma yerlerine sahip olmanın gerçekten sefil bir şey olduğunu düşünmüştü.

Sevdiği biri. Yani eğer Heerak’ın “göz bebeğim” diyebileceği biri olsaydı, Heerak’ın sadece eviyle arabası arasında gidip gelmekle tatmin olmasının hiçbir yolu yoktu(!). O kişiyle çok şey yapmak istemez miydi? Golf, bowling ya da yüzme gibi ve eğer sevgilisi tehlikeli şeyler konusunda kendini kötü hissetmiyorsa, snowboard ya da tüplü dalış yapabilirlerdi. Bir opera izlemek ya da birlikte alışveriş yapmak da iyi olurdu. Her durumda, sevdiği kişi ile sürekli birlikte bir şeyler yapmanın harika olacağını düşünmüştü.

Bir sevgilisi olsaydı yapmak isteyeceği şeyler olarak kendi hobilerini sıraladığında, arkadaşlarının görüşleri ikiye bölündü. Birkaç kişi birlikte bu şekilde hobiler paylaşmanın ve eğlenmenin güzel olacağına karar verirken, birkaçı gülerek “Sevgilinle her mevsime göre spor mu değiştireceksin? Biriyle çıkmaktan çok Olimpiyatlara girmek için çalışıyorsun gibi duracak. Hedefini aşk dışında bir şey ile değiştirebilirsin.” demişti.

Onunla alay etseler de etmeseler de Heerak sevdiği kişiyle en az iki ya da üç hobiyi paylaşmaya kararlıydı.

Oysa şimdi bu olanlar da neydi?

Belki de arkadaşı gibi şu ve bu köprü hakkında atıp tutması ve köprüler hakkında şarkı söylemesi gerektiğini düşündü.

Ne zaman geçmiş benliğini düşünse acı acı gülümsüyordu. Tabii ki, sevdiği insanla birlikte birkaç şey yapabilirlerse güzel olacağı düşüncesi hala olduğu yerde duruyordu. Ancak, sorun, o etkinlik boyunca sakin kalıp kalamayacağıydı. Kafasında aktiviteleri değiştirdi ve birkaç şey hayal etti.

Ama bu kolay değildi. Yüzme havuzu ya da bowling salonu ya da daha ilerisi, opera binası ya da tüm alışveriş merkezi, onları günlük olarak kiralasaydı, Heerak muhtemelen 24 saat kadar dayanabilirdi. Ama tabii ki, bu fikirler de Doseon’un bundan rahatsız olmayacağı varsayımı üzerine kuruluydu.

Heerak’ın zamanı bahane olarak kullanmaya devam etmesinin nedeni buydu. Doseon’un yaşam tarzı onunkine uymuyordu, bu yüzden birlikte bir şeyler yapmak epey zordu.

Bu sabah uyandığından beri Heerak Doseon’a en azından 2 şeyi mutlaka söyleme konusunda kararlıydı.

Şu anda onlardan birini söylemek için doğru zaman olduğuna karar verdi.

Konuyu açtığı ve Doseon nezaketle kabul ettiği an, Heerak artık zaman hakkındaki randevu bahanesini kullanamayacaktı.

Heerak yavaşça ağzını açtı. “Doseon, bilirsin…”

“Evet?”

“Hodie’de ilk mülakat yaparken gece vardiyasını senin istediğini duydum.”

“Evet doğru.”

“Nedenini sorabilir miyim? Maaş iyi olduğu için miydi?”

“O da vardı ama bundan daha fazlası hayatımda bir değişiklik istedim. Önceki işimden ayrılmıştım ama masraflarımı karşılamak için de biraz para kazanmam gerekiyordu. Yine sabah dışarı çıkıp akşam geri gelme rutinimi tekrarlarsam, bunun eski hayatımdan farklı olmayacağını düşündüm. Her zamanki yaşam tarzımı ve alışkanlıklarımı kırma dürtüsünün sonucu olarak gece vardiyasında çalışmayı istedim.”

“Hmm,” Heerak boğuk bir inilti çıkardı ve dudaklarını büzdü.

Beklediğinden daha zor bir konuşma oluyordu bu. Heerak, mali sebepler olursa eğer, muhtemelen ısrarına devam edebilirdi ama durum hiç de öyle olmadığı için, konuşmak kolay değildi.

Heerak’ın ne söylemesi gerektiği hakkında hiçbir fikri yoktu. Tamamen tutarsız davranıyordu ve bunu yaparken tamamen çileden çıkacakmış gibi hissetti. Yine de sabahtan beri bunu söylemek için kendi kendine tekrarlar yapmıştı o yüzden hemen vazgeçemezdi.

Heerak kararlılığını koruyarak devam etti. “Pekala. Aslında gündüz vardiyasında çalışsaydın, birlikte daha fazla birlikte vakit geçirebilirdik ve bence bu harika olurdu.”

Etiketler: novel oku Look at Me [Novel] 19. Bölüm Bağlar Kurmak, novel Look at Me [Novel] 19. Bölüm Bağlar Kurmak, online Look at Me [Novel] 19. Bölüm Bağlar Kurmak oku, Look at Me [Novel] 19. Bölüm Bağlar Kurmak bölüm, Look at Me [Novel] 19. Bölüm Bağlar Kurmak yüksek kalite, Look at Me [Novel] 19. Bölüm Bağlar Kurmak light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X
İçerik Uyarısı
Uyarı, "Look at Me [Novel] 19. Bölüm Bağlar Kurmak" reşit olmayanlar için uygun olmayan şiddet, kan veya cinsel içeriğe sahip olabilir.
Onayla
Çık