Koyu Switch Mode

Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 97. Bölüm

A+ A-

Çevirmen: Ashily


***97. Kısım***

Koi, tenine dokunan elleri hissedince yüksek sesle çığlık attı. “Ahhh!”

Ardından aceleyle iki eliyle ağzını kapatıp, ne yaptığını sorgularcasına kocaman açılmış gözlerle Ashley’e baktı. Ama Ashley aldırmadan, Koi’nin kalçalarını okşamaya başladı ve iç çekerek konuştu.

“Ah, ayrılmak istemiyorum.”

Bir sonraki ders saati yaklaşıyordu. Koi, yüzü kıpkırmızı olmuş bir halde Ashley’nin kalçalarını okşayan ellerine baktı. Onun sözlerine katılıyordu ama kalçasına yaptığı dokunuş yüzünden ne diyeceğini bilemedi. Koi’nin tepkisi üzerine Ashley kaşlarını çatıp sordu.

“Koi, sen de öyle hissetmiyor musun?”

Sanki cezalandırıyormuş gibi kalçasını sıktığında Koi tekrar çığlık attı. “Ahh!”

Hızlanan nefesini kontrol edemeden titreyerek, nefes nefese kaldı. Başının dönmeye başladığını hisseden Koi duraksayarak cevap verdi.

“Ben, ben, de a-ayrılmak isstemiyorum.”

“Öyle mi?”

Ashley kalçasını tutan elini gevşetti. Ancak bu tamamen bırakacağı anlamına gelmiyordu. Bunun yerine, nazikçe ovuşturmaya devam etti. Başının üzerinden iç geçirerek mırıldandı.

“Keşke hep birlikte olsak.”

Bu kez Koi cevap vermekte gecikmedi. “Keşke.”

Kalçasına odaklanmamak için tüm dikkatini kulaklarına vermeye çalışarak Ashley’nin söylediklerine karşılık vermeye çalıştı.

“Ben de, ayrılmadan hep birlikte olmak istiyorum.”

Bu sefer kelimeleri tereddüt etmeden söylediği için Ashley direkt gözlerine baktı.

“Gerçekten mi?”

Yüzü aydınlanmıştı, Koi başını salladı.

“Evet, gerçekten.”

Ayrılmanın verdiği üzüntü Koi için de aynıydı. Önceki gün ayrıldıktan sonra ne kadar boş ve yalnız hissettiğini anlatamazdı. Ashley’nin de aynı şekilde hissettiğini bilmek ona küçük bir cesaret verdi.

“Şey, bir şey düşündüm de…”

Temkimli bir şekilde konuşmaya başlayınca, Ashley ellerini durdurup ona baktı. Ancak elleri hala kalçasının üzerinde olduğu için dikkati dağılan Koi kendini toparlamaya çalışarak konuşmaya devam etti.

“Şey… biz, mezun olduktan sonra…”

Ashley’nin gözleri parladı. “Koi, sen de mi aynı şeyi mi düşündün?”

“Ne? Evet…” Şaşkınlıkla cevap veren Koi’nin gözleri kocaman açıldı. “Se-Sen de mi?”

Ashley hemen ardından parlak bir gülümsemeyle cevap verdi.

“Evet.”

“Harika.”

Ashley Koi’nin yüzünde beliren tarifsiz mutluluğa bakarken, kalbi yerinden çıkacakmış gibi hissetti. ‘Aynı şeyleri düşünüyor olmamız ne güzel. Gerçekten de birbirini seven iki insanın kalpleri aynı şeyleri hissediyor.’

“Koi.”

“Ash.”

İkisi de neredeyse aynı anda konuştu.

“Evlenelim.”

“Birlikte yaşayalım.”

Aynı anda konuşup birbirlerinin gülen yüzlerine baktılar.

“Ha?”

“…Ne?”

Bir şeylerin ters gittiğini ancak o an fark ettiler. Şaşkın bir şekilde gözlerini kırpan Koi ve kaşlarını çatan Ashley birbirlerine bakakaldı. Geç de olsa, ne söylediklerini anladıklarında ifadeleri değişti.

Bir anda kıpkırmızı olan Koi kekelemeye başladı. “E-Evlenmek mi?”

Onun bu halini gören Ashley’nin morali daha da bozuldu ve yüzü iyice asıldı. Ancak Koi şu anda bunu düşünecek durumda değildi. Bu ani açıklamayla öylesine şaşırmıştı ki istemsizce geri çekilmeye çalıştı fakat Ashley hızla kalçasından tutarak geri çekilmesini engelledi ve sitemkar bir şekilde sordu. 

“Ne yani, benimle evlenmek istemiyor musun?”

Kollarının arasındaki Koi, şaşkınlık içinde başını sağa sola salladı.

“Hayır, mesele bu değil…”

‘Biz daha lisedeyiz!’

Koi hızla atan kalbine engel olamayarak ekledi. “Evlenmek için erken değil mi…”

Sözlerini bitiremeden önce Ashley, onun lafını keserek araya girdi.

“Erken mi? Yani benimle evlenmeyecek misin?”

“Hayır, hayır, bunu demek istemedim!”

Koi çabucak başını salladı. ‘Bunu kastetmiyordum,’ düşüncelerini toparlayıp ne demek istediğini açıklamaya çalıştı.

“Evlenmeyeceğim demedim ama biraz acele etmiyor muyuz? Önce birlikte yaşamayı deneyebiliriz…”

“Yani mecbur kalırsan benden ayrılacağını mı söylüyorsun? Koi, sen ciddi misin?”

“Hayır, hayır, öyle değil!”

Koi köşeye sıkışmıştı. Ne derse desin, Ashley bir açık bulup ona karşı kullanıyordu. ‘Sanırım bu, Buffalo Lisesi buz hokeyi takımının ası olmanın getirdiği yeteneklerden biri.’ Koi bunu fark ettiğinde kuru tükürüğünü yuttu.

Hiçbir kaçış yolu yoktu. Koi, Ashley’den ayrılmayı düşünmüyordu ve evlenmek istemiyor da değildi. Sadece bunu hiç düşünmemişti. Aklındakileri dürüstçe itiraf ettiğinde Ashley ona sert bir bakış attı.

“Öyleyse düşün. Hemen, şimdi.”

“Ah…”

“Koi, çabuk cevap ver. Benimle evlenecek misin, evlenmeyecek misin?”

Ashley’nin baskısına dayanamayan Koi bağırdı.”E-Evleneceğim!”

Ashley, Koi’nin yüzüne dikkatle bakarken Koi hızla başını salladı ve tekrar konuştu. “Evlen-evleneceğim, seninle evleneceğim.”

Ancak bundan sonra Ashley’nin ifadesi gevşedi ve yüzüne bir gülümseme yayıldı. “Koi…”

Elini kalçasından çekerek Koi’yi kendine doğru daha da yaklaştırıp sımsıkı sarıldı.

“Artık sonsuza dek benimsin.”

Koi afallamış bir halde cevap verdi. “Mm-hmm.”

Evlenme teklifini kabul ettiğine hala inanamıyordu. Ama daha inanılmaz olan, Ashley’nin ona evlenme teklif etmiş olmasıydı.

Koi tereddüt içinde “Gerçekten, benimle yaşamak istiyor musun? Sonsuza dek?” diye sorduğunda, Ashley kaşlarını çatarak ona baktı.

“Tabii ki istiyorum, ya sen?”

Ashley’nin yüz ifadesi ciddiydi. Belki de hayatında hiç olmadığı kadar ciddiydi. Bunu fark ettiği an, Koi’nin kalp atışı hızlanmaya başladı ve sonunda tüm bedeni uçacakmış gibi coşkuyla doldu.

“Ben de… öyle.” Koi titreyen bir sesle cevap verdi. “Ben de seninle yaşamak istiyorum… sonsuza dek.”

Son sözleri öylesine yoğun bir anlam taşıyordu ki, dile getirmekte zorlandı. Koi’nin sözlerini duyan Ashley yüzünde kocaman bir gülümseme ile Koi’ye doğru eğildi ve öptü. Koi gözlerini kapatarak dudaklarını araladı ve boynuna sarıldı.

‘Seni seviyorum, Ash.’

Bu tarifsiz heyecan, parmak uçlarına kadar yayıldı. Bütün vücudunu Ashley’e yasladı ve aynı kelimelerin içinden tekrar tekrar söyledi.

‘Seni seviyorum. Seni seviyorum, Ash.’

Ders saati yaklaşıyordu ama ikisinin de umrunda değildi. İkisinin de kulaklarında çoktan düğün çanları çalmaya başlamıştı. Ashley, Koi’nin dudaklarını yalayıp emerken, defalarca yeminini tekrarladı. ‘Kollarımdaki bu küçük bedeni, ölüm bizi ayırana dek bırakmayacağım.’

***

“Buffalo!”

Al’ın bağırışıyla amigo kızlar tezahürat yaparak hizaya girdiler. Müzikle uyum içinde hareket ederlerken, Koi onları büyük bir coşkuyla alkışladı.

‘Amigo kız takımı, eve dönüş maçını hiçbir sakatlık yaşamadan başarıyla tamamladı.’

Bu haber hızla yayıldı ve kısa süre içinde yeni üyelerin başvuruları gelmeye başladı. Elbette, yeni üyeler geldikten sonra Koi’nin rolü sona erdi. Ama Ariel ve diğer amigo kızlar onu bırakmaya pek niyetli değildi.

“Senin için başka bir işimiz var.”

Koi’ye amigo kız olmanın dışında başka bir görev verilmişti. Amigo kızların arka plandaki işlerini yapacaktı. Tezahürat malzemelerini düzenlemek ya da müziği ayarlamak gibi basit işlerdi ama bunları birinin yapması gerekiyordu ve yeni birini bulmak yerine ‘kardeşlerini’ seçtiler. 

Bu, Koi için de iyi bir şeydi. Dönem sonuna kadar bu faaliyete devam ederse, ihtiyacı olan puanları rahatça toplayabilecekti.

Aslında bu işleri başka birine kolaylıkla yaptırabilirlerdi. Ama belli ki Koi’nin durumunu biliyor ve ona karşı anlayış gösteriyorlardı. Koi de bu nezaketi memnuniyetle kabul edip derslerden sonra onların antrenmanlarına uyum sağlayarak elinden geleni yapıyordu.

“Alın, suyunuz.”

Önceden soğutulmuş plastik şişeleri teker teker dağıttığında, antrenman yapmaktan bitkin düşmüş kızlar derin nefesler alarak şişeleri ellerine aldılar.

“Teşekkürler, Koi.”

“Ah, hayatımı kurtardın.”

Hepsinden gelen bu minnettarlık sözlerini duyan Koi mutlu bir şekilde gülümsedi. Eve dönüş partisi sona ermişti ve yeni dönem tüm hızıyla başlamıştı. Buffalo Lisesi bu yıl da şampiyonluk için en büyük adaydı.

‘Bu yıl herkes ekstra çaba gösterdi.’

Koi’nin aklına hemen Ashley’nin yüzü geldi. O günden beri her şey yolunda gidiyordu. O kadar yolunda gidiyordu ki, bu durum bile onu tedirgin etmeye yetiyordu. Amigo kızların antrenmanları bittikten kısa bir süre sonra buz hokeyi takımının antrenmanı da bitmişti. Koi, hızla toparlanıp Ashley’nin arabasına doğru koştu.

“Ash!”

Koi bağırdığında arabasına  yaslanarak onu bekleyen Ashley doğruldu ve neşeyle gülümsedi. Koi hiç tereddüt etmeden Ashley’in genişçe açılmış kollarına koştu ve ona sarıldı. Yeni duş almış Ashley’nin saçlarından su damlacıkları damlıyordu. Ashley, Koi’yi bir an önce görebilmek için aceleyle duş alıp yanına gelmişti.

“Saçını kurutabilirdin.”

“Çabucak kurur.”

Ashley böyle söyledikten sonra Koi’nin dudaklarına minik bir öpücük kondurdu. Koi mutlulukla gülümsedi ve öpücüğe karşılık verdi.

‘Mutluyum.’

Ashley başını kaldırıp konuştu. “Gidelim hadi.”

Koi neşeyle “Tamam” dedi ve arabaya bindi. Hemen ardından arabaya binen Ashley motoru çalıştırdı ve Koi’nin elini tuttu. Böylece günlük mutluluk, aralarındaki yerini almıştı. 

************************************************************************************************

Chase’in bu acelecilik konusunda Ash’e çektiği ortada. Malum o da daha çıkmaya başlamadan evlenme planları yapmaya başlamıştı skskskks – Ashily 

Etiketler: novel oku Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 97. Bölüm, novel Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 97. Bölüm, online Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 97. Bölüm oku, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 97. Bölüm bölüm, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 97. Bölüm yüksek kalite, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 97. Bölüm light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X