Koyu Switch Mode

Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 2. Bölüm

A+ A-

Çevirmen: Ashily


***2.Kısım***

“Haa.”

Koi son olarak çöpü attıktan sonra, nefes alıp sırtını dikleştirdi. Dükkana bir kez daha baktı, işlerin bittiğinden emin oldu ve tüm ışıkları kapattı. Dükkanın kapısını dışarıdan kilitledikten sonra mesaisi artık bitmişti.

Olabildiğince hızlı şekilde bisikletine bindi ve hızla sürmeye başladı. Önceden göz atmıştı, ancak ödevini bitirmesi epey zaman alacak gibi görünüyordu. ‘Bütün gece ayakta kalmam gerekebilir,’ diye düşündü. Bir an önce eve varmak için daha hızlı pedal çevirmeye başladı. Serin rüzgar kulaklarına doğru esiyordu.

Birkaç ay önce başladığı küçük bir dükkandaki yarı zamanlı işi; kasaya bakmak, ürünleri dizmek ve dükkan kapandığında dükkanı temizleyip çöpleri atmaktı. Çöpleri çıkarıp dükkanı temizlerken harcadığı zaman için para alması gerekiyordu ama dükkanının sahibi bunu görmezden geldi. Koi’nin başka bir iş bulması kolay olmadığı için kendisine söylendiği gibi fazla mesai yapmaktan başka şansı yoktu.

Kapanıştan sonra neredeyse 1 saat daha çalışmıştı, bu yüzden eve dönerken saat çoktan gece yarısını bulmuştu. Ödev yapması ve ders çalışması için fazla vakti kalmamıştı. 

Koi, gerginlikle ayaklarını daha hızlı hareket ettirdi ve gecenin karanlığında bisikletini sürmeye devam etti.

***

Kamyondan karavana dönüştürülen evinin önünde duran Koi, bisikletini yere atıp koşarak içeri girdi. Yıkanır yıkanmaz ödevini yapmak için oturdu ve bilgisayarı açılırken diğer eşyalarını hazırladı. Açılan ekranda ödevin konusunu bir kez daha kontrol ettikten sonra içini çekerek defterini açıp ödevi yapmaya başladı.

Ödevi, önceden belirlenmiş Latin edebiyatı kitaplarından birini okuyup incelemekti. Koi kitabı daha önce okumuştu, bu yüzden tek yapması gereken incelemeyi yazmaktı.

Bir süre boyunca ödevini yapmaya daldı ve zamanın nasıl geçtiğini anlamadı. Ödevi veren öğretmeni Bay Martinez, ödevler konusunda çok katıydı ve son teslim tarihleri kaçırıldığında, kötü ödev yapılmasından daha acımasız davranıyordu.

Koi’nin istediği üniversiteye gidebilmesi için, burs alması kadar yüksek notlar alması da her şeyden önemliydi. Yorgun gözlerini ovuşturup cümleler kurmaya çalıştı.

Dışarıdan gelen kamyonet sesini duyduğunda ödevin tam ortasındaydı. 

‘Babam döndü.’ Koi şaşkınlıkla çabucak bilgisayar ekranını ve ışığı kapatıp yatağına atladı. Battaniyeyi üzerine çekerken kapı birden açıldı. Babası eski ve sıkışık karavana girdi.

Elleri gerginlikten terlemişti ve kalbi küt küt atıyordu. Koi kıpırdamadan durdu ve gözlerini sımsıkı kapattı. Tüm sinirlerini kulaklarına odaklayıp babasının hareketlerini dinledi. 

Babası yine sarhoş olmuş gibiydi. Anlaşılmayan sözcükler mırıldanarak etrafta dolaşırken bir şeye çarptı ve yüksek bir ses çıkardı. Beklendiği gibi küfür eden babası kısa süre sonra yeniden etrafta dolaşmaya başladı.

Bir kaç dakika sonra, buzdolabının açılma sesi ve cam şişelerin çarpışma sesi duyuldu. Her zaman olduğu gibi buzdolabındaki alkol şişelerini çıkarıyordu.

“Kgh…” Babası garip bir inilti ile sandalyeye oturup birasını içmeye başladı. Gelmeden önce çoktan sarhoş olmuş olmasına rağmen tekrar içiyordu.

Ama bu Koi için çok daha iyi bir şeydi. Bugün onu uyanmaya zorlamayacak ya da hatalarından dolayı ona vurmayacaktı. Birkaç şişe daha içtikten sonra hemen uykuya dalacaktı. Ardından Koi, bilgisayarı tekrar açıp ödevinin kalanını yapabilirdi. Ne olacağı belliydi. Koi, babasının uykuyakalmasını bekledi.

“Ah…” Kısa süre sonra sarhoşlukla inleyen babası sakinleşmiş gibiydi. Çok geçmeden horlamaya başladı.

Koi dikkatle başını battaniyenin altından çıkardı ve babasını kontrol etti. Koi’nin yatağından doğrudan görülebilen küçük mutfaktaki masanın üzerinde, babası uyuyordu. Yerde birkaç boş alkol şişesi vardı. Koi bir süre babasını izledikten sonra temkinli bir şekilde yataktan çıktı. 

Babası uykusunda horlamaya devam etti. Koi, horultu sesini duymamazlıktan gelerek ödevine geri döndü. Saate baktı ve saat sabahın üçüydü. ‘İki saat içinde ödevi bitirirsem az da olsa uyuyabilirim.’ Kapanmak üzere olan gözlerini zorla açtı ve kendini yeniden ödeve kaptırdı.

“Ugh…” 

Koi, ani inleme sesi karşısında şaşkınlıkla başını çevirdi. Babası hala uyuyordu. Rahat bir nefes alıp gözlerini tekrar ekrana çevirdi.

“Miranda…” 

Koi dondu ve bir süre hareket edemedi. Bir iç çekme sesi duyduğunu sandı ama etraf yine sessizleşmişti. Babası hala masada uyuyordu. Ama bir daha uykusunda konuşmadı.

Koi yeniden ödeve odaklanmaya çalıştı ama bu kez kolayca odaklanamadı. Onun hakkında konuşmak aralarında bir tabuydu. Bu isim, babasının onda açtığı yaralar kadar acı verici anıları hatırlatan bir isimdi, bu yüzden Koi ondan hiç bahsetmezdi.

Ama görünen o ki babası onu hâlâ kalbinde taşıyordu. Belki aşkla, belki özlemle, belki de nefretle. Bununla beraber babasının sarhoşken içini dökmesiyle ilgili anılar aklında canlandı.

<Keşke ona bu kadar benzemeseydin…>

O günden beri Koi suçluluk duygusuyla yaşıyordu. Her şeyden önce, bütün bu talihsizlik onun hatasıydı.

Birden burnunun ucunun sızladığını hissetti ve aceleyle başını salladı. Şimdilik, önündeki ödevi bitirmek daha öncelikliydi. Koi, kendini tekrar yazısını bitirmeye odakladı.

*

*

“Haa, haa.”

Sabaha doğru ödevini bitirip uyumuştu ama bu yüzden tamamen geç kalmıştı. Gözlerini açtığında babası hala mutfak masasının üzerinde uyuyordu ve güneş çoktan doğmuştu.

Şok olan Koi, aceleyle yataktan kalkıp yüzünü yıkadıktan sonra çantasıyla dışarı fırlayıp bisikletine bindi. Var gücüyle pedal çevirdi ve okul yolunda normalden çok daha az araba olduğunu fark etti.

‘Bittim ben.’ Yol boyunca çılgınca pedal çevirdi. Elbette dersin olduğu bina en uzaktaki binaydı. Birinci dersin, ders kitabı olmadığı için şanslıydı, bu sayede dolabına uğramak zorunda kalmamıştı. 

“Tıkırt,” Kapıyı açar açmaz, ders işleyen Bay Martinez hemen ona döndü. Koi nefes nefese köşedeki sandalyesine yöneldi ama birden duraksadı. Her zaman oturduğu yerde bugün başka biri oturuyordu.

Daha önce böyle bir şey hiç yaşamamıştı. Onca gün içinden bugün yerine biri oturmuştu.

Panik içinde etrafa bakınırken beklenmedik bir adamla göz göze geldi. Sınıfın ortasında oturan Ashley Miller her zamanki gibi gülümsüyordu. Tesadüfen, arkasındaki sandalye boştu.

Ashley Miller her zamanki gibi neşeli bir yüzle gülümsüyordu ama Koi içinde bulunduğu durum yüzünden ona gülümseyemedi. Şaşkınlıkla etrafa bakınmaya devam etti. Fakat nereye bakarsa baksın tek boş yer Ashley’nin arkasındaki sandalyeydi. Öğrencisinin oturmasını bekleyen öğretmen, dersin daha fazla bölünmesine izin vermedi.

“Neyi bekliyorsun? Otur lütfen.”

Öğretmeninin sözleri üzerine Koi daha fazla bekleyemedi ve sonunda tereddüt içinde boş sandalyeye yöneldi. Oturmadan önce öğretmeninin verdiği çıktıyı da almayı unutmadı.

Oturup sırt çantasını yere koyunca ders tekrar başladı. Koi aceleyle çantasının fermuarını açtı ve eşyalarını çıkarıp derse hazırlandı. Sonra sırtını dikleştirip önüne baktığı anda önünde bir duvar belirdi. Ashley Miller’ın heybetli sırtıydı.

‘Neden, niçin, niye?’ Kafasını ne kadar uzatırsa uzatsın önünü göremiyordu. Belki de ruh halinden dolayı,  öğretmenin sesi bile sanki duvarın ötesinden geliyormuş gibi, çok uzaktan geliyordu.

‘Şimdi de benim gibi sivillerin önünü kapatıyorsun.’ Ders boyunca Koi, Ashley Miller’ın geniş sırtına baktı ve içerledi ama tabii ki o bunu hiç fark etmedi.

*

*

“Connor Niles, bir dakika buraya gel.” Her nasılsa ders bitmişti ve herkes sınıftan çıkıyordu. Aniden Bay Martinez Koi’ye seslendi ve onu durdurdu. Koi tereddütle dersten çıkan öğrencilere baktıktan sonra Bay Martinez’in yaslandığı masaya yaklaştı. Bay Martinez, kaygılı bir şekilde karşısında duran öğrencisinin yüzünü görünce ağzını açtı. “Seni neden çağırdığımı biliyor musun?”

Koi başını salladı ve cevap verdi. “Hayır… Derse geç kaldığım için mi?”

Geç kalma konusunu açarsa, ödevi yüzünden geç yattığı için özür dilemeyi düşünüyordu. Bay Martinez, endişeyle bekleyen Koi’ye ciddi bir yüzle “Ödevini teslim etmedin. Bir şey mi oldu?” dedi.

“Ne? Ödev mi?” Beklenmedik sözler karşısında Koi’nin gözleri şaşkınlıkla kocaman açıldı. 

Bay Martinez “Evet,” dedi ve başını salladı. “Son teslim tarihini bilmediğini söylemeyeceksin, değil mi? Ödevi kontrol etseydin, üzerinde yazılı olan tarihi görürdün.”

“Öğretmenim, gördüm. Ödevi teslim ettiğime eminim.”

Koi bir an başının döndüğünü hissetti ve kekeledi. Bütün gece boyunca verdiği onca emeğin boşa gittiğine inanamıyordu.

*****************************************

Arkadaşlar, herkese iyi bayramlar ♥

Ufak bir not düşmek istiyorum. Seri Omegaverse evreninde geçiyor ve olayların geçtiği zaman dilimini kendi zaman dilimimiz gibi düşünmeyin.

KMIYC ve KML’nin günümüzde geçtiğini düşünüp ebeveynlerinin zaman dilimini eski ve teknolojinin gelişmediği bir çağ olarak hayal edebilirsiniz ama durum böyle değil. Olaylar günümüz teknolojisine göre kurgulanmış.

İkinci olarak Koi’nin isminin kısaltmasının Koi olduğundan emin değilim. Coi de olabilir. İsimlerin latin alfabesinde yazımı resmi şekilde yayınlanmadığı için fan çevirideki kısaltmaya göre yazdım. Bilginiz olsun

Yeni bölümde görüşene dek kendinize iyi bakın ♥ -Ashily.

Etiketler: novel oku Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 2. Bölüm, novel Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 2. Bölüm, online Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 2. Bölüm oku, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 2. Bölüm bölüm, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 2. Bölüm yüksek kalite, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 2. Bölüm light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X