Koyu Switch Mode

Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 89. Bölüm

A+ A-

Çevirmen: Ashily


***89. Kısım***

Koi başta, onun ne dediğini anlamayamadı. Sadece sersemlemiş zihninde bir ses duyduğu hissine kapıldı.

“…Efendim?”

Geç de olsa başını çeviren Koi, kendisine bakan Ashley ile göz göze geldi. Yüzü olağandışı bir şekilde kıpkırmızı görünüyordu.

‘Acaba ben de bu kadar ateşli miyim?’

Bu düşünceyle yüzü ve boynu ısınmaya, cildi karıncalanmaya başladı. Ashley bunu görünce ufak bir nefes alıp konuşmaya başladı.

“Koi.”

Ne diyeceğini bilemeyen Koi cevap verdi. “…Efendim.”

Zihni tamamen boşalmıştı ve sadece tek bir şeyi görüyordu. Ashley’nin koyulaşan ve neredeyse siyaha dönen mor gözlerini.

Ashley’nin büyük eli bileğini tuttu. O ise sersemlemiş bir halde Ashley ne yaparsa yapsın ona karşı koymadı. O an Koi’nin aklında hiçbir şey yoktu, sadece Ashley’nin yüzüne boş boş bakıyordu.

‘…Ne?’

Garip bir rahatsızlık hissiyle biraz kendine geldi. Gözlerini kırpıştırarak Ashley’e baktı, ardından yavaşça bakışlarını aşağıya indirdi. Ve gördü. Elinin devasa anakondaya neredeyse dokunmak üzere olduğunu.

“…!”

Çığlık bile atamadı, gözleri sonuna kadar açılmıştı. İlk kez bir insanın çok şaşırınca hiç ses çıkaramadığını bu kadar net anladı. Bütün vücudu kilitlendi, konuşamaz hale geldi. Nefes bile alamadı, sadece omuzları kalkıp inerken gözleri önünde dimdik duran bu yaratığı izliyordu. Onun tepkisini fark eden Ashley konuştu.

“Koi.”

Ashley’nin sesi çaresizlikle doluydu. İlk kez bu kadar çok istediği bir şey vardı. “Sokmayacağım,” diye fısıldadı.

“Sadece bir kez dokun.”

Ashley, Koi’nin elini tekrar kendisine doğru çekti. Ama Koi istemsizce direnmeye başladı. ‘Bu sadece bir anakonda değil. Bütün vücudunu bu şekilde kaldırıp kuvvetle başını sallayan bir canlının sadece “anakonda” olduğunu nasıl söyleyebiliriz?’

Koi yutkundu ve ‘Evet, bu sadece bir vücut parçası olamaz.’ diye düşündü. 

‘Kesinlikle bu bir yaratık olmalı, hayır, bu bir yaratık bundan eminim.’ 

Onun donmuş halini gören Ashley daha fazla dayanamadı ve seslendi. “Koi…”

Koi panikle konuşmaya başladı. “Özür dilerim!”

O ana kadar sımsıkı kapalı olan dudakları hızla hareket etmeye başladı.

“Y-yapamam, yapamam, kesinlikle… kesinlikle yapamam…!”

Kafasını sallayarak şiddetle reddettiğinde Ashley hareket etmeyi bıraktı. Koi’nin bu korkmuş hali Ashley’nin aklını başına getirdi.

“Koi.”

“Ö-Özür dilerim, özür dilerim.”

“Koi.”

“Ama, ama bu, bu çok, çok fazla!”

“Koi.”

Sonunda Ashley ellerini bıraktı ve bunun yerine Koi’nin omuzlarını tuttu. Kendine gelen Koi başını kaldırdığında Ashley’nin ona baktığını gördü. Zor da olsa sakinleştiğinde Ashley konuştu.

“Tamam Koi. Yapmak zorunda değilsin. Bırakıyorum.”

“Ah…”

Koi ona boş gözlerle baktı. Rahatlaması gerekirken rahatlayamadı. Tabii ki Ashley’nin ona zorla bir şey yapacağını düşünmemişti. Ama hemen aklına ‘Burada durabilir miyiz?’ sorusu gelmişti.

Paniğe kapılan zihni biraz toparlanınca başka bir şeyi fark etti. Bu kadar erekte olmak oldukça rahatsız olmalıydı. Koi, hiç bu kadar uyarılmamıştı ve uyarılmış olsaydı bile temel bir fark vardı; onunkinin bu kadar büyümesi mümkün değildi ama yine de o da bir erkekti. Şu anda Ashley’nin ne kadar zor durumda olduğunu Koi de anlayabiliyordu.

Kuru bir yutkunma sesi çıktı. ‘En azından denemeli miyim? Ben onun erkek arkadaşıyım ve eğer bu kadar zorlanıyorsa, ona biraz yardım edebilirim. Altı üstü bir el.’

‘Tek yapmam gereken gözlerimi kapatıp ona dokunmak…’

Bu ana kadar düşünen Koi hemen vazgeçti. ‘Hayır, böyle yaparsam Ash incinebilir. Ne olursa olsun bu onun bedeni ve ona bakmaktan korkmam hiç hoş olmazdı.’

‘Ya Ash benden nefret ederse?’

Tam endişelenmeye başladığında Ashley konuştu. “…Koi.”

Koi şaşkınlıkla başını kaldırdığında Ashley zorlukla gülümsedi.Koi, onun kendisini bir şekilde rahatlatmaya çalıştığını fark etti. Daha da endişelenen Koi’ye bakan Ashley sözlerini sürdürdü.

“Pekala neden sen önce çıkmıyorsun? Ben de ardından çıkacağım.”

“Ah…”

Koi şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı. Ashley’in ne düşündüğünü geç de olsa anladı. Sonrasında içini hem üzüntü hem de pişmanlık duygusu sardı.

“Ö-Özür dilerim, ben… b-ben yap… yapacağım…”

Son sözler, sanki ses tellerini sıkarak çıkmış gibiydi. Koi, sıkıntı içinde olduğu her halinden belli olan kendi sesini duyunca panikledi. Ashley’nin bunu fark ettiğinden emindi. O, Koi gibi bir aptal değildi.

‘Ne yapmalıyım!’

Kafasını duvara vurmak istiyordu ki Ashley konuştu.

“Sorun yok, Koi.” Alçak bir sesle ekledi. “Bunu tek başıma yapabilirim, lütfen dışarıda bekle.”

“Ash…”

“Koi.”

Ashley bir kez daha konuşmaya çalışan Koi’yi durdurdu. “Pişman olacağım bir şey yapmadan önce lütfen dışarı çık.”

Ashley artık gülümsemiyordu. Buna daha fazla dayanacak gücünün kalmadığını Koi de anlayabiliyordu. “Lütfen” kelimesini duyan Koi, oyalanmaya vakti yoktu. Pes etti ve geri çekildi. Ashley’nin yanından geçmek üzereydi ki durdu.

“Ash.”

Arkasını döndü. Ashley’nin sırtı hala ona dönüktü. Koi, Ashley’nin sırtına bakarak sordu.

“Gerçekten yardım etmek için yapabileceğim bir şey yok mu?”

Sesi titriyordu. Cesaretini toplayıp ona bir şans daha teklif etmişti. Elbette Ashley bunun ne anlama geldiğini anlamıştı.

Bir süre tepki vermeyen Ashley, ufak bir iç çekip başını kaldırdı. Koi’ye bakmadan bakışlarını tavana sabitleyip konuştu.

“Amigo üniformanı bana ver.”

“Ne? Üniforma mı?”

Koi şaşırdı ama düşünecek vakti yoktu. Hiçbir fikri olmamasına rağmen aceleyle duştan çıktı. Üniforma, soyunduğu yerde duruyordu. Onu alır almaz tekrar içeri girdi.

Ashley, elini duvara dayayıp musluğu kapatmıştı. Koi üniformayı ona uzatıp konuştu. “İşte, al.”

Ashley arkasını dönmedi, sadece eline uzandı. Üniformayı tuttuktan sonra Koi, tereddütle sordu.

“Başka bir şeye ihtiyacın var mı…”

Ashley’nin isteği oldukça basitti.

“Dışarıda bekle.”

Sesi her zamankinden daha alçaktı ve biraz boğuk gibiydi. Koi, onun ne kadar üzgün olduğunu görüyordu ama söyleneni yapmaktan başka elinden gelen bir şey yoktu.

Koi, birkaç kez arkasına bakarak endişeli bir ifadeyle oradan çıktı. Duştan çıkarken arkasından bir inilti duyduğunu sandı ama emin olamadı.

***

Yaklaşık bir saat geçmesine rağmen Ashley hala duştan çıkmamıştı. Uzun bir süre geçtiği için çoktan giyinmiş ve koltukta oturmuş olan Koi, içeri girip girmeme konusunda endişelenmeye başlamıştı.

‘Acaba bayılmış olabilir mi?’

Saati kontrol ettikten sonra 5 dakika daha bekleyip içeri girmeye karar verdiği sırada Ashley dışarı çıktı.

“Ash…”

Koi heyecanla ayağa kalktı ama hemen ardından Ashley’nin solgun yüzünü gördüğünde donakaldı. Onu ilk kez böyle görüyordu. ‘Sanırım üç gün boyunca içki içtikten sonra hastaneye kaldırıldığında babam da böyleydi.’

‘Ne yapmalıyım, çok solgun görünüyor.’

Koi, telaş içinde hızla bir çözüm düşündü. ‘Acil bir durumda 911’i aramalı mıyım? Ama kimliği ortaya çıkarsa başı belaya girmez mi? O halde ne yapacağım? Dur bir dakika, müdür ve koçun haberi vardı, değil mi? Onlara mı ulaşsam? Ama iletişim bilgileri ben de yok. Güvenlik görevlisi biliyor mudur? Bill burada olsaydı bilirdi. Gerçi Ash’in telefonuna bakarsam acil durum iletişim bilgilerini bulabilirim…’

Koi’nin kafasında türlü türlü senaryolar dönerken, Ashley duşun önündeki yığından bir havlu aldı ve doğruca dolabına yöneldi. 

“Ash.”

Tam “İyi misin?” diye sormak üzereydi ki, birden kendini kaybetti. Koi sanat kitaplarında heykel fotoğraflarını gördüğünde çok güzel olduklarını düşünmüştü, ama şimdi gözlerinin önündeki gerçek şey, bunlarla kıyaslanamazdı bile. Ashley’nin yaklaşık 2 metre boyundaki vücudu “Atletik vücut” tanımını tam anlamıyla karşılıyordu. Bu kadar büyük bir bedene sahip olmasına rağmen, neredeyse hiç yağı yok gibi görünüyordu. Böylece Koi, Ashley’nin bu kadar iri bir vücuda sahip olmasına rağmen neden bu kadar çevik olduğunu anladı.

‘Peki, bunu daha önce neden fark etmedim?’

Düşününce, şimdiye kadar onun bedenini dikkatlice inceleme fırsatı olmamıştı. Az önce duş aldıklarında da durum farklı değildi. Başka şeylerle meşgul olduğu için bu kadar güzel bir vücudu fark edememiş olması çok tuhaftı.

Bir gün, insanlardaki kasları öğrenmesi gerekirse, Ashley’i karşısına oturtup kasların isimlerini tek tek ezberleyebilirdi. Bedeni aşırı göz alıcıydı, büyük kaslarının arasındaki küçük kaslar bile kusursuz bir uyum içindeydi. Ashley havluyla üzerini sildikçe, ince kaslar belirginleşip hareket ediyordu.

Bakmaya devam ederse aklını kaybedeceğini düşündüğü sırada Ashley aniden başını çevirip ona baktı.

“Ne oldu, Koi?”

************************************************************************************************

Ashley’e bu bölüm çok acıdım ya. Kıyamam seviyorum ama dokunamıyorum modunda. Koi’ye de hak veriyorum. İlki olduğu için çekingen davranması normal. Ama biraz daha böyle davranırsa Ashley’nin gururunu zedelemesi çok olası. 

Etiketler: novel oku Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 89. Bölüm, novel Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 89. Bölüm, online Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 89. Bölüm oku, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 89. Bölüm bölüm, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 89. Bölüm yüksek kalite, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 89. Bölüm light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X