Koyu Switch Mode

Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 74. Bölüm

A+ A-

Çevirmen: Ashily


***74. Kısım***

Etraf birden sessizleşti. Koi hırıltılı bir şekilde nefes alıyor ve Ashley’e bakıyordu. Burnunun ucunun kızardığını gören Ashley, biraz kendine geldi.

“Al arkadaşım.”

“Whitney benim de arkadaşım!”

Şimdiye kadar Koi’yi köşeye sıkıştıran Ashley’nin bütün özgüveni yerle bir olmuştu. Başını çevirerek dümdüz ileriye baktı, sonra aşağıya, ardından arkasına bakarak çenesini ve ağzını kaşıdı sonra bakışlarını tekrar Koi’ye çevirip çok daha sakin bir sesle sordu.

“…Neyi düşürdü ki?”

Koi sanki bunu bekliyormuş gibi haykırdı. “Chanel!”

Ashley irkildi. Kaşlarını çatarak Koi’nin söylediklerini tekrarladı. “Chanel mi?”

Koi hayal kırıklığı içinde tekrar bağırdı. “Evet, Chanel! Chanel dedim! Cha-nel!”

Sonunda Koi gözyaşlarına boğuldu. İlk defa kendini bu kadar haksızlığa uğramış hissediyordu. Çalışırken her türlü haksızlığı yaşasa da hiçbirinde bu kadar üzülmemişti. ‘Peki şimdi neden bu kadar acı çekiyorum?’

‘Ash yüzünden.’

Koi gözyaşlarını silerken düşündü. ‘Başkalarının bir önemi yok ama Ashley’nin beni yanlış anlamasına ve azarlamasına dayanamıyorum.’

‘Çünkü onu seviyorum.’

Ashley sevdiği kişi olduğu için, onun tarafından yanlış anlaşılmak istemiyordu.

Sessiz arabada birkaç dakika boyunca sadece Koi’nin hıçkırıkları yankılandı. Ashley ona bakarken ne yapacağını bilemedi, sonunda dörtlüleri kapatıp arabayı hareket ettirdi.

Bir süre ikisi de hiç konuşmadı. Ashley göz ucuyla ona baktı. Koi sessizce başını eğmiş, burnunu çekiyordu. Gözyaşları durmuş gibiydi ama burnu hala kıpkırmızıydı. Bir kez daha burnunu çektikten sonra elinin tersiyle gözyaşlarını sildi. Bu durum karşısında afallayan Ashley sordu. “Hala ağlıyor musun?”

Koi üzüntü dolu bir sesle cevap verdi. “Kolamı bile bitiremeden çıktım.”

Karnı açtı ve kolası da boşa gitmişti. ‘Keşke gelmeseydim. Boşuna para harcadım ve Ashley ile tartıştım.’

Koi gözyaşlarını silmeye devam ederken Ashley bir süre sessiz kaldıktan sonra konuştu. “Akşam yemeği yedin mi?”

Koi hıçkırarak hayır anlamında başını salladı. Ashley derin bir nefes aldı ve boş yolda U dönüşü yaptı. Koi’nin vücudu yine sarsıldı ama az önceki kadar sert değildi.

Yeni bir yolda ilerlerken ikisi de konuşmadı. Uzun süre devam eden sessizliği bozan şey Koi’nin burnunu çekerek sorduğu soru oldu. “…Chanel nedir?” 

(Ashily: Sanırım yazar Chanel seviyor, diğer serilerinde de bahsediyor bu markadan.)

Ashley önüne bakmaya devam ederken cevap verdi. “Bir insan adı.”

“Ne?” Kafası daha da karışan Koi şaşkınlıkla ona bakarak temkinli bir şekilde sordu. “Hey, benimle dalga mı geçiyorsun?”

Ashley başka bir gün olsaydı böyle yapardı ama şu anda hiç havasında değildi. Doğrudan cevap verdi. “Ciddiyim, araştırabilirsin.”

“…Tamam.” Koi tereddütle telefonunu çıkardı ve arama yapmaya başladı. ‘S…’

“C.” Ashley onun için heceledi. Aceleyle S’yi silen Koi, onun söylediği harfleri tek tek yazdı. Ekran açıldı ve Koi çıkan bilgileri dikkatle okumaya başladı.

“Eski zamanlarda yaşayan biri mi?”

“Tam olarak değil.”

Koi başını kaşıdı. ‘Neden birdenbire internette ölü birini araştırmaya başladım ki? Ashley bir şeyleri yanlış anlıyor olmalı.’

‘Ya da Whitney tuhaf bir tarikatla falan mı ilgileniyor?’

Tam korkmaya başlamıştı ki, ilerideki 24 saat açık fast food restoranını gördü. Geç olduğu için yemek yenilebilecek tek yer burasıydı. Arabaya servis bölümüne doğru ilerleyen Ashley, siparişi vermeden önce Koi’ye döndü. “Ne yemek istersin?”

Koi hala burnunu çekerken yavaşça başını kaldırdı. Normalde hayal bile edemeyeceği pahalı hamburgerler vardı. Hangisini seçeceğini bilmediği için ne yapacağını şaşırmıştı. 

Koi’ye bakan Ashley konuştu. “Ben  double köfteli pastırmalı çizburger sipariş edeceğim. Sen de denemek ister misin?”

“Olur…”

Hayal ederken bile ağzı sulandı. Zaten pahalı bir yer, üstüne bir de double köfteli. Koi’nin ifadesini gören Ashley ilk kez gülümsedi. Onun gülen yüzünü görünce Koi’nin de gerginliği azaldı. Ashley daha yumuşak bir sesle sordu. “Yanında ne alırsın?”

“Bir şey almayayım.”

Koi cevap verince, Ashley bu kez içecek önerdi.

“Mango kola yok.”

“Şey…” Koi çekinerek sordu. “Milkshake alabilir miyim?”

Tat alma duyusu zayıf olduğu için en iyi tadını aldığı şey tatlılardı. Sütün tatlığıyla birleşince milkshake onun en sevdiği içecek haline gelmişti. Gerçi pahalı olduğu için nadiren alırdı.

Ashley başını salladı ve tekrar sordu. “Başka bir şey ister misin? Hamburgerine ekstra malzeme eklemeyecek misin?”

O sırada Koi, menüde küçük harflerle yazılmış “Tüm malzemeler ücretsiz” yazısını fark etti. Hemen yüzü aydınlandı ve cevap verdi. “Ekleyeceğim, domates ve soğan. Peynir olsun.”

“Tamam.”

Ashley hevesle siparişi vermek için butona bastı. Seçtikleri menüleri ardı ardına sayarken, dinlemek bile Koi’nin ağzını sulandırdı. Siparişler geldikten sonra Ashley arabayı hareket ettirdi. Koi’nin keyfi yerindeydi, az önce yaşadıkları tartışmayı unutmuştu. Ashley’nin yanlış anladığını ve artık bunun farkında olduğunu düşündü. Bir kızın Connor Niles’ı öpmesi, asla mümkün olamazdı.

‘…Gerçek bu.’

Tam morali bozulmaya başlamıştı ki hamburgerler ve içecekler geldi.  Ashley, yemek poşedini Koi’ye verdikten sonra hesabı ödeyip arabayı otoparka çekti.

“Al bakalım.”

Koi, poşedi elinden alıp sipariş ettiği hamburgeri çıkardığında gözleri parladı.

“Teşekkür ederim.”

Ashley, içtenlikle konuşan Koi’ye sessizce milkshakeni uzattı. Koi büyük bir hevesle hamburgerin paketini yavaş yavaş açtı.

O güne kadar hiç görmediği kalınlıktaki burgeri görünce bir an için büyülenmişti.  Yavaşça ağzını açarak hamburgerden zar zor bir ısırık aldı. Beklediğinden çok daha yumuşak ve çıtır çıtır olan dokusu karşısında gözleri genişledi. 

‘Keşke kokusunu alabilseydim.’

Koi o an bu konuda gerçekten büyük bir üzüntü hissetti. ‘O zaman tadını daha iyi alırdım, değil mi?’

Şu anda hissettiğinden birkaç kat daha lezzetli olacağı kesin olan hamburgeri çiğnerken, bu hazzı tam anlamıyla yaşayamadığı için çok üzüldü.

Ashley kendi hamburgerini yemeden önce sordu. “Tadı nasıl, iyi mi?”

Koi ağzı dolu bir şekilde başını salladı. Konuşmak istiyordu ama ağzını açamıyordu, bu yüzden baş parmağını kaldırdı. Ashley gülümseyerek hamburgerini yemeye başladı.

Bir süre ikisi de hiç konuşmadan yemeklerini yediler. Hamburger, soğan halkaları, patates kızartması ve peynir çubuklarını da yedikten sonra Koi’nin karnı tıka basa doymuştu. Hatta önümüzdeki üç gün boyunca hiçbir şey yememeyi bile düşündü.

‘Öğle yemeğinden tasarruf edebilirim.’

Keyfi yerine geldi. Koi’yi izleyen Ashley düşündü. ‘Gerçekten koku alamıyor mu?’

‘Böyle kötü bir yalan söyleyecek biri neredeyse yoktur.’ Tabii babası kadar kötü biri olmadıkça. Ve Koi asla böyle bir pislik değildi.

‘Peki bu nasıl oldu?’

‘Doğuştan ya da sonradan olmuş olabilir. Eğer sonradan olduysa, kaza mıydı? Kazaysa ne kazası?’

Merak ettiği çok şey vardı ama sormak kolay değildi. Ashley ilişkilerinin ne kadar belirsiz olduğunu bir kez daha fark etti.

‘Sonsuza kadar Koi’yi bekleyemem.’

Olabildiğince çabuk bir sonuca varmak zorundaydı. Ya ona duygularını itiraf ettirecek ya da onu kaçırıp hapsedecekti.

Yemek bittikten sonra Ashley, çöpü daha önce yemeğin olduğu poşete toplayıp arka koltuğun zeminine koydu.

“Kemerini tak.”

Ashley’nin sözlerinin ardından Koi hızla kemerini taktı. Koi’yi evine bırakırken, Ashley hiç konuşmadı. Araba onun feromonlarıyla doluydu ama Koi’nin onun şu anda ne kadar gergin olduğu hakkında hiçbir fikri yoktu.

*

*

“Beni bıraktığın için teşekkürler.”

Her zamanki yerde inen Koi teşekkür etti, Ashley ise başını salladı.

“Hamburger için de teşekkürler, çok lezzetliydi.”

“Evet.” Kısaca cevap veren Ashley Koi’ye baktı. Saçlarını karıştırarak bir şeyler söylemeye çalışıyordu, Koi ise şaşkınlıkla bekledi.

“Koi.”

“Efendim.”

Hızla cevap verince, Ashley sırtını dikleştirip sordu. “Az önce, Al ve benim aramdaki sohbeti kıskandın mı?”

Aniden sorulan bu soru karşısında Koi ne cevap vereceğini bilemedi ve zihni boşaldı. 

Telaşla başını sallayıp kekeledi. “Ha-Hayır, hayır, hayır.”

Yüzü yine domates gibi kızarmıştı ama Ashley gülmedi. Aksine, son derece ciddi bir şekilde itiraf etti.

“Ben kıskandım.”

Sadece inkar etmekle meşgul olan Koi hareket etmeyi bıraktı ve ona baktı. Ashley sakin bir şekilde ekledi. “Whitney’nin seni yanağından öptüğünü sandığımda çılgına döndüm.”

“Öpmedi-”

Hemen düzeltmeye çalışan Koi’nin sözünü kesti. “Evet, sanırım yanlış gördüm.”

Koi ne diyeceğini bilemez bir halde sessizliğe bürünürken, Ashley derin bir nefes aldı. “Koi.”

Bu kez biraz duraksayarak cevap verdi. “…Efendim.”

Ne söyleyeceğini bilemediği için endişeliydi.

Sessizce ona bakan Ashley sonunda konuştu. “Beni sevdiğini biliyorum.”

Etiketler: novel oku Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 74. Bölüm, novel Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 74. Bölüm, online Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 74. Bölüm oku, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 74. Bölüm bölüm, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 74. Bölüm yüksek kalite, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 74. Bölüm light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X