Koyu Switch Mode

Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 68. Bölüm

A+ A-

Çevirmen: Ashily


***68. Kısım***

“Ash!”

“Ash, sensin!”

Ashley ortaya çıkar çıkmaz etrafta bir curcuna çıktı. Koi, buz hokeyi takımının Ashley’e doğru koşusunu birkaç metre öteden izledi.

“Ne oldu? Yine mi soğuk algınlığı?”

“Gerçekten bu kadar sık hasta olman normal mi? Bu kaslar ne için var?”

“Dostum, birkaç gün izin aldıktan sonra iyi görünüyorsun. Dışarı çıkmak istemediğin için izin almadın değil mi?”

“Hayır, aptal.”

Ashley gülerek son konuşan çocuğun çenesine hafifçe vurdu. ‘Ah’ diye sahte bir düşme hareketi yapan çocuk tekrar toparlandı ve grup neşeyle konuşmaya devam etti. Koi, onları izlerken içten içe garip bir his yaşadı.

‘Arkadaşlık denen şey bu mu?’

Onlarla yemek yiyor ve bazen birlikte vakit geçiriyordu ama gerçekten onlarla geçirdiği vakit çok kısa bir süreydi. Onların birlikte geçirdiği zamanla kıyaslanamazdı ve hiçbir zaman da öyle olmayacaktı. Çünkü ilişkileri Koi gruba dahil olmadan önce zaten güçlü bir şekilde inşa edilmişti.

‘Biraz… kıskandım.’

Hiç sahip olamayacağı bir arkadaşlığın ağırlığını hissettiğinde, Ashley arkasına dönüp elini Koi’ye uzattı.

“Buraya gel, Koi.”

‘Ne?’

Bütün gözler aynı anda Koi’ye döndü. Mahcup bir şekilde duran Koi şaşkınlıkla gruptakilere bakındı, sonra da tekrar Ashley’e döndü. Ashley gülümsedi ve parmağını kaldırarak gelmesini işaret etti.

“Ah… tamam.”

Başını salladı ve aceleyle ona doğru yürüdü. Ashley, rahatça kolunu Koi’nin omzuna doladı ve ona yaslanarak arkadaşlarına baktı. Ağırlığı bir anda üzerine yüklenince Koi sendeledi ama Ashley’in omuzlarına dolanan kolu onu sabit tuttu ve dengesini yeniden bulmasını sağladı.

Aptalca şakalar devam etti. Koi, aralarında sessizce onları dinledi ancak artık bir yabancı değildi. Bill’in şakalarını yüzünde bir gülümsemeyle dinliyordu.

*

*

“Bill’den hoşlandığın için beni reddetmedin, değil mi?”

Yalnız kaldıklarında Ashley’in sorduğu soruya Koi şok içinde başını salladı.

“Ne… Hayır, asla.”

Hızla başını sallayıp ellerini havaya kaldırdıktan sonra başının döndüğünü hissetti ve nefes alıp kendini toparlamaya çalıştı. Kollarını kavuşturmuş halde durup memnuniyetsiz bir yüz ifadesiyle ona bakan Ashley kollarını çözdü.

“Öyle değilse sorun yok.”

“Kesinlikle hayır.” Koi bir kez daha vurguladıktan sonra başını çevirdi. ‘Seni seviyorum.’

‘Ama bunu sana söyleyemem…’

Koi’nin moralinin bozulduğu anda Ashley, çenesini onun başına koyup kollarını omzuna doladı.

“Ç-Çok ağırsın!”

“Gayet iyiyim.”

Koi, Ashley’in kollarını itmeye çalıştı ama her iki kolunu tutmak zordu. Kolları çok kalın olduğu için ağırlığı da oldukça fazlaydı. Koi, stratejisini değiştirip Ashley’in tek kolunu iki eliyle kaldırmaya çalıştı ama sonunda yorgunluktan pes etti.

“A-Aah.”

Sonunda öne doğru sendeleyerek yürürken Ashley yavaşça adım atarak ona yaslandı. Tam o sırada sınıf arkadaşlarından biri onları fark edince Ashley Koi’ye yaslanmaya devam ederek ona el salladı. Bu sırada Koi homurdanıyor ve zorlanarak yürüyordu. Çalıştığı işlerde ağır yükler taşımıştı ama bu, şimdiye kadar taşıdığı en ağır şeydi. ‘Tabii ki öyle. Neredeyse 100 kiloluk biri.’

Ama bu kadar zorlanmasına rağmen diğer taraftan kendini biraz daha rahatlamış hissetti.

‘Biz yine eskisi gibi mi olduk…?’

Sanki Ashley ona itiraf etmeden, Koi onun için arkadaşlıktan öte duygular beslemeden önceki hallerine dönmüşler gibiydi. Ashley o kadar doğal davranıyordu ki, Koi de hissettiği garip atmosferi unutmuştu. Belki de mümkündü. Böyle devam ederlerse eski hallerine dönebilirlerdi.

Koi konuştu. “Ash.”

Yorgunluktan nefes nefese kalmıştı. Ashley başının üzerinden cevap verdi. “Evet, ne oldu?”

Koi zorlanarak sordu. “Buz hokeyi takımını ne yapacaksın? Devam edecek misin?”

“Hmm… bilmiyorum.”

Ashley biraz düşündükten sonra cevap verdi.

“Henüz karar vermedik. Öğretmenler ve koçla konuştum ama düşünmek için zamana ihtiyaçları var. Oynasam bile kurallara aykırı bir şey yok…”

Ashley konuşurken çenesi Koi’nin başına vuruyordu. Koi sabırla onun konuşmasını dinledi. Ashley aynı sakin ses tonuyla devam etti.

“Yeni dönüşüm geçirdiğim ve kızışma döngüleriyle ilgili hiçbir şey bilmediğim için bir karar vermeleri zor. Ama bir hafta içinde netleştiririz sanırım.”

Koi nefes nefese cevap verdi. “Anladım.”

‘O zamana kadar diğerlerinden gizli mi kalacak?’ Az önceki konuşmalardan anladığı kadarıyla herkes Ashley’nin yine soğuk algınlığı geçirdiğini sanıyordu. Belki Ashley durumu belli olduktan sonra açıklayacaktı belki de mezun olana kadar saklayacaktı. Sonuçta açıklayıp açıklamaması kendi tercihiydi. Oynamaya devam ederse, sadece kendi takımı için bir tehlike oluşturacaktı rakipleri için değil. Geriye kalan tek şey koçun kararıydı.

‘Takım Ash olmadan da aynı derecede tehlikede olur…’

Bunu düşünürken, birden unuttuğu bir şeyi hatırladı. Ortaya çıktıysa feromon kokusu olmalıydı ama kimse fark etmemişti.

‘Nasıl olmuştu?’

Koi koku alamadığı için Ashley’den feromon kokusu gelip gelmediğini bilmiyordu. ‘Ama diğerleri koku alabildiğine göre feromon kokusunu alıp ona göre tepki vermeliydiler yoksa bastırıcı mı kullandı?’ Koi bunu sorduğunda Ashley hemen cevap verdi.

“Bir dereceye kadar kontrol edebiliyorum. Çok iyi değilim ama ne olur ne olmaz diye bastırıcı getirdim.”

“Anladım…”

Koi, ayaklarını sürüyerek yürürken Ashley ona tutunuyordu.

“Şey, Ashley.”

Ashley çabucak cevap verdi. “Evet?”

Koi etrafta kimsenin olmadığından emin olduktan sonra devam etti. “Şey, dün bilmiyordum ama… sanırım üzerimde feromon kokusu vardı. Bu senin kokundu, değil mi?”

“Ne…” Ashley biraz duraksadıktan sonra cevap verdi. “Evet, doğru.”

Söylemek istemese de itiraf etmeliydi. O ana kadar Koi’ye yapışan Ashley çekildi ve yanında yürüdü. Aniden hafifleyen Koi sersemlediğinde Ashley ona gerçeği söyledi.

“Okuldayken bastırıcı kullanmak zorundayım ama eve dönünce feromonları yaymam gerekiyor. Feromon birikimi beyne zarar verir.”

“Evet, anladım.”

Koi önceki gün internetten Baskın Alfalar hakkında öğrenebildiği kadar çok şey öğrenmeye çalışmıştı ama hala öğrenmesi gereken çok şey vardı.

“Um, sen Baskın Alfa olarak ortaya çıktın, değil mi?  Babanın sekreteri, babama öyle demiş. Şans eseri Omega olmadığım için mutlu olduğunu söylemiş.”

Ashley, öncekinin aksine biraz duraklayarak cevap verdi. “Evet, doğru.”

Onun yüzüne bakmak için başını kaldıran Koi, onda bir şeylerin farklı olduğunu düşündü. Çok geçmeden farkı anladı.

“G-Gözlerin.”

“Efendim?”

Koi, gözlerine bakarak sordu. “Göz rengin biraz farklı görünüyor, Baskın Alfa olarak ortaya çıktığın için mi?”

Daha önce gümüş mavisi olan gözleri şimdi çivit mavisiydi. Baskın Alfaların göz renklerinin mor olduğunu hatırlayarak sorduğunda, Ashley cevap verdi.

“Bir bakıma, evet. Şu anda renkli lens takıyorum.”

“Ah…”

‘Demek bu yüzden bu renkte.’ Koi bunu kabul ederken suratını buruşturdu. “Diğerleri bunun tuhaf olduğunu düşünmediler mi?”

Onun endişeli yüz ifadesini gören Ashley güldü. “Kimse kolay kolay başkasının göz rengine dikkat etmez.”

Ve neşeli bir tonda ekledi. “Ortaya çıkmadan önceki göz rengimi hatırlıyor musun?”

Elbette hatırlamayacağını düşünüyordu ama Koi sanki bekliyormuş gibi cevap verdi.

“Tabii ki de. Ne kadar güzel bir gümüş mavisiydi!”

“Ah…” Bu sefer şaşıran Ashley oldu. Koi’nin yüzüne baktı ve ciddiyetle gözlerini kaçırdı. “Çoğu kişi başkasının gözlerinin rengine o kadar dikkat etmez.”

Bunu olabildiğince sakin bir şekilde söylemişti ama Koi onunla aynı fikirde değildi. ‘Bu doğru olamaz. Ashley’nin güzel gözlerini kimse hatırlamıyor olamaz. Bu mümkün değil!’

‘Bence Ashley, diğerlerinin ona ne kadar hayran olduğunu bilmiyor.’

Koi böyle düşünerek ona ciddiyetle baktı. ‘Söylesem anlar mı ki?’

“Ne oldu?” Ashley ona gülerek baktı. “Çok mu yakışıklıyım?”

“Ah…”

Onun şakasını duyan Koi, az önceki düşüncesinin yanlış olduğunu kabul etti. Ashley Miller ne kadar iyi göründüğünü çok iyi biliyordu.

************************************************************************************************

Çok şükür bugün de Ashley’e düştük. Doğrusu Ashley’nin gözlerinin maviden mora dönmesi anlamsızca beni bir tık üzdü. Serinin ilk bölümünden beri Koi’nin bakış açısından gözlerinin güzelliğini dinliyorduk çünkü. 

Bu arada Baskın Alfalar için feromon birikimi çok ciddi bir mevzu. Bir şekilde yayarak (Özellikle ruttayken) birikime engel olmaları şart. Aksi takdirde ölüm ya da akıllarını kaybetmeleriyle son buluyor. -Ashily

Etiketler: novel oku Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 68. Bölüm, novel Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 68. Bölüm, online Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 68. Bölüm oku, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 68. Bölüm bölüm, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 68. Bölüm yüksek kalite, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 68. Bölüm light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X