Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 6. Bölüm

Çevirmen: Ashily
***6.Kısım***
“Ah, evet, elbette.”
Koi aceleyle içtiği içeceğin parasını cebinden çıkardı ve masanın üzerine koydu. Çalışanın getirdiği fişe kısa bir süre göz gezdiren Ashley parayı çıkarıp hesap kutusuna koydu ve çalışana geri verdi. Ashley’nin hesabı geri vermeden önce fişin üzerindeki %20’lik bahşiş kısmını işaretlediğini gören Koi şok oldu. ‘Verdiği bahşiş, öğle yemeği harcamamdan daha fazla.’
Şimdiye kadar bahşiş verilen bir restoranda yalnızca bir kez yemek yemiş olan Koi’nin kalbi şaşkınlıktan deli gibi atıyordu. ‘Ashley’nin bu kadar çok bahşiş vermesi israf değil mi?’
İkili restorandan çıkarkarlerken Koi dayanamayarak sordu. “Peki, nerede yaşıyorsun?”
Park ettiği arabaya doğru yürüyen Ashley, Koi’ye ileriyi işaret ederek cevap verdi. “Orada.”
Girişinde bir güvenlik görevlisi olan ve tüm siteyi gezmesi arabayla üç saatten fazla süren son derece büyük bir semtti. Ayrıca Ashley Miller’ın yaşadığı yer, tepenin üzerindeki en gösterişli ve en lüks malikaneydi.
‘Bu yüzden hiç düşünmeden o kadar çok bahşiş veriyorsun.’
Ashley, düşüncelere dalan Koi’ye “Kız olsaydın seni eve bırakırdım ama…”
*********************
ÇN: Bu seri bir Yaoi ve Omegaverse olduğu için karakterler doğuştan gay olmak zorunda değil.
*********************
Kasıtlıymış gibi devamı gelmeyen bu cümlelerin ardından Koi aceleyle başını salladı. “Hayır, sorun değil. Burada ayrılalım.”
“Tamam o zaman.” Sanki bunu söylemesini bekliyormuş gibi arkasını döndüğünde Koi hızlı onu durdurdu. “Hey, bana mail adresini vermen gerekiyor.
“Ah, evet.” Ashley durdu, başını salladı ve elini uzattı. “Telefonunu bana ver.”
“Ne? Ah.”
Beklenmedik bu istek karşısında hızlı bir şekilde cep telefonunu verdiğinde, Ashley mailini çabucak yazdı ve Koi’ye geri verdi.
“Telefonunu şifresiz mi kullanıyorsun?”
“Görülecek bir şey yok.”
Koi, Ashley’nin telefon numarasını ve mail adresini kontrol ettikten sonra Ashley’e baktı. Doğal olarak bu sefer telefon numarasını ve mail adresini yazma sırasının kendinde olduğunu düşündü ama Ashley’nin telefonunu vermeye hiç niyeti yok gibiydi.
“Bana bir mail at. Ondan sonra sana cevap maili atarım. Olur mu?”
“Ah…” Bir tuhaflık olduğunu hissetti ama söyleyecek bir şeyi yoktu. O yüzden Koi vazgeçti ve başını salladı. “Tamam.”
Konuşma tekrar tuhaflaşmadan önce Koi konuştu. “Görüşürüz Ash. Sana mail atacağım.”
Ashley vedalaşıp arkasını dönmek üzereyken birden duraksadı. Etrafına baktıktan sonra tekrar Koi’ye baktı. “Araban nerede?”
“Ne?” Koi ancak o zaman bu hareketlerinin arkasındaki anlamı anladı, utancını bastırıp cevap verdi.
“İşte, şuna biniyorum.”
Koi’nin elini takip eden Ashley işaret ettiği eskimiş bisikleti gördü. Ardından gelen sessizlik sadece birkaç saniyeydi ama Koi bir anlığına Ashley’nin kafasının içine bakmış gibiydi.
“Beni eve bırakmak zorunda değilsin, evim senin evinin tam tersi yönde.” Koi bunu söyleyip geçiştirmeye çalıştığında, Ashley ciddi bir ifadeyle kollarını kavuşturdu.
Koi onun beklenmedik bir şekilde endişeli olduğunu görünce şaşırdı. Bu ödevde grup olana kadar Koi’nin varlığından bile haberi olmadığı açıktı. Bir ödev yüzünden sadece iki saat kadar konuştuğu sınıf arkadaşının dönüşü için endişelenmesi ne kadar da tatlıydı.
‘Bu çocuğun iyi olmayan tek bir özelliği var mı?’ Şaşkınlıkla düşündüğü sırada aniden Ashley’nin aklına başka bir fikir geldi. “O zaman şöyle yapalım.”
“Ne-” Koi daha ne olduğunu anlayamadan Ashley üzerindeki ceketi çıkarıp Koi’nin üzerine sardı. Koi’nin şaşkınlıktan kocaman açılan gözleri ve ona bakan yüzü komik olmalıydı ki, Ashley ufak bir kahkaha attı ve ekledi.
“Grup arkadaşımın üşütmesi benim için sorun olur.”
‘Elbette. Aynısı benim için de geçerli. Ben üşüttüğümde senin için sorun olur ama sen üşüttüğünde benim için olmaz mı? Doğru, sen uzun ve güçlüsün, bense kısa ve güçsüzüm. Geçen dönem aldığımız Yunan mitolojisi dersini hatırlıyor musun? Bir tanrı olsaydın, Apollon olurdun. Ben de muhtemelen ayaklarının altındaki çimen ya da ona yapışan yaprak biti olurdum. Vay canına, Tanrı yaprak bitine kıyafetini verdi. Buna inanamıyorum. Connor Niles, sanırım hayattaki tüm şansını burada harcadın!’
Aklından bir sürü düşünce geçti ama ağzından tek bir kelime bile çıkmadı. Akşam olduğunda gündüzki sıcak hava gitmişti ve yerini alan soğuk rüzgar tüm bedenini titretiyordu. İnce, kısa kollu tişörtün altında açıkta kalan kolu soğuğun etkisiyle büzüştüğünde, Ashey’nin verdiği ceket onu ısıtmıştı.
Koi, ceketin sıcaklığını omuzlarında hissederek Ashley’e boş gözlerle baktı. Şimdiye kadar kimse onun için kıyafetlerini çıkarmamıştı. Hava ne kadar soğuk olursa olsun, ne kadar yalnız kalırsa kalsın hep tek başına katlanmak zorunda kalmıştı.
Her şey bununla da bitmedi. Ashley ceketi verdikten sonra, tıpkı ceket kadar sıcak bir gülümsemeyle Koi’ye “Çok daha iyi.” dedi.
Tam o anda, rüzgar Ashley’nin sarı saçlarını dalgalandırdı. Rahatsız olmuş gibi parmaklarını platin sarısı saçlarının arasında gezdirdiğinde nedense Koi’nin o an içinden ağlamak geldi.
Sesinin çatlamasından korktuğu için nefesini tutarak ona teşekkür etti. “…Teşekkürler.”
Gece geç saatlerde dükkânın önünde duran sokak lambası onları aydınlattı ve ikisi nefes alışlarının bile duyulmadığı bir sessizlik içinde birbirlerine baktılar. Sanki bir yerlerden çarpıntı sesi geliyor gibiydi. Koi büyülenmiş gibi Ashley’e baktı. ‘İşte, aşık olmak böyle bir şey.’ diye düşündü.
İkisinden biri bir kadın olsaydı, Koi kesinlikle ona aşık olurdu. Ama sonra gerçeğin farkına vardı. İkisi de kadın değildi, işte bu yüzden bu aşk değildi sadece benzer bir duyguydu.
Sessizce “…Şimdi neden bu kadar popüler olduğunu anlayabiliyorum.” diye mırıldandığında bunu duyan Ashley neşeyle kahkaha attı. Kahkahası bile kalp titretiyordu. Ardından ona dalgın gözlerle bakan Koi’ye cevap verdi. “İltifatın için teşekkürler. Sonra görüşürüz o zaman, Conan.”
Bununla birlikte Koi’nin tüm hayalleri yıkıldı. Birdenbire kendini kötü hissetti.
“Koi, Connor Niles.”
“Evet, Coil.”
Sonuna kadar kendi bildiğini okuduktan sonra Cayenne’sine bindi. Sahibi kadar büyük ve havalı olan araç hafif bir motor sesi çıkardı ve kısa süre sonra oradan ayrıldı.
Koi bir süre orada durup uzaklaşan arabaya baktıktan sonra arkasını döndü. Eski bisikletine binip eve giderken, restorana geldiği zamankinden çok daha rahat bir kafayla düşündü.
Ashley beklediğinden çok daha hoş ve iyi biriydi. Ödevle ilgili bir sorun çıkmamıştı. Tüm endişelerinin bir anda çözüleceğine dair bir mutlulukla gülümseye devam etti. Tek kusuru, adını sürekli yanlış anlamasıydı, ancak bunu kolayca görmezden gelebilirdi.
Ceketi nasıl iade edeceğini daha sonra düşünmeye karar verdi. Her şeyden önce, iyi ruh halinin daha çok tadını çıkarmak istedi. Çünkü sık sık böyle heyecanlanmıyordu.
Mutlulukla eve doğru pedal çeviren ve Ashley ile konuşması üzerine düşünen Koi kendi kendine bir karar verdi.
‘Ben de bir avukat olacağım.’
***
İyimser hava üç gün bile sürmedi. Koi, Ashley’nin henüz yanıtlamadığı mailine endişeyle bakmaya devam etti.
‘Bir şey mi oldu acaba?’
Ellerini başının üzerine koymuş bir şekilde monitöre bakıyordu. Bir süredir bekliyordu ama durum değişmemişti. Sorun, Ashley’nin o günden beri okula gelmemiş olmasıydı. Onu görebilseydi onu sıkıştırırdı ama onunla yüz yüze gelmesinin hiçbir yolu yoktu.
Artık beklemeye dayanamayan Koi telefonunun mesaj ekranını açtı. Bir süredir erteleyip duruyordu ama artık sınıra gelmişti. Daha fazla ertelerse ödevi zamanında bitiremeyecekti.
‘Yapacak başka ödevlerim de var.’
Derin bir nefes aldıktan sonra Ashley’e bir mesaj yazıp gönderdi.
[Ashley, Ben Connor Niles. Hatırlıyor musun? İspanyolca ödevini birlikte yapacaktık. Sana maili göndereli 3 gün oldu, bir şey mi oldu? Araştırma yapıyorsan bana cevap yaz. Maili ne zaman atacağına ve bir sonraki görüşmeyi ne zaman yapacağımıza karar vermemiz gerekiyor. Biliyorsun, fazla zaman kalmadı. Yalvarıyorum acele et.]
Oldukça uzun bir cümle gönderdikten sonra içini çekti. Çok kısa süre sonra bir şeylerin çözüleceğini düşündü ama o andan sonra yeni bir işkence başladı. Artık Ashley’nin mesajı ne zaman okuyacağından başka bir şey için endişe etmesi gerekiyordu.
‘Öyle ya da böyle ödevi bir şekilde yapmalıyım.’
Pişman olmuştu ama artık çok geçti. Sonunda Koi, tüm günü öfke içinde geçirdi.
*****************************
Sizce ben ara ara Ashley yerine Ashily yazıyor muyumdur? sjsjjsjsjs Görürseniz uyarın arkadaşlar -Ashley
Yorum