Çevirmen: Ashily
***55. Kısım***
Her zamanki gibi birlikte yemek yerlerken bile Koi’nin dikkati tamamen Ashley’e odaklanmıştı. Birbirleriyle şakalaşıp gülüp eğleniyorlardı ancak Koi bunu yapamıyordu. Kalbi hızla atıyordu ve sürekli Ashley’i düşündüğü için başka hiçbir şeye odaklanamıyordu. Kurumuş saman kadar sert hamburgerini tekrar ısırmaya çalışırken, Bill’in sesini duydu.
“Bir düşününce, şu siteye Ash’ten hoşlandığını yazan kişiyi hala bulamadık, değil mi?”
‘Tanrım.’
Koi istemsizce nefesini tutmuştu, ancak diğerleri onun bu durumunu fark etmeden konuşmaya devam ettiler.
“Muhtemelen eziğin tekidir. Bizim okulumuzdan bile olmayabilir, Ashley çok ünlü biri sonuçta.”
“Doğru.” Onaylayan çocuk ufak bir kahkaha attı. “Kesin bir Omega’dır. Aksi takdirde tuhaf olurdu.”
Koi bu sefer içeceğini sesli bir şekilde yuttu. Ama kimse aldırmıyor gibiydi.
“Tabiki öyle. Aynı cinsiyetten birinden hoşlanıyorsa, bunun nedeni onun Alfa ya da Omega olmasıdır. Betaların bunu yapmak için hiçbir nedeni yok, değil mi?”
Etrafındakilere onay ararcasına bakan kişiye, Ashley itiraz etti. “Birinden hoşlanmak ille de onunla seks yapmak istediğin anlamına gelmez, biliyorsun değil mi?”
Bu sözlerle Koi, Ashley’nin yüzüne dikkatlice baktı. Ashley hala arkadaşlarına bakıyordu ama Koi, bu sözlerin kendisine söylendiğini hissetti.
“Ah, elbette öyle.” Başka biri konuşmaya daldı. “Peki Ashley, sen birinden hoşlandığında seks yapmadan durabilecek misin? Öpüşmeyecek misin?”
“Ah hadi canım.”
“Vay be, Ashley Miller. Yalan söylüyorsun.”
Baş parmaklarını aşağıya doğru indirip alay eden arkadaşlarına Ashley gülümseyerek karşılık verdi. Koi, hamburgerinin paketini açan Ashley’nin yan profiline baktı. Ashley hamburgerini ağzına götürmeden önce cevap verdi.
“Tabii ki yapmak isterim. Şu anda bile bunları yapmak için can atıyorum.”
Son sözlerini bitirirken aniden Koi’ye baktı. Ashley’nin kısık gözleri ve kararlı bakışı karşısında Koi’nin kalbi hızla çarpmaya başladı, bir anda masadaki çocuklar yüksek sesle bağırmaya başladı.
“Ne?”
“Ne dedin?”
“Az önce ne dedin?”
Yemekhanedeki herkes onlara bakıyordu ancak Ashley’i sorgulamaya devam ettiler. Buna Koi de dahildi. Ama onun durumu farklıydı. Hamburgeri tutan eli titriyordu. Aç olmasına rağmen, göğsü sıkıştığı için bir şey yemek istemiyordu. Yarısı yenmiş hamburgeriyle oynadı ve ağzına götürmedi. Bu sırada çocuklar Ashley’e soru sormaya devam ettiler.
“Ne yani, yeni biriyle mi çıkıyorsun?”
“Kiminle? Ne zaman başladı?”
“Vay canına, bize neden söylemedin?”
“Bizim okuldan biri değil mi? Seni kimseyle görmedim.”
“Evet, son zamanlarda sadece Koi ile takılıyordun.”
O anda herkesin dikkati Koi’ye çevrildi. Koi sanki hazırlıksız yakalanmış gibi hızlıca başını salladı. “Hayır, hayır.”
“Hey, St. Paul Lisesi oyuncularının listesini gördünüz mü? Kaptan değişmiş.” Birdenbire Bill konuyu değiştirdi. Sohbet hemen oraya kaydı ve Koi rahat bir nefes aldı.
‘Neredeyse başım büyük belaya girecekti.’
Tekrar Ashley’e baktı. Normal şekilde sohbete devam ediyordu. Ancak az önceki tutkulu bakışını hatırlayınca içini garip bir his kapladı. ‘Ashley bana hep böyle mi bakıyordu?’
Yemek bittikten ve herkes kalktıktan sonra, Ashley aniden Koi’ye seslendi. “Koi.”
Koi şaşkınlıkla neredeyse düşecekti, zar zor dengede kaldı.
“Evet?” Hızla doğrulup başını kaldırdığında, onu tutumak için elini uzatan Ashley gülümsedi.
‘Acaba geçen seferki şeyden mi bahsedecek? Burada mı?’
Etrafta çocukların gürültüsü dolaşıyordu. Koi heyecanla beklerken, Ashley konuştu. “Amigo takımı için 2. test bugün yapılacak, değil mi? Bittikten sonra sonucu söyle bana.”
“Ne? Ha, evet.” Koi istemsizce başını salladı.
Ashley doğru söylüyordu. Bugün amigo takımına katılmak için 2. testin yapılacağı gündü. Ashley’nin söyledikleri oldukça sıradandı ama Koi’ye farklı geliyordu.
<Bittikten sonra sonucu söyle bana.>
‘Bu sözlerle, acaba…
Testten sonra hislerimi söylememi mi istiyor?’
Kalbi küt küt atarken Ashley’e bakınca, Ashley nazikçe ekledi. “Başarılar dilerim.”
Koi, ona bakarak başını salladı. “Tamam.” Kalbi yerinden çıkacakmış gibi atıyordu. “… Elimden geleni yapacağım.”
‘Onunla bugün konuşacağım.’ Sonrasında Koi kararını verdi. ‘Ash’e benden hoşlanıp hoşlanmadığını soracağım. Yanılıyor olsam bile, Ashley benimle alay etmez. ’
Küt-Küt.
Küt-Küt.
Kalbi hızla çarpıyor ve başka bir şey düşünemiyordu.
***
Adımlarını ritme uygun olarak durdurduğunda, etraf sessizleşti. Koi, nefes nefese kalmış bir şekilde, kızların tepkisini bekliyordu. Aralarında merkezde duran kız, takım kaptanı Ariel’dı.
Saçlarını her zamanki gibi yukarıdan toplamıştı, ciddi bir yüz ifadesiyle Koi’nin hareketlerini izliyordu. Bir elini diğer kolunun üzerine koymuş, diğer eliyle de dudaklarını ovuşturarak sessizliğini korurken, Koi içten içe bir tedirginlikle onu bekliyordu.
“Hmm.” Ariel sonunda konuştu. “Fena değil. Aslında, kesinlikle daha iyisin.”
Koi’nin yüzü hemen aydınlandı. Ariel ciddi bir ifadeyle devam etti.
“Ama hala eksikliklerin var. Bu seviyede takımımıza katılman imkansız. Biliyorsun, biz Buffalo Lisesi amigo takımıyız.”
Koi endişeyle başını salladı. “Evet.”
Ariel arkasına dönüp etrafına bakındıktan sonra konuştu. “Biz buraya gelmek için çok çalıştık. Sen de aynı kararlılıkla çalışmazsan zorlanırsın.”
“Tabii ki, elimden geleni yapacağım, hayır, en iyisini yapacağım.”
Koi aceleyle cevap verdi. Cevabını beklerken içi içini yiyordu. Dudakları kuruyordu ve ellerini dua eder gibi birleştirmişti.
“Connor Niles, 2. testi geçtin.”
“…!”
“Ama.”
Koi neredeyse sevinçten çığlık atacakken Ariel konuştu.
“Şu anki fiziksel durumun çok kötü. Zayıf olman iyi ama çelimsiz olman sorun. O gorillerle kaç aydır takılıyorsun ama henüz bir şempanze bile değilsin.”
Ariel kaşlarını çatıp kollarını kavuşturarak soğuk bir ifadeyle ekledi. “Sezon başlamadan önce sıkı bir şekilde kondisyon çalışman gerekecek. Hiç taviz vermeyeceğiz, buna hazırlıklı ol.”
“Evet, yapacağım!”
“Güzel.” Ariel başını salladı. “Seni takımımızın geçici bir üyesi olarak kabul ediyorum. Tebrikler Connor Niles. Uzun bir üç ay olacak ama sıkı çalışmanı istiyorum.”
Ariel, son sözlerini söylerken ilk kez gülümsedi. Etraftan alkışlar yükseldi ve herkes Koi’ye tebriklerini iletti. Koi, beklediği sonuca ulaşmanın mutluluğuyla konuşmakta zorlanıyordu. Ağzı ve gözleri kocaman açılmış bir şekilde, neşeyle teşekkür etti.
“Teşekkürler, teşekkür ederim. Gerçekten sıkı çalışacağım. Teşekkür ederim…”
Bir süre daha tebrikleri kabul ettikten sonra Koi, ilk kez onların kondisyon antrenmanına katıldı. Ariel’ın dediği gibi, bu şimdiye kadar yaptıklarından birkaç kat daha zordu.
*
*
“Haa.”
Koi yorgun bir halde sahada yürüyordu. Her zaman neşeli ve narin hareket eden kızların, arka planda böyle zorlu ve sıkı bir eğitimden geçtiklerini fark etmemişti.
‘Sanırım bu yüzden o hareketleri bu kadar kolay yapabiliyorlardı.’
Onların ne kadar harika olduğunu yeni fark eden Koi, gururla göğsünü kabarttı. Geçici de olsa onların arasında yer aldığına göre, elinden gelenin en iyisini yapmalıydı. Bu konuda kendinden emindi. Koi’nin sahip olduğu tek şey, her işte elinden gelenin en iyisini yapmasıydı.
‘Öncelikle Ashley’e bu haberi vereyim.’
Ashley’i düşündüğünde, adımları yavaşladı. Ashley’nin çok sevineceğini biliyordu. Sevincini paylaşacak birinin olması, Koi’yi çok mutlu etti. Şimdiye kadar biriken yorgunluğu kayboldu ve farkına bile varmadan bir şarkı mırıldanarak hızla yürümeye başladı.
‘Şimdiye kadar antrenmanı bitmiştir.’
Başka zaman olsa Ashley’nin arabasına gider ve onu beklerdi ama bugün bunu yapamayacak kadar sabırsızdı. Onu bir an önce görmek isteyen Koi, doğruca buz pistine yöneldi.
“Ah.”
Bugün antrenman normalden erken bitmişti, uzakta her zamanki arkadaş grubunu gördü. Onları selamlamak istediyse de, bir anda yaramazlık yapma isteği geldi ve onlara sessizce yaklaştı.
Her zaman kendisini şaşırtan Ashley’i bu sefer kendisi şaşırtmak istiyordu. Büyük çocukların arkasına saklanırsa Koi’yi görmezlerdi.
Gülümseyerek onlara yaklaşan Koi, grubun arasında Ashley’nin olmadığını fark etti.
Sevinci kayboldu ve kalbinde bir boşluk hissetti. Ashley’nin nerede olduğunu sormak için ağzını açtığında, içlerinden biri konuştu.
“Sizce de Ash son zamanlarda biraz garip davranmıyor mu?”
Diğerleri onaylayarak devam etti. “Aynen öyle. Eskisi gibi bizimle takılmıyor.”
“Partiye bile gelmedi, değil mi?”
“Al’dan neden ayrıldığı bile belli değil.”
Her yerden onay sesleri gelirken biri sordu. “Koi ile arkadaş olduğundan beri böyle davrandığını düşünmüyor musunuz?”
Koi aniden kendi adını duyunca irkildi ve hızla yakındaki bir binanın arkasına saklandı. Konuşan çocukların sesini duymaya devam etti.
“Düşündüm de, Ashley son zamanlarda hep Koi ile takılıyor değil mi?”
“Hey, bugün kafeteryada cidden kalbim duracak sandım.”
“Gerçekten Koi’den mi hoşlanıyor? Yok artık.”
Çok geçmeden her taraftan konuşmalar başladı. Koi’nin yüzü kızardı ve elleriyle ağzını kapadı. ‘Ne yapacağım, herkes her şeyi biliyor galiba!’
“Hadi canım, Ashley mi? Nasıl olur?”
Bill başka birinin sesini bastırarak konuştu. “Bence, Ashley Koi’yle sadece acıdığı için takılıyor.”
‘…Ne?’
Koi’nin hızla atan kalbi birden buz kesti.
************************************************************************************************
Ya bu bölüm beni çok üzdüğü için atasım bile gelmedi 🙁 Koi de durup durup en alakasız yerde ortaya çıkmayı nasıl başardı helal olsun -Ashily
Yorum