Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 24. Bölüm

Çevirmen: Ashily
***24. Kısım***
Bu ilkti. Ashley’nin onu ilk kez aradığı düşüncesiyle gerçekten gergin olan Koi konuşmaya devam etti. “Sorun ne? Henüz uyumadın mı?” Duyduğu ses karşısında yüzü kızarmıştı.
Ashley, utanarak başını öne eğen Koi’ye cevap verdi.
– Uyuyacağım… Sadece eve gidip gitmediğini merak ettim.
Ashley duraksayarak konuştu. Koi, onun içindeki tuhaf boşluktan tamamen habersiz, heyecanla sözlerini devam ettirdi.
“Evet, aradığın için teşekkürler. Evimin önündeyim.”
– Evinin önünde mi?
“Evet.” Koi, Ashley’nin sorusuna dürüstçe cevap verdi. “Babam içki içtiği için şu anda içeri giremem. Ama sorun değil, birazdan uyur. Zaten hava da çok soğuk değil.”
Tabi son sözleri yalandı. Omuzları serin gece esintisinden dolayı doğal olarak titriyordu. Bisiklet sürmenin verdiği sıcaklık çoktan geçmişti ve geriye kalan tek şey gecenin soğuğuydu.
– Ne?
Koi, Ashley’nin sorusu karşısında irkildi. ‘Ah, hayır. Ashley şüphelendi.’ Aceleyle sözlerini toparlamaya çalıştı.
“Yani babam sarhoş olduğunda beni tutuyor ve çok konuşuyor. Onu dinlemek zorunda olmak can sıkıcı.”
– Ama dışarıdasın.
“Sorun değil. Birazdan içeri gireceğim. Endişelenme.”
Babasının onu dövdüğünü öğrenmesini istemeyen Koi yalan söylemek için elinden geleni yaptı. ‘Konuyu değiştirmem lazım.’
“Bugün için çok teşekkür ederim Ash. Bir daha asla bu kadar güzel bir akşam yemeği yemeyeceğim. Gün batımı çok güzeldi ve akşam yemeği çok lezzetliydi.”
‘Ve sen de oradaydın.’ diye düşündükten sonra hızla kızaran yanaklarını ovuşturdu.
– Bu doğru değil, Koi.
Ashley onun samimi sözlerini düz bir yüzle reddetti ve içtenlikle konuşmaya devam etti.
– Önünde sayısız güzel günler var. Gelecek yıl, ondan sonraki yıl ve bir sonraki yıl.
‘Ama sen orada olmayacaksın.’ Koi kendini tuhaf hissetti. Sözleri onu sıcacık hissettirmişti ama Ashley’nin orada olmayacağını düşününce yeniden üzüldü.
Yavaşça “…Teşekkür ederim Ash.” diye fısıldadı.
Buna karşılık Ashley hiçbir şey söylemedi. Koi söyleyecek bir şey bulmaya çalışırken sessiz kalan Ashley ağzını açtı.
– Sınırlı sayıda üretilen bebek tekrar ne zaman gelecek?
“Ha? Oyuncak bebek mi?” Heyecanla tekrar eden Koi sonradan ne demek istediğini anladı. ‘Ah.’
“Özel üretimden mi bahsediyorsun?” Koi gözlerini kırpıştırdı ve hatırlamaya çalıştı. “Umm, önümüzdeki hafta falan…? Tam olarak bilmiyorum. Özür dilerim.”
Doğruyu söylemek gerekirse Ashley bu sözleri duyunca rahatlamıştı.
– Tekrar geldiğinde haber ver. Satın almaya geleceğim.
O anda Koi’nin kulakları titredi. “Gerçekten mi? Gelecek misin? Çalıştığım dükkana?”
Ashley bir dizi soruya kahkahayla karışık bir sesle yanıt verdi.
– Elbette.
Koi birdenbire kulaklarında havai fişeklerin sesini duydu. Bir süre sonra bunun kendi kalp atışının sesi olduğunu fark eden Koi, gözlerini sıkıca yumdu.
“…Bu harika!”
Kelimeler dudaklarından sanki tıkanmış nefesini veriyormuş gibi döküldüğünde utanıp boştaki eliyle ağzını kapattı. ‘Ah, Ne dedim ben?’ Hızla gözlerini kırpıştırdı ama zihni bomboştu.
“Ah, şey, um.”
Bir şekilde düzeltmek için ağzını açtı ama düzgün konuşamıyordu bu yüzden kekelemeye devam etti ve aceleyle ekledi.
“Çünkü biz arkadaşız değil mi?”
Ashley bir süre duraksadıktan sonra cevap verdi.
– Evet.
Sonrasında Koi kısa bir iç çekti ve Ashley sakince konuşmaya devam etti.
– O zaman Koi, sonra görüşürüz.
“Evet, sonra görüşürüz. Bugün için teşekkür ederim.”
Ona bir kez daha teşekkür ettiğinde, Ashley de aynı şekilde karşılık verdi.
– Ben de. Bana ilaç getirdiğin için teşekkür ederim.
“Evet.” Gururlu bir ruh hali içinde olan Koi’nin yanakları kızardı ve mutlulukla gülümsedi. Telefonu kapatmak istemiyordu. Ashley ile daha fazla konuşmak istiyordu ama yapamayacağını biliyordu. Hüzün dolu bir sesle konuştu.
“Tamam o zaman…”
Ashley araya girdi ve önce vedalaştı.
– Tamam, iyi geceler.
“İyi geceler.”
Koi nefesini tutarak telefonu dinledi. Ashley telefonu hemen kapatmadı. İkisi de sanki ilk önce diğerinin telefonu kapatmasını bekliyormuş gibi nefes alıyordu. Böylece Ashley aramayı ilk bitiren oldu. Koi konuşmadan önce birkaç saniye daha hareketsiz kaldı.
Kısık bir sesle “Ash…?” diye fısıldadı. Cevap gelmedi. Beklendiği gibi telefon kapanmıştı. Koi iç çekti ve telefonunu tutan elini indirdi. Yanakları hala yanıyordu.
Haa.
Koi küt küt atan kalbini sakinleştirmek için derin bir nefes aldı. İkinci kez nefes aldığında telefonu tekrar çaldı. Şaşkınlıkla telefonu açtığında telefondan beklenmedik bir ses geldi.
– Koi?
“A-Ash?”
Koi şaşkınlıkla cevap verdikten sonra aceleyle telefonunun ekranına baktı. Arayan gerçekten Ashley’di. Telefonu tekrar kulağına götürdüğünde bir öksürük sesinin ardından Ashley’nin sesini duydu.
– Yarın müsait olursan bana gelip takılmak ister misin?
“Evine mi?”
Sorusuna istemsizce soruyla karşılık veren Koi şaşkınlıkla gözlerini kocaman açtı.
“Takılmak mı? Senin evinde? Yeniden?
– Evet.
Ashley hemen cevap verdi.
– Çalışıyor musun?
“N-ne?”
Koi panik içinde kekeledi. ‘Elbette çalışıyorum. Ama Ashley beni davet etti ve bu kadar önemsiz bir nedenden dolayı bu fırsatı kaçırmak çok saçma.’
‘Ne olursa olsun gideceğim!’
Koi, Ashley’nin evine gitmenin bir yolunu buldu ve teklifini kabul ett.
“Çalışıyorum ama işten sonra gelebilirim.”
Aceleyle verdiği cevaba Ashley gülümseyerek karşılık verdi.
-Tamam o zaman yarın görüşürüz. Akşama doğru değil mi?
“Ah, evet.”
Yarın tüm gün çalışacaktı. Koi çabucak başını salladı.
“Akşam yemeğinden önce orada olacağım.”
– Tamamdır. Görüşürüz, iyi geceler.
Nazikçe vedalaşan Ashley ufak bir kahkaha attı ve ekledi.
– Bu sefer gerçekten veda ediyorum.
Koi “Tamam.” dedi ama içinden tutkuyla bağırıyordu: ‘Tekrar arayabilirsin, on ya da yirmi kez daha arayabilirsin!’
Ashley tekrar güldü ve telefonu kapattı.
Telefon kapandıktan sonra Koi bir süre ekrana baktı. Heyecanla bekledi ama telefonu bir daha çalmadı.
“Haa.” Koi hayal kırıklığı dolu bir iç çekişle başını kaldırdı. Aniden karavanın sessizleştiğini gördü. Yavaşça yaklaştı ve dinledi. İçeriden hiçbir ses gelmiyordu. Derin bir nefes alan Koi kapıyı dikkatlice açtı. Eski kapı uğursuz bir şekilde gıcırdayınca Koi gerginlikle omuzlarını büzdü.
Nefesini tutarak ilerledi. Hiçbir ses duyulmuyordu. Dikkatle hareket etti ve içeri girdi. Beklendiği gibi babası yerde horlayarak uyuyordu. Yanında yuvarlanan boş alkol şişesini sessizce alan Koi, parmaklarının ucunda yatağına doğru yürüdü. Duş almaya bile cesaret edemiyordu. Bunun yerine dişlerini fırçaladı, yüzünü yıkadı ve yatağa uzandı.
Ardından gözlerini kapadı ve ‘Babam gider gitmez yıkanacağım.’ diye düşündü. Duş bile almadan ertesi gün Ashley ile kirli bir halde görüşmek istemiyordu. Koku alamadığı için kötü kokup kokmadığından bihaber onu görmeye gitmeyi göze alamazdı.
Koi kendi kendine defalarca ‘Böyle bir şey asla olmayacak.’ dedi ve telefonunu sıkıca tutmuş bir halde uyuyarak bir an önce yarın olmasını bekledi.
***
Haa, Haa.
Koi nefes nefese pedal çevirmeye devam etti. Bugün ana kapıdan izinle girmişti ama bunun geçen seferden hiçbir farkı yoktu.
Gösterişli bir spor arabanın sanki hava atıyormuş gibi yanından hızla geçtiğini görünce pedalını daha hızlı çevirdi. Kesinlikle zordu ama dayanamayacak gibi değildi. ‘Ash’le buluşmak için sabırsızlanıyorum.’ Hızla bisikletini süren Koi’nin aklındaki tek şey buydu.
Sonunda Ashley’nin evi görüş alanına girince Koi yoğun duygularını bastıramadı. ‘Biraz daha, biraz daha.’
Nihayet ön kapıya ulaştığında Koi o kadar nefessiz kalmıştı ki sanki yere yığılacakmış gibi hissetti.
Haa, Haa.
Göğsünü tutarak nefes almaya çalışırken aniden ön kapı açıldı ve içeriden biri dışarı çıktı.
“Koi.”
Başını kaldırıp karşısına baktığında, gözlerinin önünde en çok görmek istediği yüz belirdi. Daha ne olduğunu anlamadan göğsündeki ağrı yok oldu ve yerini muazzam bir neşe aldı.
“Ash.” Koi sevinçle gülümsedi ve yüreğinin mutlulukla dolduğunu hissetti. Ashley de ona gülümsedi. “Hoş geldin.”
“Hmm.” Koi başını salladı. “Seni özledim.”
Sadece bir gün olmasına rağmen kalbi sıkışıyormuş gibi hissediyordu. ‘Seni o kadar çok özledim ki bunu anlatmaya kelimeler yetmez. Bir yandan da hüzün duyuyorum.’ diye düşündüğü sırada Ashley konuştu.
“Ben de.”
Bu sözleri duyar duymaz Koi’nin tüm hüznü uçup gitti.
************************************************************************************************
Ya tam liseli aşıklar gibi değiller mi? Eriyorum bu ikisinin saf duygularına. -Ashily
Yorum