Koyu Switch Mode

Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 12. Bölüm

A+ A-

Çevirmen: Ashily


***12. Kısım***

Koi, bu iri çocukların yüksek sesli konuşmaları karşısında şaşkına dönmüştü. Olduğu yerde kalakalmıştı ama onlar kendi aralarında konuşmaya devam ettiler. Kesinlikle İngilizce konuşuyorlardı ancak Koi söylenenlerin tek kelimesini dahi anlamıyordu. Hızla gözlerini devirdi ve korkuyla kıvrıldı.

<Şuna bak dostum!>

<Tıpkı bir maymun gibi.>

<Hayır, köpek! Dört ayağının üzerinde yürü, seni serseri! > 

<Hav hav hav. Hey, dene hadi! Hav, hav.>

Kahkaha sesleri kulaklarında yankılanıyordu. Sırtından aşağı soğuk terler akıyordu ve başı dönüyor gibiydi. 

Gardını indirdiği anda bu alışkanlığı ortaya çıkmıştı. Bu, ilk fark edildiğinde ne kadar çok zorbalığa uğradığını bilmiyordu. Bunu keşfetmeden önce sadece canları sıkıldığında Koi’yi rahatsız eden Nelson’ın çetesi, o günden sonra ciddi şekilde Koi’ye zorbalık yapmaya başlamıştı.

Her şeye rağmen, yeni bir gruba girmeyi başarmıştı ama yine aynı şeyi yaşayınca Koi ağlamak istedi. Ashley’nin böyle bir yanı olduğunu düşünmemişti bile. Onun Nelson gibi aşağılayıcı ve alaycı sözler söylediğini hayal ettiğinde gözleri yaşla doldu. 

Dudaklarını ısırıp titrediği sırada gürültünün ortasında Ashley’nin sesini duydu.

“Koi, bu doğru mu?”

Her şey bitmişti. Bu zavallı alışkanlık yüzünden tamamen mahvolmuştu. ‘Gerçek bu, Connor Niles. Hayatında her şey nasıl bu kadar iyi gidebilirdi ki zaten? Dikkatli olman lazımdı, heyecanlanarak her şeyi berbat ettin. Her zamanki gibi, hiçbir şey yolunda gitmiyor. Seni aptal!’

Kendine karşı her türlü kınama, eleştiri ve nefret sözlerini söylediği sırada Ashley tekrar konuştu.  “Herkes sessiz olsun, şok oldu. Size sessiz olun dedim!” 

Ashley etrafı sakinleştirdikten sonra tekrar Koi ile konuşmaya döndü.

“Tamam Koi, her şey yolunda. Özür dilerim bu çocuklar bazen ne kadar korkutucu olduklarını unutuyorlar. Sadece aşırı derecede iriler.”

Bu sözlerden sonra çocuklar tekrar haykırdılar. 

“Hey, bu sen değil misin?”

“Evet, bu haksızlık! Ash Miller, en irimiz sensin!” 

O ana kadar korkudan titreyen Koi, atmosferin sandığı gibi olmadığını anladı. 

‘Ne…?’

Dikkatle baktığında Ash ve arkadaşları, önceki hallerinden hiçbir fark olmaksızın sohbet ediyorlardı. Koi’nin sandığı korkunç durum hiç gerçekleşmemişti.

Şaşkınlıkla kulağını tutan elini yavaşça indirdi. Başını kaldırdığında, Ashley’nin gözleriyle karşılaştı. İrkilen Koi’nin aksine Ashley hiçbir şey yokmuş gibi parlak bir şekilde gülümsedi. 

O zamana kadar çok gergin olan Koi’nin omuzları yavaş yavaş gevşedi. ‘Her şey yolunda mı…?’ 

Dikkatlice bakmaya devam ederken, çocuklardan biri hızla araya girdi. “Kulaklarını nasıl hareket ettireceğini gerçekten biliyor musun?”

Koi şaşkınlıkla bakarken, ilk konuşan çocuk haksızlığa uğramış gibi hissederek hemen itiraz etti.

“Gerçekten gördüm! Senin gözünde ben kakasını yapan bir su aygırı mıyım?”

İtiraz eden çocuk kimsenin umurunda değildi. Hepsi parlayan gözlerini Koi’ye çevirdi ve yorum yaptı.

“Gerçekten mi? Bana da göster, görmek istiyorum.”

“Hadi.”

“Lütfen, sadece bir kez dene. Ha?”

Koi ilk kez böyle bir şeyle karşılaşıyordu, bu yüzden utanmıştı ve ne yapacağını bilemiyordu. Ama kötü bir durumun içinde değildi. Ashley bile ona ilgiyle bakıyordu, bu sayede Koi bir kulağını hareket ettirecek cesareti kendinde buldu. Hayranlıkla dolu haykırışlar anında yükseldi.

“Vay canına.”

“Bu harika!”

“Hey, gerçekten kulaklarını oynatıyorsun. Bu inanılmaz!”

“İlk kez böyle bir şey görüyorum. Vay be.”

“Bunu nasıl yapıyorsun? Antrenman mı yapıyorsun? Yoksa genetik mi?”

“İki kulağını oynatabiliyor musun? Göster hadi ayrı ayrı hareket ettirebilir misin? Ya da aynı anda hareket ettirebilir misin? Vay canına, işte bu.” 

Söylenen sözler Koi’nin dikkatini dağıtmıştı ama Koi ile alay ediyor değillerdi. Şaşırtıcı ve komik tepkilerini gören Koi, daha fazla cesaret topladı. Sessizce kulaklarını birbirine yaklaştırdığında alkışlayıp güldüler. Kulaklarını çekiştirerek ve kaşlarını çatarak oynatmaya çalıştılar. Elbette hiçbiri başarılı olamadı.

Ashley de başarısız olmuş gibi kaşlarını çattıktan sonra “Bunu nasıl yapıyorsun?”  diye sordu.  

Koi kızarmış bir yüzle kekeleyerek cevap verdi.

“Bilmiyorum küçüklüğümden beri böyle.”

Çocuklardan biri “İnanılmaz. İstediğin zaman yapabiliyor musun?” diye sorduğunda, Koi kekeleyerek biraz daha yüksek bir sesle cevap verdi. “Hareket ettirebiliyorum ama bazen ruh halime göre farkında olmadan hareket ettiriyorum. Sanki bir alışkanlık gibi… Çok iyi bir ruh halindeyken ya da çok şaşırdığımda oluyor.”

“Vay be, bu harika.”

“Tam tahmin ettiğim gibi, bu doğuştan sahip olduğun bir şey.”

Bir yandan ıslık çalarken bir yandan da sohbet eden grup kısa sürede başka bir konuya geçti. Koi, kompleksinin bu kadar kolay çözüleceğini hiç düşünmemişti. ‘Gerçekten bu kadar önemsiz bir şey miydi?’

Sersemlemiş halde tekrar sebze suyundan içmeye çalışırken, gürültü yapan çocuklardan biri Koi’nin suyuna uzandı. Başka biriyle konuştuğu için dikkatli bakmıyordu bu yüzden kendi içeceği yerine Koi’nin suyunu aldı.

“Uh.”

Koi onu durdurmaya çalıştı ama o, çoktan Koi’nin içeceğini yudumlamıştı.

“Ugh, bu da ne?”

Hemen içmeyi bırakıp içtiği içeceği kontrol eden çocuk gözlerini kocaman açtı. Koi kendini biraz suçlu hissederek mırıldandı. “Seni durdurmaya çalıştım…”

“Dikkatlice bakmayan kişinin suçu, boşver.” Ashley hızla araya girdi. Yine de yanlışlıkla içen çocuk kaşlarını çatarak içeceği geri verdi ve “Bunu neden içiyorsun? Bir aydır yıkanmamış iç çamaşırı gibi tadı var.”  dedi.

“Bunu denediniz mi?”

“Denediğimizde anlayacağız değil mi?”

Çocukların sanki bunu bekliyormuş gibi şikayet ettiklerini gören Koi, hiçbir sorun yokmuş gibi davranmaya çalışarak yanıt verdi. “Bence güzel.”

Diğer çocukla hızla sohbete dahil oldular.

“Vücut geliştirmek dışında kimse böyle bir şey içmez.”

“İçenlerin hepsi zaten çoktan ölmedi mi?”

“Hey, diyene bak. Daha önce yaptığın krepler suikast için değil miydi?”

Konuşma doğal olarak başka tarafa kaydı. Koi, Ashley’nin de doğal bir şekilde gülüp sohbet ettiğini görünce rahat bir nefes aldı.

Birkaç kriz oldu, ancak bunların çabucak üstesinden geldiler. Koi, kısa hayatında üst üste hayatının en büyük iki kriziyle yüzleşmiş gibi hissederek derin bir nefes aldı.

Krizden sonra hissettiği endişenin yerini bir memnuniyet duygusu aldı. Okulun en popüler altısıyla yemek yemek hâlâ gerçekçi gelmiyordu.

Tepsiyi geri verip bir sonraki ders için binaya gitmeden önce Koi, çekingenlikle Ashley’e seslendi. Adının seslenildiğini duyan Ashley yürümeyi bıraktığında, Koi bütün sabah yanında taşıdığı parayı geri vermek için ceplerini karıştırdı.

“Hey, dün ödediğin parayla ilgili.”

“Ah, yetmedi mi yoksa?”

Hemen gelen cevaba Koi refleks olarak başını kaldırdı. “Hayır, aslında…”

Göz göze geldiklerinde Ashley başını aşağı eğdi. “Ne oldu peki?”

Nedense kolayca konuşamıyordu. Koi bir süre ona baktı, sonra gözlerini kaçırdı ve cebinden parayı çıkardı.

“Ah.”

Ashley’e vermek için hazırladığı parayla birlikte uğurlu parası cebinden düştü. Koi onu almadan önce, Ashley eğilip kırışık 2 dolarlık banknotu aldı. (ÇN: 2 dolar iyi şansın sembolüdür ve dilek parası olarak da kullanılır.)

“Al hadi.” Ashley banknotu uzatırken gülümsedi. “Uzun zamandır mı taşıyorsun bunu?”

“Evet…” Bunun iyi bir nedeni vardı. Koi lafı dolandırdı ve konuyu değiştirdi. 

“Dün ödediğin şey çok fazlaydı.”

Sesinin titrememesi için dikkat ederek kelimeleri özenle seçti. “Kullanılamaz hâle gelen şeyleri bile ödedin, değil mi?”

Ne kadar zarara uğradığını bilmediği için büyük miktarda parayı bilerek bıraktığı ortadaydı. Böyle bir iyilik yapılacak kadar yakın olmadıklarını ya da ona sempati duymaması gerektiğini söyleyerek blöf yapacak bir durum değildi elbette. Koi utancını bastırdı ve para üstünü ona iade ederek kalan gururunu kurtardı. Tabii ki, kendisine gösterdiği ilgiden dolayı teşekkür etmeyi de unutmadı. “…Teşekkürler.” 

İhtiyatlı bir şekilde teşekkür ettiğinde, Ashley her zamanki gibi sırıttı. “İlk borçlu olan bendim.”

“Bunu fazlasıyla ödedin.”

“Rahatladım o halde.” Ashley, Koi’nin verdiği parayı aldı, kabaca pantolonunun cebine koydu ve el sallayıp onu bekleyen arkadaşlarının yanına doğru yürüdü. Koi bir süre arkasından onu izledi. Küt küt atan bir kalple… 

*****************************************************************************************

Selam bebekler ♥

Aralarında bir şeyler tomurcuklanmaya başladı gibi siz ne düşünüyorsunuz? -Ashily

Etiketler: novel oku Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 12. Bölüm, novel Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 12. Bölüm, online Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 12. Bölüm oku, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 12. Bölüm bölüm, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 12. Bölüm yüksek kalite, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 12. Bölüm light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X