Kiss Me If You Can [Novel] Yan Hikaye 1. Kitap Bölüm 19: Duygular

Çevirmen: Ashily
YAN HİKAYE BÖLÜM 19: DUYGULAR
‘Bu adam neden burada?’ Tam bunu düşündüğü sırada bir ürperti hissetti. Grayson cevap vermek yerine ona doğru uzandı. Josh’un aniden yakalanıp sürüklenmesinin ardından şok olan arkadaşları bağırdı.
“Josh!”
“N-Ne yapıyorsun?”
“Seni p*ç bırak onu.”
Bağırıp çağırdılar ama kimse yanlarına yaklaşamadı. Ne de olsa onlar sadece sıradan insanlardı. Josh, içinde bulundukları durumu anlayabiliyordu, bu yüzden öne çıkmalarını istemediği için arkadaşlarına sorun olmadığını göstermek için elini kaldırdı ve olabildiğince sakin bir şekilde konuştu. “Hadi konuşalım, onun hakkında konuşacaksak istediğin kadar dinlerim.”
Grayson’ın feromonlarının kokusundan rahatsız olmuştu ama hepsi bu kadardı. Hiçbir koku Josh’u Chase’in feromonları kadar çılgına çeviremezdi. Kalbinde soğuk bir ürperti hisseden Josh, Grayson’ın yakasını tutan elini tuttu. Zorla bıraktırmaya çalıştı ama faydası olmadı.
‘Bu nasıl bir güç…’
Şaşıran Josh tekrar Chase’i düşündü. Chase daha önce bir kez Josh’la dövüşmüştü ama Josh’u yenememişti. ‘O halde başka bir yol denemekten başka çarem yok.’ Tam kolunu tutup yere fırlatmak üzereydi ki Grayson daha önce hiç göstermediği ifadesiz bir yüzle ağzını açtı. (ÇN: İfadesiz olması önemli bir ayrıntı çünkü Grayson normal zamanda hep sırıtıyor.)
“Neden telefonuna cevap vermiyorsun?”
“Telefon mu?” Josh geç de olsa başını yere attığı çantaya çevirdi. Grayson da aynı yöne baktı. Ardından Josh tekrar Grayson’a döndü ve Grayson da bakışlarına karşılık verdi.
Tam bu sırada olan oldu. Tommy kaskını önlerine fırlattı ve kask Grayson’a doğru uçtu.
‘Bunu ben yapmalıydım.’
Bir eliyle Josh’un yakasından tutan Grayson diğer eliyle tereddüt etmeden kaska vurdu. Kask donuk bir sesle uzaklara doğru uçtu ve yere indi. Josh’a yardım etmek için cesurca şiddete başvuran Tommy ve diğer arkadaşları şok olmuştu.
‘Onu döveceğim.’
‘İyi ki bu kıyafetleri giymişim.’
Bu durum karşısında ne yapacağını bilemedikleri için hepsinin kafası karışıktı. Sonunda Josh konuştu.
“Onunla ilgili bir durum varsa sana eşlik edeceğim. Yoksa herkesten özür dilersin.”
Grayson bir süre hiçbir şey söylemedi. Sessizce Josh’un gözlerinin içine baktı ve alçak bir sesle cevap verdi.
“Beni takip et.”
Grayson bu sözleri söyledikten sanki tasmasını bırakıyormuş gibi Josh’u bıraktı. Josh, refleks olarak tökezleyerek birkaç adım geri attı, ardından hızla dengesini sağladı ve kendini toparladı.
Grayson arkasını dönüp yürümeye başlar başlamaz arkadaşları Josh’un etrafında toplandılar ve endişeyle konuşmaya başladılar.
“Bu da neydi? Ne oldu?”
“Josh, bir sorunun mu var? Yardım etmek için yapabileceğimiz bir şey var mı?”
“Kim o? Aniden ortaya çıktı. Josh, gerçekten birbirinizi tanıyor musunuz?”
Hepsi sırayla sorular yağdırmaya başladı. Ancak Josh’un her soruyu ayrı ayrı yanıtlayacak vakti yoktu. Hızla uzaklaşmadan önce son kez ağzını açtı.
“Daha sonra anlatırım. Özür dilerim, ben önden gidiyorum.”
Kalanlar onun çantasıyla aceleyle uzaklaştığını görünce kafa karışıklığıyla gözlerini kırpıştırdılar. Bir süre boyunca şaşkın ve endişeli bir şekilde durduktan sonra sonunda arkadaşlarından bir tanesi konuştu.
“Gözlerinin rengini gördün mü?”
“Hmm.” Diğeri şaşkın bir ifadeyle başını salladı. Herkes aynı şeyi düşünüyordu ama bunu yüksek sesle dile getiremiyordu. Tatlı bir koku hala etraflarındaydı ve yumuşak bir şekilde dolaşıyordu.
***
Josh arabasını okulun otoparkına bırakıp Grayson’ın arabasına bindi. İkisi aynı arabayla okuldan çıkana dek tek kelime etmediler. Grayson sürücü koltuğuna otururken Josh aceleyle giydiği koruyucu kıyafetleri çıkarıp arka koltuğa attı ve yolcu koltuğuna oturdu. Josh oturur oturmaz Grayson arabayı çalıştırdı. Kapıyı tam olarak kapatamadan araba çalıştığı için neredeyse düşecek olan Josh, alçak sesle küfür etti.
Çantasını açıp telefonunu çıkardığında ekranda 30’un üzerinde cevapsız çağrı olduğunu gördü. Son 20 çağrıda arayanın adı yoktu. Sormaya gerek kalmadan bunun Grayson’ın numarası olduğunu söyleyebilirdi. Josh korku ve endişeyle karışık duygularını bastırmaya çalışarak ağzını açtı.
“Burada olduğumu nasıl bildin?”
Grayson, Josh konuşmayı bitiremeden cevap verdi. “Evine gittim.”
Josh istemsizce telefonunu daha sıkı tuttu. Telefonu kırmadan önce bileğini gevşetti ve dudaklarını güçlükle araladı.
“Ne oldu? Tedavisi iyi gitmiyor mu? Bir sorun mu…”
Sanki sözlerini devam ettirirse gerçek olacakmış gibi hissetti. Bu nedenle Josh, kafasında dolaşan tüm kötü düşünceleri söyleyecek cesareti kendinde bulamadı. Adını bile söyleyemedi.
Grayson hâlâ ifadesiz şekilde arabayı sürmeye devam ediyordu. Onun ne düşündüğünü yalnızca Tanrı bilirdi. Bir süre sonra Grayson kaşlarını çattı, bir elini indirip arabayı tek elle sürmeye devam etti. Birkaç arabanın geçtiği düz bir yolda sürerken sonunda ağzını açtı.
“Rutu geldi.”
Sesinde hala hiçbir duygu yoktu. Şerit değiştirip, tek kelime etmeden sonraki sözlerini bekleyen Josh’la konuşmaya devam etti.
“Feromonlarını bir dereceye kadar dengelemeyi başardılar ama Rut’unun gelmesiyle hepsi boşa gitti. Steward üç gün boyunca bütün gece ayakta kaldı.”
Dürüst olmak gerekirse, şu an için Steward’ın ne durumda olduğu Josh’un umrunda değildi. Yalnızca Chase’in durumu önemliydi. Sabırla Grayson’ın sonraki sözlerini bekledi. Grayson neredeyse hiç duygu belirtisi olmayan bir ses tonuyla açıklamaya devam etti.
“Daha fazla ilaç kullanamayacak durumda ve seninle olmazsa seks yapmayacağını söylüyor. Başka bir seçeneğim olmadığı için seni almaya geldim.” Kısa bir duraksamanın ardından ekledi. “Onu böyle bırakırsak ölebileceğini söylediler.”
Josh şok içerisinde farkında olmadan sesini yükseltti. “Ne?”
Grayson sanki bir şey onu rahatsız ediyormuş gibi bir tarafa baktıktan sonra tekrar önüne baktı.
“Steward Omega feromonlarının tehlikeli olduğunu söyledi ama diğerlerinden hoşlanmıyorsa ne yapabilirim? Hem Beta hem de Alfalarla birlikte olmayı reddetti ve dünden beri bir yudum su içmedi.”
“…”
“Sürekli aynı şeyi söylüyor.”
<Benim Omega’m var.>
Josh bir an sersemledi. Grayson gözünü bile kırpmadan ona bakarak ekledi. “Gerçekten anlamıyorum.”
“…O zaman neden geldin?”
Sonrasında aklında Grayson’ın onu almaya neden şahsen geldiğine dair bir soru daha oluştu. Başka bir niyeti varmış gibi görünmüyordu ama bu, Grayson’ın saf bir niyeti olduğunu düşünmenin kolay olduğu anlamına gelmiyordu. Josh’un sorusuna bir süre yanıt vermedi. Hala ifadesiz bir yüzle önüne bakıyordu.
Bir süre sonra sıkıntıyla iç çekti. İfadesiz yüzü şaşırtıcı derecede canlı hale geldi. Josh, o an onun ilk kez yaşadığını hissetti. Ardından Grayson ağzını açtı.
“Chase benim kardeşim.”
Tek söylediği buydu. Bundan sonra Grayson tek kelime etmeden arabayı sürdü.
Aniden Josh’un aklına Chase’in söyledikleri geldi. <Grayson duyguların ne olduğunu bilmiyor. Sadece taklit ediyor.>
Josh da aynı fikirdeydi ama şu anda farklı hissediyordu. Genellikle bir tiyatro oyununda gibi attığı abartılı kahkahasının ve abartı konuşma tarzının ortadan kalkmasıyla insanmış gibi hissettirmesi şaşırtıcıydı. ‘Eğer sürekli duyguları taklit ederseniz, onları gerçekten hissettiğiniz bir gün gelir mi?’
Cevabı bilinmeyen bu soruyla araba sonu gelmeyen yolda ilerlemeye devam etti. Yolun geri kalanında Josh gerginliğini bastırmak için amaçsızca telefonunu tuşladı.
***
Araba nihayet varış noktasına ulaştığında, yolculuk üç saatten fazla sürmüştü. Geldikleri yer Steward’ın laboratuvarı ya da Chase’in malikanesi değildi. Josh, sakin bir arazide bulunan konağı gördüğünde kafa karışıklığı içinde arabadan indi.
Arabadan inen Grayson ilk konuşan oldu. “Burayı Chase sakinleşene kadar kalabilsin diye geçici olarak satın aldım.”
Büyük konağı koruyan korumaların hepsi yabancıydı. Grayson daha fazla açıklama yapmadan içeri girdi. Arkasından yürüyen Josh devasa salonu inceledi. Chase’in bulunduğu konağa girerken hem gerginlik hem de heyecan hissederek etrafına bakındı.
Konağın içinde birilerinin varlığına dair bir işaret yoktu. Korumalar muhtemelen arka tarafta ayrı bir binada kalacaklardı. Bu demek oluyordu ki şu anda konakta sadece Chase vardı. İçi şimdiden etrafını saran tatlı kokudan titriyordu. Josh her zaman yanında taşıdığı ilaç şişesini çıkardı ve hızla birkaç hapı ağzına attı. ‘Sorun çözülene kadar feromonların dikkatimi dağıtmasına izin vermemeliyim.’ Hapı susuz yutarken koridorun diğer tarafından yaklaşan ayak seslerini duydu.
“Bay Bailey.” Tanıdık sese doğru döndüğünde, Steward gülümseyerek yanına yaklaştı. “Yolculuk uzun sürmüş olmalı. Görüşmeyeli nasılsın? Yüzün güzel görünüyor.”
Sözleri sanki ‘Chase olmadan iyi yaşamışsın’ diyordu. Josh yüzünün sertleştiğini hissederek ona baktı. Steward kayıtsızca elini tuttu, tokalaştı ve bıraktı.
“Yolda olanları duymuş olmalısın. Ah, sorun olur diye bütün korumaları değiştirdim. Neyse ki kısa süreliğine çalışabilecek bir güvenlik ekibi bulmayı başardım. Mevcut ekibin şimdilik beklemesine karar verildi.”
Steward sanki bu onun işiymiş gibi gülümsedi. Bir iltifat bekliyor gibi görünüyordu ama Josh’un buna yapmaya hiç niyeti yoktu. Aslında buraya gelirken tek düşündüğü Chase için ne yapabileceğiydi. ‘Başkalarının bilip bilmemesinin ne önemi var?’ Şu anda Chase’in başına ne geleceğini düşünmek bile zihninin boşalmasına neden oluyordu.
Steward, bu kadar uzakta konak bulmanın ne kadar zor olduğunu, güvenliğin ne kadar sıkı olduğunu ve buraya gelirken yaşananları anlatmaya devam etti. Hatta bahçenin arka tarafındaki yaşlı ağaçta yaşayan sincapın her sabah meşe palamudu almaya geldiğini söyledi. Josh daha fazla dayanamadı ve sözünü kesti.
“Peki Chase şu anda nasıl?”
Resmi olan ‘Bay Miller’ unvanını bile kullanmadı. Buraya getirilmesiyle ilgili her şeyi zaten biliyordu, bu yüzden ona konuşması için daha fazla fırsat vermenin bir anlamı yoktu. Beklendiği gibi, Steward bir anlığına şaşırdı ama kısa süre sonra tekrar gülümsedi.
“Kusura bakma, açıklamam fazla uzun sürdü.”
Josh sabrının sınırına gelene kadar kasıtlı olarak bekletildiğini düşünüyordu ama bundan bahsedip zaman kaybetmeye niyeti yoktu. Sonunda Steward’ın gülümsemesi silindi ve asıl konuya girdi.
“Sanırım buraya gelirken hikayenin bir kısmını duydun. Grayson’ın bunu sana doğru şekilde açıklayıp açıklamadığını bilmiyorum.”
Steward geriye baktığında Josh, ancak o zaman Grayson’ın onları takip ettiğini gördü. Bunun sebebi sadece Grayson’ın varlığının hissedilmemesi değildi, aynı zamanda Josh’un dikkatinin tamamen Chase’e odaklanmış olmasıydı.
Grayson onlardan birkaç adım ötede durarak sessizce yürümeye devam etti. Ne düşündüğünü anlayamadığınız yüz ifadesi de aynı şekildeydi ama Josh böylesinin daha iyi olduğunu düşünüyordu. Böyle bir durumda yine saçma sapan konuşmaya başlasaydı, Josh bu sefer gerçekten ona tahammül edemeyeceğini düşündü.
Bakışlarını tekrar Steward’a çevirdiğinde, Steward sözlerini devam ettirdi.
“Öncelikle besin takviyesi enjekte ettim. Şu anda bilinci yerinde değil ama bildiğin gibi bu Baskın Alfaların ruta girdiklerinde yaşadığı hafıza bozukluğunun erken bir belirtisi…”
Uzun koridorda yürüdükçe feromon kokusu daha da güçlendi. Josh kendisini kaybetmemek için yumruğunu birkaç kez açıp sıktı. Steward açıklamaya devam etti.
“Chase daha önce de benzer bir şey yaşamıştı, o yüzden şu anda durumu tehlikede. Bu şekilde tekrar tekrar hafıza kaybı yaşamaya devam etmesi beyninde ciddi bir hasara neden olabilir. Son beyin taramasını rutundan önce yaptım ve basitçe söylemek gerekirse değerleri sınırda.”
Sonunda Steward kapalı kapının önünde durdu ve Josh’a baktı. “Bir kez daha feromon birikimi yaşarsa gerçekten hafıza sorunlarını yaşayacağını düşünüyordum. Üstelik şimdi de ruta girdi.”
Josh hiç düşünmeden kapı kolunu tuttu. Josh’u kolundan tutan Steward ciddi bir yüz ifadesiyle uyardı.
“Eğer dayanamayacağını düşünüyorsan bırakabilirsin. Feromonlarınız uyumlu değilse ikinizden biri delirebilir.”
Josh ona baktı ve ağzını açtı. “Sigaran var mı?”
Steward bu sözlere şaşırdı. Laboratuvar elbisesinin cebinden bir sigara paketi ve çakmak çıkardı. Sigara paketi doluydu. Josh paketi aldıktan sonra gülümsedi ve kapıyı açtı.
Tıkırt.
Kapı kapandı ve koridorda Steward ile Grayson baş başa kaldı. Kapalı kapıya bakan Steward başını Grayson’a çevirdi. Grayson’ın yüzü hala ifadesizdi.
“Peki nasıldı? Bir şey hissettin mi?”
Grayson bir süre sessiz kaldıktan sonra ağzını açtı. “Hayır.”
************************************************************************************************
Evetttt, herkese merhaba ♥
Çabucak kalan kısımları da çevirmek için sabırsızlanıyorum ama gerçekten vakit bulmakta zorlanıyorum. Daha fazla gecikme yaşamadan final vermek için elimden geleni yapacağım.
Bir diğer konuya gelirsek serinin resmi olarak kapağı değişti. Yeni kapağı görünce Chase mi diyerek üzerine bir tıkladım ve Aman Tanrım tam hayalimdeki Josh görseli gelmiş. Ve yine Chase görseli yok. Doğal olarak benim Chase beklentim Allah katında artık skksskks
Bölümle ilgili konuşacak olursak Grayson’ın duyguları hissedemeyen ve onları taklit eden biri olduğu söylenmişti. Ancak bu bölümde ilk defa hissediyor gibi göründü. Bu da Grayson’ın nasıl hissetmeye başladığı konusunda merakımı uyandırıyor. Sanırım kitabı çıktığında daha ayrıntılı bilgi sahibi olacağız ama ne zaman çıkar soru işareti…
Sonraki bölümde görüşene dek kendinize iyi bakın ♥ Öpüldünüz…
Yorum