Koyu Switch Mode

Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 3, Bölüm 63: Morluklar

A+ A-

BÖLÜM 63: MORLUKLAR


<Böyle anlarda enerjini korumalısın.>

Chase, Josh’un sözlerinden hatırladığı kadarıyla vücudunu olabildiğince az kullandı fakat bu durumda olmasaydı bile yapabileceği başka bir şey yoktu.

Chase’i kaçıran suçlulardan biri ağzını kapatmaya çalışırken Chase adamın elindeki tüm eti ısırdığı için ağzı kapatılamamıştı. Buna karşılık, Chase de yüzüne sert bir yumruk yemişti. Sonrasında ağzını kapatmaktan vazgeçmiştiler.

Liderleri gibi görünen adamın sözleri manidardı. [Kendi haline bırakın. Bağırsa bile kimse duymayacak.]

Bunları söyledikten sonra boş binaya getirilen ve eski püskü bir yatakta oturan Chase sessizlikte kendi kendine düşünmeye başladı. ‘Ya yüzüm morarırsa ne olacak?’

Çekimler bitmediği için bu büyük bir sorundu ama Chase’in asıl endişesi Josh’du. Josh’un ona her zaman büyülenmiş bir şekilde baktığını hatırladığında nasıl tepki vereceği belliydi.

Şok olacağını düşünen Chase istemsizce kaşlarını çattı. ‘Benden nefret etmezsin, değil mi?’

Birdenbire, Josh’un bir zamanlar ona söylediği şey aklına geldi. <Dışarıda seni sadece kişiliğin için sevebilecek birileri var mı acaba?>

Chase’in beti benzi attı ve iç çekerek kıvrıldı.

İçinde bulunduğu durum hakkında endişeli değildi. Laura, çipin izini sürüp onu yakında bulurdu. Ardından her şey göz açıp kapayana kadar biterdi. Endişelendiği başka bir şey vardı. Chase, Josh’un tepkisini görmekten korkuyordu.

‘Düşünmeme bile gerek var mı?’ Gecikmiş bir pişmanlık içine sel gibi akmıştı ama su çoktan dökülmüştü. ‘Joshua kızacak.’

Saçlarını karıştırmak istedi ama elleri arkadan bağlı olduğu için bu mümkün değildi. Aptalca bir şey yaptığının farkındaydı. Ama bu durumda bile, Josh’un onu kurtarmaya geleceğine dair içinde bir his vardı.

Bundan emindi. Tıpkı o günkü gibi Josh, zarar görmeyi umursamayacaktı.

‘Ona sarılıp öpmek istiyorum.’ Çaresizce inlediğinde, dışarıdan gelen ayak seslerini duydu. Başını kaldırıp gözlerini kapalı kapıya çevirdi. Boşlukta yankılanan ayak sesleri kapının önünde durdu, bunu anahtarın çevrilme sesi takip etti ve kapı açıldı.

İçeri giren adamlar siyah maskeliydiler ve oldukça iri yarıydılar. Aralarında Chase’in elini ısırdığı adam da vardı. Bakışlarını adamın sargılı elinden başka yöne çevirdiğinde, ona dik dik bakan adamla göz göze geldi. Yanındaki adam onun Chase’e doğru atılmasına engel oldu.

“Sabırlı ol, o değerli bir para kaynağı.”

“Ona ne kadar vurursak vuralım, yine de spermini alabiliriz değil mi?” Adam öfkesine hakim olamayıp itiraz edince liderleri hiç tereddüt etmeden adama tokat attı. “Sana spermi alınca fidye isteyeceğimizi söyledim. Ama ortalığı karıştırırsan, istediğimizi alabilir miyiz?”

Başka bir adam homurdandı. “Her neyse sadece canlı tutmamız gerekmiyor mu?”

Lider onu kınadı. “Pazarlığın yolunda gitmeme ihtimalini düşünmemiz gerek. Bu p*çi karaborsada çok yüksek bir fiyata satabilirz. Enteresan hobileri olan bir sürü zengin var…” Ardından yaralı adamına bakarak ekledi. “Yaşlılar, kendi hobileriyle intikamını alacak.”

Lider, bakışlarını Chase’e çevirdi ve konuştu. “Sadece bu adamın feromonlarının oluşmasını beklememiz gerekiyor. Hey, nerede kaldınız?” diye geriye doğru bağırdı.

Bir süre Chase’in vücudu kaskatı kesildi. Dışarıdan ayak sesleri duyuldu, Chase kokularından cinsiyetlerinin ne olduğunu hemen anladı. Kısa süre sonra maskeli bir grup adam içeri girdi.

Hepsi Omega’ydı.

Kapıyı arkalarından kapatırken, odayı feromonlarının heyecanlandırıcı kokusu doldurdu. Chase istemsizce geri çekildi, yüzü bembeyazdı. Ama çok geçmeden sırtı yatağın başucuna değdi ve daha fazla kaçamadı.

“Şu çocuğun yüzüne bak.” Adamlardan biri kahkaha attı. Ama Chase’in kendini aşağılanmış hissedecek zamanı bile olmadı. Tek yapabildiği odanın her yerine yayılan feromon kokusunu koklamamak için nefesini tutmaktı.

“Bir Baskın Alfa’yla bunu yaptığımız için gurur duyalım.”

Diğer Omegalardan biri ona güldü. “Feromonları birikirse, onu mahveder. Hayvandan farkı ne?”

“Kızışmış bir köpek gibi.”

“Şuna bak, şimdiden terliyor musun? Bir gün bile dayanabilecek misin?”

“Yarım gün yeterli olur sanırım?”

“Bir saat bence.”

Bunu bir kahkaha tufanı izledi. Chase gerginlikle hızlanan nefesini bastırmaya çalışıyordu. Ona şöyle bir bakan adam ağzını açtı.

“Üzerine çıksam daha heyecan verici olmaz mı?” Bu sözler üzerine bir sessizlik oldu. İçlerine farklı bir gerilim yerleşti. Adam, gözlerini Chase’e sabitleyerek konuşmaya devam etti. “Baskın alfalar kızıştığında nasıl oluyor merak ediyorum.”

Başka bir adam ona bir adım yaklaştı.

Heyecanla pantolonunun önünü ovuştururken bir tanesi konuştu. “O güzel ağzını ısırmak istiyorum.”

Ama başka bir adam onu ​​durdurdu. “Hala bilinci açık, kıçının benim elim gibi yaralanmasını istiyorsan, yap.” Bunu pişmanlıkla dolu bir iç çekiş takip etti.

Chase’in aklını kaçırmasını beklemek yerine başka bir yöntem kullanmaya karar vediler. “Kıyafetlerini çıkarın.”

Omega olmayanlar bile heyecanlandı ve nefes nefese kaldılar. Chase, kaçacak başka yer olmadığı için kendini duvara yasladı. Adamlardan biri yatağın üstüne çıktı. Kısa süre sonra Chase’e uzanıp ayak bileğini tutmaya çalıştı. O anda, Chase bacağını savurup tekme attı.

“Aghh!” Bağıran adam geriye doğru sendeledi. Geri kalanlar, burnu kırılmış gibi yüzü kısa süre sonra kanla kaplanan adamı gördüklerinde şok içinde yüzlerini buruşturdular.

Ama bu durum uzun sürmedi. Başka bir adam öfkeyle yatağın üzerine çıkıp Chase’i yakalamaya çalıştı. Bu kez ayak bileğini tutup aşağıyı çekmeyi başardılar ama diğer bacağını ıskaladılar. Dizinden şakağına tekme yiyen adam çığlık bile atmadan yere düştü.

“Tom! İyi misin? Seni çılgın p*ç…!”

“Ne yapıyorsunuz? Tutunu şunu. O kötü alışkanlığını düzelteceğim seni sürtük!”

“Para ya da başka bir şey farketmez seni paçavraya çevirmemi ister misin lanet olası?”

“Or*spu çocuğu biraz sakin olamaz mısın?

Her taraftan koşuşturdular ve Chase’in vücudunu tuttular. Ağzını kapatıp bacağını aşağı çekiştirdiler ve adamlardan biri üzerine atlayıp pantolonunu çıkarmaya çalıştı. Gürültünün ortasında, kemerin takırdama sesi özellikle yüksekti. Chase tüm gücüyle direndi buna rağmen kemerini çözüp fermuarını açtılar.

Chase’in heyecanlı feromonlarının kokusu tüm odaya yayıldı. Omegalar önce tatlı koku karşısında duraksadılar. Ama kısa süre sonra gözbebekleri genişledi, nefesleri kesildi ve durum daha kötü bir hal aldı.

“Önce ben yapacağım.”

“Seni piç nereye dokunuyorsun?”

“İlk ben dedim!”

“Sizi p*çler, neden böyle yapıyorsunuz? Kendinize gelin! Feromon delisi p*çler…!”

Omegaların Chase’in üstüne çıkmak için rekabet etmesi, Betaların onları durdurması ve heyecanlı Omegaların kokusuyla uyarılan Alfalarla durum kaosa dönüştü. Lider beklenmedik durum karşısında şaşkınlıkla bağırdı. “Sizi or*spu çocukları sakin olamaz mısınız? Sakin olun!”

Ama kimse dinlemiyordu. Birbirlerinin yakalarını tutup yumruklaşmalarını izlemeye dayanamayan Lider, “Kapıyı açın ve odayı havalandırın! Feromonları yok edin!” diye bağırdı.

Lanet olsun.

Burnunu kıyafetinin koluyla kapatarak aceleyle kapıyı açtı. Koridordan soğuk hava içeri doldu ama bu bile durumu düzeltmeye yetmedi.

“Or*spu çocukları…!”

Lider yumruğunu sıktı ve Chase’e döndü. Ama Chase de iyi durumda değildi. O da Omegalardan yayılan koku karşısında aklını kaybetmek üzereydi.

Hızlı alıp verdiği nefesinin arasına Omegaların heyecanlandırıcı kokusu karışıyordu. Alt tarafında bir ateş yükseldi ve hiç istemediği halde vücudu tepki vermeye başladı.

‘Hayır.’

Bir şekilde nefesini tutmaya çalıştı ama baş dönmesi daha da kötü bir hal aldı ve vücudu kontrolden çıktı. Nefesini bile kontrol etmekte zorlanıyordu. Yatakta yatıyordu ama odadaki kaosu görebiliyordu. Birden kahkaha atmak istedi. Ama kahkaha yerine, çıkardığı tek ses umutsuz bir iç çekişti.

Artık Chase’in yapabileceği tek bir şey vardı. Dilini çıkarıp ısırmaya çalıştığında odadaki cam aniden yüksek bir sesle paramparça oldu.

“N-ne oluyor?” Üzerindeki adam bağırdı ve aceleyle eğildi. Kısa bir süre sonra içeri dolan temiz hava Chase’i kendine getirdi. Uzun boylu bir adam camdan içeri girdi. Chase’e saldıran adamı tekmeledikten sonra doğruldu. Elini sarı saçlarının arasından geçirerek her zamanki gibi rahatlatıcı bir gülümsemeyle sordu. “Ne yapıyorsunuz?”

Chase ona puslu bakışlarla bakarken adını tekrarladı. Joshua.

Sonra peşinden Isaac atladı. O da çatıdan bir iple indi ve Josh gibi pencereden içeri atladı. Herkes onlara hayretle baktı ama aniden Isaac koluyla burnunu kapattı. Taşan Omega kokusu karşısında şaşkınlıkla pencereye koştu.

Bu sırada Josh, odaya göz attı ve Chase’i kolları ve bacakları bağlanmış halde buldu. Ardından küfürlü sözlerle bağırdı. “Sizi cahil p*çler, başkalarına ait olan şeylere değer vermeniz gerektiğini öğrenmediniz mi?”

Chase, Josh’un ilk kez dişlerini sıktığını gördü. Gerçekten kızgın görünüyordu. Bunun kanıtı olarak, kendisine son saldıran adam yediği tekmeyle duvara savruldu ve anında bilincini kaybetti.

Geri kalan adamlar bir anda üzerine koştular. Chase ona yardım etmek istedi ama yine yapabileceği hiçbir şey yoktu. Josh, Chase’in kollarındaki ipleri çözmeye çalıştığını görünce diziyle adamlardan birinin karnına vurduktan sonra bağırdı.

“Orada kal Chase! Artık zarar görmeyeceksin!”

“Josh, dikkat et!” Bir süre sonra Isaac de ona katıldı ve Josh’u arkasından pusuya düşürmeye çalışan bir adamı yumrukla yere serdi. Josh arkasını döndü ve hızla diğer adamın kafasına tekme attı.

Bu gidişle, kısa süre sonra alt edilecek gibiydiler. Sadece iki kişi olmalarına rağmen yetenekleri inanılmazdı. ‘Chase Miller müthiş korumalar tutmuş.’ Lider geç de olsa pişman olmuştu.

Nerede olduklarını nasıl bu kadar çabuk öğrendiklerinin bir önemi yoktu. En az üç gün süreceğini düşünmüştü, bu yüzden gardını indirmişti ama bu kadar çaresiz kalacağını hiç düşünmemişti.

“Ah, aghh.” Adamlardan biri çığlık atarak dışarı koştu. Kaçan adamı yakalamaya fırsat kalmadan başka biri daha inleyerek onu takip etti. Lider utanarak küfür etti.

‘Kocaman bir altın madeni buldum ama ona dokunamadım bile.’ Bu düşünceyle daha fazla dayanamadı. Hızla başını çevirdi ve aceleyle yere düşen adamlarının üzerine basarak yatağa doğru koştu.

“Ne yapıyorsun?”

“Dur, seni orospu çocuğu…!”

Isaac ve Josh sırayla bağırdılar. Hedefi belliydi. Lider, kendini zar zor toparlayabilen Chase’e uzandı. Diğer elinde keskin bir bıçak parlıyordu.

‘İhtiyacım olan tek şey bu herif.’

Eğer Chase’i dışarı sürükleyip buradan çıkarsa başarılı olacaktı. Gaza basıp gece boyunca araba sürmeyi düşünüyordu. Beta olduğu için Baskın Alfa feromonları konusunda endişelenmesine gerek yoktu. Tek yapması gereken Chase’i arabanın bagajına koyup kaçmaktı…!

“Chase!” Josh bağırdı ve koştu. Isaac peşinden gitmeye çalışan adamı yumrukladı ve yere serdi. Kısa süre sonra Josh yatağa bastı zıpladı, havada döndü ve liderin kafasına tekmeyi geçirdi.

Kırılan kemiklerinin korkunç sesi odada yankılandı. Chase’i boynundan yakalamaya çalışan lider çığlık bile atamadan durdu. Chase derin derin nefes alan ve gözleri kocaman açılan adama baktı.

“…!”

Birkaç saniye süren sessizlikten sonra lider yatağın üzerine düştü. Josh derin bir nefes aldı ve duruşunu düzeltti. Adamın ayağa kalkıp tekrar saldırma ihtimaline karşı bir süre nefesini tutup tetikte bekledi. Tabii ki böyle bir şey olmadı.

“Ahhh!” Birden koridordan bağırışlar duyuldu. Isaac ve Josh endişeyle kapıya baktılar. Gürültülü bir patlamanın ardından bir süre sonra da ayak sesleri duyuldu.

“Nasılsınız? Hepsini hallettiniz mi?”

“Seth.” Josh, rahatlayarak adını seslendi. Hemen arkasında Henry belirdi. Girişteki kalabalığı bastırdıktan sonra, odanın içine bakındılar.

Chase, onu tehdit eden adamların etrafa dağılıp inlemesini hayretle izledi. Kesinlikle mükemellerdi. ‘Bu adamlar neden bu kadar küçük bir güvenlik şirketindeler?’

Anlaşılmaz bir şeydi ama doğruydu. Henry ve Seth yerdeki adamların durumunu tek tek kontrol ederken Josh ellerini dizlerinin üzerine koydu ve rahat bir nefes aldı. Derin derin nefes aldıktan sonra sakinleşti ve doğrulup saçlarını geriye attı.

“İyi misin?” Josh, hala kocaman açılmış gözlerle onlara bakan Chase’e gülümsedi.

“Çok iyi iş çıkardınız, Bay Miller.” Bunu söylerken bile sözlerinde en ufak bir sinirlenme ya da azarlama ifadesi yoktu. Tam tersine, dostane sesi onu rahatlatırken, Chase’in ona olan sevgisi daha da arttı.

Chase’in gözleri özlemle doldu ve Josh onu öpme isteğini bastırarak ipe uzandı. Ceketinin iç cebinden bir bıçak çıkarıp ipi kesmeye başladı.

Chase sessizce oturdu ve bitirmesini bekledi. Bileklerini sıkan güç kayboldu ve derin bir nefes verdi. Uyuşmuş bileklerini yavaş yavaş ovuştururken onu sessizce izleyen Josh konuştu. “Yürüyebilir misin? İyi değilsen söyle bana.”

“Yürüyebilirim.”

Josh’un kulaklığından bir ses geldiğinde Chase yataktan kalkmak üzereydi. Josh, beklemesi için Chase’e uzandı ve çağrıya cevap verdi.

“Evet, hallettik. Gitmeye hazırlanın. C iyi ama yüzünde birkaç morluk var…” Aniden Josh kaşlarını çattı. Bakışlarını Chase’in şişmiş yanağına dikti.

Çağrıyı sonlandırdıktan sonra Chase’e baktı. “Kim yaptı bunu?”

*******************************************************************************
Selam bebekler ♥ Aksiyon dolu bir bölüm bizlerleydi. Fark ettiniz mi bilmiyorum yazar önceki bölümlere ufak ufak spoilerler koyuyor ve sonraki bölümlerde dediği şeyler gerçekleşiyor. Umarım keyif aldığınız bir bölüm olmuştur. Bu bölümden daha bomba bir bölüm varsa o da sonraki bölümdür. Heyecanla bekleyin şok olacaksınız shhshshshs

Yeniden görüşmek üzere -Ashily

Etiketler: novel oku Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 3, Bölüm 63: Morluklar, novel Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 3, Bölüm 63: Morluklar, online Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 3, Bölüm 63: Morluklar oku, Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 3, Bölüm 63: Morluklar bölüm, Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 3, Bölüm 63: Morluklar yüksek kalite, Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 3, Bölüm 63: Morluklar light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X