Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 3, Bölüm 54: Omega Kokusu (+18)

BÖLÜM 54: OMEGA KOKUSU (+18)
Josh bir eliyle penisini, diğer eliyle de Chase’in dizini tuttu. Geniş kasık arasındaki kalın penisi ağırlığı kaldıramayarak hafifçe titriyordu. Josh, gözlerini kırpmadan kendisine bakan Chase’e bakışlarını sabitledi ve kendine dokunmaya başladı.
“Ah, haa… ha.”
Heyecanla nefes alan Josh penisini ovuşturdu ve salladı. Yüzü yavaş yavaş kızarmaya başladığında, Chase Josh’un da kendisi kadar heyecanlı olduğunu fark etmişti. Buna kanıt olarak, Chase bakışlarını birkaç kez başka yere çevirmişti ama Josh’un penisinin ucu çoktan ıslanmıştı ve sıvı akıyordu.
Yine de bu kadarı boşalması için yeterli olmamıştı. Josh göbeğine kadar yükselen penisine rağmen boşalamayınca kaşlarını çattı. Diğer elini kalçasının arasına götürdü. Hemen ardından gıcırtılı ve ıslak bir ses duyuldu.
Chase önündeki adamın mastürbasyon yapıp kendisine dokunmasını şaşkınlıkla izledi. İstediğini elde etmesi için tek yapması gereken kemerini çözmekti. Şu anda Chase, Josh’un içine girmek için deliriyordu. Buna rağmen Josh, Chase’i serbest bırakacağına dair hiçbir belirti göstermiyordu. Chase bu gidişle affedilmeden çıldıracağını düşündü.
“…!”
Sonunda daha fazla dayanamayıp bağırmaya ve kollarını sallamaya başladı. Buna rağmen, sımsıkı kapalı ağzından çıkan tek ses anlaşılmaz bir inlemeydi.
“Ugh,” Josh heyecanla nefes verdikten sonra bakışlarını Chase’e çevirdi. Chase’e bakan gözleri ıslanmıştı. Yavaşça hareket etti ve baksırıyla birlikte pantolonunu çıkardı. Bu sırada bakışları Chase’e sabitlenmişti. Bir sonraki adımı tahmin eden Chase gergin omuzlarının üzerinden bir nefes aldı.
Josh yavaşça Chase’in üzerine çıktı. Sertleşen penisi kalçasına değiyordu. Chase buna dayanamayarak hareket ettiğinde Josh, sanki sessiz olmasını söyler gibi parmağını dudaklarına götürdü. Chase durduğunda konuştu.
“Kravatı çözdüğümde ne diyeceğini biliyorsun değil mi?”
“…”
Chase ona ters ters baktıktan sonra başını sallamak zorunda kaldı. Josh uzanıp başının arkasındaki düğümü çözdü.
“…Ah!” Zorlukla serbest bırakılan ağzından bir inilti çıktı. Nefes nefese kalan Chase’i izleyen Josh konuştu. “Hadi Chase.”
Chase hiçbir şey söylemeden Josh’a baktı. Kan çanağı gözleri küskünlükle doluydu ama arzunun boyutu da bir o kadar büyüktü.
“…Lanet olsun!” Tereddüt etmeden küfür eden Chase sonunda pes etti. “Sana bir daha asla vurmayacağım.”
“Bunu değil, beni kafana göre yanlış anlamayacağını söylemelisin. Haklı olup olmaman önemli değil.” Josh, “Ayrıca bana vuramazsın,” diye ekledi ve Chase’e doğru eğildi. Birbirlerinin nefeslerini hissedecek kadar başını eğen Josh alçak sesle uyardı.
“Bir daha böyle saçma sapan şeyler söylersen, o zaman sadece ceza olacak ve başka bir şey olmayacak. Her şey bittiğinde ortadan kaybolacağım, o yüzden bunu unutma.”
“…”
“Cevap vermeyecek misin?”
Chase başını sallamak zorunda kaldı. “Tamam.”
“Harika.” Başını sallayan Josh, doğruldu. Chase, Josh’un deliği arasında kendi penisini görünce nefesini tuttu.
“…Ah.” Josh iç çeker gibi derin bir inilti çıkardı. Dar deliği Chase’in ıslak penisini yuttu ve kalın sapını yavaşça emdi.
O içeri girdikçe, Chase daha da çıldırdı. Josh artık ayakta duramıyordu ve inleyerek titriyordu. Bu yüzden Josh’un onu yavaşça ve heyecanla içeri sokma planı başarısız oldu. Chase’in sertleşmiş penisi, deliğinde şiddetle hareket ederek acımasızca içini ovuşturuyordu.
“Ah, ha…”
Josh inleyerek belini geriye çekti. Sonrasında titreyerek boşaldı.
Menisi her yere sıçramıştı. Chase’in ağzına yayılan hafif tat bunun Josh’un menisi olduğunu anlamasını sağladı.
Josh, Chase’in tepesinde, bir süre hareketsiz kaldı ve hafifçe titremeye devam etti. Chase içine girer girmez boşalmıştı. O kadar hızlıydı ki buna kendi bile inanamıştı.
Ama sonrası keyif alınacak bir durum değildi. Çünkü Chase’in zehirli bir engerek gibi başını kaldıran penisi hala içindeydi.
Josh, kendisine endişeyle bakan adama alaycı bir gülümsemeyle elini uzattı. Sıkıca bağlanmış kravat kolayca çözüldü. Ardından, şıngırdayan metalik bir sesle birlikte, Chase’i tutan kemer de gücünü kaybettiğinde Chase ona zorbalık yaptığı için hemen Josh’a misilleme yaptı.
“…!” Kendine geldiğinde pozisyonlar değişmişti.
Chase dişlerini sıktı ve sertçe haykırdı. “Lanet olsun…! Beni öldürmek mi istiyorsun?”
Josh, Chase’in az önce bağlandığı yerde çaresizce uzanırken gülümsedi. Uzanıp kollarını boynuna doladığında, Chase alçak sesle bir küfür etti ve ardından dudakları üst üste geldi. Sonra içine girdi ve deliğini doldurdu. Hiç tereddüt etmedi ya da düşünmemişti.
Josh, gelişigüzel şekilde içine itilen penise istemeden kaşlarını çattı ama acı şiddetli değildi. Islanmış iç duvarı bol miktarda sıvı akıtarak hareketlerini yumuşattı.
Chase’in içinde hareket etmesinin sesi kulaklarında yankılanıyordu. Chase hızla dudaklarını birbirine bastırdı ve dillerini karıştırdı.
Josh sanki ateşle yanmış gibi ileri doğru hareket eden penisin sıcak sürtünmesiyle kendini kaybetti.
“Haa, haa. Ah, haa.”
Chase içinde hızla hareket ederken nefesi kesildi. Yüzünden akan ter Josh’un ağzına damladı ve dudakları üst üste geldiğinde tükürükle karıştı.
Chase, Josh’a sımsıkı sarılırken kalçalarını hareket ettirdi. İleri geri giden penisi boşaldı ve Josh’un karnını doldurdu. Josh nefes aldı ve ona sarıldı.
Kalçasını kaldırıp içine sıkıca girdiği anda Chase derin bir nefes verdi.
“…Uh, ha.”
Feromonların kokusu tüm vücuduna yayıldı ve vücut ısısı yükseldi. Josh, Chase’in durumuna göre deliğini tekrar tekrar sıkıp gevşetti. Chase’in menisi içine akmaya devam etti.
“Haa, haa.”
Sonunda yavaşça nefes vererek boşalmayı bitirdiğinde, Josh’un deliği Chase’in menisi ve kendi sıvısıyla ıslanmıştı.
“Haa, haa. Haa, haa.”
Bir an için hızlı nefesinin sesi kulaklarını rahatsız etti. Josh, Chase’e sarılırken derin bir nefes aldı, duraksamış olan Chase vücudunun üst kısmını kaldırdığında kalın penisi Josh’un deliğinden dışarı çıktı ve karnı boş kaldı.
Josh, gücünü kaybetmeden önce Chase’in penisine göz attı. Sıvı ve meni karışımıyla tamamen ıslanmıştı. Josh’a bakan Chase konuştu. “Yaklaş.”
Josh gülümsedi ve dediğini yaptı. Alt tarafı yeniden şiddetli bir şekilde içine girdi ve karnını doldurdu. Chase kalçasını deli gibi hareket ettirmeye başladı. Penisi Josh’un sıkı deliğine sürtünerek penisi zevk dolu bir ses çıkarıyordu.
Yeniden başlayan seks, sabaha kadar devam etti.
***
Chase tüm vücudu uyuşmuş şekilde uykusunda dönerken kaşlarını çattı. Burnuna dolan nefis kokuyla bilincinin bir kısmı uyanmıştı. Derin bir nefes aldı ve kokunun ne olduğunu anlamaya çalıştı. ‘…Fıstık? Yağ?’
Ocakta hafifçe kaynayan yağ sesi duyuluyordu. Ani, şiddetli bir açlık hissederek gözlerini açtı.
Gördüğü ilk şey, karavanın tanıdık tavanı oldu. İşte o an yatakta yattığını ve uyuduğunu fark etti.
İstemsizce kolunu kaldırdığında bileğindeki izleri gördü ve duraksadı. Yatmadan hemen önce yaptıkları şiddetli seks gözlerinde canlandı. Özgürlüğünü kazandıktan sonra o ve Josh yatakta rastgele yuvarlanmışlardı. Bunun bir rüya olmadığı çarşaftaki kurumuş sıvılardan belli oluyordu. Sorun, diğer kişinin orada olmamasıydı.
“Joshua?” Endişeyle adını seslendiğinde aniden yatak odasının kapısı açıldı.
“…!”
Chase refleks olarak kalkıp yatağa otururken odaya hızla giren Josh gözlerini kırpıştırdı. “Uyandın mı? Nasıl hissediyorsun?”
“…Ne oldu? Ne yapıyordun?” Chase afallamış şekilde Josh’a baktı. Josh’u üstsüz şekilde sadece kot pantolon giyerken görünce şaşırmıştı. Üzerindeki pantolon bir yerden tanıdık geliyordu çünkü Chase’inkilerden birini giymişti. Chase gözlerini Josh’un kaslı göğsüne sabitlerken, Josh cevap verdi. “Aç olacağını düşündüğüm için sen uyurken bir şeyler hazırladım.”
Josh açıklarken Chase bir kez bile gözünü kırpmadı. Bakışlarını Josh’un göğsünde, ince belinde ve pelvisinde gezdirdikten sonra, yavaşça geniş omuzlarından boynuna, boynundan da yüzüne yöneltti. Aniden uzandı ve Josh’u kolundan tutup kendine çekti.
Nazikçe bacaklarının arasına yerleştirdi. Sonrasında beline sarılıp başını göğsüne yasladı. Bu hareketi Josh’a Pitt’in uyandığında onu aradığı halini hatırlattığında Josh, Chase’in saçlarını okşadı. “Fıstık yer misin?”
Chase, Josh’un sorusunu başıyla onayladıktan sonra dudaklarını çıplak tenine bastırdı. “Neden vücudunda bu kadar çok yara var?”
Eski yaralarından bahsediyordu, Chase’in vücudunu tek tek incelediği hatırlayan Josh fazla düşünmeden cevap verdi. “Askerdeyken ve çalışırken yaralandım.”
“Peki bu?” Chase karnındaki uzun yara izine dokunduğunda Josh neredeyse ayağa fırlayacaktı. Sezaryen iziydi.
Aniden kalbi deli gibi çarpmaya başladı, erkek Omegalar sezaryenle doğururdu ve Josh da bir istisna değildi. Ama bu konudaki gerçeği söylemezdi.
“Apandisit yüzünden.” Kısaca cevap verdikten sonra Chase tuhaf bir şey fark etmeden hemen konuyu değiştirdi. “Açlıktan öleceğim, ya sen?”
Chase acıktığını hissetti ve başını salladı. Josh, geri çekildi ve konuşmaya devam etti. “Buzdolabında bir sürü malzeme vardı. Kendim yaptım, tamam mı?”
“Sen mi? Kendin mi? Yemek mi yaptın?”
“Evet, evet, evet.” Josh başını salladı ve gülümsedi. “İçinde zehir yok.”
“…Biliyorum.” Chase utanmış gibi hafifçe kızardı. Josh ayağa kalktı ve doğruca mutfağa yöneldi.
Chase yatakta oturarak onu bekledi. Nasıl olsa tüm yemekler aynıydı. Yapması gereken tek şey açlık sancısından kurtulmaktı. Chase her zaman böyle düşünmüştü ve hiçbir yiyecek inancına ihanet etmemişti.
Bu kez de aynı şeyi düşünüyordu. Sadece açlıktan zil çalan boş midesini doldurmak istiyordu. Bu yüzden yutkunmasına neden olan ağız sulandıran kokuyu aldığında bile beklentileri yüksek değildi. Zengin aromanın aksine, sıradan görünen biftek ve patates yemeğini gördüğünde hissettiği tek şey küçük bir hayal kırıklığıydı.
Josh tepsiyi yatağa koyarken, “Pişirme derecesini beğenmezsen söyle. Tekrar pişiririm.” dedi.
Chase asık suratla bakışlarını indirerek, ‘Daha çok pişsin ya da pişmesin bir önemi yok’ diye düşündü. Josh karşısına oturdu ve ustalıkla bifteği kesmeye başladı.
Chase kanlı bifteğe bifteğe baktığında fazla düşünmeden hareketlerini tekrarlayan Josh duraksadı. Etini Pitt’e yaptığı gibi alışkanlıktan kesmişti. Bilmiyormuş gibi yapıp bıçağını kaldırdıktan sonra eti bir çocuğun yiyeceği kadar küçük parçalara bölmeden önce aklını başına topladığı için şükretti.
“Hadi bakalım.”
Chase hiçbir tepki vermeden çatalı ve bıçağı aldıktan sonra kesilen eti ağzına götürdü. Çiğnemeyi bıraktıktan sonra Josh sessizce onun tepkisini izledi. Chase yanağını yavaşça hareket ettirdi. Kırıştırdığı alnı değişmedi ama tepkisi belliydi. Yavaş yavaş çiğnediği eti yuttuğunda, Josh konuştu. “Biraz daha pişireyim mi?”
Chase biraz bekledikten sonra cevap verdi. “Hayır.”
Kesilen eti sessizce ağzına götürdü ve eskisinden daha hızlı çiğnemeye başladı. Josh plastik şişeyi açıp bardağa su doldururken konuştu.
“Buzdolabında bir sürü güzel malzeme var, bundan sonra sana sık sık yemek hazırlamama ne dersin?”
Chase çiğnemeyi bırakıp başını kaldırdı. Josh, yüzündeki şaşkınlığı görünce güldü. “Yemek yemek için vakit ayırmak ve hazırlamak kolay değil ayrıca hazır yemeklerdense elde hazırlamak daha iyidir. Senin için yapmamın sakıncası yoksa ben yaparım.”
“…Sen mi?”
“Evet.” Josh şakacı bir şekilde ekledi. “Seni zehirleyeceğimden endişeleniyorsan neden zehirlenmemek için bir şey yapmıyorsun?”
“Çünkü bunu yapacağını düşünmüyorum.” Gergin bir şekilde konuşan Chase, ağzına büyük bir lokma attı ve çiğnemeye başladı. Kısaca gülen Josh, neredeyse bitmek üzere olan tabağına baktı ve sordu. “Daha fazla yemek ister misin?”
Chase sessiz kalınca, Josh çabucak konuştu. “Beklerken salata ye. Kızarmış fıstık ve patates püresini karıştırdım, çok lezzetli.”
Kendisine bakan Chase’e kendinden emin bir şekilde gülümseyen Josh, aniden elini uzattı. Farkında olmadan Pitt’e yaptığı gibi başını okşamak üzereydi ki aceleyle elini geri çekti.
Josh kendi kendine ‘Birbirlerine çok benzedikleri için kendime hakim olamadım.’ diye düşündü ve hiçbir şey olmamış gibi arkasını döndü.
*
*
Kapının diğer tarafından küçük bir düdük sesi duyuldu. Josh ızgarayı yaktı ve ısısını yükseltti.
Chase sessizce patates salatasını ağzına götürdü. Yumuşacık patateslerin arasındaki fıstıklar hafif bir sesle parçalandı. Tadını yavaş yavaş almaya çalıştı ama alamadı. Chase, fıstıkların bu şekilde ağızda eriyip yok olmasıyla ilk kez hissettiği duyguları fark etti.
‘Aman tanrım.’ Ağzını kapattı ve kocaman açtığı gözlerini kırpıştırdı. Kulakları yanıyordu ve yüzü kızardı. ‘Ne yapmalıyım?’
Nefes almakta güçlük çekerek birkaç kez derin derin nefes aldı. Nefesini düzene sokmayı başardığında Josh geri döndü. Yeni pişmiş ızgara bifteği tepsisine koyarken gülümsedi.
‘Ah!’ Chase şaşkın gözlerle Josh’a baktı. Vücudunun üst tarafında Chase’in önceki geceki onu ısırıp emmesinin izlerini taşıyordu. Josh, Chase’e gülümserken boynu, köprücük kemiği, göğsü ve hâlâ şiş olan meme uçları açığa çıkınca konuştu. “Dün çok mu ileri gittik?”
O anda Chase, kalbinin bu kadar hızlı atmasına neden olan duyguların ne anlama geldiğini fark etti.
Josh başını eğdi ve sordu “Ne oldu?”
Chase hemen ona sarılıp öpmek istedi ama tepsi bunu yapmasına engel oldu.
‘Yaptığı yemezsem Josh hayal kırıklığına uğrayacak.’ Chase Miller’ın bunu düşünüyor olması inanılır gibi değildi. Kendisi bile neler olduğunun farkında değildi ama kalbinin yemek yiyemeyecek kadar dolu olduğunu inkar edemezdi.
Josh, güçlükle nefes almakta olan Chase’e uzandı. Alnına düşen saçları geriye çekerek tekrar sordu. “İyi misin? Sana içecek bir şeyler getireyim mi?”
Chase sadece başını salladı. Josh ona şaşkın şaşkın bakarken gülmeden edemedi. “O zaman yemeğini bitirir misin? Vardiya saatim gelmek üzere olduğu için gitmem gerekiyor.”
Josh kolundaki saate bakarken, Chase söylediği şey karşısında sakinleşmeye çalıştı. “Nereye gidiyorsun?”
“Vardiya değiştirme zamanı. Kaldığım yere geri dönmem gerekiyor.” Josh gülümseyerek kıyafetlerini aldığında Chase gitmesine engel oldu. “Saçma sapan konuşma, burada kal.”
“Neden bahsediyorsun…”
“Gitme, lanet olsun!”
Josh şaka yaptığını sandı ama yüzüne baktığında gülmediğini gördü. Ciddiydi. Chase’in eli, kolunu kavradığında Josh kaşlarını çattı. Ama bu Chase’in umrunda değildi. “O zaman ne, kahretsin! Benimle yatmaktan utanıyor musun?”
“Bunu demek istemedim.” Josh, Chase’in sorusu üzerine içini çekti. “Kiminle yatarsam yatayım, bu benim özel hayatım ve bunu başkalarına ilan etmek istemiyorum. Neden başkalarına bundan bahsetmek zorundayım? Ayrıca böyle şeyler ortaya çıkınca rahatsız edilecek olan benim. Paparaziler tarafından kovalanmamı ve hayranların tarafından saldırıya uğramamı mı istiyorsun?”
Chase durdu, yüzündeki ışık kayboldu ve ifadesi sertleşti. “Seni koruyabilirim.”
Josh hızla cevap verdi. “Seni koruyan benim.”
Odaya ağır bir sessizlik çöktü. Bir anlık sessizlikten sonra Chase tekrar konuştu. “O zaman diğerleriyle sıranı değiştir.”
“Ne?” Josh ani tekliften karşısında şaşkınlıkla sorduğunda, Chase alaycı bir şekilde cevap verdi. “İşini yaparken istediğimi yapmanın tek yolu bu değil mi? Başka bir yolu var mı?”
“Hayır, şöyle ki…” Programı keyfi olarak değiştirmenin zor olacağını söylemek üzere olan Josh, inatçı yüzünü görünce aniden Pitt’i hatırladı. ‘Neden bu kadar benziyorsunuz ki?’
Chase bir kez daha ısrar ediyormuş gibi konuştu. “Bir yolu var mı?”
Sonunda Josh teslim oldu. “…Tamam, Mark ile buluşup konuşacağım.”
“…”
“Hemen döneceğim, o yüzden bırak kolumu.” Josh kolunu gösterdiğinde o zamana kadar Josh’un kolunu sıkıca tutan Chase bıraktı. Josh, karıncalanan yeri ovuştururken ona baktı. Her zamanki gibi Pitt’in yüzü Chase’in yüzüyle örtüştüğünde Josh gülümsedi.
“Off.” Chase kaşlarını çattığında Josh alaycı bir gülümsemeyle Pitt’e yaptığı gibi Chase’in başını okşadı. Chase, Josh’un elini itmedi. Aksine Josh’un dokunduğu yere utanarak dokundu.
Josh üzerindeki kot pantolonu çıkardı. Ve kendi pantolonunu yerden aldığı anda olan oldu.
“…Ah?” Chase’in haykırışı üzerine Josh başını çevirdi. “Ne oldu?”
Chase ona kaşlarını çattı ve etrafı kokladı. Şaşkınlıkla ona bakan Josh’a dönerek elini uzattı. Josh’u kollarının arasında sımsıkı tutarak derin bir nefes alan Chase başını kaldırdı. “Neden Omega gibi kokuyorsun?”
***********************************************************************************************
Selammm bebekler ♥ Nasıl gidiyor bakalım?
Serinin en uzun bölümünü çevirdim galiba ama müthişti. Chase buralarda Josh’a tamamen aşık bence. Ayrıca Chase’in bakış açısından Josh’u okumaya bayılıyorum. Acayip seksi tasvir ediyor. Josh’a da bayılıyorum. 3. kitabın bir adı olsa Chase’i adam etme yolu falan olurdu.
-Ashily.
Yorum