Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 3, Bölüm 51: Tatlı Bir Öpücük (+18)

BÖLÜM 51: TATLI BİR ÖPÜCÜK (+18)
Ağzından derin nefesler çıktı. “Haa, ah.”
Josh hızla Chase’e sarılıp heyecanla dudaklarını birleştirdi. Chase de dilini emdi ve dudaklarını yalayarak onu kendini çekti. Kolları o kadar güçlüydü ki, Josh neredeyse nefes alamadığını hissetti ama vücutları birbirine o kadar yakındı ki baş dönmesini görmezden geldi. Chase’i saçlarından tuttu ve dudaklarını daha derine hareket ettirdi.
“Haa, haa.” Chase’in yüksek sesli nefes alışverişi kulaklarında yankılandı.
“Bana bakıyordun değil mi?” Chase heyecanlı bir sesle sordu. Dudaklarını her hareket ettirişinde, dili de hareket ediyor ve Josh’un ağzını ovuşturuyordu. “…Bütün gün beni mi izledin?”
Sıcak nefesi hissedilebiliyordu. Josh, onu heyecanla övme isteğine karşı koydu. “Çünkü bu benim işim.”
“Yalan.” Bunu söylerken, Chase’in yüzünde bir gülümseme vardı. Josh da gülümsedi ve beline sarıldı. Öpüşmeye devam ettiler. Alt tarafı hızla sertleşti ve hararetlendi. Josh birbirine karışan tükürüğü yüksek sesle yuttuktan sonra elini Chase’in önüne götürdü.
“Hayır.” Chase derin nefesler alarak fısıldadı. “Lanet olsun, şimdi olmaz.”
Yapabileceği tek şey öpmekti. Dudakları bir anlığına aralandığında ikisi de endişeyle birbirlerine baktılar. Chase’in kızarmış yüzü arzusunu gösteriyordu. Josh’un kafasının içi de Chase’in çıplak vücuduyla doluydu.
Josh neredeyse ona böyle kaçalım diyecekti. Chase aceleyle dudaklarını birleştirmeseydi, onu baştan çıkaracaktı. Bunun üzerine bir oh çekti ama öte yandan pişmanlık duyarak dilini Chase’in diline doladı.
Chase bedenlerini birleştirememenin pişmanlığıyla tüm dikkatini ellerine verdi. Ceketinin içine soktuğu eli Josh’un gömleğini yukarı çekti ve çıplak tenini okşadı. Chase, sırtına uzanmak yerine, kalçalarını kendine doğru çekme isteğine karşı koyamayarak derinden inledi.
“Joshua.” Adını söylediği anda, Josh titredi ve nefesi kesildi. Chase kulaklığın olmadığı kulağına “Arkanı dön” diye fısıldadı.
Yapmak üzere olduğu şey belliydi. Josh, Chase’in sabrının tükendiğini çok iyi biliyordu. Onu durdurması gerektiğini düşündü ama tabii ki öyle bir isteği kalmamıştı. O da vücudunun içindeki zonklama yüzünden delirmenin eşiğindeydi. İçine bir şey sokmazsa çıldıracağını düşündü. Ve istediği şey gözlerinin önündeydi. Reddetmek için hiçbir sebep yoktu.
Chase’in alt dudağını acıtmadan isyan edercesine ısıran Josh, istendiği gibi arkasını döndü. Chase pürüzsüz, bakımlı ve zarif sırtını gördüğünde yüksek sesle yutkundu. “…Ugh.”
Büyük bir el Josh’un kalçasını kavradı. Josh derin bir nefes aldı ve ellerini duvara dayadı. Chase diğer eliyle de arkadan uzanarak Josh’un meme ucunu gömleğinin üzerinden tuttu.
Bütün geceyi birlikte geçirdikten sonra, bu adam Josh hakkındaki her şeyi öğrenmiş gibiydi. Özellikle, Josh’un göğüs ucunu hafifçe tuttuğunda belini bükeceğini çok iyi biliyordu. Josh dizlerini tekrar büktüğünde Chase, belini arkadan çabucak çekmemiş olsaydı, muhtemelen yerde yuvarlanacaktı.
Josh meme uçlarının bu kadar hassas olduğunu yeni keşfetmişti. ‘Hayır, Chase mi bu hale getirdi? Bilmiyorum.’
Sanki tüm kafası Chase’in kokusu ve menisiyle dolmuştu. Josh nefes nefese kaldı ve güçlükle titreyen bacaklarının üzerinde durmayı başardı. Bir kolunu beline saran Chase, diğer elini hareket ettirdi ve meme ucunu ince bezin üzerinden sertçe ovuşturdu.
“Ah, ha…” Gelen sert inlemeyle birlikte, Chase arkadan fısıldadı. “Joshua, ıslandın mı?”
Söylediği doğruydu. Josh’un kalçası çoktan sırılsıklam olmuştu. Chase burnunu boynuna sürterek konuştu. “Pantolonunu atmak istemiyorsan çıkarman gerekmez mi?”
“…”
“Joshua.” Chase, cevap vermeye cesaret edemeyen Josh’a “Pantolonun üzerinden sürtmem sana uyar mı?” diye sorduktan sonra kalçasını bacağıyla anlamlı bir şekilde ovuşturdu. Bunun üzerine Josh’un deliği hemen tepki verdi ve deliğinden çok fazla sıvı aktı. Josh buna daha fazla dayanamadı ve kemerini çözmeye başladı.
Titreyen elleri düzgünce hareket edemediği için metalik ses normalden daha uzun duyuldu. Kemerini çözmeyi ve fermuarı açmayı başarır başarmaz, Chase’in eli Josh’un baksırının içine girdi.
“…Mmhh.” Josh istemsizce dudağını ısırdı ve nefesini tuttu. Kısa süre sonra Chase dudaklarını ensesine dokundurdu, ardından parmaklarını hafifçe deliğine bastırdı. Islanmış noktayı karıştırmasının sesi kulaklarında utançla yankılandı.
Chase kasıtlı olarak uzun parmaklarını sonuna kadar itti ve derine doğru hareket ettirdi. Sert parmakların içerisini nazikçe ovuşturma hissiyle Josh’un aklı bir anlığına başından gitti. Geç de olsa çok saçma bir şekilde boşaldığını fark etti.
Chase arkasından gülümseyerek sordu. “Bu çok hızlı değil mi?”
Josh utanmıştı ama Chase’in de dayanacak gücü kalmamıştı. Laura’nın sesi uzaktan duyuluyordu. Chase sinirli bir şekilde iç çekti ve pantolonunun fermuarını açtı. Fermuarın aceleyle açılma sesine sıcacık teninin alt tarafına değmesi eşlik etti.
“…Ahh!” Josh, ani baskıya dayanmaya çalışarak dudaklarını ısırdı. Daha sonra, Chase tüm penisini Josh’un kalçasına bastırdı. Hızla belini hareket ettirmeye başladı. Sıcak penisi içeri doğru girdi ve iç duvarını şiddetle ovuşturdu.
Josh, aşırı baskı nedeniyle sesini çıkaramadı. Kocaman açtığı ağzından sadece nefes alışının sesi duyuldu. Chase, Josh’u arkasından sıkıca tuttu ve ellerini ellerinin üzerine koydu. Hızla soluyan nefesinin sesi Josh’un kulaklarına doldu. Chase tüm vücudunu sıkıca sarmışken sadece belini hareket ettirdi. Dudaklarından boğuk bir ses çıktı. “Haa, haa.”
Chase’in sıcak nefesi Josh’un boynunu gıdıkladı. Çok geçmeden Chase dişlerini araladı ve Josh’un boynunu ısırdı.
“Ugh…” Josh yüksek sesle inledi ve gözlerini kapadı. Alt tarafını deli gibi hareket ettiren adam aniden hareket etmeyi bıraktı.
“…Haa.” Chase derin bir iç çekerek Josh’un içine boşaldı. Sıcak meni midesinin her tarafına yayıldı ve beraberinde feromonların tatlı kokusuyla sarhoş olan Josh tekrar boşaldı.
“Haa, haa. Haa, haa.”
Chase boşaldıktan sonra geri çekildiğinde, Josh duvara yaslanarak yere yığıldı.
“Haa, haa. Haa, haa.”
Josh derin derin nefes alarak yutkundu. Chase ona bakarak pantolonunu düzeltmeye başladı. Bununla birlikte bakışları hafif kızarmış yüzünden, tükürük bulaşmış dudaklarına ve darmadağınık kıyafetlerine kaydı. Ardından kendisinin ve Josh’un vücut sıvılarının birbirine karıştığı alt tarafına odaklandı.
Daha önce olduğu gibi, kusursuz görünümüne dönen Chase, iç çekerek saçlarını geriye attıktan sonra ona bakmakta olan Josh’un önünde diz çöktü. Yüzünü şefkatle okşayarak başını eğdi. Josh gözlerini kapattı ve dudakları tekrar buluştu.
Daha öncekinden tamamen farklı olan tatlı bir öpücüktü. Dudaklarını nazikçe birbirine bastırıp hafifçe yalayan Chase, başını kaldırıp üzgün bir ifade takındı.
“Gitmek zorundayım.” Pişmanlık dolu bir sesti. ‘Biliyorum,’ diye düşünen Josh başını salladı. “Git hadi.”
Chase başka bir şey söylemek ister gibiydi ama Josh aceleyle omzunu itti. Laura’nın sesi daha da yakından duyuluyordu. Chase isteksizce ayağa kalktı, ağzının içinde küfretti, sonra dönüp dışarı çıktı.
“Ah, Bay Miller. Uzun zamandır sizi arıyordum! Geçen sefer olanlar yüzünden endişelendim…” Laura’nın telaşlı sesi yakından duyuluyor gibiydi ama çok geçmeden uzaklaştı. Chase’i aceleyle takip ettiği belliydi.
Geride kalan Josh, sessizlikte iç çekti. Patronunu ararken kendini böyle bir durumun içinde bulmuştu. Tenha bir yerde saklanıp aceleyle seks yapmak gibi bir şeyin.
“Ergenlik çağında bile değiliz.” Utangaç ve mahcup bir halde nefesinin altından homurdandı. Tek tesellisi, aklını kaçıran tek kişinin kendisi olmamasıydı.
Josh bir mendil çıkardı, altını kabaca sildi ve takım elbisesini tekrar giydi. Toz ve kir bulaşmış kıyafetlerini silkeleyip dışarı çıktığında herkes çoktan setin etrafına toplanmıştı.
Az önce birlikte oldukları için Chase’in kokusu Josh’un her tarafına yayılmış olmalıydı.
Bununla uyarılan kendi kokusu daha güçlü hale gelebilirdi. Her ihtimale karşı önceden ilaç içmesi gerektiğini düşünerek aceleyle yoluna devam etti.
Vardiya değişiminin zamanı gelmişti. Seth çoktan, Josh’un olması gerektiği yerdeydi. Josh habersiz şekilde yerinden ayrıldığı için yokluğu hakkında ne bahane uyduracağını düşünerek ilerlerken aniden Seth’in başka bir tarafa baktığını gördü. Baktığı yöne bakan Josh durdu.
“Ah.” İstemsizce haykırdığında diğer taraftaki kişi Josh’u fark etti ve gözlerini kırpıştırdı. Seth güzel sarışına doğru ilerlediğinde, kadın da onu selamlamak için hızla başını çevirdi.
Josh şaşkınlıkla onlara baktı. Bu sırada ikisi bir şey hakkında konuştuktan sonra Seth önden ilerledi. Onu takip eden kadının sırtına bakan Josh, başını yana eğdi.
‘Emma neden burada?’
***
“Yani Bay Miller’ın durumunda bir sorun yok mu?”
Laura, Emma’nın sorusunu başıyla onayladı. “Aksine, oldukça iyi olduğu için şaşkınım. Yönetmen, geciken tüm çekimleri üç gün içinde bitireceği için çok heyecanlıydı. Tabii kondisyonu bu şekilde devam ederse.” Acı bir gülümsemenin ardından ekledi. “Her neyse, Bay Pitman’a her şeyin yolunda gittiğini söyle.”
“Anlaşıldı.” Vedalaştıktan sonra Emma arkasını döndü. Laura’nın dediği gibi setteki atmosfer çok iyiydi. Bir süre izledi ve Chase’in role kendini çok kaptırdığını gördü. Bu gidişle filmin büyük bir başarı yakalayacağı kesindi.
‘Ayrıca rolüyle ilgili tartışmaları da sonlandırabilir.’ Patronuna bildireceği doğru sözleri düşünerek yoluna devam etti. Sahnenin sonunda, yönetmen çekimin bittiğini duyurdu.
“Tamam, bugünlük bu kadar!”
Onun bağırışıyla herkes rahat bir nefes aldı. Tüm personel yorgun görünüyordu ama yönetmen her zamankinden daha canlı ve enerjikti.
“Şuna bak, bugünkü çekimden atacak hiçbir şeyim yok. Tam olarak istediğim buydu! Çok mükemmel, şu ifadeye bak. Gerçekten harika değil mi?”
O kadar heyecanlıydı ki hiç çekinmeden yanındaki personelle konuşuyordu. Chase kravatını gevşetirken Emma arkasını döndü ve beklenmedik bir adamla karşılaştı.
“Emma.”
“Josh.”
Emma gelişigüzel bir şekilde adını seslendi ve hızla etrafına bakındı. Neyse ki, personel etrafı toparlamakla meşguldü, bu yüzden kimse onlara dikkat etmedi. Josh başını salladı ve onu takip etmesini işaret etti. Emma sinirlendi ama sessizce peşinden gitti.
Yalnız kaldıkları anda, Emma sinirlenerek sordu. “Ne oldu?”
Josh, onu az önce Chase’le yaptığı yere getirmeye pek hevesli değildi ama müsait başka bir yer yoktu.
**********************************************************************************************
Şimdi size çok tatlı bir bilgi vermek istiyorum. Ben ilk okuduğumda Josh’la Chase’i 30’larında zannediyordum ama öyle değilmiş. Josh, Chase’den 5 yaş büyük (bu kadar atılgan olmasının nedeni bu bence) ve Chase şu an 20’lerinin başında. Böyle şeyler gerçekten içimi eritiyor 🙂
Yorum