Koyu Switch Mode

Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 2, Bölüm 38: Kediye Benzemek

A+ A-

BÖLÜM 38: KEDİYE BENZEMEK


Bir patlama daha olduktan sonra Mark kararını verdi. Artık sahneyi mahvettiği için büyük meblağda tazminat talep ederlerse ne yapacağını düşünmüyordu. Şimdilik önceliği içeridekileri kurtarmaktı. “Gidelim, Josh.”

Josh hızla cevap verdi, “Tamam.”

Tam belirledikleri rotaya doğru koşmak üzereyken, aniden biri şaşkınlıkla çığlık attı. “Ah!”

İkisi de durdu ve bakışlarını çığlık atan kişinin olduğu yöne çevirdiler. İlk bakışta, siyah dumanın içinden yansıyan biri göründü. Belki de bir yanılsamaydı. Ama artık içeri girmek için doğru zamanı kaçırmışlardı. Bu sırada, son patlayıcı da patladı. Ortalık bir an için tozlar yüzünden beyaza büründüğünde, duman ve alevlerin arasında biri belirdi.

Naomi çığlık atarak dışarı çıktı. Ardından Chase ortaya çıktı.

Herkes rahat bir nefes aldı. Naomi güvenli bir şekilde yerdeki minderin üzerine atladı. Daha sonra Chase de yerdeki minderin üzerine atladı. Alevlerle birlikte büyük bir patlama sesi duyuldu ve bina çökmeye başladı.

“Kestik!” Yönetmenin bağırmasıyla birlikte, personeller binadaki yangını söndürmek için koşuşturdu. Oyuncuların sekreterleri ve menajerleri onlarla ilgilenmek için yanlarına koştular. “İyi misin, Naomi?”

“Neden bu kadar geç çıktınız? Yaralandın mı?”

“Tanrım, nasıl korktum bilmiyorsun. Yine de, harika bir sahne oldu sanırım.”

Onu cesaretlendiren ve teselli eden sözler devam etti ama Naomi hala boş bir yüzle gözlerini kırpıyordu. Güzel yüzünün her yerine is bulaşmıştı. Saçları darmadağın olmuş haldeydi güçlükle ayağa kalktı ve aniden arkasına baktı. Chase yavaşça kıyafetlerinin tozunu alıyordu. Yüzü hala ifadesizdi.

“Naomi?” Bakışlarını ona sabitledikten bir süre sonra sekreteri tekrar seslendi. Naomi çok geçmeden kendine geldi ve gözlerini kırptı.

“Bir dakika.” diyerek izin istedikten sonra hızla Chase’in yanına gitti.

Gitmek üzere olan Chase, aniden Naomi tarafından engellendi ve durduruldu. “Seninle biraz konuşmak istiyorum, olur mu?”

İstemsizce gülümsedi ve etrafına bakındı. Herkes Chase’e döndü. Ne yapacaklarını bilmek istercesine baktılar. Chase umursamazca Naomi’ye baktı ve başını salladı. Etrafındakiler birkaç adım geri gittiler. Naomi, söylediklerini başkalarının duymaması için dikkatle konuştu. “İçerideyken ne oldu? Az önce neredeyse öleceğimizin farkında mısın?” Sanki duyguları geç uyanmış gibi sert bir tonda sormuştu.

Ama Chase buna rağmen cevap vermedi. Naomi, Chase’in duygusuzca bakmasına karşın daha da sinirlendi. “Aklını nerede kaybettiğini bilmiyorum ama çekim yaparken filme odaklanmanı istiyorum. Başkalarına zarar verme. Düşününce bu işe neredeyse beni de bulaştırıyordun.”

İçerideyken her tarafı kaplayan siyah dumanı bir kez daha düşünerek omuzlarını silkti. Bununla beraber Chase tepkisiz kalmayı sürdürdü. İfadesiz yüzü Naomi’yi yormuştu. “Senin sorunun ne? Aklımı kaçıracak gibi hissediyorum.”

Şok içerisinde iç çekti ve saçlarını karıştırdı. “Bu sefer sorunsuz hallettik ama bu bir daha olursa, bu şekilde gitmene izin vermeyeceğim, anladın mı?”

“…”

“…Ha.” Sonunda, ilk yorulup tükenen Naomi oldu. ‘Seni p*ç kurusu,’ içinden küfür etti ve arkasını döndü. Chase, Grayson ve Miller ailesindeki bütün erkeklerin pislik olduğunu düşünüyordu.

Naomi’nin gitmesini bekledikten sonra Laura, “İyi misiniz, Bay Miller?” diye sordu.

Ne hakkında konuştuklarını merak ediyordu ama söyleyebildiği tek şey buydu. Chase’in ona cevap vermesine imkan yoktu.

Tabii ki de bir şey söylemedi. Ama görmezden gelip, arkasını dönüp gideceği beklentisinin aksine, Chase hareketesiz kaldı. Laura içten içe endişelendi. “Umm, Bay Miller…?”

Laura, tekrar seslenmek üzereydi ki, birden Chase’de bir tuhaflık olduğunu fark etti. Normalde de solgun olan yüzünden tüm kan çekilmiş gibiydi ve masmavi görünüyordu. Ellerini belli belirsiz sallayarak Chase’in durumunu inceledi.

Bir kez daha seslendi, “Bay Miller, iyi misiniz?”

Aniden Chase’in nefes alışverişi hızlandı ve gözbebekleri genişledi. Laura’nın gözleri de şaşkınlıkla büyüdü ve onları izleyen Josh ve diğer çalışanlar da şaşkınlıkla onlara baktılar. “Bay Miller, iyi misiniz?”

“Bay Miller!”

“Kendinize gelin, birisi ambulansı arasın…!” Çevredekiler aceleyle bağırarak etrafını sardılar. Bu sırada Chase göğsünü sıktı ve güçlükle nefes alıp veriyordu.

Josh kalabalığı yararak hızla koşup Chase’e yaklaştı. Elini uzattığı anda Chase nefes almayı bıraktı. Josh, “Bay. Miller…!” diye bağırdı.

“Ahhhh!”

Josh, şok içinde çığlık atan Laura’yı arkasında bırakarak Chase’i yakaladı. Tam o sırada Chase’in dizleri büküldü ve bilincini kaybetti.

Josh omuzlarından sallayarak seslendi, “Chase!”

Ama yana doğru eğilmiş solgun yüzü hiç tepki vermedi.

*

*

“…Evet, evet. Haklısınız, evet.” Laura’nın konuşmasını dinleyen Josh, Chase’e baktı. Onu hızla karavana taşıyıp yatağa yatırmıştı ve hala Chase’in bilinci yerine gelmemişti. Mark Chase’i hemen hastaneye götürmek için ısrar etti ama Laura reddetmişti.

“Önce doktoruyla iletişime geçmemiz gerekiyor. Biliyorsunuz, Bay Miller’ın ilaç kullandığı öğrenilirse sorun olur.”

Onun bu uyarısı üzerine korumalar sustu. Josh’un ona söylendiği gibi Chase’i yatağa yatırmak ve Laura’nın doktorla konuşmasını bitirmesini beklemekten başka seçeneği yoktu. Josh, Chase’in her zamankinden daha solgun yüzüne baktı.

Kısa bir vedalaşmanın ardından Laura sonunda telefonu kapattı. “Aşırı doz kullanımı yüzünden böyle olmuş.”

Josh farkında olmadan kaşlarını çattı. “Aşırı doz mu?”

“Evet” Laura Josh’a başını sallayarak aynı şeyleri tekrarladı. “Bu semptomlar, aşırı doz ilaç kullanımı olduğunda ortaya çıkar. Her ihtimale karşı Naomi ile görüştüm ve çekim sırasında da böyle olduğunu söyledi. O kadar dalgınmış ki neredeyse büyük bir kaza geçireceklermiş… Ona detayları anlatmadım sadece çekimler sırasında tuhaf bir şey olup olmadığını sordum, bu yüzden lütfen dikkatli olun.”

Laura ricada bulunduktan sonra içini çekti.

“Semptomları daha önce de görmüştüm ama fark etmedim. Steward’a göre, doktoru daha önce bunun olacağını söylemiş ve çok fazla ilaç içmemesi konusunda onu uyarmış. İlacın dozunu test ederek azaltması veya değiştirmesi gerektiğini söylemiş. Chase bir Baskın Alfa olduğu için bu kadar ilacı içtikten sonra hala hayatta, normal bir insan olsaydı, çoktan 10 kez ölmüştü.”

“…İlacın sinir sistemini etkileyen bir yan etkisi mi var? Görünen o ki patlama sahnesini çekeceği için her zamankinden daha gerginmiş.”

Josh mümkün olduğu kadar çok kelime seçip bir gerekçe sunduğunda, Laura bir an için başını eğdi sonra çabucak başını sağa sola salladı.

“Sanmıyorum. Görünüşe göre çekimler başladığı sırada zaten kendinde değilmiş. Çoktan kendini kaybetmek üzereymiş.”

“Sonrasında bunlar oldu.” Laura, Josh’un vardığı sonucu başıyla onayladı. “Evet, yani kendini sorumlu hissetmene gerek yok.”

Josh, onun gülen yüzüne gülmedi. Laura utandı ve aceleyle saatine baktı. “Sanırım bunu menajeriyle konuşmam gerekiyor, onu sana bırakabilir miyim? Bir şey olursa lütfen beni ara. Hemen döneceğim.”

“Olur.”

“Teşekkürler.” Laura bir kez daha gülümsedi ve ardından karavandan çıktı. Karavanda Josh ve Chase başbaşa kalmıştı. Sessizlik içindeki karavanda Josh derin bir iç çekti ve arkasını döndü, sonra Chase’in yüzünü gördü ve durdu.

Nefes alışverişi düzelmişti ama solgun teni hala aynıydı. Hatta cenazesi getirilse herkes buna inanırdı. ‘Doktor yakında burada olur. Tek yapması gereken muayene etmek ve bir sorun olmadığından emin olmak.’ diye düşünen Josh, Chase’e baktı ardından bir sandalye çekip oturdu. Bir süre sessizce onu izledi ama Chase hiç tepki vermedi.

Odada sessizlik hakimdi. Sanki dünyada sadece Josh ve Chase kalmış gibi, diğer insanların varlığına dair hiçbir iz yoktu. Josh bir anlığına Chase’in yüzünü bu kadar rahat görmeyeli ne kadar zaman geçtiğini düşündü.

Düşündüklerinden sonra acı acı gülümsedi. Bu şekilde kendinden geçmedikçe bu adamın yüzünü bile doğru dürüst göremezdi. Josh hareketsizce yatan Chase’e baktı ve mırıldandı. “Saçların neden hep böyle diken diken?”

Kuduz köpek olduğu söylenen adam bazen kediye benziyordu. Her zaman gözünüzü üzerinde tutmanız gereken, her tarafı tüylerle kaplı ve her zaman karşısındakileri tırmalayan güzel bir kedi.

Josh, nazikçe Chase’in elini tuttu. Ardından Chase’in yumuşak saçlarının parmak uçlarına değmesiyle bir an duraksadı ve güldü.

<Beni öpmek ister misin?>

Fısıldayan ses kulaklarına yankılandı. Josh’un gülüşü kısa sürede kayboldu. Chase’e baktı. Hiç geri adım atma belirtisi göstermedi.

‘Böyle bir durumda kalmadığı sürece bu adam bana asla bakmayacak.’ diye düşünen Josh kaşlarını hafifçe çattı.

Yavaşça eğildi. Chase’in alnına değdirdiği dudaklarının ucunda buz gibi olmuş teninin sıcaklığını hissedebiliyordu. Josh yavaşça başını kaldırdı ama Chase’de hala bir tepki yoktu.

“Haa.” Josh içini çekerek sandalyeye oturdu. Kaşlarını çattı ve bir inilti çıkardı. ‘Ne yapıyorum ben.’

“Haa.” Tekrar yüksek sesle bir iç çekti, sessizlik hala bozulmamıştı. Ve Chase tam bir gün sonra uyandı.

***

Hastaneye giden arabada -her zaman olduğu gibi ama özellikle bugün daha fazla- sessizlik hakimdi. Elbette Chase’in ruh hali berbattı. Herkes keyfini daha da bozmamak için gerektiğinde konuşuyordu. Hepsi aniden bir yumruk yiyebileceği ya da tekmelenebileceği için çok gergindi.

Hastaneye gidecekleri haberi, Chase uyandıktan sonraki gün gelmişti. Josh, vardiyasını almaya gelen Mark’tan bunu duyduğunda şaşırdı.

<Doktora mı gidilecek?>

Mark başını salladı.

<Evet, ilacın yan etkisi yüzünden böyle olmuş. Aslında Laura, onu hemen doktora götürmesi gerektiğini söyleyen menajere engel oldu. Öncelikle yönetmenle konuşup programını düzenlemek gerekiyormuş. Sanırım o da iyi durumda, bu yüzden bu konuda yapabileceğim bir şey yok… İki gün ara vermişler. Bu arada hastaneye gideceğiz. Bir an önce gitmesi iyi olur. .>

<…Tamam.>

Mark, o gün Josh’la vedalaştıktı. Ertesi gün yeniden bir araya geldiklerinde Josh’un omzunu sıvazladı ve eski güvenlik ekibi konusunda kısa bir konuşma yaptı.

<Dün eski güvenlik ekibinin lideriyle bir görüşme yaptım. Ekiplerine yeni korumalar aldıklarını söyledi ve oldukça olumlu konuştu. Biraz daha dayanalım, en kısa zamanda döneceklerini söylediler.>

Josh cevap vermek yerine sadece gülümsedi. Ve sonunda vakit geldiğinde herkes hızlı bir şekilde hazırlandı ve Chase’i beklediler.

***********************************************************************************************

KML’de de Naomi seviyordum ama burada okudukça daha fazla sevmeye başladım. Naomi ne kadar olgun bir kadın. Gerçekten hayran olunası biri.

Etiketler: novel oku Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 2, Bölüm 38: Kediye Benzemek, novel Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 2, Bölüm 38: Kediye Benzemek, online Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 2, Bölüm 38: Kediye Benzemek oku, Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 2, Bölüm 38: Kediye Benzemek bölüm, Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 2, Bölüm 38: Kediye Benzemek yüksek kalite, Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 2, Bölüm 38: Kediye Benzemek light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X