Koyu Switch Mode

Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 2, Bölüm 27: Hatırlamak

A+ A-

BÖLÜM 27: HATIRLAMAK


O anda heyecanla atan kalbi durdu ve Josh yerini alan öfke patlamasını bastırmaya çalıştı. Dünyada bu adam tarafından bok gibi muamele görmeyecek kimse yoktu.

Soğuk bir tavırla, “Çünkü seni korumak benim işim” diye yanıtladı. Mantıklı gerekçesini açıkladığında, beklenmedik şekilde Chase gülümsedi. Kendi kendine konuşuyormuş gibi mırıldandı, “Köpeğe benziyorsun.”

Ama Josh söylediklerini duymuştu ve düşünmeden cevap verdi, “Köpeklerden nefret ettiğin için kediye benzetmen gerekmez mi?”

Chase kaşlarını çattı ve Josh’a baktı. Josh çabucak gülümsedi. “Şaka yaptım.”

“….” Tabi ki de bu ona işlememişti. Chase’in soğuk bakışları bunun kanıtıydı, Josh fark etmemiş gibi yaparak başını çevirdi. “….”

“…” Bir süre sonra belli belirsiz bir uğultu duyuldu. Parti salonun gürültüsü ve dışarıdaki hayranların bağırışları birbirine karışmıştı ama bu aralarındaki sessizliği bozmaya yetecek kadar güçlü değildi.

“Haa.” Chase elindeki sigaranın dumanını bir kez daha içine çekerek, izmaritini yere attı. Josh sessizce, yere attığı sigara izmaritini ayakkabısının ucuyla söndürmesini izledi. Cebinden bir sigara tabakası çıkaran Chase, içlerinden bir tanesini alıp dudaklarının arasına yerleştirdi. Kendisine de teklif edildiğini gören Josh başını sağa sola salladı ve reddetti. “Ah, böyle iyiyim.”

Chase elini geri çekti, çakmağını çıkardı ve sigarasını yaktı. İçine çektiği sigarası kıvılcım saçarken bir yandan sordu, “Neden reddettin? Daha öncesinde sigara içiyordun.”

Josh şaşkınlıkla yanıtladı, “Evet içiyordum. Ama artık bıraktım…”

Daha sonra konuşmayı kesti. Birden Chase’in yüzü görüş alanına girdi. Tuhaf bir gülümsemeyle ve kısılmış gözlerle ona bakıyordu. “…”

“…”Josh bir an için dili tutulmuş şekilde Chase’in yüzüne baktı. Kafası ilk defa bu kadar boştu. ‘Hatırlıyor mu? Bu adam beni hatırlıyor mu?’

Josh bu inanılmaz durumu nasıl anlaması gerektiğini bilemiyordu. Chase sigarasını yavaşça ağzına götürdü. Uzun bir duman üflerken bakışlarını Josh’a sabitlenmişti.

“…B-bunu ne zamandan beri ve nasıl biliyorsun?” Josh güçlükle ve kekeleyerek sordu ama Chase, yalnızca eğleniyormuş gibi küçük bir gülümsemeyle ona baktı. “Umm.”

Josh’un utanç dolu yüzünü görünce derin bir tatmin hisseden Chase kendi kendine, ‘Hiç bu kadar harika hissetmiş miydim?’ diye düşündü ve cevap verdi, “Önemli mi?”

“…” Josh çenesini kapadı. Haklıydı. Ne zaman ve nasıl öğrendiği önemli değildi ama yine de merak ediyordu. Bu adamın onu nereden hatırladığını.

Chase’in kalçalarını karnında şiddetle hareket ettirdiği anları hatırladığında, sigara kokusuyla karışan yabancı bir koku onu gerçeğe döndürdü. Chase’in feromonlarının tanıdık kokusu başka bir Omega’nın feromon kokusuyla karışmıştı. Bir anda kalbinin bir köşesi soğudu. ‘Partide biriyle mi oynaştı?’ diye düşündü, Josh.

Baskın Alfaların çalkantılı özel hayatları düşünüldüğünde, bu mümkündü. Chase Miller, bir istisna değildi.

‘Daha önce o tür bir partiye gittiğini kendi gözlerimle gördüm.’ Josh, mantıklı bir çıkarım yaptığını düşündü. İçinden ‘Kaşlarımı çatmama neden olan tek şey Chase’in gerçekten zavallı olması.’ diye geçirdi.

Josh onu görmezden gelmeye karar verdi ve gitmeye çalıştı. Ne yazık ki şans ondan yana değildi. Tüm bu süre boyunca Chase’in Josh’a sabitlenmiş olan bakışları bulanıklaşmaya başladı. Kaşlarını çattı ve bir inilti çıkardı. Josh şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı. Aceleyle “Bay Miller?” diye seslendi ancak cevap alamadı.

Bununla birlikte, onu ortaya çömelmiş, başını ellerinin arasında görmek beklendik bir şey değildi. Chase öfkeyle ayağını bir kaç kez yere vurdu. Ancak başı ellerinin arasındaki çömelmiş duruşu aynı kaldı. Josh ‘Bu adamın sorunu ne?’ diye içinden geçirdi.

Chase’in içtiği sigara söndü ve yere düştü. Düşürdüğü ortadaydı. Josh bunu görür -görmez ona doğru koştu.”Bay Miller, iyi misiniz?”

“Haa, haa.” Chase’in derin nefesi sakin bahçenin sessizliğini bozdu ve fazlasıyla yüksek sesle yankılandı.

***

Partinin tüm hızıyla devam ettiği konaktan gelen gürültü ve dışarıdan gelen belli belirsiz gelen çığlık sesleri uzaktan duyuluyordu.

İkisi arasında bilinmeyen bir sessizlik vardı. Boş alanda hışırdayan yaprakların sesi son derece yüksekti.

Bahçe lambasının aydınlattığı Chase’in solgun yüzü, tıpkı ağladığı ve Josh’a sarıldığı geceki gibi ay ışığına yansıyan zavallı ifadesiyle aynıydı. Ama bugün farklı olarak Chase’in yüzü o günkü kadar çaresiz görünmüyordu. Daha çok yorgun görünüyordu. Sanki tüm gücü vücudundan çekilmiş gibiydi.

Josh’un kalbi çarpmaya devam etti. Chase’in siyah boyalı saçları solgun yüzüne düşerek gölge oluşturdu. Ama Chase geriye doğru atmak için kılını dahi kıpırdatmadı. Farkında olmadan elini uzatmış olan Josh, birden kendine geldi.

Bu pozisyondan çıkmak zorundaydı. Belki Isaac ve Henry yakınlarda bir yerden onları izliyordu. ‘Beni ona bu kadar büyülenmiş bakarken şekilde görmeleri ne kadar tuhaf ve komik olurdu.’ diye düşündü Josh.

Bu durum için bir mazeret uyduracak vakti bulamadan Chase, arkasını döndü ve ilerlemeye başladı. Chase aniden uzaklaştığında Josh’un içinde bir rahatlık ve boşluk hissi oluştu. Ancak bunu hissetmesi için çok erkendi.

“Ah?” Birden Chase tökezledi. Neyse ki hemen dengesini sağladı ama bir tuhaflık vardı. Josh şaşkınlıkla yanına yaklaştı ve “Bay Miller, iyi misiniz?” diye sordu.

Bir an önce oradan gitmek istemişti ama artık çok geçti. Hızla etrafına bakındı. Etrafta kimse yoktu. ‘Yine de Isaac ve Henry’nin uzakta olduğunu sanmıyorum.’ diye düşündü.

Uğursuz bir hisle “Bay Miller,” diye seslendi ama cevap yoktu.

Chase derin bir nefes alırken yüzünün bembeyaz olduğunu gören Josh tekrar seslendi. “Bay Miller!”

Josh yeniden seslendi, ama sesi Chase’e çok uzaklardan geliyor gibiydi. Ama gerçekte, ses tam yanından geliyordu. “Haa, haa!” Başı zonkluyordu ve dudakları kurumuştu. Kalp atışlarının sesi kulağında çınlıyor gibiydi. Baş dönmesi ve baş ağrısından gözlerini açamıyordu. Sonunda, Chase hafif bir iniltiyle gözlerini kapattı.

“Bay Miller!” Chase güçlükle gözlerini açmayı başardığında, Josh ona endişeli bir ifadeyle bakıyordu. Bayıldıktan sonra gözlerinin değiştiğini fark etti.

“Uzak dur.” Chase, onu kaldırmaya çalışan Josh’un elini sertçe itti. Josh hemen geri çekildi.

Chase Josh’a kanlı gözlerle baktı ve hızla ayağa kalktı. Ama çok geçmeden bu yaptığının yanlış seçim olduğunu fark etti. Güçlü bir baş dönmesi hissetti ve gözlerinin önü karardı. Ve öne doğru düştü. “Bay Miller!”

Chase yüzünü yere çarpacağını düşündü. Hissettiği aşırı baş dönmesine rağmen o an yüzünü elleriyle kapatıp kapatmamayı düşünüyordu. Kısa bir süre sonra endişesinin yersiz olduğunu fark etti. Gözlerini açıp başını kaldırdığında, Josh onu kucaklamıştı ve başını destekleyerek ona bakıyordu. “Bay Miller ambulansı arayayım mı? İyi misiniz?” diye sordu.

Chase yavaşça gözlerini kırpıştırdı. Geçte olsa Josh’un kucağına yarı yatmış olduğunu fark etti. Ancak kalkması gerektiğini düşünecek halde değildi. Tek yapabildiği dudaklarını aralamaktı. “Hayır.”

“Afedersiniz?” Josh, kulaklarını giderek azalan sese yaklaştırdı.

Josh’un yumuşak kahverengimsi sarı saçları Chase’in burnunu gıdıkladı. Chase kıkırdadı ve yüzünde bir gülümsemeyle cevap verdi. “İyiyim.”

Josh duyduğu alçak sesle başını kaldırdı. Chase istemsizce Josh’un yüzüne baktı. Bulanık gözlerle Josh’a baktığında Josh rahatsız ve endişeli hissetti.

Daha sonra aceleyle etrafına baktı, ama hiçbir insan belirtisi yoktu. Çabucak Isaac ya da Henry ile temasa geçmeye çalıştı ama kimse cevap vermiyordu. Artık ikisinin de aynı anda orada olmadığını inkar edemezdi. ‘Bu herifler kafayı mı yemiş?’ diye düşündü.

Kızgınlıkla Mark’a ulaşmaya çalıştı. “Mark beni duyuyor musun? Ben Josh. Mark!”

[“…Ah, …sen, …”]

İletişim kötüydü. Josh hayal kırıklığını bastırdı, aceleyle Mark’a bir mesaj bıraktı ve dikkatini çabucak Chase’e verdi.

“Haa, Haa, Haa, Haa.”

Chase’in nefes alışverişi giderek hızlandı. Vücudundan yayılan feromon kokusu giderek güçleniyordu. Josh’un ne olduğuna dair başta hiçbir fikri yoktu ama büyük olasılıkla içindeki kötü his doğruydu. Chase’in rut’ta olduğu açıktı. Kanıt olarak hafifçe kızaran yanakları, şakaklarındaki soğuk ter ya da zorlukla nefes alış verişi gösterilebilirdi.

Chase’den gelen az önceki Omega’nın feromon kokusu Josh’u bir kez daha acınası hissettirdi. Kendi kendine, ‘Feromonlarını yaymak istiyordun madem, en azından düzgün şekilde yapsaydın.’ diye düşündü.

Ama bunun üzerine düşünmeye vakti yoktu. Hepsinden de öte Chase’in feromon kokusu giderek güçleniyordu. Böyle devam ederse kendisi de sürüklenecekti. Sonuç olarak asla durdurulamayacaklardı.

Josh tereddütle Chase’in belden aşağısına baktı. Beklendiği gibi, Chase’in pantolonunun içindeki şişkinlik büyümüştü. Böyle bırakılırsa çok acı çekeceği kesindi.

Chase kafası karışmış halde, Josh’u uzaklaştırmak için çabaladı. Josh, Chase’e baktı omzunu ve elini tuttu.

“Bay Miller.” Josh olabildiğince sakince şekilde seslendi. Sanki hiçbir şey olmamış gibi Chase’i rahatlatmaya çalıştı. Ama bu Chase’in üzerinde işe yaramadı. “Bırak elimi. Or*spu çocuğu.”

Josh’un elini tutması üzerine korku ve tiksinti ile titreyen Chase öfkelendi ve diğer eliyle Josh’un yüzüne yumruk attı. Ancak eli boşa sallandı ve Chase anlık bir pişmanlık hissetti. “Ah.”

Josh “Bay Miller!” diye bağırdı. Ve Chase’in omzundan tuttu. Onu daha da yakınına çekti. Chase neredeyse kayıp kafasını yere çarpacaktı. Josh onu yakalamayı başarınca, Chase’in yüzü Josh’un sert omuzlarına çarptı. Ama acı hissetmedi çünkü tüm vücudu yanıyordu ve hiçbir şeyi doğru düzgün hissetmiyordu.

Etiketler: novel oku Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 2, Bölüm 27: Hatırlamak, novel Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 2, Bölüm 27: Hatırlamak, online Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 2, Bölüm 27: Hatırlamak oku, Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 2, Bölüm 27: Hatırlamak bölüm, Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 2, Bölüm 27: Hatırlamak yüksek kalite, Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 2, Bölüm 27: Hatırlamak light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X