Koyu Switch Mode

Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 2, Bölüm 26: Seo Yeonwoo

A+ A-

BÖLÜM 26: SEO YEONWOO


***14.Kısım***

“Haa.”

Josh derin bir iç çekti. Parti hız kesmeden devam ediyordu. ‘Dönme vakti gelmedi mi daha?’ diye düşündü.

Saatine baktı ve partiye geleli sadece birkaç saat geçtiğini gördü. Her halükarda, zaten Chase geri dönmeye karar vermedikçe iş bitmeyecekti.

Josh derin bir iç çekti. Kontrol etmek için çıktığı bahçe duyulmadan küfür edilecek kadar genişti. Bütün geceyi burada dolaşarak geçirecekmiş gibi hissetti. Chase’in her gün devriye gezdiği bahçesini hatırladı ama bu bahçe ondan çok daha büyüktü.

‘Neden Milli Park kadar büyük bir ev yaptırırsın ki?’ diye sızlanıp düşünürken yol boyunca yürüdü.

Neyse ki, şu ana kadar dikkate değer hiçbir şey yoktu. Ayakta sohbet eden bir grup korumayı gördüğünde, kulaklıktan Henry’nin sesi geldi. “Bir sorun var mı?”

Josh kısaca cevap verdi, “Şu an için bir şey yok.”

Birkaç kelime daha söyledikten sonra konuşmayı bitirdi. Parti sorunsuz ilerliyor gibiydi. Bir tur dolaştıktan sonra Josh, hızlıca yiyecek bir şeyler hazırlatmayı düşündü.

‘Henry ve Isaac yemek yerken Mark ve ben Chase’e göz kulak oluruz.’ Josh bu şekilde düşünerek ilerlerken, bir ağacın altında çömelmiş bir adamın gölgesini gördü. Az kalsın, adamın kafasına doğru tabancasını çekmek üzereydi.

Tüm vücudu gerilmişti. Neyse ki ne olduğunu çabucak anladı ve zararsız biri olduğunu doğruladıktan sonra omuzları kısa sürede gevşedi. Bu sırada diğer kişi hiç tepki vermemişti.

Josh’un varlığından habersiz ağaca yaslanmış güçlükle nefes alan adam, kötü durumda görünüyordu.

‘Hasta mı acaba?’ Josh dikkatlice adama yaklaşmaya devam etti. Adım adım yaklaştıkça adam için olan endişesi, adamın tehlikeli biri olabileceği düşüncesinin önüne geçti. İyi durumda görünmüyordu. Çökmüş omuzları ve çömelmiş vücudu ona bir şeylerin yolunda gitmediğini hissettirdi.

‘Ambulans çağırmak gerekebilir.’ Kafasında hızla yapılması gerekenler belirdi. ‘Partideki misafirlerden biri mi? Ya da personellerden biri olabilir mi?’ Adamın önüne doğru yürüdü ve durdu ama adam hâlâ onu fark etmemişti. Bir ağaca yaslanmış oturan adam bilinçsizce derin derin nefes alırken Josh tereddüt etmeden elini uzattı. “Hey, iyi misin?”

Ellerinin değdiği zayıf omuz karşısında irkildi. Ama asıl şaşırtıcı olan kısmı adamın gözlerini yavaşça açıp Josh’a bakmasıydı. Onu yarı baygın durumda gören Josh, bir an için nefes almayı unuttu.

‘O bir Omega mı? Kokusunu kontrol ettim ama hiçbir şey hissetmedim.’ Bastırıcı ilaç kullanmış olabilirdi, ya da Josh gibi hafif bir kokusu vardı.

Ama feromonlarının olup olmaması hiçbir şey ifade etmiyordu. O bir Beta bile olsa çok az kişi böyle bakışlara karşı koyabilirdi.

Eğer Josh erkeklerle ilgileniyor olsaydı hiç tereddüt etmeden bu adamı kolları arasına alır ve yatağa atardı. ‘Hayır, bir yatak bulmak için yeterli zamanım dahi olmazdı,’ diye düşündü Josh. İnsanoğlu yatak yokken bile seks yapmadı mı? Tabii ki de yaptı! Ancak karşı taraf kabul ettiği sürece…

Josh sakince sordu, “Hasta görünüyorsun, 911’i aramamı ister misin?”

Başkalarının işlerine karışmak gibi bir huyu yoktu ama kötü durumdaki birine yardım etmek tamamen farklı bir hikayeydi. Her durumda, bu adamı güvenli bir yere götürmezse bütün gece gözüne uyku girmeyeceğini düşündü.

‘Bekle bir saniye, o kesinlike bir erkek, değil mi?‘ Çabucak adamın vücudunu inceledi. Oldukça zayıf olmasına rağmen, kıvrımsız gövdesi bir kadının aksine oldukça erkeksiydi.

“…Hayır, ben…iyiyim.”

Zar zor soğukkanlılığını geri kazanan Josh, karşısındaki kişinin erkek olduğunu bir kez daha doğruladı. Sonrasında dehşete kapıldığı için aynı anda hem utanç duydu, hem de rahatlama hissetti.

Duyduğu öksürükle kendine gelen Josh adamı kaldırdı ve içmesi için elindeki suyu verdi. Adam soğuk suyun yarısından fazlasını içtikten sonra, en azından bir dereceye kadar kendini toparlamış görünüyordu. Sesi hala çok cılız geliyordu ama teşekkür edebilmişti. Ancak o zaman Josh kendini biraz rahatlamış hissetmişti.

Ama bu onu burada tek başına bırakması için yeterli bir sebep değildi. Adam koşmaktan yorulduğu için her şeyden vazgeçip boynunu bir avcıya vermiş çaresiz bir geyiğe benziyordu.

‘Dur biraz, geyik mi?’ O anda aklına birden Emma’nın yüzü geldi. Bir düşününce bu adam onun zevkine tıpatıp uyuyordu.

Küçük kız kardeşi buraya gelmediği için şanslı olduğunu düşündü. Bu adamı görseydi, ondan etkilenirdi muhtemelen.

Adam dışarıdan iyi görünmese de konuşmaya devam ettikçe Josh adamın durumunun daha iyiye gittiğini görünce rahatladı. Konuşma sırasında biraz iyileşmiş gibiydi. Hatta ekip arkadaşlarına yiyecek bir şeyler vermeyi teklif etmişti. O sırada Josh da bunu istediği için onunla birlikte içeri girmeye karar vermişti. Ayrıca bu adamı güvenli bir yere götürme düşüncesi de hala aklındaydı.

Birisi aniden araya girene kadar niyeti buydu. “Burada ne yapıyorsun?”

Josh o anda gelen soğuk sese doğru başını çevirdi ve karşısında beklenmedik bir yüz belirdi. Mor gözlere sahip uzun boylu bir adam onlara bakıyordu.

Şaşırtıcı şekilde gelen kişi, Keith Knight Pittman’dı. Josh’un yanındaki adam şaşkınlıkla mırıldandı. “Bay Pittman.”

Josh ikisi arasında bir ileri bir geri baktı. Bir anda aklında bir sürü soru işareti oluştu. ‘Personel olduğunu sanmıştım ama Pittman’ın sekreteri miymiş? Pittman neden buraya kadar geldi? Partide bir sorun mu var? Kötü görünüyor.’ O ana kadar düşünen Josh, solgun yüzlü adama baktı. ‘Bu adamın henüz çok iyi durumda olduğunu sanmıyorum, ona bundan bahsetmeli miyim?’

Ancak önündeki adam bir yetişkindi ve bu noktadan sonra karışmasının bir anlamı yoktu. Az önceki küçük krizi atlatması için elinden geleni yapmıştı.

Görünüşe göre adam da aynı şeyi düşünüyor olacaktı ki, “Yardımın için teşekkürler, meşgul olmalısın…” dedi.

Josh, adamın ondan uzak durmasını istediğini fark etti ve sinyalini hemen kabul etti. Bir yandan kendini rahatsız hissetmiyormuş gibi yaparak cevap verdi, “Evet, o halde… kendine iyi bak…”

Tam vedalaşmak üzereyken, adam adını söylemediğini fark etmiş olacak ki durdu ve Josh’a gülümseyerek, “Benim adım Yeonwoo, Seo Yeonwoo”.

“Ben de Joshua, herkes bana Josh der. Tanıştığımıza memnun oldum Yeonwoo.” Kısa bir selamlaşmanın ardından Josh, Pittman’ı da başıyla selamladı. Elbette görmezden gelinmişti.

İkisi arasında gerçekten garip bir atmosfer vardı ama Josh’un umrunda değildi. Daha çok ekip arkadaşları için endişeliydi. Bir an önce mutfağa gidip bir sandviç hazırlatması gerekiyordu. Yoksa çoktan halletmişler miydi? Kimse fark etmese bile Henry şimdiye kadar çılgına dönmüş olmalıydı. Sık sık şiddete başvururdu, ancak bazen aşırıya kaçardı, özellikle de açken.

Josh ‘Yemeği getirmek üzere olduğumu söylese miydim acaba?’ diye düşünürken bir anda duraksadı.

Farkında olmadan ağzından bir şaşkınlık nidası kaçıvermişti, “… Ah.”

Çabucak çenesini kapattı ve bir adım geri çekildi. Birkaç adım ötede, beklenmedik bir adam sigara içiyordu.

Chase’di.

***15.Kısım***

Josh şaşkınlıkla dondu.

Geçte olsa sigaranın kokusunu aldı. Belki de sigara içmek için dışarı çıkmıştı. ‘Isaac ve Henry yakınlarda bir yerlerde olmalı,’ diye düşündü ve çabucak etrafına baktı, ama görebildiği tek kişi Chase’di.

Daha sonra ‘Gözden uzak bir yerde mi gizleniyorlar?’ diye düşündü. Sonuçta onu takip ettiklerinde Chase sinirleniyordu. Durum böyle olunca, elbette, saklanarak koruyacaklardı.

Her şekilde onu takip etmek zordu. Josh tedirginlikle ‘Arkasında durursam beni fark edebilir ve ileri gidersem Henry’ye yaptığı gibi telefonunu kafama fırlatabilir’ diye düşündü.

Geriye kalan tek yol geri çekilmekti. Bu durumda arkasını dönüp geldiği yere doğru gitmekten başka şeçeneği yoktu. Josh kararını verip geri adım attı. Ancak çok şanslı değildi. Birden Chase başını çevirdi ve Josh’la göz göze geldi. Bir anda Josh olduğu yerde kaldı.

O ana kadar Chase’den başarılı şekilde kaçmayı başaran Josh’un onunla bu şekilde karşılaştıktan sonra kaçma şansı kalmamıştı. Ona içten içe hüsrana uğramış şekilde baktı.

Huzurlu bahçenin sakinliği Josh’u özellikle etkiledi. Partinin tüm hızıyla devam ettiği malikanenin gürültüsü ve dışarıdan gelen belli belirsiz çığlıklar çok uzaklardan geliyordu. Bununla beraber Josh ve Chase arasındaki rüzgarla esen yapraklar çok daha net bir şekilde duyulabiliyordu.

‘Ah.’ Josh’un burnunun ucuna tatlı bir koku yayıldı. Bunun Chase’in feromonlarının kokusu olduğunu fark ettiğinde, kalbi hızla çarpmaya başladı ve zihni garip bir şekilde sakinleşti.

Chase ürkütücü derecede sessizdi. Hiçbir şey fırlatmadı, sinirlenmedi, hatta ona küfür bile etmedi. Josh birden kendini yorgun hissetti. ‘Belki de partiden uzaklaşmak istemiştir?’ diye düşündü.

Bahçedeki elektrik direğinin aydınlattığı solgun yüz tek kelimeyle açıklamak gerekirse kasvetli haldeydi. Yine de bu yüzü gördüğü an, Josh’un kalbi çılgınca atmaya başladı. Rüzgar esiyordu, Chase’in saçları dağılmıştı ve kıvrımlı kirpikleri yüzüne doğru uzun bir gölge oluşturuyordu.

Aniden Chase’in yüzü aydınlanmasıyla Josh farkında olmadan tek eliyle ağzını kapattı. Güçlüklükle nefes almayı başardığında, Chase sanki duymuş gibi başını çevirdi. Yeniden göz göze geldiler. Chase’in gözleri kısıldı ve Josh nefesini tuttu.

Chase dudaklarının arasına bir sigara yerleştirdi. Uzunca bir süre dumanı içine çektikten sonra kırmızı bir alev yükseldi. Dumanı yavaşça üfledi ve sigarayı tutan uzun parmaklarıyla dağınık saçlarını geriye attı. Parmaklarının hafif titremesi Josh’un görüş alanına girdi.

‘Ah,’ Josh iç geçirdi. ‘Geriye doğru yürüyüp görmemiş gibi yapmalıydım,’ diye düşündü. Bunu yapmak için geç kaldığı için pişman oldu ve artık Chase yüzünü gördüğü için geri adım atamazdı.

Onun tam bir pislik olduğunu, yumruğunu ona savuracağını ve ağzını açtığı anda ağzından her türlü hakaret dolu sözün çıkacağını ve bunun kendisini kötü hissettireceğini biliyordu.

Buna rağmen Josh arkasını dönüp gidemedi.

Birden Chase hafifçe gülümsedi. Bununla birlikte Josh’un kalbi deli gibi atmaya başladı. Chase dudaklarını araladı ve kulakları gıdıklayan bir sesle fısıldadı.

“Neden hala buradasın? Or*spu çocuğu.”

**********************************

Bebekler herkese selam, umarım iyisinizdir. Hız kesmeden ikinci cilde Yeonwoo ve Josh’un karşılaştığı sahneyle başladık. Bu bölümü webtoonda ilk okuduğumda tabi Josh’un kim olduğunu bilmeden düşmüştük hepimiz. Şimdi kim olduğunu biliyoruz ve daha çok düşüyoruz bence. Okudukça Josh’un kardeşine karşı aşırı korumacı olduğunu daha fazla fark ediyorum. ♥ -Ashily

Etiketler: novel oku Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 2, Bölüm 26: Seo Yeonwoo, novel Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 2, Bölüm 26: Seo Yeonwoo, online Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 2, Bölüm 26: Seo Yeonwoo oku, Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 2, Bölüm 26: Seo Yeonwoo bölüm, Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 2, Bölüm 26: Seo Yeonwoo yüksek kalite, Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 2, Bölüm 26: Seo Yeonwoo light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X