Koyu Switch Mode

Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 1, Bölüm 24: İz

A+ A-

BÖLÜM 24: İZ


Keith Knigh Pittman, Emma’nın zevkinden milyon ışık yılı uzaktaydı ama Josh yine de Emma’ya güvenemiyordu. Garip zevkinin yeniden zıvanadan çıkacağından ve Pittman’a aşık olacağından endişeleniyordu ama çok şükür şimdiye kadar böyle bir şeyin belirtisi yoktu. Emma, ​​muhtemelen ekipteki en şaşkın adamla ilgileniyordu.

Ancak Josh rahatlayamadan Emma’nın son karşılaşmalarında ona söylediği sözü hatırladı.

“Romantizm iş yerinde filizlenmeye mahkumdur,” demişti.

Josh bembeyaz oldu. Emma’nın aklında biri mi vardı?

Pittman olamazdı, değil mi?

Josh birden endeşelendi ama şu anda yapabileceği hiçbir şey yoktu. Şükür ki, Pittman çalışanlarına dokunmuyor gibi görünüyordu. Emma da sorunsuz bir şekilde yıllardır onun için çalışıyordu. Pittman’a karşı birdenbire romantik duygular beslemesi mantıklı değildi.

Josh kendi kendine ‘Ama böyle şeyler zamansız olur,’ diye düşündü. Emma’nın geçmişteki ilişkileri aklında bir film gibi oynuyordu. Josh hiçbir zaman anlayamasa da-Emma hep bir çocuğa aşık olur ve sonra onun peşinden koşardı ama hiçbiri iyi bitmemişti.

Belki de Emma, Josh’un kardeşi olduğu için sonucun bu olması sürpriz değildi ama o Josh’un gözünde bile oldukça güzeldi. Lisedeyken, Josh, Emma’ya yaklaşmaya çalışan serserilere ders vermekle meşguldü. Elbette Emma bundan nefret ediyordu ama Josh bu konuda ciddiydi. O aptalların küçük kız kardeşine asılmasına izin veremezdi. O aptallardan biri, Keith Knight Pittman gibi kokuşmuş zengin bir Baskın Alfa olsa bile fark etmezdi.

Hatta Josh bir keresinde Emma’ya nazikçe bunu sormuştu, gerekirse el atmaya kararlıydı. Emma ona, baş sekreterin düzenli olarak adaylarından oluşan bir portföy oluşturduğunu ve Pittman’ın içlerinden birini seçtiğini söylemişti. Neyse ki, baş sekreter iş ve özel hayat arasındaki çizgiyi doğru bir şekilde çizmiş gibi görünüyordu. Talihsiz bir olay yaşanmamıştı ve Emma hiçbir zaman Pittman’ın adaylarından biri olmamıştı.

Şimdiyse Emma’nın Pittman için çalışmaya başlamasının üzerinden birkaç yıl geçmişti, Josh rahatlamıştı ve hatta tüm bunları neredeyse tamamen unutmuştu. Bugüne kadar Emma işyerinde olanlardan hiç bahsetmemişti ve Josh’ta Pittman’la yüz yüze görüşeceğini hayal dahi etmemişti.

Josh, ailesine kime çalıştığını hiç söylememişti. Sonuçta, Chase Miller’la ilgili tüm bilgiler çok gizliydi. Neyse ki Josh, Emma’yı arayıp çaktırmadan partide olup olmayacağını sormuş ve bugünkü partiye katılmayacağını öğrenmişti. Emma Josh’a bu partilerden genellikle baş sekreterin sorumlu olduğunu söylediğinde, Josh’un endişesi biraz da olsa azalmıştı. Baskın Alfalar tarafından düzenlenen partilere asla güvenilmezdi.

Muhtemelen Emma’nın işi şimdiye kadar çoktan bitmişti ve evde dinleniyordu, ki bu olabilecek en iyi şeydi. Buna karşılık, Josh arabasında işe gidiyordu.

Josh bu düşüncelere dalmışken yanında oturan Isaac birden sordu, “Daha önce Pittman’la tanışmış mıydın?” Josh olumsuz anlamda başını salladı. Isaac boş gözlerle önüne baktı ve mırıldandı, “Onun da korkunç bir öfkesinin olup olmadığını merak ediyorum.”

Josh cevapladı, “Sinirlenmeyen bir Baskın Alfa var mı ki?”

Isaac sessizleşti. Partinin yapılacağı yere varana kadar tek kelime daha etmediler.

***

Partinin yapıldığı Pittman’ın konağı, çok erken saatlerde hem muhabirler hem de gelenleri görmek için toplanan halk tarafından kuşatılmıştı. Büyük demir kapıların ardında tamamen farklı bir dünya vardı ama bunun halka gösterilen kısmı bir ip bariyer ile kapatılmış çok sınırlı bir alandı.

“Nnahhhhhh…!” Arabanın kapısını açar açmaz çığlıklara birbirine karıştı. Bu gürültülü tezahüratlar Josh’a, Chase’e doğru koşarak gelen zombi sürüsünü anımsattı. Tüyleri ürperdi.

Onlardan çokta uzakta olmayan Chase’in partneri olarak rol alacak aktris, el sallayarak konağa doğru ilerliyordu. Josh dahil ekipteki herkes hemen Chase’in arabasını çevreledi. Mark kapıyı açmadan önce hızla etrafa bakındı. Sonunda, Chase Miller ortaya çıktı.

“…!”

Ekipteki herkes bir an için işitme duyusunu kaybetti. Sonrasında gerçek dünyaya geri döndüler. Hepsinin bir kulağı kulaklıkla kısmen tıkalı olsa da, kulak zarları yırtılacak gibi hissediyorlardı. Buna rağmen, kısa bir süre sonra Chase Josh’un görüş alanına girdiğinde Josh tamamen büyülenmişti.

Chase, yeni rolüne uyum sağlamak için saçını siyaha boyamıştı. Solgun teni, siyah buklelerinin aksine daha da beyaz görünüyordu. Kırmızı dudakları, her zaman sahip olduğu narin görünümü belirginleştirmişti. Parmaklarıyla saçının bir kısmını hafifçe geriye doğru atarken kalabalık -hatta Chase’in değişimini daha önce gören Josh bile- nefes almayı unutmuştu.

Henry arkadan mırıldandı, “Bu or*spu çocuğu neden bu kadar yakışıklı olmak zorunda?” ve Josh gerçeğe döndü. Henry biraz kaba bir dil kullanmıştı ama yine de bu oldukça sempatikti. Chase Miller’la yüz yüze tanışan herkes aynı şeyi düşünürdü. Josh bile onu neredeyse her gün görmesine ve korkunç kişiliğinden bıkmış olmasına rağmen güzelliğine hayran kalmıştı.

Chase’in parlak sarı saçları bu gece gökyüzü gibi parlıyordu. Ayrıca saçlarının kısa kesimi yüzünün zarafetini vurguluyordu.

Josh, saçlarının tamamını kesse bile Chase’in nefes kesici derecede güzel görüneceğini düşündü. Ancak bu gece saçlarını kazıtmak yerine siyah saçlarını özenle kestirmişti. Uzun boyu ve zayıf vücuduna oldukça yakışmış bir frak giyiyordu. Kusursuzdu; sanki Akademi Ödülleri törenindeydi.

———————————————-

ÇN: Akademi Ödülleri veya popüler adıyla Oscar ödülleri, film endüstrisindeki sanatsal ve teknik başarılara verilen ödüllerdir. Ödüller, Kaliforniya merkezli Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi tarafından yılda bir kez verilir.

———————————————–

Beklendiği gibi, her taraftan flaşlar patladı ve toplanan kalabalık sürekli adını haykırdı. Chase, onları selamlamak çok zormuş gibi, samimiyet belirtisi göstermeyen boş bir yüzle elini salladı. Arkasındaki Henry sessizce homurdandı, “Kendini beğenmiş p*ç.” Josh da buna biraz katılıyordu.

Toplanmış kalabalıktaki insanlar yaklaşabilmek için her türlü çabayı gösteriyorlardı. Güvenlik görevlileri tüm güçleriyle onlara engel oluyordu. Halihazırda birden fazla kaza olduğu için, bu gece için tutulan güvenlik görevlilerinin sayısı çok fazlaydı ve kalabalık kontrolü kat be kat daha kapsamlıydı.

“Fiyuvv…” Sonunda kalabalığı atlatıp sonunda partinin yapılacağı konağa girdiklerinde herkes rahat bir nefes alabildi. Etraflarında yaklaşan filmde oynayacak oyuncular, çalışanlar ve diğer ünlü davetliler vardı. Ünlülerle ilgi duymayan Isaac bile bir anlığına konuşmayı unutmuştu.

Mark da bir anlığına afallamıştı ama hemen kendine geldi ve ekip üyelerini hareketlendirdi. “İşe koyulmalıyız. Herkes tetikte olsun. Hepiniz ne yapmanız gerektiğini biliyorsunuz, değil mi?”

Herkes sırayla cevap verdi, “Evet, Mark.”

Kısa süre sonra Josh, etrafı kontrol etmek için çevreye bakmaya başladı. Konukları selamlayan uşağı gördü. Mark’a gözleriyle işaret etti ve geri çekildi. Josh’a Mark tarafından bölgeyi gözetlemesi talimatı verilmişti.

Henry ve Isaac’te Chase’i uzaktan izliyordular, ona bir şey olursa hemen harekete geçmeye hazırdılar. Seth’e de Chase’in konağına geri dönmesi söylenmişti.

Partinin kilit katılımcıları hakkında bilgi almışlardı ama her misafirin refakatçisini, korumalarını ve çalışanlarını iyi tanımıyorlardı. Savunmalarını düşüremezlerdi. Josh’un işi, etrafta herhangi bir şüpheli faaliyet olup olmadığını kontrol etmekti.

Katılımcıların çoğu halk tarafından iyi tanındığından ve Pittman normalden çok daha fazla güvenlik görevlisi tutmuş olduğundan dolayı, kötü bir şey olma ihtimali yüksek değildi. Ancak, Chase şantaj notu aldığından rahat edemezdiler. Josh, bölgeyi gözetleyen diğer güvenlik görevlilerine dahi gardını indirmedi.

Josh hızla etrafına bakınırken, gözünün ucuyla birini gördü ve duraksadı. Baskın Alfa olduğunu anlamak için adamın mor gözlerine bakmasına gerek yoktu.

Josh, içinden mırıldandı, ‘Keith Pittman’. Keith’in yüzünü medyada sayısız defa görmüştü ama bu onu ilk kez yüz yüze görüşüydü.

Pittman hayal ettiği kadar uzundu. Şık bir takım elbise giymişti ve altına gizlenmiş fiziği mükemmeldi. Josh, medyanın Keith’in bir filmde oynamaması konusundaki hayal kırıklığını anlayabiliyordu. Bu adam ekranın bir köşesinde durup nefes alsa bile, film kesin bir hit haline gelirdi.

Josh bunları düşünürken, geç de olsa Keith’in Baskın Alfa feromonlarının kokusunu alamadığını fark etti. Tam nedenini merak etmeye başladığı sırada Keith’in kulağındaki izi gördü.

Usulca Mark’a fısıldadı, “Pittman evli miydi?”

Mark aynı derece sessizlikle yanıtladı, “Hayır, bilmiyor muydun? Kim olduğunu bilmediği biri onu işaretlemiş ve ortadan kaybolmuş. Her yerde suçluyu arıyor.”

Josh şaşkınlıkla kala kalmışken, Mark umursamazca devam etti, Görünüşe göre o sırada rut’ta olduğu için aklı başında değilmiş. Alfaların tek taraflı olarak işaretlendikleri takdirde işlerinin bittiğini biliyorsun. O Omega’yı bulamazsa, sonsuza kadar yalnız yaşamak zorunda kalacak. Pittman’ın yüzünü bile bilmediği biri tarafından bağlanacağını kim bilebilirdi ki? İşte bu yüzden insanlara karşı daha nazik olmalıydı.”

Josh tam tersi durumda olmasına rağmen, Pittman’la empati kurabiliyordu. Yine de muhtemelen Pittman ondan çok daha kötü hissediyordu.

En azından Josh onu kimin işaretlediğini biliyordu.

Josh ilk kez bir Baskın Alfa’ya acımıştı. Keith Pittman işaretli kaldığı sürece, kendisini işaretleyen Omega dışında kimsenin feromonlarının kokusunu alamazdı.

Bunun gibi şeyler Alfaların gerçekten de Omegalara göre bir dezavantajı olduğunu gösteriyordu. İşaretlendikleri an, tüm hayatları Omegaların hakimiyeti altında oluyordu.

Josh farkında olmadan kulağının üzerindeki kulaklığını oynatarak, ‘İkimiz de işretlendik ama ben yeni bir partner bulabilirim ve o bulamaz’ diye düşündü.

Aynı anda, aklına Pitt’in yüzü geldi. Keith için üzüldü.

Hafızasını kaybeden ve iz bırakan kişi Chase değil de o olsaydı…

“Sanırım Pittman izi bırakan Omega’yı bulduğunda öldürmeye kararlı,” diye ekledi Mark. Josh düşüncesini geri aldı. İşaretlenen kendisi olduğu için minnettardı.

Mark, partinin yapıldığı yere Chase’in ulaştığından emin olduktan sonra herkese kendi pozisyonunu almalarını emretti. Daha önce kararlaştırdıkları gibi, Josh konağın etrafında devriye gezmeye başladı. Malikanenin dışından bitmek bilmeyen bir tezahürat yankılandı.

*

*

“…Orada, onlardan birini ilk kez görüyorum.”

“Gözleri gerçekten mor. Çok tuhaf.”

Chase’in etrafındaki herkes mırıldanıyor ve ona bakıyordu. Chase belli belirsiz kaşlarını çattı ve onları görmezden geldi. Her zaman fısıltıların ve ona bakan gözlerin hedefi olmuştu. Bu muhtemelen öleceği güne kadar devam edecekti. Belki öldükten sonra bile dedikodu ve küçümseme konusu olurdu.

Sadece Baskın Alfa olduğu gerçeği bile, insanların ona nadir bulunan bir hayvanmış gibi bakmalarına yetiyordu. Dürüst olmak gerekirse, o nadir bulunan bir hayvandı. Bu gece partide bulunan sayısız kişi arasında yalnızca Pittman ve Chase Baskın Alfa’ydı. Tek fark, kafeste olmamalarıydı.

Birden Chase’in aklına yüzüne bakarken sık sık hayallere dalan adam geldi. Kaşlarını çattı. Herkesin onu sadece yüzü için sevdiğini uzun zamandır biliyordu. Dahası, o adam bu gerçeği inkar bile etmemişti.

Chase şampanyasını tutarken, ‘Utanmaz p*ç.’ diye düşündü. Onu daha da sinirlendiren şey, şu anda bu adamı düşünüyor olmasıydı. Josh’un son birkaç gündür Chase’den bir veba gibi kaçtığını fark etmesi de onu sinirlendirmeye yetmişti.

Etiketler: novel oku Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 1, Bölüm 24: İz, novel Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 1, Bölüm 24: İz, online Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 1, Bölüm 24: İz oku, Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 1, Bölüm 24: İz bölüm, Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 1, Bölüm 24: İz yüksek kalite, Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 1, Bölüm 24: İz light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X