Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 1, Bölüm 23: Bir Ünlünün Hayatı

BÖLÜM 23: BİR ÜNLÜNÜN HAYATI
Herkes konuşmanın sona erdiğini düşünürken Mark ekledi, “Hepiniz fraklarınızı* getirdiniz değil mi? Onları giyeceksiniz. Getirmediyseniz yarın hep birlikte kiralayabiliriz. Ne dersiniz? Getirmeyen var mı?”
—————-
ÇN: Frak; Kuyruklu ceketi olan resmi takım elbise.
—————-
Eli havada herkese baktı. Kimse elini kaldırmamıştı. Mark hayal kırıklığına uğramış bir yüzle homurdandı, “Lanet olsun, sadece ben mi?”
Mark duyulmayacak şekilde usulca küfrederken, Henry sordu, “Neden frak giyiyoruz? Tavus kuşu gibi giyinmek zorunda mıyız? Normal iş kıyafetlerimizi giyemez miyiz?”
Mark ifadesiz bir şekilde “Bunu giymemiz söylendi. Seçme şansımız yok,” diye yanıtladı.
Bir anlığına, Isaac ve Josh göz göze geldi. Isaac gülümsedi. “Josh frak giyince iyi görünüyor. Onu bu şekilde görmeyi dört gözle bekleyeceğim.”
Seth ilgisiz bir şekilde mırıldandı, “Josh hiçbir şey giymese bile iyi görünüyor. “
Herkes ona baktı. Tam Josh konuşmak üzereyken, Isaac ciddi bir yüzle sordu, “Sen bunu nereden biliyorsun?”
Henry yüzünü buruşturdu ve tiksintiyle geri çekildi. Seth şaşırmış görünüyordu ve cevap verdi. “Bu bakışta ne böyle? Hep birlikte Miami’ye tatile gitmiştik.”
“Oh.”
“A-ha.”
Herkes ilgisini kaybetmiş şekilde başını çevirirken o anıyı hatırlıyor gibiydi. Isaac Josh’a daha yumuşak bir ifadeyle baktı.
Ve nostaljik bir anı hatırlıyor gibi mırıldandı. “Doğru, birlikte sörf yapmaya gitmiştik.”
Josh onayladı, “Evet, eğlenceliydi.”
Pitt’i doğurmadan önce, Josh zamanının çoğunu tatilde bile ekip arkadaşlarıyla geçiriyordu. Bunun iyi bir anı olduğunu düşünüyordu ancak Henry buna katılıyor gibi görünmüyordu. “Bu artık mazide kaldı. Bir daha asla seninle tatile gitmeyeceğim, seni küçük p*ç. Nereye gidersen git arkanda kadınlardan ve erkeklerden oluşan bir kuyruk vardı.”
Isaac, “Josh yakışıklı ve güzel bir vücuda sahip. Yapacak bir şey yok,” dedi ve şakayla ekledi, “Hem de birazcık kısa olmasına rağmen.”
Josh alaycı bir tavırla, “Çok teşekkürler,” dedi.
Seth güldü ve onayladı. “Evet. Josh’un tek zayıf noktası bu.”
‘Şu p*çler…’ Josh tereddüt etmeden hafifçe Seth’in başının arkasına vurdu.
Seth neşeyle Josh’a baktı. “Onun sayesinde grupça randevulara gittik. Josh’la birlikte tatile gitmeyi seviyorum. İlk önce kızlar bizle konuşmaya çalışıyor ve onların peşinden koşma zahmetine girmemize gerek kalmıyor.”
“Pekâlâ, bu iyi bir şey. Ama evli olmasaydım-” Mark konuşmayı bitiremeden Isaac Mark’a baktı. Mark aceleyle boğazını temizledi. “Evi aramalıyım.”
Josh Mark’ın hızla odadan uzaklaşmasını izledi. Göz ucuyla Henry’e baktığında yüz ifadesinin pek de iyi olmadığını fark etti. Nedense, Henry Isaac’e sinirli bir şekilde bakıyordu. Isaac rahatsız edici bir şey mi söylemişti? Konuşmayı yeniden gözden geçirdi ancak bir şey bulamadı.
Henry neredeyse Isaac’le dövüşecek gibi görünüyordu. Geride kalıp kavgayı durdurmalı mıydı? Josh bir an tereddüt etti ama buna gerek kalmadı. Josh’un beklentilerinin aksine, Henry tek kelime etmeden ayağa kalktı ve yürümeye başladı. Elbette, gitmeden önce Josh’a son sözünü söylemeyi unutmadı. “İzleme odasında senin sıran.”
Josh basitçe cevapladı. “Tamamdır.” Yüzünde bir gülümsemeyle, “İyi geceler Henry” dedi.
Henry sessizce Josh’a baktı. Yakışıklı yüzü pek çok Alfa’nın ortak özelliği- anlaşılmaz bir ifadeye bürünmüştü. Bir süre sonra sessizce küfretti ve arkasını dönüp gitti. Josh da kalkıp gitmek üzereyken Isaac ile göz göze geldi.
Isaac’in az önce bir şey söylemeye çalıştığını ama söylemediğini hatırlayarak sordu, “…? Bir şey mi söylemek istemiştin?”
Isaac ağzını açmadan önce Seth’e baktı. Seth, az önce tartıştıkları koruma planını yeniden gözden geçiriyordu. Josh’a bir kez daha baktı ve her zamanki gibi gülümsedi. “Önemli değil, bir dahaki sefere söylerim.”
“…Peki”
Özel bir şey miydi?
Josh zorlamak istemiyordu, o yüzden sormak yerine arkasını döndü ve izleme odasına doğru yol aldı.
“Ha?” Josh kamera ekranlarını tek tek kontrol ederken içlerinden bir tanesinde durdu. Chase’in yatak odasını gösteren kamera iyi durumda değildi.
Josh bunu bildirmek için Mark’ı aradığında, Mark zaten biliyormuş gibi cevap verdi. “Birkaç gündür bir tuhaflık vardı. Tekrar kontrol ettim ve bazı görüntüler de kayıptı… Bugünlerde bakım yaptırmayı düşünüyorum. Geçen gün, Laura yatak odasındaki kamerayı kaldırmamız gerektiğini söylüyordu. Her şeyden de öte, onun özel hayatının biraz fazla kurcalıyoruz. Laura için endişe verici olmalı. Bizden kaynaklı hiçbir sorun olmayacağını biliyorum ama bize tamamen güvenemeyeceklerini anlamamız gerek.”
Kayıp görüntülerden bazıları Josh’un bilerek sildiği güne ait olmalıydı. Josh masummuş gibi davrandı ve “Laura’nın ne demek istediğini anlıyorum. Başka kameralarımız da var. Neden yatak odasında da bir kameraya ihtiyacımız olduğunu anlamıyorum…”
“Umm, evet. Bu yüzden o kamerayı tamir etmedim. Belki onu kapatabiliriz. Ama tamamen kaldırma fikri beni biraz endişelendiriyor…”
Sonunda, Mark bir karara varmadan telefonu kapattı. Josh ekrana doğru baktı. Mark’ın dediği gibi, yatak odası kamerası zaman zaman titriyordu ve çok iyi bir çözünürlüğü yoktu.
Josh oturup düşünürken, son anda Chase’in banyodan çıktığını gördü.
Tamamen çıplaktı.
Josh bir an için büyülenmiş gibiydi. Berbat monitörden bile Chase’in mükemmel fiziğini ve yüzünü çok net görebiliyordu.
Chase, saçlarını kabaca kurutmak için kullandığı havluyu ayaklarının yanına attı ve yatağa oturdu. Aniden yukarı bakmadan önce düşüncelerinde kaybolmuş gibi bir süre kıpırdamadan oturdu. Hiçbir yolu olmamasına rağmen, Josh güvenlik kamerasından Chase ile göz göze geldiğini hissetti.
Chase ağzını açtı. Dudakları bir şeyler fısıldıyormuş gibi kıpırdarken ekran birden karardı.
“Bu da neydi böyle?” Josh kendine engel olamadan bağırdı ve yerinden zıpladı. Ekran bir kaç kez yandı söndü ama siyah kaldı. Hiçbir şey değişmedi. Josh düşünceli bir şekilde kapı ile monitör arasında bir ileri bir geri baktı.
‘Gidip bakmalı mıyım? Ya geçen seferki gibi bir şey olursa? Bir saniye, o zaman rut’taydı. Şu anda öyle bir durumda değil,’ diye kendi kendine söylendi.
Josh, Chase’in duştan yeni çıktığını çok iyi biliyordu.
Arkasını dönerken düşündü, ‘Yine de’. Tam o sırada ekran karardığı gibi aniden geri geldi. Josh ekrana doğru bakarken irkildi. Chase yatağa uzanmıştı. Üzerine ince bir çarşaf örtülmüştü.
“Hahh…” Josh sıkıntıyla iç çekti ve sandalyeye çöktü.
“Ne yapmalıyım?” diye düşündü.
Chase bir şantaj notu aldığı için kameranın kapatılmasını isteyemezdi. Bununla birlikte, sık sık böyle bir şey izlemek zorunda kalmak, pratikte işkenceydi.
Hem suçluluk duygusu hisseden hem de kendinden iğrenen Josh, çılgınca yüzünü ovuşturdu. Sonunda, Mark’tan kendisini bir süreliğine yalnızca dışarıda devriye gezmek üzere görevlendirmesini istedi.
Bu sayede, feromonlardan etkilenme riski büyük ölçüde azaldı ve fiziksel olarak daha fazla yorulmasına rağmen genel olarak onun için daha iyiydi.
Birkaç gün geçti ve sonunda Keith Pittman’ın partisinin yapılacağı gün geldi çattı.
***
Sabahın erken saatlerinde konakta tansiyon yüksekti. Herkes bir haftadır bu güne hazırlanıyordu.
Konağa sayısız kişi girip çıkmıştı. Bir saç kesimi uzmanı, bir saç boyası uzmanı, bir masaj uzmanı- her türden profesyonel, tepeden tırnağa Chase’e yapıştı ve onu bir tavus kuşu gibi süsledi.
Isaac sadece süreci izlerken bile bıkmış gibi kafasını sallayarak “Ünlü olmak kulağa zor geliyor,” dedi
Josh da aynı hissediyordu ama sebebi biraz farklıydı.
‘Bunların hepsini yapmak zorundalar mı ki? O adam uyanıp doğruca partiye gitse insanlar yine de onu Tanrı gibi över,’ diye düşündü, ‘Üstelik tarzından ve bunca şeyden sonra daha da fazla övülesi.’
Saçı bir profesyonel tarafından boyanıp tüm hazırlıklar tamamlandıktan sonra Chase ortaya çıktığında herkes aynı şeyi düşünüyordu: Bugün onu hedefleyen iki kat daha fazla zombi olacak.
Son derece gergin görünen Mark “Hepiniz bugün için mental olarak hazır olun” diye uyardı. Kimse şakalaşmadı. Hatta herkes yanına bir tane silah almayı unutmadı. Seth dışında herkes sert bir ifadeyle arabalara bindi. Kısa süre sonra konaktan ayrıldılar.
*
*
Parti, yakında çıkacak filmin reklamı için yapılıyor olsa da, güvenlik endişelerinden dolayı Keith Pittman partiyi kendi evinde yapmaya karar vermişti. Görünüşe göre Pittman, etkinlik için birçok geçici güvenlik görevlisi getirtmişti. Hazırlıklar tamamlandığında herkes partinin yapılacağı konağa doğru yola çıktı. Josh’un aklı Keith Pittman’daydı.
Dünyaca ünlü bir milyarder, medya tarafından sevilen bir skandal yaratıcısı, ünlü bir Baskın Alfa- Keith Pittman buydu.
Daha da önemlisi Emma’nın patronuydu. Geçmişte ve şimdi bile, Pittman gerçekten tehlikeli bir adamdı-özellikle de küçük bir kız kardeşi olan bir ağabeyin gözünde.
Keith Knight Pittman bir eğlence şirketi satın alıp iş dünyasına girdiğinde, birçok kişi onun ünlü olmak için bir eğlence şirketi kurmaya çalıştığı ve şirket satın alarak hata yaptığı konusunda şaka yaptı. Bazıları, önce şirketi büyütmeyi ve sevdiği film rolünü kendisine vermeyi planladığını düşünüyordu.
Tabi ki de hepsi yanılmıştı. Diğer Baskın Alfalar gibi gerçek dışı bir görünüme sahip olmasına rağmen, bir kez bile kameranın önünde durmadı. Sayısız söylentiden geriye kalan tek hipotez, Pittman’ın kendi zevkine göre bir partneri daha kolay seçebilmek için bir şirket satın aldığıydı. Baskın Alfalar içgüdüleri nedeniyle bir nebze affedilmiş olsalar da, isimlerinin yanındaki hiç eksik olmayan rastgele cinsel ilişkileri, halkı her zaman paniğe sürüklüyordu.
Keith Knight Pittman da bir istisna değildi. Herhangi bir benzin istasyonundaki eski marketteki gazetelerin ön yüzünde, her zaman havalı bir kadınla çekilmiş fotoğrafları olurdu.
Bundan dolayı, Keith yanınızdan geçip gitse bile, herkesin onu tanıyacağından emin olabilirdiniz, elbette, yanınızdan geçme şansı piyangoyu kazanmak kadar düşüktü.
Bu yüzden, Josh, Emma’nın Pittman’ın sekreteri olarak çalışmaya başladığını ilk duyduğunda, bir yetişkin olan kardeşinin kendi geleceğini düşünebileceğini biliyor olmasına rağmen Emma’nın başının etini yemişti.
Josh, açıkça memnuniyetsiz bir şekilde sormuştu, “Gerçekten çalışabileceğin başka bir yer yok mu?”
Emma alaycı bir şekilde cevap vermişti, “O halde neden bana daha iyi çalışma şartlarına sahip bir iş bulmuyorsun?”
Josh’un böyle bir iş bulmasına imkan yoktu. Pittman’ın çapkın özel hayatı yüzünden Josh aylarca Emma’nın incinmesinden endişelenmişti. Emma’nın peşinden koşan güneylileri korkutup kaçırabildiği lise yıllarından tamamen farklıydı. Üstelik Josh, kardeşini ondan koruyamayacak kadar uzakta yaşıyordu.
Tek tesellisi, Pittman’ın gösterişli görünümünün Emma’nın zevkinden çok uzak olmasıydı. Ne yazık ki, Emma’nın erkekler konusunda iyi gözleri yoktu. Josh’a göre çok daha yakışıklı ve yetenekli adamlar vardı ama Emma her zaman içlerindeki en cılız ve en inek olanın peşinden giderdi.
Josh onu futbol takımındaki popüler bir koşucuyla bile tanıştırmıştı ama o okuldaki en büyük ineğe vurulup aşkını itiraf ederek onu reddetmişti. Öfkelenen Josh, takım arkadaşlarını da yanına alarak çocukla aklını başına toplaması için biraz konuşmuş ve Emma tarafından azarlanmıştı.
Yorum