Kiss Me If You Can [Novel] Yan Hikaye 1. Kitap Bölüm 21: Benim Alfamsın (+18)

Çevirmen: Ashily
YAN HİKAYE BÖLÜM 21: BENİM ALFAMSIN (+18)
Chase’in ona en çok ihtiyaç duyduğu anda yanından ayrılmıştı. Josh ilk kez kendinden nefret edecek kadar utanç duydu.
‘Eğer Omega olmasaydım Chase’i korumaya devam edebilirdim.’ Josh bir anlık pişmanlığın ardından hızla başını salladı. ‘Hayır, bu doğru değil.’
“Chase.” Josh ona seslendi. “Chase, yüzüme bak.”
Chase’i kendine getirmeye çalıştı. Onu omuzlarından tutup çevirdiğinde Chase’in ıslak gözleriyle karşılaştı ve mesafesini koruyarak doğrudan yüzüne baktı. Yüzü, Josh’un ruhunu her zamanki gibi ele geçirecek kadar güzeldi. Josh bir süre ona baktıktan sonra, bir sirenin şarkısını dinleyen bir denizcinin böyle hissedeceğini düşündü.
“Chase.”
Josh kendini kaybetmemek için güçlü bir sesle ağzını açtı.
“Eğer Baskın Alfa olmasaydın birlikte olmazdık.” Her kelimeyi vurgulayarak yavaşça konuştu. “Eğer Baskın Alfa olduğun için bilincini kaybetmeseydin yatmayacaktık, Pitt doğmayacaktı ve tekrar karşılaşıp birbirimize bu şekilde aşık olmayacaktık.”
“…”
“Ayrıca, eğer bir Omega olmasaydım, senin feromonlarına kapılmazdım bunun yerine senden kaçınmakla meşgul olurdum. Beni işaretleyemezdin bile.”
Josh bir süre durduktan devam etti.
“Birbirimizi tanımadan öylece geçip gider, yaşar ve ölürdük. Seni öpmezdim ya da sana defalarca seni sevdiğimi söylemezdim. Bu iyi olur muydu?”
“…”
“Bütün bunlar sen Baskın Alfa ve ben de Omega olduğum için mümkün oldu.”
Josh bunları söyledikten sonra doğrudan Chase’in gözlerinin içine baktı ve şunu söyledi.
“Hiçbir şeyden pişman değilim.”
“…”
Chase hala sessizdi. Josh bir seçim yapma zamanının geldiğini fark etti. Elindeki seçenekler son derece basitti, yap ya da yapma. Josh yavaşça Chase’in kulağını okşadı. Tek bir iz bile bulunmayan pürüzsüz kulak son derece yumuşaktı.
‘Bize ne olacak?’
Josh şimdiye kadar hiç bu kadar korkmuş muydu, merak etti. Pitt’i doğurmaya karar verdiğinde, ameliyathaneye tek başına girdiğinde, Chase Pitt’i kurtarmak için köpeğin önüne atladığında.
Kan kusup gözlerinin önünde yere yığıldığında.
Her an Chase’le birlikteydi. Josh artık onsuz bir hayat düşünemiyordu. Chase’e sıkıca sarıldı.
Derin bir nefes alan Josh ağzını açtı. “Chase.”
Chase’in ağır nefes alışı kulaklarında yankılanıyordu. Onu duyabildiğine inanarak Chase’le konuşmaya devam etti.
“Kulağına bir işaret koyacağım.”
Vücutları birbirine değdiğinde Chase’in irkildiğini hissetti. Josh gergin bir şekilde nefes aldı ve gözlerini kapattı.
“Steward, bir şeyler ters giderse birimizin delirebileceğini söyledi.”
Bu sözlerin ardından Chase hafifçe titredi. Josh onun ne kadar korktuğunu sormaya gerek kalmadan görebiliyordu. İç çekerek ekledi.
“Yine de seni işaretlemek istiyorum.”
“…”
“Çünkü benimle yaşaman ölüp ortadan kaybolmandan daha iyidir.” Bunu söyledikten sonra yavaşça göz kapaklarını araladı ve fısıldadı. “Seni seviyorum Chase.”
Chase’in titremesi durdu. Ona hala sıkıca sarılan Josh itiraf etmeye devam etti. “Şimdiye kadar hiç kimseyi senin kadar sevmedim. Alfa ya da Beta olmanın bir önemli yok.”
Josh son bir monolog yaptı. Muhtemelen bu hâlâ aklı başındayken yapabileceği son itiraftı. “Seni seviyorum.”
Chase O zamana kadar sessiz kalmaya devam etti. Sonrasında yüzünü Josh’un omzuna gömdü. Chase’in ne kadar korktuğuna dair hiçbir fikri olmayan Josh sadece seçim yapmasını bekledi. Bir süre sonra Chase ağzını açtı.
“…Yaşlansam bile yanımda olacak mısın?”
Bunu dedikten sonra başını kaldırıp Josh’a baktı. Sınırına ulaştığı için yüzü bembeyazdı. Zorlukla nefes alan ve omuzları titreyen Josh, Chase’e cevap verdi.
“Yaşlandığında.”
Josh’un bir zamanlar ona, yaşlandığında ve görünüşü değiştiğinde kimsenin ondan hoşlanmayacağına dair söyledikleri Chase’i oldukça etkilemiş gibi görünüyordu. Chase’in titreyen gözlerine bakan Josh, sanki bir şey hayal etmiş gibi kısaca gülümsedi.
“Çok güzel bir dede olacaksın.”
Sonra Chase’in dudaklarını öptü ve dudaklarını birbirine değdirerek fısıldadı.
“O zaman bile seni öpmek için sabırsızlanacağım.”
Chase gözlerini kırpıştırdı. Biriken gözyaşları hızla aşağı aktı. Çok geçmeden Josh’a sarıldı.
Haa, haa. Haa, haa.
Artık sert nefes alışverişlerin kime ait olduğunu söylemek zordu. Birden Josh’un aklına Steward’ın sözleri geldi.
<Feromonlarınız uyumlu değilse ikinizden biri delirebilir.>
‘Umurumda değil.’ Josh gerçekten böyle düşünüyordu. ‘Artık bunun bir önemi yok.’
Ellerini Chase’in boynuna dolayıp onu kendine doğru çekti. Başını yukarı kaldırdı, nefesleri birbirine karıştı. Chase onu durdurmadı veya itmedi. Bunun yerine beline sarılıp onu kendine çekti. Sanki ona acele etmesini ve devam etmesini söylüyormuş gibiydi. Josh başını eğdi, dudaklarını Chase’in kulağına yerleştirdi.
Josh yoğun bir istek ve heyecanla fısıldadı, “Artık ölene kadar başka bir Omeganın kokusunu alamayacaksın.”
Kendinden geçmesine neden olacak kadar baş döndürücü bir zevk hissediyordu.
“Ölüm bizi ayırana dek.”
Sonrasın Chase’in kulağını sertçe ısırdı.
***14. Kısım***
Vücuduna yayılan feromonlar zaman zaman aklını kaybettiriyordu. Josh banyodan yatak odasına ne zaman gittiklerini hatırlamıyordu. Gözlerini açtığında kendimi yatakta yatarken buldu. Daha doğrusu Chase’in üzerinde otururken.
“Ah, haa, ha, uh.”
Zevkten çok acıya yakın inlemeleri duyuluyordu.
“Agh.”
Kaşları acı dolu inlemeyle çatıldığında, Chase yeniden içine boşaldı. Karnı zaten dolu olan Josh’un içinde daha fazla meninin girebileceği yer yokmuş gibi görünüyordu. Sonunda deliğindeki meni bacaklarından aşağı aktı ve çarşafı ıslattı.
Josh’un Chase’in omzunu tutan kolunda hiç güç yoktu ve eli sürekli kayıyordu.
Haa, haa.
Chase onu yatağa yatırıp tekrar içine girerken Josh hızla nefes alıp vermeye devam etti. Tüm vücudu titrerken, neler olduğunu hatırlamaya çalıştı ama başaramadı. Hatırladığı son şey, bıraktığı izdi.
‘Başarısız mı oldum? Yoksa başarılı mı?’
Josh kendini kaldırıp kulaklarına bakmaya çalıştı. Ancak Chase içine girerken, yaptığı bu hareket, hemen ardından gelen hareketle engellendi.
“Ah, Ahh!”
Karnına korkunç bir acı saplandı. Chase penisini Josh’un içine yerleştirdi ve şişirdi. Oldukça şişmiş olan penisi, bağırsaklarını dolduruyor ve sanki karnının içini yırtacakmış gibi hareket ediyordu. Josh, ince belinin açıkça Chase’in penisinin şeklini aldığını gördü.
Haa, haa. Haa, haa.
Chase’in gözleri altın rengindeydi ve göz kamaştırıcı bir şekilde parlıyordu. Odaklanmamış gözlerinde hiçbir mantık izi yoktu. Josh, onun feromon yüzünden sarhoş olup olmadığına ya da işaretlemenin başarısız olup olmadığına karar veremese de, çektiği acıya rağmen neden içinde büyümesine izin verdiğinin farkına vardı.
Sanki karnının içi yanıyormuş gibi sıcak ve acılıydı. O sırada unuttuğu bir anıyı hatırladı. Pitt’e hamile kaldığı günün anısını.
Chase o gün de Josh’un içine girip birkaç kez boşalmıştı. Bitkin Josh’un kaçmasını engellemek için üzerine bastırırken bu kadar çaresizce ne istiyordu?
‘Muhtemelen beni yanında tutmak istiyordu.’
Chase o günkü durumun aynısını tekrarlıyordu. Josh’u hatırlayamasa da içgüdüsel olarak onu tutmaya çalışıyordu. Bu kez Josh’un onu geride bırakmaya hiç niyeti yoktu.
“Gitmiyorum.” Josh kısık bir sesle fısıldadı. “Gitmiyorum Chase.”
‘Sana söz verdim.’
Çok geçmeden dudakları üst üste geldi ve Josh gözlerini kapattı. İşareti görmeye çalışmaktan vazgeçti.
‘Başarısız olsam da önemli değil.’ diye düşündü.
Karnın içi bir kez daha kaynadı. Josh inlemesini güçlükle bastırabiliyordu.
‘İşareti tekrar tekrar kazıyacağım. Çünkü sen benim alfamsın Chase Miller.’
Chase kalçalarını yeniden hareket ettirmeye başladı. Bunu yaparken ileri doğru ittiği penisi o kadar acı vericiydi ki Josh bilincini tamamen kaybetmek üzereydi. Yine de dişlerini sıktı ve dayandı.
‘Çünkü sen benimsin.’
Yayılan feromonlar durmak bilmiyordu ve havayı ağırlaştırıp Josh’un nefes alışını zorlaştırmaya devam ediyordu. Josh, bilincini yeniden kaybederken, belki de kendini kaybeden kişinin kendisi olduğunun hayal meyal farkına vardı.
***
Yan taraftan huzurlu bir nefes alış sesi duyuldu. Josh yavaşça göz kapaklarını kaldırdı. Üzerindeki feromonların baskısı kaybolmuştu. Etrafta dolaşan koku aynıydı ama öncekinden farklı bir his veriyordu. Nazik bir kucaklaşmaya benzeyen tatlı feromon kokusu Josh’un her zamankinden daha iyi hissetmesini sağladı.
‘Chase?’
Ağzından hiçbir ses çıkmadı, sadece dudaklarını hareket ettirebildi. Sakince nefes alıp vererek uyuyan Chase hemen yanındaydı. İçeri giren güneş ışığında yüzündeki ifade son derece huzur doluydu.
Josh gülümsedi ve elini kaldırıp Chase’in yanağını hafifçe okşadı. Parmakları yavaşça Chase’in kulağına doğru hareket etti. İzi nazikçe okşadıktan sonra bakışlarını kulağın üzerinde açıkça görünen işarete sabitledi. Birdenbire daha önce hiç hissetmediği yabancı bir duygu kalbinin derinliklerine yayıldı. Josh bu hissi ifade edecek doğru kelimeyi bulamadı. Onun yerine uzanıp Chase’in dudaklarını öptü. Öpücük önce alnına, sonra yanağına doğru ilerledi ve en sonunda uzun süre kulakta bıraktığı iz üzerinde kaldı.
Josh başını kaldırdı ve Chase’e sıkıca sarıldı, ona karşı tarif edilemez bir sevgi hissediyordu. Çok geçmeden göz kapakları tekrar ağırlaştı ve yeniden uykuya daldı. Ve tam bir gün sonra Chase nihayet gözlerini açtığında, tamamen bitkin olan Josh’a koyu mor gözlerle bakarak parlak bir şekilde gülümsedi. Rutu sona ermişti.
Ancak Josh hemen tepki veremedi. Gözlerini kırpıştırıp Chase’in yüzüne boş boş bakarken biraz sersemlemiş görünüyordu. Chase onun beklenmedik tepkisi karşısında kafa karışıklığı içinde gözlerini kırpıştırdı.
“Joshua?” Tereddütle adını seslendiğinde Josh titrek bir nefes verdi ve ancak o zaman Chase’in neden endişelendiğini anladı. Kısa süre sonra gözlerini açtığından beri ilk kez gülümsedi.
‘Günaydın Chase.’
Boğazı önceki geceden dolayı tamamen ağrıdığından hiçbir ses çıkaramıyordu. Chase, onun bu çabasına karşı koyamadı ve eğilip onu öptü. Defalarca kez paylaştıkları öpücüğü, sanki ilk defa öpüşüyorlarmış gibi, alışılmadık ve heyecanlı bir duyguyla paylaştılar.
Yeni bir sabahın doğuşuydu.
***15. Kısım***
“Aslanların haftada 500 kez çiftleştiğini biliyor muydunuz?”
Yüzlerini görünce Grayson’ın ilk söylediği şey buydu. Kısaca ‘siz de o hayvanlar gibisiniz’ anlamına geliyordu. Ama Chase utanmamıştı Josh da bu konuda hiçbir şey düşünmüyordu. Sadece önündeki yemeği yemeye odaklanmıştı.
Grayson’ın kollarından birinde bandaj vardı çünkü geçen sefer Tommy’nin kaskına vurması sonucu kemiği kırılmıştı. Josh bunun ardından yolculuk sırasında neden birkaç kez koluna baktığını anladı. ‘Neyse, direkt alnının ortasına vurmaktansa kolundaki bir kemiğin kırılması daha iyi.’ diye düşündü.
************************************************************************************************
Arkadaşlar selamm ❤️
Adım adım finale gittiğimiz için çok mutluyum ve kısa bir süre önce twitterda yine yazarın paylaşımlarını gördüm ve serinin bu sene Manhwa haline getirilebileceğini söylemiş. Çok heyecanla bekliyorum desem yeridir.
Ek olarak Nathaniel’ın hikayesi çıkıyor ve karanlık bir seri olacakmış. Onu da bayağıdır bekliyorum. Beğenirsem hepinize öneririm ?
Yorum