Koyu Switch Mode

Kiss Me If You Can [Novel] Yan Hikaye 1. Kitap Bölüm 18: Futbol Maçı

A+ A-

Çevirmen: Ashily

YAN HİKAYE BÖLÜM 18: FUTBOL MAÇI


Gecikmeli olarak keşfettiği şey üzerine Tommy’nin gözleri kocaman açıldı ve parmağıyla Josh’un kulağını gösterdi. Josh geçte olsa kulağını kapamayı unuttuğunu fark etti ancak artık bunun bir önemi yoktu. Üstelik Josh’u tanıyan herkes onun bir Omega olduğunu biliyordu.

Tommy’nin ardından Ed de bağırdı.  “Gerçekten mi? Bu bir işaret mi? Vay canına ilk defa görüyorum. Yaralandığını sanmıştım!” 

“Seni işaretleyen kişiyle mi evleneceksin? Omegaların bazen birden fazla izi olabiliyor… Gerçekten aynı kişi mi?”

Ed ve Tommy’nin tepkileri de ailesininkinden pek farklı değildi, bu yüzden Josh istemsizce kaşlarını çattı. Eğer bu ikisi Josh’un bir çocuğu olduğunu öğrenseydi, dışarı koşup sokaktan geçen herkesi durdurup haykırmaya hazırdılar.

Josh birden bunca zamandır eski okul arkadaşlarıyla neden iletişime geçmediğini hatırladı. Çünkü Pitt hakkında konuşmak onu rahatsız ediyordu. Bu kez Josh’un evliliği konusunda ortalığı birbirine katmışlardı. Özellikle Ed isyan etmişti. Tommy zaten evli ve çocukluydu ama Ed bekardı.  Şok olmuş bir başını birkaç kez salladı. 

“Bunu nasıl yaparsın? Sen bile bana ihanet ettin!”

Başını geriye yaslayan Ed birasından bir yudum almak için şişeyi ağzına götürdükten sonra “Hayır!” diye bağırdı. Şişenin boş olduğunu anlayınca yüzünü buruşturdu ama dışarıda duran arabayı düşününce sarhoş olma fikrinden vazgeçti. İçini çekti ve sonunda pes etmiş gibi ağzını açtı.

“Partnerin kim? O bir Alfa mı?”

Josh “Evet.” diye mırıldandı. O ana kadar yaşadığı şoku atlatmaya çalışan Tommy güçlükle ağzını açtı. 

“Alfa kadınları pek yaygın değil ama senden bahsediyoruz, görüşemeyeceğin kimse yok.”

“Doğru.”

Ardından Tommy ve Ed bira şişelerini birbirine vurup kadeh kaldırdılar. Josh annesinin ve Emma’nın tepkilerini göz önüne aldığında Alfanın erkek olduğunu söylemenin pek mantıklı olmadığını düşündü, bu yüzden daha fazla açıklama yapmadı. Birasının kalanını tek seferde içen Tommy, boş şişeyi bırakıp ağzını açtı.

“Yine de dikkatli olmalısın. Eğer boşanırsan başın ağrır.”

“Bu arada duydun mu? Josh, bilmiyorsun değil mi? Dick ikinci kez boşandı ve iflas etti.” 

Ed’in sözleri üzerine Tommy yüzünü buruşturdu. “Bunu bir kez değil iki kez yaptı ve ona daha dikkatli olması gerektiğini söylemiştik.”

“Dikkatli olmakla neyi kastediyorsun?”

Bu sözler üzerine Ed ve Tommy, Josh’a baktılar. Josh şaşkına dönmüştü. “Dürtüsel davrandığımı mı söylemeye çalışıyorsun?”

“Dikkatli olmakta fayda var.”

“Evet, bunu senden daha iyi kimse bilemez.”

Josh, eski okul arkadaşlarının yıllardır görmediği yüzlerine baktı. Şöhretinin böyle olacağı hiç aklına gelmezdi.

Sevgilileri sık sık değişse de her zaman elinden gelenin en iyisini yaptığını düşünüyordu.

Oldukça mağdur hissederek yüzünü buruşturdu. 

“Çığlık atmak için çıkabileceğim en yakın bina nerede?”

Ed, Josh’un sözleri üzerine hızla elini salladı. “Hayır, bundan bahsetmiyorum.”

“Evet, sonunda ayrılacaksan zaten her türlü biter. Sadece biraz daha düşün. Megan’ı hatırlıyor musun? Evlenirken bir uçağa seni seviyorum yazdırmıştı ama boşandılar. Hem de bir ay içinde.”

Ciddi bir ifadeyle konuşan Tommy başını salladı ve “Neyse, senin tercihin buysa seni destekliyorum. Elinden gelenin en iyisini yap.” dedi.

Ed konuyu değiştirip “Onu bizimle de tanıştıracak mısın? Nerede evlenmeyi düşünüyorsun? Doğuda yaşadığını duymuştum buraya mı taşınacaksın?” diye sorduğunda Josh cevap verdi.

“Daha karar vermedim. Şu anlık sadece evleneceğimiz kesin.”

Kasıtlı olarak son sözlerini eklediğinde ikisi birbirine baktı. Tekrar olumsuz bir şey söyleyeceklerini düşünerek beklerken Tommy aniden konuyu değiştirdi. 

“Birbirimizi görmeyeli uzun zaman oldu, bu hafta sonu maç yapmak ister misin? Vaktin var mı?”

Josh şaşkınlıkla sordu. “Maç mı? Nerede?”

Önerdiği maçın ne olduğu belliydi. Hepsi aynı futbol takımının oyuncularıydı.

“Hafta sonları okuldaki boş stadyumu kullanabiliriz. Önceden izin alacağım. Okulun mezunlarından olduğumuz için izin almak zor değil.”

Profesyonelliğe dönen bazı oyuncular vardı ama artık hepsi normal hayatlar yaşıyordu. Uzun zaman sonra ilk kez bir araya gelip oynamak kötü bir fikir değildi. Ayrıca Josh şu sıralar çok sıkılmıştı ve meşgul olacak bir şeye ihtiyacı vardı. Tommy, yeni bir bira sipariş ettikten sonra gelen şişeyi tokuşturup kadeh kaldırdı ve konuştu.

“Hey, hâlâ tuhaf hissediyorum. Evleneceğine inanamıyorum.”

Birasından bir yudum alan Ed aniden kahkaha atmaya başladı. Josh ve Tommy ona şaşkınlıkla bakarken, o sevinçli bir ifadeyle ağzını açtı. “O aptallara da söylememiz gerekecek, hahaha.”

‘Aptalların’ kim olduğunu sormaya gerek yoktu. Josh ve Tommy biralarını içerek konuyu hızla değiştirdiler.

*

*

Josh sonunda eve vardığına evin tüm ışıklarının kapalı olduğunu gördü. Sessizce garaja bağlanan kapıdan içeri girdi ve oturma odasından mutfağa doğru yürüdü.

Loş ışıkta mutfakta bir şeyler bulmak o kadar da zor değildi. Josh bir bardağa su doldurup içtikten sonra tezgaha yaslandı ve bir süre karanlığa baktı. Cep telefonunu kontrol etti ama hala gelen bir çağrı yoktu.

‘Neredeyse iki hafta geçti, dolayısıyla çekimler bitmiş olmalı. Peki ondan sonra ne oldu? Tedaviye devam ediyor olması gerekiyor.’

Gelişmeleri merak ediyordu ama neler olduğunu öğrenmesinin imkanı yoktu. Mark ve diğerleriyle iletişim kurmak zordu çünkü çok yoğun çalışıyorlardı ve onlara ulaşsa bile Chase hakkında konuşup konuşamayacakları şüpheliydi. Belki onlar da gerçek durumu bilmiyordular. Josh’un sabırla beklemekten başka seçeneği yoktu.

Bir anda deli gibi sigara içmek istedi. Annesinin evine döndüğünden beri tek bir sigara bile içmediğini hatırladı. Bir süre düşündükten sonra mutfağa bağlı panjurdan bahçeye çıktı.

Sigara paketinin yarısı boşalmıştı. Josh kalan sigaralardan birini çıkardı, ağzına koydu ve yaktı. Çakmağın alevi bir anlığına parladı ama kısa sürede sabit bir şekil aldı. Dumanı derin derin içine çekip yavaşça dışarı verdi. Uzun zaman sonra ilk kez tattığı nikotin kokusu bir anlığına başını döndürdü.

‘Chase’in feromonlarına benziyor mu?’

Belli belirsiz hatırlayan Josh hemen başını salladı. ‘Mümkün değil.’ Acı bir ifadeyle gülümsedi ve kısa sürede gülümsemesi kayboldu. Derin bir şekilde içine çektiği dumanı yavaşça dışarı vererek bahçenin karanlık bir köşesine boş boş baktı.

‘… Seni özledim.’

Josh yarı yanmış sigarayı parmaklarının arasında tutarak bir süre daha orada durdu. Kısa bir süre sonra yatak odasına gitti ve uykuya daldı ama hafta sonuna kadar Chase’den hiç haber alamadı.

***

Her zamanki gibi hava çok güzeldi. Randevusunu onaylamak için önceki gün Josh’u bir kez daha arayan Tommy, büyük bir heyecanla konuştu.

[Herkes bir araya geliyor, bu inanılmaz!]

Josh olabildiğince hafif bir kahvaltı yapıp Pitt’le biraz oynadıktan sonra evden ayrıldı ve bugünlük Chase için endişelenmemeye karar verdi. Endişelenmenin bir anlamı yoktu çünkü yapabileceği tek şey sonuçların gelmesini beklemekti.

Tatil olduğu için okulun otoparkı boştu. Etrafta birkaç araba duruyordu ama sebebi belliydi. Josh arabadan indi ve doğrudan oynayacakları futbol sahasına yöneldi.

“Josh!”

“Aman Tanrım, son görüşmemizden bu yana ne kadar zaman geçti?”

“Hey, nasıl hâlâ böyle görünüyorsun?”

Onu gören herkes sıcak bir şekilde selamladı. Bazılarıyla el sıkışan, bazılarıyla kucaklaşan, bazılarının da sırtını okşayan Josh, uzun zaman sonra gördüğü her yüzü hatırladığı haliyle eşleştirdi.

Aralarında Josh’un futbol takımında oynadığı sıralarda rakipleri olan okulun ası Wilson gibi mezun olduktan sonra Alfa olduğu ortaya çıkan biri daha vardı. Wilson’ın Alfa olduğunu ortaya çıktıktan sonra başka bir şehre gittiğini duymuştu. Tabi bunların hepsi enerjik çocukluklarından kalma bir hikayeydi. Wilson’ın yanı sıra Chuck da Josh’la oradaydı. Kısa mesafede durarak bir süre tereddüt eden Chuck, Josh’un işaretini görünce anında rahatladı.

Merakla “Evleneceğini söylemiştiler, önce işareti mi koydunuz?” diye sordu. Onun kulaklarının temiz olduğunu gören Josh belli belirsiz cevap verdi. “Öyle. Endişelenme, senin feromonlarından etkilenmeyeceğim.”

“Evet, bunu duymak beni rahatlattı.”

Alfalar da rutlarına hazırlanmak için sıklıkla ilaç kullanıyordu. Ama ilaç içmeyen birçok Omega olduğu gibi, Alfa da vardı ve bu adam da öyle gibi görünüyordu. Ancak ondan yayılan feromon kokusunun Josh üzerinde hiçbir etkisi olmadı. Onu çıldırtan tek bir koku vardı.

Yine düşüncelere dalmak üzere olan Josh hızla konuyu değiştirdi.

“Herkes iyi hazırlandı mı? Topu ilk kimin alacağına yazı turayla karar vereceğimiz ve hakeme gerek olmadığını söylediğimiz konusunda hemfikiriz değil mi?”

Arabayla getirdikleri koruyucu kıyafetleri tek tek giyerlerken, uzun zaman sonra ilk kez okul günlerine dönmüş gibi hissettiler. Takımlar yazı tura atılarak seçildi ve pozisyonlar lisedekilerle aynıydı. Josh oyun kurucuydu.

“Tamam, herkes hazır mı?” Josh’un sorusu üzerine herkes sırayla birbirine baktı ve heyecanla başını salladı. Hepsi uzun zaman sonra ilk kez oynayacakları için heyecanlı görünüyorlardı. Atak sırasını belirlemek için yazı tura attıktan sonra herkes kendi yerine geçerek oyunun başlamasını bekledi. Josh’un ekibi ilk vuruşu yaptı. Josh topun savunmadan gelmesini bekledi. Ve oyun başladı.

“Koş!”

“Yakala onu Dean!”

“Seni p*ç bunu yapamazsın!”

Bağırmaya ve deli gibi sağa sola koşmaya başladılar. Diğerleri topu yakalayan adamın üzerine doğru koştu ve zar zor ilerlemiş olan hücum oyuncusu bir sonraki atağına yeniden başladı.

Sahada koşmak çok fazla dayanıklılık gerektiriyordu. Josh birkaç kez bloklandı ve bir kaç kez de pas vermeye çalışırken topu düşürdü.

“Hey, çocuklar. Sanırım artık ciddileşmeye başlıyorum.” Tommy derin bir nefes alarak, alçak bir sesle konuştu. Josh, yüzünün savaşma arzusuyla yandığını görebiliyordu. Bakışlarını tekrar ileriye çevirdi. “Ben de öyle.”

“Ben de.” Herkes Tommy’le aynı fikirdeydi. Oyuna bir kez başladıktan sonra asla kaybetmeliydiniz. Tatil nedeniyle sessizlik içindeki okulda yankılanan bağrışlarla tekrar koşmaya başladılar. Ancak bu atakları savunmayı geçemedi. Küfür ve iç çekişin ardından ve saflarını yeniden düzenlediler. Ardından yaptıkları saldırıda çizgiyi zar zor geçtiler.

“Josh, yapabilir misin?” Ed üstü kapalı bir şekilde sordu. Josh onun ne demek istediğini sormadan bile anlayabiliyordu. O zamanlar savunmayı birkaç kez birlikte geçerek şampiyonluğu kazanmıştılar.

“Deneyeceğim.” Josh’un kısa cevabı üzerine Ed ona göz ucuyla baktı ve sırıttı. Sırada bekleyenler arasında gerginlik yaşandı. Çok geçmeden top uçtu ve çarpıştılar.

Topu yakalayan Ed “Josh!” diye bağırdı ve topu yukarıya doğru gönderdi. Josh, uzun bir parabol şeklinde uçan topu tutup deli gibi koşmaya başladı. Tam yolunu kapatan adamlardan birinden kurtulduğu anda diğeri ona doğru koşup belinden tuttu. Beklendiği gibi Josh bundan kaçınmak için döndüğünde bir diğeri yolunu kesti. Josh onu omzuyla sertçe itti.

“Koş, koş Josh!” Takımındaki hücum oyuncuları bağırdılar ve savunmayı engellemek için yoğun çaba harcadılar. Beline yapışan adamdan zar zor kurtulan Josh, hızla koştu, çizgiyi geçti ve topu rakip takımın kalesine attı. Ardından takımındaki oyuncular yumruklarını sallayıp heyecanla bağırmaya başladılar.

“Gol!”

“Vay canına, Josh! Hala çok iyisin!”

“Vay be, o zamanlar bununla K Lisesini yerle bir etmeliydik!”

Herkes bir yerden bir yere atlıyor, Josh’a sarılıyor, bağırıyor ve sevincin tadını çıkarıyordu. Uzun zaman sonra hissettikleri zafer duygusuyla sarhoş olan oyuncular, stada giren yabancı ziyaretçiyi fark etmediler.

Ziyaretçi hiç dikkati dağılmadan doğrudan onlara doğru yürüdü. Bakımlı çimler ayak seslerini tamamen bastırıyordu ve heyecanlı atmosfer onun varlığını dahi hissettirmiyordu.

“Ah.” Aniden başını çeviren Tommy geç de olsa adamı fark etti. Ama hiçbir şey yapmaya vakti olmadı. Adam bir anda Tommy’nin çenesini tutup onu aşağı iterek yüksek bir sesle yere düşmesine neden oldu.

Adam kimse tepki veremeden etraftaki herkesi sırayla çekip kenara itti ve Josh’un omzunu tuttu. Uzun zamanın ardından ilk kez arkadaşlarıyla oyun oynadıktan sonra rahatlayan Josh, o ana kadar durumu fark etmemişti.

Aniden omzundan tutulup sertçe çevirilen Josh refleks olarak adama yumruk attı.

Kütt, Kırılan gözlüğün sesi etrafta yankılandı. Uyuşmuş yumruğunu hızla sallayan Josh duraksadı. Stada hiç yakışmayan lacivert bir takım elbise giyen yakışıklı sarışın adam, bir süredir unuttuğu tatlı bir koku yaydı. Ancak genellikle etrafta yavaşça dolaşan koku şu anda kaşlarını çattıracak kadar güçlüydü. Az önceki yumrukla savrulan koyu renkli güneş gözlükleri ayaklarının dibinde parçalanmıştı.

Bir anda yüzüne darbe alarak çömelen adam yavaşça ayağa kalktı. Sırtını tamamen dikleştirdiğinde Josh dahil herkes ona baktı. Josh’tan on beş santim uzun olan adam ona baktı ve alçak sesle konuştu.

“Bailey.”

***12. Kısım***

Beklenmedik bir adamla yüz yüze gelen Josh’un gözleri şaşkınlıkla büyüdü. Her zaman gülümseyen adamın şu anda yüzünde hiçbir ifade yoktu. Sanki maske takıyormuş gibi doğal olmayan yüzle bakıyordu.

“Grayson.”

************************************************************************************************

Bu kısımda yorumlarımı katmayı çok isterdim ama çok uykum olduğunu göz ardı etmeyip herkese keyifli okumalar dileyip kaçıyorum ♥♥ Ashily

Etiketler: novel oku Kiss Me If You Can [Novel] Yan Hikaye 1. Kitap Bölüm 18: Futbol Maçı, novel Kiss Me If You Can [Novel] Yan Hikaye 1. Kitap Bölüm 18: Futbol Maçı, online Kiss Me If You Can [Novel] Yan Hikaye 1. Kitap Bölüm 18: Futbol Maçı oku, Kiss Me If You Can [Novel] Yan Hikaye 1. Kitap Bölüm 18: Futbol Maçı bölüm, Kiss Me If You Can [Novel] Yan Hikaye 1. Kitap Bölüm 18: Futbol Maçı yüksek kalite, Kiss Me If You Can [Novel] Yan Hikaye 1. Kitap Bölüm 18: Futbol Maçı light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X