Koyu Switch Mode

Global University Entrance Examination [Novel] Bölüm 121: Aynı Fotoğrafı Paylaşmak 

A+ A-

Çevirmen: Ari


Bölüm 121: Aynı Fotoğrafı Paylaşmak

Bugün, gözetmenlerin büyük ekranında pek çok yeni duyuru vardı.

Adayların çoğu, ilk yarıyı atlattıktan sonra dikkatlerini gevşeterek talihsiz ölümlerle karşılaşmışlardı.

Bildirimlerin çoğu gece yarısı yayınlandığı için görevli gözetmenler dışında kimse görmedi.

Gecenin ikinci yarısından 922 ve 154 sorumluydu.

Sabah 4’te aşağıya indiler, kahvaltı için biraz sıcak yiyecek aldılar ve pencere kenarındaki bir masaya oturdular.

“Günaydın.”

Orada iki gözetmen daha oturuyordu.

Dikkatli bir şekilde ekrana bakarken uyanık kalabilmek için kahve içiyorlardı.

“Siz gelmeden önce başka bir grup vardı.” Gözetmenlerden biri şunları söyledi: “Birkaç düzine kişinin öldüğü açıklandı. O yüzden iştahımı kaybettim.”

922 üzüntüyle bir ses çıkardı. Bir ağız dolusu pasta bulunan çatalı ağzında tutarak ne çiğneyebildi ne de tükürebildi.

Ancak 154 sakindi. Yulaf ezmesini yavaş yavaş yemeye devam etti.

Bu iki gözetmenle pek tanışık değillerdi çünkü farklı yerlerden sorumluydular ve normalde birbirlerini görmüyorlardı ama dördünün orada sessizce oturması çok tuhaftı, bu yüzden kısa süre sonra sohbet etmeye başladılar.

İştahını kaybeden gözetmen, 922’ye “Sınava çok erken mi girdin?” diye sordu. Kendisi biraz daha yaşlı olduğundan farkında olmadan 922’yi kıdemsiz olarak değerlendirmişti.

“Evet.” 922 başını salladı, “Çok erken girdim. Patronumuz 001 ile aynı zamanda.”

001’den bahsedilince, gözetmen karmaşık bir ruh hali ile mırıldanmadan önce bir ‘oh’ sesi çıkardı, “001…haa. 001’in sınava girdiği zamanlarda, gözetmen bölgesindeki herkes onu tanıyordu. Tam bir kaos vardı. Hatta onun sayesinde sisteme birçok kural eklenmişti.”

“……”

922 çatalı havada asılı halde sessizce ona baktı.

Gözetmen hemen sözlerini değiştirdi: “Ama şimdi düşündüğümde, gerçekten de oldukça muhteşemdi.”

Aslında ilk gözetmen üyelerinden birinin 001 hakkında iyi bir şey söylemesini sağlamak pek de kolay değildi.

Kabızmış gibi olan ifadesini gören 922 gülme isteği duydu, “Elbette muhteşem. Başka nasıl 001 rütbesini alabilirdi?”

“Başta 001 değildi ve Gin kod adını kullanıyordu. Hâlâ çok iyi hatırlıyorum–” Gözetmen, artık geçmişten bahsettiği için daha da heyecanlı hale gelmişti, “Siz ikiniz gözetmen olduktan sonra size aday kartı verildi mi?”

922 tepki veremeden 154 çoktan oda kartına benzer bir kart çıkarıp masanın üzerine koymuş ve her zamanki ‘yemek yerken konuşmamak’ tavrıyla yemeğine devam etmişti.

“Ah, bunu mu kastediyorsun?” 922 kartı işaret etti. “Genelde kullanılmıyor. Yalnızca bir kural ihlal ettiğinizde ve puanlarınızı kontrol etmek için dinlenme noktasına gitmek istediğinizde kullanılır.”

Gözetmen, “Evet, o.” diye onayladı, “Başta böyle bir şey yoktu. Gözetmen olduktan sonra sınav bilet numarası kullanılamaz hale geliyordu.”

922 bunu ilk kez duyuyordu, “Oh?”

“Sırf 001 gözetmen olduktan sonra bile hâlâ kuralları ihlal etmeye devam ettiği için sistem, gözetmenler için ceza kuralını ekledi. Daha sonra her birimize özel olarak cezalarda kullanmak üzere geçici aday kartı verildi.”

922: “Gerçekten böyle mi oldu? Daha önce patronun kartını görmüştüm. Son harf kayıptı ve Gi yazıyordu.”

“Öyle mi?” Gözetmen şöyle düşündü: “İlk kart destesi A tarafından bizzat hazırlandı. Normalde hata yapmayacak kadar dikkatlidir–“

Tam böyle bir hata yapmayacağını söylemek isterken karşı tarafın 001 olduğunu hatırladı ve pek emin olamadı.

Kasıtlı bir provokasyon muydu?

Öyle olmalıydı.

O zamanları hatırladı ve sonra şu anki A ve 001’i düşündü. Birinin hafızasını kaybetmenin gerçekten korkunç olduğunu düşünüyordu.

Bir an derin düşüncelere daldıktan sonra kendine geldi ve 922’ye sordu: “O halde sen de oldukça iyi olmalısın. O dönemde sınava katılanların hepsi özenle seçilmişti.”

922 hızla elini salladı, “Tesadüf, tesadüf. Çok güçlü birkaç takım arkadaşıyla karşılaştım ama iyi değildim ve sadece 001 başarılı bir şekilde geçti. Neyse, iyi değilim. Sadece şanslıyım, bu yüzden şu ana kadar dayanmayı başardım.”

“Siz ikiniz aynı anda sınava girmediniz mi?” Gözetmen çenesiyle 154’ü işaret etti: “İlişkiniz oldukça iyi görünüyordu, o yüzden ikinizin eskiden beri ortak olduğunuzu sanıyordum.”

154 yemeğini yuttuktan sonra sonunda konuştu: “Hayır, ben ondan sonra geldim.”

922 başını salladı, “Evet, o benden sonra sınava girdi ama benden önce gözetmen oldu. Sınavı geçtiğimde ciddi şekilde yaralanmıştım ve dinlenme yerinde iyileşmek için çok zaman harcadım.”

Onlar konuşurken büyük ekranın sesi yeniden duyuldu. Başka bir ölüm dalgasıydı.

Herkes konuşmayı bırakıp anında sustu.

Bu sefer bildirimler çılgınca ekranda belirdi. Tam iki dakika boyunca ekran durmadan yukarı hareket etti.

Bildirimlerin ‘ding dong’ sesleri birbiri ardına duyuldu; bu ses her seferinde kaybolan bir canı temsil ediyordu.

Bu durumla ne kadar karşılaşılırsa karşılaşılsın, çok az kişi umursamaz kalabilirdi.

Göz açıp kapayıncaya kadar neredeyse yüze yakın aday elendi ve bu da diğer üç gözetmenin ifadelerinin solmasına neden oldu.

922 çatalını bırakmıştı ve artık yemek yemiyordu. Yalnızca 154 bir istisnaydı.

Bir süre sessizce ekrana baktıktan sonra yemeğe devam etmek için başını eğdi.

Diğer iki kişi artık 154’e yeni bir gözle bakıyorlardı.

154’ün oldukça soğukkanlı olduğunu düşünüyorlardı.

Yabancılarda her zaman, ifadesiz bir yüz, sert bir çehre, her şeyi kitabına göre yapıyormuş gibi bir ilk izlenim bırakırdı. Geçmişte 922, arkadaşının yanlış anlaşılmasına dayanamıyordu ve her zaman 154 adına konuşuyordu.

Sık sık “154’ün hücresini görseniz kesinlikle böyle düşünmezsiniz,” derdi.

Diğer insanların hücreleri her zaman kendileriyle ilgili olurdu ama 154’ünki farklıydı.

Onun hücresinde, sınav sırasında ölen çeşitli adayların sahneleri defalarca kez yeniden oynatılıyordu.

Tanıdık olanlar, olmayanlar, konuştuğu kişiler, konuşmadığı kişiler… Hepsi sınava giren öğrencilerdi.

Diğer gözetmenler iç çekiyor, kendilerini kötü hissediyor ve sonra yavaş yavaş unutuyorlardı ama bundan hiç bahsetmeyen o, hepsini hatırlıyordu.

Uzun zaman önce 922, 154’le alay etmiş ve ona gözetmen olduktan sonra bile hücreden neden bu kadar korktuğunu sormuştu.

Ama bunu gördüğünden beri artık böyle bir şaka yapmıyordu.

***

Ölüm duyuruları bütün gece devam etti.

Sabah saat 8’de kara ve kasvetli bulutlar dağıldı ve gökyüzünde güneş belirdi. Serin, hafif bir sabah rüzgarı esiyordu.

Sayısız aday uykularından uyandığında binanın kendileri hariç tamamen boş olduğunu gördü.

O sırada sistem tüm binalarda duyuru yaptı:

【Shirley’in ebeveynlerinin yakın bir akrabası, onların ölümlerini ve bu küçük kasabayı çevreleyen tuhaf söylentileri öğrendikten sonra, buranın çocukların kalması için uygunsuz bir yer olduğunu düşündü. Yakın akraba, bu talihsiz kardeşleri almak için sabahın erken saatlerinde geldi…】

Asıl ‘talihsiz’ olan öğrenciler orta parmaklarını dışarıdaki sokak lambasına bağlı hoparlöre doğru kaldırdılar.

Sistem bir süreliğine duraksadı. Raporunun daha doğru olması için isteksizce bir cümle ekledi.

【Belirli bir sınav merkezi hariç.】

‘Belirli bir sınav merkezi’ 

Adayların hepsi bunun 197. sınav merkezini kastettiğini biliyordu.

【Shirley kardeşler ayrılmadan önce misafirlere güzel bir not bıraktılar. Bu bir hediye olarak kabul edilebilir.】

【Bununla birlikte ilk aşama resmi olarak sona erdi. Bu sınavda toplam 1427 kişi kaldı.】

【Sınava giren 1427 kişiyi tebrik ederiz. Bu aşamayı başarılı bir şekilde geçerek yeteneğinizi ve olağanüstü cesaretinizi gösterdiniz.】

【Şu andan itibaren size uyumak, yemek yemek, kişisel eşyalarınızı düzenlemek vb. için kullanabileceğiniz 4 saatlik dinlenme süresi veriliyor. Lütfen istediğinizi yapın ve bu boş zamanın tadını çıkarın.】

【Dört saat sonra öğlen 12’de ikinci aşama resmi olarak başlayacaktır.】

Bu duyuruyu yaptığında, gözetmen yerinde ceza alan sekiz büyük duymadı.

Hücre deneyiminden etkilenenlerin çoğu hâlâ uyuyordu.

Hepsinin arasında You Huo şaşırtıcı bir şekilde oldukça erken uyanmıştı.

Gözlerini açtığında, Qin Jiu’nun kolu bir şeyi almak için onun yanından uzanıyordu.

Qin Jiu, “Seni uyandırdım mı?” Diye sordu.

You Huo, önce uykulu halinin kaybolması için bir süre sessiz kaldı, “Hayır, kendim uyandım. Saat kaç?”

Qin Jiu telefonu aldı, “Kontrol etmek üzereydim. Saat 8:30. Biraz daha uyumak ister misin?”

Bunu sorduğu anda You Huo çoktan gözlerini kapatmıştı.

Qin Jiu ona bakmak için başını eğdi, “Gerçekten uyuyor musun?”

You Huo’nun nefesi düzenliydi. Bir süre sonra boğuk bir sesle cevap verdi: “Hayır, sadece gözlerimi dinlendiriyorum.”

Qin Jiu alçak sesle kıkırdadı.

You Huo homurdandıktan sonra tekrar uykuya dalmış gibi görünüyordu.

Ama uzun bir süre sonra yine konuştu: “İkinci aşama genellikle ne zaman başlıyor?”

Qin Jiu, “Önce kısa bir ara verilir. Ya öğlen ya da öğleden sonra başlayacaktır.” diye cevapladı.

You Huo, “Daha sonra konuşmak için Lao Yu’yu bulalım.” dedi.

Qin Jiu telefonuyla oynuyordu ve aniden bir şey hatırladı.

You Huo’nun kulak memesini çekti, “Büyük Gözetmen.”

You Huo gözleri kapalıyken homurdandı. Sinirlenmiş görünüyordu ama “Konuş,” dedi ve dokunuşundan kaçınmak için herhangi bir girişimde bulunmadı.

“Sadece merak ediyordum da… Geçmişte seninle tanışmış olabilir miyiz?”

You Huo: “…Ne saçmalıyorsun?”

“Sistemdeki geçmişimizden bahsetmiyorum, küçüklüğümüzden bahsediyorum.” Qin Jiu bir anlığına düşündü, “Lao Yu’nun hücresindeki görselde kaç yaşındaydın? On iki mi, on üç mü?”

You Huo “On iki.” diye cevapladı.

“Açıdan dolayı da olabilir ama gördüğümde biraz tanıdık geldi. Seninle daha önce tanışmış olabilirim.” Qin Jiu devam etti, “Başka çocukluk fotoğrafların var mı?”

You Huo: “……”

Cevap vermediğini gören Qin Jiu tekrar küpesiyle oynamaya başladı.

Boynunun yan tarafı giderek daha fazla kırmızılaşıyordu. Sonunda You Huo, gözleri hâlâ kapalıyken uzanıp komodinin üzerindeki telefonunu aradı.

Telefonu Qin Jiu’nun ellerine itti, “Kim bilir hangi yüzyıldan kalma Yu Wen’le çekilmiş bir tane olmalı. Kendin bul.”

Qin Jiu telefonu aldığında You Huo çoktan telefonun kilidini parmak iziyle açmıştı.

Telefon herhangi bir çekince olmaksızın bakması için açıktı.

Ancak You Huo’nun telefonunun içi oldukça temizdi ve albümde sadece birkaç fotoğraf vardı.

Qin Jiu ‘kim bilir hangi yüzyıldan’ olan bu fotoğrafı çok çabuk buldu.

Fotoğraftaki Yu Wen çok küçüktü, o kadar küçüktü ki henüz yürümeyi öğrenmemişti ve dik durmak için arkasındaki kişiye yaslanıyordu.

Onu destekleyen kişi siyah saçlı, ince vücutlu ve yakışıklı yüz hatlarına sahip küçük bir çocuktu.

Qin Jiu onu gördüğü anda şaşkına döndü.

You Huo’nun bu tuhaflığı hissetmesi için gözlerini açmasına gerek yoktu.

“Sorun ne?” Sonunda gözlerini açtı ve kaşlarını çatarak Qin Jiu’ya baktı.

“Bu sen misin?”

Qin Jiu, You Huo’ya göstermek için çocuğun yüzünü yakınlaştırdı.

“Başka kim olacak? Buna benzeyen başka birini gördün mü?” You Huo sıkıntıyla cevap verdi.

Qin Jiu bir süre sessiz kaldıktan sonra, “Aslında gördüm.” dedi.

You Huo: “?”

Bunu duyunca uykusu kaçmıştı.

“Ne demek istiyorsun?”

“Yaklaşık iki ya da üç yıl önceydi. Birinin çocukluk fotoğrafını gördüm. Aynı resmi bana gösterdi ve aynı şeyi söyledi. Bunun uzun zaman önce akrabasıyla çekilmiş bir fotoğraf olduğunu söyledi.”

“Kim?” You Huo, Qin Jiu’ya baktı.

Qin Jiu: “…..154”

You Huo’nun kafası karışmıştı.

Bir an neredeyse kendisinin bir hata yapıp yapmadığını ve yanlışlıkla başka birinin fotoğrafını kullanıp kullanmadığını merak etti.

Ama bu düşünce açıkça çok saçmaydı. Fotoğrafın kime ait olduğunu Yu amca ve kuzeni kanıtlayabilirdi.

Üstelik fotoğraf neredeyse yirmi yıl öncesine ait olmasına rağmen fotoğraftaki çocuk hâlâ tıpatıp şimdiki görünümüne benziyordu.

Fotoğraftaki kişi kendisiydi. Buna hiç şüphe yoktu.

Peki ya 154?

Hangi gerekçeyle başkasının çocukluk fotoğraflarını kullanıp kendisine ait olduğunu iddia ediyordu?


Normalde bölümler cumartesi günü geliyor ama tatilde olduğum için haftada bir kere değil birkaç kere bölüm atacağım. Günleri belli değil ne zaman çevirirsem o zaman yayınlıyorum ama yoğun olursam sadece cumartesi günleri atmaya devam edeceğim, duyuruları discord kanalımızdan ya da twitter hesabımdan (xiaoariri) takip edebilirsiniz.?

Etiketler: novel oku Global University Entrance Examination [Novel] Bölüm 121: Aynı Fotoğrafı Paylaşmak , novel Global University Entrance Examination [Novel] Bölüm 121: Aynı Fotoğrafı Paylaşmak , online Global University Entrance Examination [Novel] Bölüm 121: Aynı Fotoğrafı Paylaşmak  oku, Global University Entrance Examination [Novel] Bölüm 121: Aynı Fotoğrafı Paylaşmak  bölüm, Global University Entrance Examination [Novel] Bölüm 121: Aynı Fotoğrafı Paylaşmak  yüksek kalite, Global University Entrance Examination [Novel] Bölüm 121: Aynı Fotoğrafı Paylaşmak  light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X