Koyu Switch Mode

Everyone Thinks That I Like Him [Novel] 50. Bölüm

A+ A-

Çeviren: Ari


“Bunu kim yaptı?” Ye Zhou pencere pervazındaki yaprakları aldı ve inanamayarak, “Dün gayet iyiydiler.” dedi.

“Bu sabah bir kuş sesi duydum. Muhtemelen kuş yaptı.” Shang Jin saksıyı çevirdi, gerçekten hiç çiçek kalmamıştı.

Shang Jin’in saksısıyla karşılaştırıldığında, Ye Zhou aniden kendi saksısını boşverdi. Shang Jin’in açmış çiçeklerini kaybetmişken, o sadece birkaç yaprak kaybetmişti. Ye Zhou, Shang Jin’in omzunu okşadı ve iç çekti, “Çileğin gerçekten bu hayatta birçok zorlukla karşılaştı.”

“Benim ihmalimdi. Ortaya çıkabilecek olası bir tehlikeyi önceden tahmin etmeliydim.” Shang Jin düşmüş olan çiçeği aldı ve kitaplığa doğru yürüdü. Sözlüğü çıkarıp çiçeği içine koydu.

Öğlen, dersten sonra Shang Jin ve Ye Zhou saksılar için basit bir ağ yapmayı tartıştıktan sonra Shang Ye’yi alarak kampüsten çıktılar.

Ye Zhou, “Tel örgü kullanmaya ne dersin?” diye önerdi.

“Olabilir…” Ama tel örgü biraz inceydi ve ayrıca kolayca paslanırdı. Bitkiler hava ve güneş almak zorundaydı, ayrıca yağmur yağdığında dayanıklılığı biraz düşük olurdu. Shang Jin yürürken aniden bir kuşun öttüğünü duydu. Dönüp kuş sesinin nereden geldiğine baktı ve kuş kafesindeyken yemek yiyen papağanı gördü. “Ne alacağımı biliyorum. Sadece biraz para harcamamız gerekiyor ve kendi başımıza uğraşmamıza gerek yok.”

Yarım saat sonra, Ye Zhou yaklaşık 30 santimlik iki kafes taşırken Shang Jin katlanabilir bir çiçek standı tutuyordu, aceleyle yurt binasına girdiler.

“Siz ikiniz…” dedi Wen Renxu inanamayarak. Oysaki ikisinin notları çok iyiydi ama beyinleri neden her zaman sıradan insanlardan farklı çalışıyordu?

“Neden iki kafes satın aldınız?” Liu Yutian oyun oynuyor olsa bile buna katılmadan edemezdi. Kafesi Ye Zhou’nun elinden almaya geldi. İki saksı çilekle ilgili kötü haberi duymuştu, ama sonuçta hayvanlar hayvandı. Hayvanlar insanlar gibi akıl yürütebilir miydi sanki? “Kuşu yakalamak isteseniz bile hangisi olduğunu bilemezsiniz!”

Shang Jin’in kafası karışmıştı. “Kafesleri kuş yakalamak için aldığımızı sana kim söyledi?”

Liu Yutian afallamış görünüyordu, “O zaman ne için?”

Ye Zhou, “Tabi ki çilekler için.” dedi.

Liu Yutian hayrete düşmüştü. Shang Jin ve Ye Zhou ona aldırmadan kuş kafesinin üçgen tokasını çözdüler ve kafesi bir kenara koydular. Pencere pervazından çilek fidelerini alıp şaseye yerleştirdiler. Kafes gövdesi tekrar yerine sabitlendi, son olarak dört kurdeleyle bağlanarak saksıları yerlerine sabitledi. Daha sonra katlanabilir çiçek standını açtılar ve bir duvara yaslayarak sabitlediler Açılmış çiçek standı çok büyük değildi ve diğerlerinin yürümesine engel olmayacaktı. Ye Zhou kuş kafeslerini üzerine yerleştirdi.

Shang Jin ellerindeki tozu sildi ve “Bu çok geç aklıma geldi.” dedi.

İkisi içeri girdikten kısa bir süre sonra yan odadaki insanların dikkatini çoktan çekmişlerdi. Zhou Wendao, “Aiyo, aman tanrım! İkiniz de bu çileklere gerçekten evcil hayvan gibi mi bakıyorsunuz? Şuna bakın, bağımsız bir odada bir saksı ve ayrıca yüksek sınıf insanlar!” Çiçekliğin yüksekliği koridorun duvarından on santimetre daha kısaydı. Sadece güneşin tadını çıkarmak için iyi olmakla kalmıyor, aynı zamanda kuvvetli bir rüzgar olsa bile düşme trajedisinden endişe etmelerine gerek olmamasını sağlıyordu.

“Başka türlü nasıl sınav tanrıları olabilirlerdi? Sadece bu bitkilerdeki farka bakın!” Aynı kattan başka biri de eğlenceye katılmak için geldi. “Yurtta yetiştirdiğimle karşılaştırıldığında daha dolgun, biri gökte biri yerde.”

“Bu kafesleri birlikte mi aldınız?”

Yüksek sesle iki kez bağırılınca neredeyse tüm binadaki öğrenciler bakmaya geldi. Kuş kafeslerinin sahipleri durmadan çene çalan insanları çabucak kovdular. Sadece bir öğlen içinde, yetiştirdikleri çilekler Shang Ye’den sonra A Üniversitesi’nin sayfasında en popüler gönderi olmuştu.

LZ: Şok edici haber! Shang Ye yurtta çilek yetiştiriyor!

LZ: Finans bölümünün bir üyesi olarak, efsanevi sınav tanrılarıyla aynı yurt binasını paylaşacak kadar şanslıyım. Ve daha da şanslıyım ki onlarla aynı katta yaşıyorum. Bugün öğlen dinlenmeye hazırlanırken aniden dışarıda beni korkutan yüksek sesli bağrışmalar duydum. Yurttan çıkınca 405’in kapısını çevreleyen bir insan çemberi gördüm. O an çok heyecanlandım ve olayı görmek istedim. Koşup sabırsızlıkla önümdeki Tongxue’nin sırtına yaslandığımda… Shang Jin ve Ye Zhou’nun çileklerini gördüm… Daha fazla konuşmayacağım ve doğrudan fotoğrafları atacağım. [Fotoğraf] [Fotoğraf] [Fotoğraf]

1L: Shang Ye’yi gördüm ve direkt tıkladım!

2L: Shang Ye’nin en sonki gelişmeleri!

3L: Gönderi sahibi, ‘şok edici’ demene gerek yoktu. Shang Ye’yi gördüğümüzde her türlü bakardık!

23L: Hepsi bitki ama aradaki fark neden bu kadar büyük!!

32L: Bir sonraki reenkarnasyonumda beni avucunun içine alıp her gün sulayabilmesi için sınav tanrısının çileği olmalıyım~

38L: Bana yeni bir dünyanın kapısını açtığın için teşekkürler sınav tanrısı! Bitkilerimi gagalayan kuşlar sorununu nasıl çözeceğimi bilemediğimden endişeliydim. Birazdan Taobao’ya gireceğim ve bir kafes sipariş edeceğim.

41L: Düşünüyorum da… Bir gün Shang Jin’in çilek çiçeğine konan bir arı sonra Ye Zhou’nun çilek çiçeğini ziyaret ettiğinde o zaman büyüyen çilek iki test tanrısının birleşimi olmayacak mı? Şimdiki zamana bakılırsa, çilek tam dönem sonunda meyve verecek! Öyleyse önceden bir tane sipariş edebilir miyim!

53L: Bir tanenin yeterli olduğunu düşünmüyorum. Çok iyi olmadığım üç ders var. O yüzden üç tane sipariş edebilir miyim?

55L: Yukarıdaki herkes kenara çekilsin! Hepsini sipariş ediyorum!

62L: Onu benden almaya kim cesaret edebilir! En çok benim buna ihtiyacım var! Geçen dönem boyunca Shang Ye’ye dua ettikten sonra bile sınavı geçemedim. Bu dönem çifte sigortam olmalı!

68L: Üstteki Tongxue, Shang Ye sana yararsız olduğuna göre bu çileğin de senin için yararlı olmayacağını düşünüyorum, o yüzden kotayı boşa harcama. Neden bana vermiyorsunuz!

Tabii ki, Shang Jin ve Ye Zhou forumda olanlardan haberdar değillerdi ama bilseler bile onları gerçekten satmazlardı.

Aşağı yukarı çilekler yakında çiçek açmalıydı. Mayıs ayının sonunda, Ye Zhou kafesi açmak için bir yedek anahtar kullandı ve dersten önce yaprakları ayırdı. Beklenmedik bir şekilde epeyce çiçek tomurcuğu gördü. Hızlıca Shang Jin’in çileğine baktı, onun çiçek tomurcukları da büyümüştü.

“Shang Jin!” Ye Zhou, kapıyı kapatmakta olan Shang Jin’e döndü ve “Tomurcuklandılar!” dedi.

“Beklediğimden birkaç gün sonra…” Shang Jin defterine birkaç kelime yazdı ve “Döndüğümde haşereleri kontrol edeceğim. Bir daha mahvedemem.” Bu çiçeklerle ilgili bir şeyler ters gitmemiş olsaydı muhtemelen şimdiye kadar meyve vermeye başlayacak olmaları üzücüydü. Artık çiçek tomurcukları tekrar olduğuna göre Haziran başında çiçek açacaklarını tahmin ediyordu. Zamanlama biraz gecikmişti.

Ye Zhou, tomurcuklanan bitkilerin sevincine tamamen dalmıştı. “Gerçekten güzel. Sanırım ikimizin de çilekleri hemen hemen aynı anda meyve verecek.”

Haziran ayına girerken çiçek tomurcukları sonunda tamamen açıldı. Sadece bu da değildi, yaprakların altından daha fazla tomurcuk çıkıyordu.

Başta dördüncü katta oldukları için etrafta uçan arılar ve benzerleri olmayabileceğini düşünmüşlerdi ancak saksılarda çok fazla çiçek yetiştikten sonra iki kafesin arasında gidip gelen birkaç arının olmasını beklemiyorlardı.

Okulun sonlarına yaklaşmışlardı, final sınavı resmi olarak iki hafta sonra başlayacaktı.

Akşam Shang Jin ve Ye Zhou kantinde yemek yerlerken üzerlerinde tuhaf bir bakış hissettiler.

Ye Zhou etrafına baktı ve farkı anlayamadı. Shang Jin’e doğru eğilip fısıldadı, “Birinin bize baktığını hissettin mi?”

Shang Jin yavaşça yemeğini yerken kayıtsız bir şekilde “Hissettim.” dedi.

“O zaman nasıl oluyor da hiç tepki vermiyorsun?”

Shang Jin yemek çubuklarını bıraktı ve “Neden tepki vermem gerekiyor? Söyleyecek bir şeyleri varsa doğal olarak gelirlerdi. Gelmemeleri sadece önemli olmadığı anlamına gelir.”

“Mantıklı.”

Son lokmayı bitirdikten sonra, Ye Zhou ağzını sildi, çantasını almak üzereydi ki tam karşılarında oturan bir çocuk, “Bu iki bey, lütfen adım atmayı bırakın!*” dedi.

Ç/N: Sanki bir wuxia romanındaymış gibi konuşuyor.

Bu sözler hangi döneme aitti?

Ye Zhou sırt çantası kayışını bırakmadı. “Bu Xiongtai* için ne yapabilirim?”

Ç/N: Ye Zhou da onun konuşma tarzına uyarak konuşuyor. *Xiongtai: Aynı yaşlarda olanlar için kibarca kullanılan ‘erkek kardeş’

“Cesaret edemem, cesaret edemem!” Oğlan elini salladı. “Ye Xiong’un* çiçek açmış olabilecek bir çilek bitkisi yetiştirdiğini duydum?”

Ç/N: Ağabey.

Ye Zhou gözlerini kırpıştırdı ve “Xiangtai, nereden duyduğunu sormaya cüret edebilir miyim…” dedi.

Sözleri henüz bitmemişti ki Shang Jin aniden bardağı masanın ortasına bıraktı ve yumuşak bir sesle, “Düzgün konuşun.” dedi.

Ye Zhou utanarak, “Dostum, bunu nereden duydun?” dedi.

“Aiya, okuldaki herkes biliyor. İkinizin birlikte diktiğini duydum?”

Her biri kendi başının çaresine baksa da çilekler gerçekten birlikte büyümüşlerdi. Ye Zhou inkar etmedi ve “Ne olmuş?” dedi.

“O zaman çilek meyve verdiğinde bana bir tane satar mısınız? Sadece bir tanecik!” Oğlan ellerini sıktı, “Bu çilekler ikinizin ve meyvesi aşkınızın kristalleşmesi olmalı. Sınavdan önce yersem muhtemelen dönem sonu için endişe duymama gerek kalmayacak.”

Shang Jin kendi içecek bardağını aldı ve Ye Zhou’nun okul çantasını çekiştirerek, “Bu, aşkımızın kristalleşmesi. Onu yemenin senin için uygun olduğunu düşündürten ne?” dedi.

Aşkın kristalleşmesi ne be?!

Ye Zhou beceriksizce, “Tongxue, final sınavlarını geçmek için konuları düzgün bir şekilde gözden geçir. Bu önemsiz şeyleri unut. Böyle bir batıl inanç kabul edilemez!”

Çocuk konuşmaya devam etmek istiyordu ama iki kişi ona bir şans daha vermeden aceleyle yemekhaneden çıktılar.

“Bütün bunlar ne…” Ye Zhou başını salladı ve A Üniversitesi’nin okul ahlakını bir kez daha sorguladı.

İkisi bugün arabalarına binmemişlerdi ve spor sahasına doğru ilerliyorlardı. Kızlar yurdunun önünden geçerken, binanın önünün kalabalık olduğunu gördüler. Ye Zhou merakla baktığı sırada Shang Jin, “Gidip bakalım.” dedi.

Ye Zhou sadece bu cümleyi bekliyordu. İki adamın boy avantajı vardı ve kalabalığın ortasına gitmemelerine rağmen öndeki sahneyi görüyorlardı.

Kızlar yurdunun önünde çömelen birkaç erkek, mumları düzenliyor ve yanlarına birer gül koyuyordu. Düşünmeye gerek yoktu: bu bir itiraf sahnesiydi.

Ye Zhou dudaklarını büktü ve “Bu çok abartılı. Büyük bir şey yapmasına rağmen kızın ondan hoşlanmaması durumunda trajediyle sonuçlanırsa iki taraf da utanacak.”

“Bunun neresi utanç verici? Bu tür önemsiz meselelerin ciddiye alınması gerekiyor mu?”

“Ortalama bir insandan farklı olduğunu unutmuşum.” Ye Zhou ilgisini kaybetti ve Shang Jin’i olay yerinden uzaklaştırdı. “Bana sorarsan itiraf edecek kişi, insanların olmadığı bir yer seçmeli. Bir buket gül tutmak gibi göz alıcı bir şey yapmak zorunda değil. Kız onunla gerçekten ilgileniyorsa iki kır çiçeği vermesi bile yeterli, itirafı başarılı olacaktır.”

Shang Jin düşünceli bir şekilde başını salladı. “Demek öyle.”

Etiketler: novel oku Everyone Thinks That I Like Him [Novel] 50. Bölüm, novel Everyone Thinks That I Like Him [Novel] 50. Bölüm, online Everyone Thinks That I Like Him [Novel] 50. Bölüm oku, Everyone Thinks That I Like Him [Novel] 50. Bölüm bölüm, Everyone Thinks That I Like Him [Novel] 50. Bölüm yüksek kalite, Everyone Thinks That I Like Him [Novel] 50. Bölüm light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X