Koyu Switch Mode

Everyone Thinks That I Like Him [Novel] 48. Bölüm

A+ A-

Çeviren: Ari


Akşam olduğunda Ye Zhou, yerel lezzetleri tatması için Shang Ming’i özel olarak gezdirdi.

Shang Ming büyük bir çanta yiyecek bile almıştı. Geri döndüklerinde daha az insanın olduğu bir rota seçtiler. Otobüs yol boyunca giderken, ikisi sonunda arkalarına yaslanıp rahatlayabilmişlerdi.

“Aiya!” Shang Ming başını kaşıdı, “Uzun bir yastık almayı unuttum.”

Ye Zhou, “O zaman tekrar katlanacağım ve gece sarılman için kendimi ödünç vereceğim?” dedi.

“İstemem.” Bugün zaten varsayımsal bir rakip olarak kabul edilmişti. Shang Ming, birinin sevgilisine gözlerinin önünde sarılmak gibi bir şey yapamazdı. “Kendim uyuyacağım. Dün gece köşeye sıkışıp kaldım.”

Ye Zhou daha fazlasını isteyemezdi. Shang Ming sadece onu sarmakla kalmamıştı, aynı zamanda gücü de fazlaydı. Ona sarılmak zincire vurulmak gibiydi. “Yarın trenin kaçta?”

“Öğleden sonra iki de. Sabah yurtta uyuyabilirim.” Shang Ming çantasındaki hediyelikleri düzeltti ve “Bu sefer zaman biraz kısıtlıydı. Ulusal Gün’e kadar bekle, iyice planlayacağım ve tekrar geleceğim. Son zamanlarda kafam patlamak üzere olana kadar çalıştım, o yüzden çalışma odasında beynimin “Sadece git ve gör” gezisi fikrini nasıl çıkardığını bilmiyorum. Biletlere bile bakmadım. İstasyonda en yakın trenin biletini alıp aceleyle geldim.”

Ye Zhou güldü, “Hiç değişmemiş gibisin, hâlâ eskisi kadar pervasızsın.”

Ye Zhou’nun gülümsemesini gören Shang Ming, hemen geçmiş bir olayı hatırladı.

Lisedeyken ikisi çalışmak için eve gitmemişler, okulda ödev yapmışlardı ve birdenbire tarlalarda uçurtma uçurmak istediğini söylemişti. O sırada Ye Zhou sınavlara hazırlanmaya odaklandığından ikilemdeydi. Sonra hiçbir şey sormadan ödevini bıraktı ve uçurtma almak için birlikte bir satıcının tezgahına gittiler. Otobüsle uzak bir alana gidip uçurtma uçurdular. O gün gökyüzü maviydi ve esinti yüzlerini okşuyordu. Yemyeşil buğday filizleri her iki taraftaydı, iki kişi daracık toprak yolun ortasında çılgınca koşturdular.

Ye Zhou hep böyleydi. Shang Ming’in aklına sık sık yapmak istediği çok rastgele şeyler gelirdi ve Ye Zhou her zaman fazla bir şey söylemez, elindeki meseleleri bırakıp ona eşlik ederdi. Shang Ming, “Bence sen de hiç değişmemişsin,” dedi.

“Değişmedim mi?” Ye Zhou, son iki yıldaki değişiklikleri hatırladı. “Sanırım biraz daha olgunlaştım.”

“Hiç de değil, hâlâ çok aptalsın.” O kadar aptal bir arkadaştı ki, sevdiği kişinin farkında değildi. Shang Ming heteroseksüel olsa ve Ye Zhou ile birlikte olmayı hiç düşünmemiş olsa bile, aniden Ye Zhou’nun birini sevdiğini duyduğunda kalbinde bir parça kaybolmuştu.

Ye Zhou ikna olmadı, “Aptal olan sensin! Lisedeki üçüncü yıl sonucun elli puan artsın diye kan kusana kadar sana ders verdim.”

Eski şeylerden tekrar bahsedildiğinde Shang Ming’in duygusal, edebi kalbi paramparça oldu ve soğuk bir şekilde, “Bu konudan bahsetme ki hâlâ arkadaş kalabilelim.” dedi. Bu elli puan Ye Zhou’nun ağzında çok az değer taşıyordu ama bilinmeliydi ki, o üniversite giriş sınavı puanını kontrol ettikten sonra ailesi bunu aile grubunda duyurmak için sabırsızlanıyordu. Ertesi gün büyük bir otelde toplaşıp puanını tüm dünyaya duyurmuşlardı. Daha sonra Anne Shang, Ye Zhou’ya tekrar tekrar brokar bir pankart göndermeye devam etmişti. Elbette sonunda durmuştu ancak utanç verici olan, Ye Zhou’dan yüz puan daha az not almış olmasıydı ve buna rağmen ailesi arkadaşlarını ve akrabalarını eğlendirmek için D Şehri’ndeki en iyi oteli rezerve etmişken, Ye Zhou’nun ailesi özel hiçbir şey yapmamıştı. Hatta bir mezuniyet yemeği bile düzenlememişlerdi.

Otobüs durağına geldiklerinde Ye Zhou ve Shang Ming, büyüklü küçüklü torbaları odaya kadar taşıdılar.

Shang Jin masada oturmuş, büyük bir dikkatle kitap okuyordu. Ye Zhou bakmak için yaklaştı ve bunun çilek yetiştirme yöntemleri hakkında bir kitap olduğunu gördü. “Bir serada çalışmayacaksın, bu kitabı okuyarak ne yapıyorsun?”

“Daha fazla bilgi öğrenmekten zarar gelmez.” Shang Jin, Shang Ming’in arkasından geldiğini gördü ve “Senin için bir şey aldım.” dedi.

Shang Ming, büyük bir telaş içinde: “Benim için mi??”

Öğleden sonra Ye Zhou, yol boyunca ona Shang Jin’in sadece iyi göründüğünü değil, aynı zamanda zihninin de birinci derece iyi olduğunu söylemişti. Shang Ming, bu IQ ile Shang Jin’in kesinlikle kendi ev yapımı bombasını kolayca yapabileceğine inanıyordu. Neredeyse içgüdüsel olarak Shang Ming, Ye Zhou’nun iki adım arkasına saklandı.

Ye Zhou’nun da kafası karışmıştı. Shang Jin daha önce başka bir kişiye farklı bir gözle bakmamıştı. Ama şimdi biriyle ilk kez tanıştığı halde beklenmedik şekilde ona bir şey vermek istiyordu.

Shang Jin yurt kapısını kapattı, kapının arkasına yaslanmış yaklaşık 1.8 metre uzunluğunda bir kağıt kutu vardı. “Senin için.”

Shang Ming, Ye Zhou’nun omzunu okşadı ve “Ye Zhou, sen aç.” dedi.

Ye Zhou, paketi Shang Ming’den daha çok merak ediyordu. Büyük paketi yere koymak için fazladan güç kullandı. Sonuç olarak paket düşündüğünden çok daha hafifti.

Bu ağırlık Ye Zhou’nun pakette ne olduğunu kabaca tahmin etmesine neden oldu. Sabah, Shang Jin sormasa da, neden Shang Ming ile yattığını ona açıklamıştı.

Keskin bir bıçakla bandı kesti ve paketin bir köşesinden yavaş yavaş yumuşak, beyaz uzun bir yastık çıktı.

Shang Ming yanına gidip Ye Zhou’nun paketi açmasına yardım etti. Son bant kesilerek açıldı ve önlerine 1.8 metre uzunluğunda bir yastık çıktı.

Shang Ming için bunun karlı havada kömür göndermek gibi olduğunu söylemek abartı olmazdı. Yastığın plastik ambalajının etrafına sarıldı ve içtenlikle “Teşekkür ederim.” dedi.

Shang Jin karyola direğine yaslanıp hiçbir duygu taşımadan, “Rica ederim. Yeter ki beğen.”

“Sen… Bu ne estetiklik?” Ye Zhou uzun yastığın üzerindeki tasarıma nahoş bir şekilde baktı: utangaç ve ürkek bir anime kızı vardı ve büyük göğsleri neredeyse elbiselerinden gözüküyordu. Ye Zhou kendi sesindeki hoşnutsuzluğun farkında değildi, “Böyle şeyleri sevmeni gerçekten sevmeni beklemiyordum.” dedi.

Shang Jin alay etti, “Bunu sevmemin ne anlamı var? Buna dönüşebilir misin?”

“Kim buna dönüşmek ister?” Ye Zhou ona soğuk bir bakış attı ama Shang Ming’in mutlu görünümüne bakınca oldukça etkilenmiş hissetti. Shang Jin’in, arkadaşı için böyle bir şey yapabileceğini düşünmemişti. Halbuki kendileri almayı unutmuşlardı. Shang Jin’in kolunu çekti ve “Teşekkürler.” dedi.

Shang Jin alçak sesle güldü, “Rica ederim.”

Akşam, Shang Ming vücut yastığını memnun bir şekilde sarıldı ve Ye Zhou’nun yatağında yuvarlandı. Ye Zhou duş almaya gitmişti. Shang Ming vücut yastığını bırakıp doğrularak, “Hey, Shang Jin.” dedi.

“Ne?” Bugün vücut yastığını alması Shang Ming yüzünden değildi. Bu yüzden Shang Ming’in bu öğleden sonra kısasa kısas tavrından aniden sıcak ve arkadaş canlısı olmaya geçmesi, Shang Jin’i ona biraz alıştırmak içindi.

Kısa bir bakış attı, Shang Ming, Shang Jin’in ona karşı gardını indirmediğini biliyordu. Arkasını dönüp uzun yastığını kaldırdı. Yastığın üzerindeki anime kızına hayran kalarak, “Sana dostça bir hatırlatma: En başından beri hiç düşmanın olmadım. Sonuçta erkeklerden hoşlansaydım uyumak için bu vücut yastığını tutmazdım.”

Shang Jin “Oh.” dedi ve Shang Ming’in sözlerinin onun üzerinde hiçbir etkisi yokmuş gibi işine devam etti.

Shang Ming uzun süre bekledi ve bu süre boyunca Shang Jin’e baktı, sonra yatağa uzanıp güldü.

Shang Jin ilk başta ona düşman olsa bile ondan asla korkmamıştı, sanki Shang Ming’in Ye Zhou ile ilişkisi şu anda nasıl olursa olsun, son zafer yine de kendisinin olacaktı. Belki de bu güçlülerin gururuydu?

Shang Jin buradayken, Ye Zhou dolambaçlı yoldan gitmek istese bile yine de Shang Jin tarafından doğru yola geri çekilirdi.

Shang Ming, başkalarının işine karışmamak için düşüncelerini bir kenara bıraktı ve bir melodi mırıldanarak cep telefonundan bir sürü fotoğraf seçip arkadaş çevresine gönderdi.

Ertesi gün Shang Ming’in ayrılmak zorunda kaldığı gündü. Shang Ming, Ye Zhou onu tekrar tekrar “Biletin saat ikide, kalk!” diye çağırana kadar uyanmayı erteledi.

Shang Ming yastığını ovuşturdu ve, “Zaten tren istasyonundan çok uzakta değiliz. Bu kadar erken gitmenin faydası yok.”

Çilek fideleri hakkında notlar alan Shang Jin, “Bırak uyusun. Sonra Shang Ye’yi kullanıp arka yoldan gidersiniz. Trafik sıkışıklığı olmayacağını için yaklaşık yarım saatte oraya gidebilirsiniz.” dedi.

Shang Ming sıçradı ve oturdu. “Gerek yok, bu çok zahmetli. Otobüse binelim.” Ye Zhou onu ciddi bir şekilde Shang Ye ile tanıştırmış olsa bile Shang Ming’in bu gösterişli arabaya binmesi ve şehirde onlar kadar sakin bir şekilde geçit töreni yapması imkansızdı.

“Sorun değil. Tren istasyonuna giden yol biraz bozuk. Seni arabayla bırakacağım. Hem dönüşte süpermarkete de gidebilirim.”

Shang Ming daha fazla reddedemezdi. Bu noktada içindeki türlü isteksizliğe rağmen Ye Zhou’nun ‘iyi niyetine’ boyun eğdi.

Shang Jin duvara yaslandı ve samimi olmayan bir şekilde gülümseyip ona el salladı. “Fırsat bulduğunda geri dön. Yastığı senin için saklayacağız.”

Shang Ming öfkeyle Shang Jin’e baktı. Bu çocuk kasıtlı mı yapıyordu? Açıkçası Ye Zhou böyle bir ulaşım aracını düşünmezdi. Sonuç olarak bunu Shang Jin bulmuş olmalıydı. Ve Ye Zhou! Shang Jin’den hoşlanmadığını söyleyip duruyordu ama Shang Jin’in söylediği her şeyi dinliyordu!

Utangaç bir şekilde arabaya binen Shang Ming, güneş gözlüğü ve maske taktı. Tuhaf bir arabanın içinde oturan tuhaf bir adam… Bunun daha da dikkat çekici olduğunun az çok farkındaydı.

Shang Jin’in gururlu görünüşünü hatırlayan Shang Ming sinirlendi. Kalpsiz olduğuna göre adını Ye Zhou’nun önünde karaladığım için beni suçlama.

“Ye Zhou, bence Shang Jin’den hoşlanmaman çok mantıklı.” dedi Shang Ming, “İnsanlara karşı tutumu çok kötü. Görüyorsun, tanıştığımız andan ayrılana kadar hiç gülümsemedi bile.”

“Üzgünüm.” Ye Zhou özür dilercesine, “Shang Jin görünürde biraz soğuk bir insan ama bu onun karakteri. Herkese böyle davranıyor, yani özellikle seni hedef almıyor.”

Shang Ming tıkandığını hissetti. Bunu Ye Zhou’nun özür dilemesini istediği için söylememişti. Taktiğini değiştirdi ve “Bu kişilikle, başkalarıyla geçinmesi çok zor oluyordur. Okulda insanlarla ilişkisi çok mu zayıf…”

Ye Zhou aniden frene bastı ve ciddi bir şekilde, “Neden insanların arkasından kötü kötü konuşuyorsun? Shang Jin’in dün sana uzun bir yastık alması harikaydı. Çok iyi anlaştığınızı düşünmüştüm. Ona karşı bu kadar büyük bir şikayetin olmasını beklemiyordum. Shang Jin’in kişiliği biraz bağımsız ama insanlarla kesinlikle kötü ilişkileri yok. Sadece yakışıklı görünmekle ve iyi notları olmakla kalmıyor, aynı zamanda samimi biri. Her zaman birin bir, ikinin iki olduğunu söylerdi. İnsanların arkasından asla kötü konuşmaz.”

Shang Ming çenesini kapattı. Ye Zhou bu savunmak için aceleci tavrıyla, bir de Shang Jin’den hoşlanmadığını söyleme cesaretine sahipti! Shang Ming, Ye Zhou’ya bir ayna vererek bu sözleri söylerkenki ifadesini görmesini sağlamak istiyordu.

“İyi, tamam, tamam, yanılmışım, yanılmışım. Hızlı sür. Beni geciktirme.” Shang Ming aceleyle teslim oldu. Ye Zhou’nun bu tavrıyla, Shang Jin’i itibarsızlaştırmaya nasıl cüret edebilirdi ki?

Shang Jin’in bu kadar kendinden emin olmasına şaşmamalıydı. Boşuna endişelenmişti!

Etiketler: novel oku Everyone Thinks That I Like Him [Novel] 48. Bölüm, novel Everyone Thinks That I Like Him [Novel] 48. Bölüm, online Everyone Thinks That I Like Him [Novel] 48. Bölüm oku, Everyone Thinks That I Like Him [Novel] 48. Bölüm bölüm, Everyone Thinks That I Like Him [Novel] 48. Bölüm yüksek kalite, Everyone Thinks That I Like Him [Novel] 48. Bölüm light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X