Çeviren: Ari
“Eh, bu kadar geç olmuşken neden Shang Jin hâlâ geri gelmedi?”
Ye Zhou yukarı baktı ve üst ranzadaki Liu Yutian’a, “Bugün eve gitti.” dedi.
Shang Jin’in evi yakındaydı ancak eve gitme sıklığı ülkenin diğer bölgelerinde yaşayan öğrencilere benziyordu. Bu Shang Jin’in kısa bir tatil sırasında eve ilk dönüşüydü.
“Eve mi gitti?” Yatakta uzanıp parmaklarını cep telefonu ekranına vuran Liu Yutian merakla, “Üç günlük Qingming tatili sırasında bile geri dönmemişti. Bugün neden geri döndü?”
Wen Renxu, “Evet ve yarın spor yarışması var. Yarışmıyor mu?”
Shang Jin’in nerede olduğunu bilmesinin haricinde, Ye Zhou eve dönme nedeni konusunda pek net değildi. “Nedenini ben de bilmiyorum. Yarın sabah geleceğini söyledi.” Her halükarda Shang Jin bir yetişkindi, bu yüzden dışarıda ne yaptığını oda arkadaşlarına rapor etmesine gerek yoktu.
Diğer tarafta Shang Jin oturma odasında oturuyordu. Shang Youyou yan tarafa konulmuş küçük çatalını sehpanın üzerindeki meyve tabağına uzatmış ve bir çileği çatallayıp sendeleyerek Shang Jin’in ağzına götürmüştü. “Ge, ye.”
Shang Jin çileği yemek için ağzını açtı ve Shang Youyou’ya gülümsedi. Shang Youyou hemen Shang Jin’in koluna sarılıp utanarak başını eğdi.
“Yarın Youyou’yla okula gitmeme izin verecek misin?” Shang Qingping kendi kendine kararsız bir şekilde, “Sen çok gençsin, ona bakabilecek misin?”
Shang Youyou, babasının aynı fikirde olmayacağından korktu ve “Ge ile gitmek istiyorum!” diye çekinerek ısrar etmekten kendini alamadı.
Shang Jin ödül olarak bir çilek aldı ve Shang Youyou’ya yedirdi. Ama çilek çok büyüktü ve Shang Youyou’nun ağzı çok küçüktü. Shang Jin tarafından beslendiği için hepsini tek seferde yemek istemişti. Sonuç olarak çilek suyu ağzından damladı ve tişörtüne bulaştı.
“Afedersin.” Shang Jin bir peçete çıkarıp Shang Youyou’nun üstündeki lekeleri sildi. Shang Youyou’ya başka bir çilek daha yedirirken, küçük ağzı sadece bir ısırık aldıktan sonra geri çekti.
Qin Fei, “Shang Jin istikrarlı bir insan ve kesinlikle Youyou’ya iyi bakabilir.” diyerek ikna etti, “Sadece birlikte gitmelerine izin ver.” Shang Jin’in, Shang Youyou’ya karşı iyi olması, isteyebileceği en iyi şeydi. Qin Fei aileye geldiğinde Shang Jin’in yaşı küçük olarak kabul edilmediği ve inatçı olduğu için içten içe onu ikna edemeyeceğini biliyordu. Başından beri onu memnun etmeye çalışıyordu. Shang Jin onları kabul etmek için kendinden ödün verdiğine göre artık evde çok daha rahat olabilirdi.
Shang Qingping başını salladı ve “Tamam o zaman, ama akşam onu eve getirmeyi unutma.” dedi.
Ertesi sabah Shang Youyou normalden daha erken bir saatte kalktı. Uyandıktan sonra gözlerini kocaman açtı ve itaatkar bir şekilde Qin Fei’nin onu giydirmesine izin verdi.
Saat sekizde esneyen Shang Jin, Shang Youyou ile dışarı çıktı. Shang Youyou’yu güvenlik koltuğuna oturtup sürücü koltuğuna da kendisi oturdu.
Saat dokuza doğru okula geldiler.
Shang Jin okulda çok ünlüydü, bu yüzden kucağında bir prenses gibi giyinmiş Shang Youyou’yu taşıması birçok insanın dikkatini çekmişti.
Seyirci kalabalığı merakla Shang Jin’in taşıdığı çocuğun kim olduğunu bilmek istese de, kimse sormaya cesaret edemedi.
Ta ki spor sahasında Ye Zhou ile birleşene kadar.
“Aiya, bu güzel küçük prenses de kim böyle?” Ye Zhou, küçük kızı Shang Jin’in kollarında gördüğü anda kim olduğunu tanıyan tek kişiydi. Birkaç adımda yanına koştu. Zaten oldukça cana yakın bir insandı, nezaketini dışa vurmaya çalışırken ki çabasından bahsetmeye gerek yoktu.
Shang Youyou, Shang Jin’in boynuna sarılıyordu. Sesi duyduktan sonra gelen kişiye baktı ve anında şaşkına döndü.
Uzun bir süre bekledikten sonra Shang ailesinin küçük prensesinden cevabını hâlâ alamamıştı. Karşı taraf ağzını açmaya hiç niyeti olmadan öylece ona bakıyordu. Ye Zhou yüzündeki gülümsemeyi koruyamadı. Shang Jin’e yardım ister gibi baktı.
Shang Jin, “Youyou?” diye seslendi.
Shang Youyou sanki duymuyormuş gibi hâla şapşalca Ye Zhou’ya bakıyordu.
Ye Zhou dikkat çekmeden Shang Jin’in yanına geçti ve Shang Jin’in kulağına eğilip sessizce, “Kız kardeşin iyi uyumadı mı?” diye sordu. Hatta, “Kız kardeşin aptal mı?” diye sormak bile istemişti. Oysaki son sefer çok zeki görünüyordu.
Shang Jin de şaşkındı. Fısıldadı, “Hayır, az önce arabada gayet neşeliydi.” Bunu söyledikten sonra kollarını salladı. Shang Youyou hemen kendine geldi. Ye Zhou’ya tekrar baktı ve sonra yüzünü doğrudan Shang Jin’in omzuna gömüp ne kadar ikna edilirse edilsin dışarı çıkmadı.
Ye Zhou bundan büyük ölçüde yaralanmıştı. Her zaman çok cana yakın olduğunu düşünürdü. Shang Jin’in küçük kız kardeşi yüzünden duvara toslamayı beklemiyordu.
Shang Jin beceriksizce bir bahane uydurdu: “İyi uyumamış olabilir.”
Ye Zhou kırgın bir şekilde, “Öyleyse bırakalım da uyusun.” dedi.
Bir süre yürüdüklerinde Zhou Wendao ve Xu Yangjun ile karşılaştılar.
İkisi, Shang Jin’in kollarındaki küçük kızı gördüklerinde oracıkta donakaldılar.
Bir yıl birlikte yaşadıktan sonra, Ye Zhou iki adamın ifadelerini gördüğünde çoktan zihinlerinde melodramatik bir aile draması sahnesini canlandırdıklarını biliyordu. Gevezelik etmelerine izin vermeden aceleyle, “Bu Shang Jin’in küçük kız kardeşi.” dedi.
Zhou Wendao büyük bir rahat nefes aldı ve “Ah, kardeşiymiş.” dedi.
“Merhaba Meimei.*” Xu Yangjun, Shang Youyou ile sohbet etmek isteyerek Shang Jin’in arkasına geçti.
Ç/N: Küçük kız kardeş.
Ye Zhou, “Uyuyor. Onu rahatsız etme.”
Ancak Ye Zhou’nun sözleri havaya karıştı, Shang Youyou küçük yüzünü kaldırdı ve Xu Yangjun’a “Merhaba, Ge.” dedi.
Ye Zhou, Xu Yangjun’a karşı gerçekten de yenilgiye uğradığına inanmaya cesaret edemiyordu.
“Aiya, küçük bir meleğe benziyor, Shang Jin’in küçük kız kardeşi olmayı hak ediyor.”
Bakmadan bile Ye Zhou’nun tüm vücudundan yayılan negatif enerjiyi hissedebiliyorlardı. Shang Jin’de olan biteni anlayamamıştı. Ye Zhou çocukları sevdiğini söylediği için Shang Youyou’yu getirmişti. Shang Youyou’nun başkalarıyla çok iyi anlaşıp, Ye Zhou’ya karşı bu kadar mesafeli olmasını beklemiyordı.
Shang Youyou sadece Xu Yangjun’a iyi davranmakla kalmadı, Zhou Wendao’yu da kibarca selamladı. Bir tek ona karşı ‘kayıtsız’ bir yüzle bakmıştı.
“Birlikte mutlu ve neşeli bir şekilde oynayın. Küçük prenses tarafından terk edilen bu kırık kanatlı melek yaralarını tek başına saracak.”
Xu Yangjun ve Zhou Wendao sonunda Ye Zhou’ya karşı bir üstünlük bulmuşlardı, samimiyetsizce onu teselli ettiler: “Zhou, yapılacak bir şey yok. Bu kişisel bir çekicilik!”
“Doğru küçük çocukların dünyasında güzellik ve çirkinlik kavramı yoktur. Eğer göze hoş geliyorsan, o zaman seninle konuşurlar. Eğer göze hoş gelmiyorsan, cevap vermek bile istemezler.” Xu Yangjun iki kez hayıflandı ve kasıtlı olarak “Küçük çocuklar çok kaprisli!” dedi.
İkisi de Ye Zhou ile alay ederken, Shang Youyou’yu taşıyan Shang Jin diğer tarafa yürüyüp Shang Youyou’yu yere bıraktı. Çömeldi ve fısıldadı, “Gördüğün ilk Ge hakkında ne düşünüyorsun?”
Shang Youyou kıyafetlerinin köşesini tuttu, Ye Zhou’ya çekingen bir bakış atıp kızararak, “O Ge gerçekten çok hoş görünüyor.” dedi.
Shang Youyou’nun ifadesini anladığında, Shang Jin’in kalbi bir hayli sakinleşti. “Ondan hoşlanıyor musun?” diye sormaya devam etti.
“Hoşlanıyorum…” Shang Youyou, Shang Jin’in boynunu tuttu ve kulağına fısıldadı, “Ben de onunla konuşmak istiyorum ama utanıyorum.” Özellikle de karşılaşır karşılaşmaz aptalca ona baktığı için…
Shang Jin, yabani otların arasında parlak sarı bir kır çiçeği gördü ve Shang Youyou’nun kulağına birkaç kelime fısıldadı. Shang You bunu duyduğunda küçük kır çiçeğine doğru birkaç küçük adım attı. Dikkatle alıp Shang Jin’in cesaret verici bakışları altında elleri arkasında Ye Zhou’nun önüne yürüdü.
Shang Youyou’nun geldiğini görünce, Xu Yangjun ve Zhou Wendao hevesle sordu, “Küçük kız, bir şey için biz abileri mi arıyorsun?”
Shang Youyou, iki kişinin beklenti dolu bakışları altında Ye Zhou’nun önünde yürüdü, ellerini arkasından çıkardı, küçük bir kır çiçeği tutan elini uzattı ve “Ye Ge, senin için.” dedi.
Ye Zhou beklenmedik bir şekilde, “Benim için mi?” dedi.
Shang Youyou başıyla onayladı.
“Teşekkür ederim.” Ye Zhou diz çöktü ve küçük çiçeği aldı. Burnunun ucuna dayayıp kokladı. Sonra küçük çiçeği alıp Shang Youyou’nun kulağının arkasına sıkıştırdı. “Çiçek küçük prensese daha çok yakıştı, gerçekten çok güzel.”
Shang Youyou gözlerini kıstı ve Ye Zhou’ya utangaç bir şekilde gülümsedi. Kısa bir süre sonra, bu sabah takmak için ısrar ettiği yeni aldığı kirazlı saç tokasını çıkarıp Ye Zhou’nun kafasına takarak karşılık verdi. Sadece çok küçük olduğu için el koordinasyonu çok iyi değildi ve tokayı Ye Zhou’nun saçına zar zor takmıştı.
Ye Zhou bir çocuğun saç tokasını takmayı umursamadı ve Shang Jin’e “İyi görünüyor mu?” diye sormak için başını çevirdi.
Shang Jin küçümseyerek, “Çok çirkin.” dedi.
Shang Youyou aceleyle Ye Zhou’yu teselli etti, “Çirkin değil, çirkin değil, çok güzel!”
Çocukların beğenisi genellikle çok açık olurdu. Baştaki utangaç dönemden sonra Shang Youyou hiç çekingen değildi, Ye Zhou’nun onu elinden tutup yönlendirmesine izin veriyordu. Dahası, Ye Zhou’ya hitap ediş şekli artık “Ye Ge” yerine “Zhou Zhou Ge” idi.
İkisinin yarışı da öğleden sonraydı. Öğle yemeğini yedikten sonra Shang Jin, yurt müdürüyle konuşmuş ve Shang Youyou’yu yurda getirmişti.
Shang Youyou yavaşça küçük bir kutu süt içiyordu. Bir yudum içerek pipeti Shang Jin’in önüne koydu ve “Ge, iç.” dedi.
Shang Jin bir yudum aldı. Shang Youyou pipeti bu sefer Ye Zhou’ya uzattı ve “Zhou Zhou Ge, iç.” dedi.
Bir pipeti paylaşmak ne olursa olsun biraz fazla samimiceydi. Shang Jin ve Shang Youyou kardeşti bu yüzden önemli değildi ama kendisi bir yabancıydı o yüzden nasıl düşünürse düşünsün yine de uygun değildi. Ye Zhou nazikçe reddetti, “Artık içemem. Öğle yemeği yedikten sonra gerçekten çok doydum. İçersem karnım patlayacak diye korkuyorum.”
Shang Youyou önce hayal kırıklığına uğramış bir şekilde “Oh…” dedi, sonra kıkırdadı. “Zhou Zhou Ge’nın göbeği patlayacak.”
Shang Jin, Shang Youyou’yu yurda getirdiğinde hemen iki komşu odadaki izleyicileri kendine çekmişti. Karşı tarafı ürkütmekten korktukları için sadece uzaktan bakmaya cesaret edebiliyorlardı.
Bu sırada oda arkadaşı olmanın faydaları ortaya çıkıyordu. Liu Yutian, Shang Youyou’ya bir lolipop almıştı. Shang Youyou aldı ama yemedi, onun yerine Shang Jin’e verdi.
Youyou esnediğinde Shang Jin lolipopu bırakıp, “Bir süre uyu, sonra kalkınca yersin.” dedi.
“Tamam.” Shang Youyou gözlerini ovuştururken Shang Jin onu yatağa taşıdı. İki dakikadan kısa bir süre içinde küçük göğsü ritmik bir şekilde aşağı yukarı hareket etmeye başlamıştı.
Ye Zhou banyodan çıktığında Shang Youyou’nun Shang Jin’in yatağında yattığını gördü. “Kız kardeşinin, belli birinin aksine, insanlarla bu kadar yakın olmasını beklemiyordum.”
Shang Jin şaka yaptı, “Bu kadar çabuk mu unuttun? Başta seni umursamadı bile.”
“Öğle vakti yemek yediğimizde bana çok yakışıklı olduğumu düşündüğünü ve utandığını söyledi, o yüzden öyle davranmış.” Ye Zhou ona yan yan baktı ve gururla, “O zaman ona ‘Abin mi daha yakışıklı yoksa ben mi?’ diye sordum. Bil bakalım ne dedi?”
Shang Jin alakasız bir şekilde cevap verdi, “Onun vizyonunu geliştirmem gerekiyor.”
Ye Zhou engellendiği için devam edemedi.
Bir buçuğa kadar uyuyan Shang Jin, Shang Youyou’ya seslendi. Shang Youyou yatakta biraz daha oyalanmak istiyordu, iki kez mırıldandı ve kalkmak istemedi.
Ye Zhou lolipop paketini yırttı, lolipopu Shang Youyou’nun önüne koyup, “Bebeğim, bak burada ne var?” diye sordu.
Shang Youyou gözlerini açtı ve uyandı. Almak isteyerek ağzını açtı ama Ye Zhou çabucak geri çekti. Shang Youyou şımarıkça, “Zhou Zhou Ge, yemek istiyorum.” dedi.
“Kalkarsan sana yemen için vereceğim.”
Shang Youyou, aşağı indi. Biraz kestirdikten sonra iki atkuyruğu göğe yükselen iki düğüm olmuştu. Ye Zhou bunu gördüğünde bir süre güldü ama kısa süre sonra artık gülemez oldu. “Zhou Zhou Ge, benim için saçımı tara.”
“Ah?” Ye Zhou hiç böyle bir el işi yapmamıştı, atkuyruğu yapmak basit görünüyordu ama bağlamak kolay değildi. Ye Zhou kendini iyi tanıyordu ve “Bırak abin bağlasın.” dedi.
Shang Youyou, Ye Zhou’nun parmağını çekti ve “Zhou Zhou Ge ve Ge birlikte bağlasın…” diyerek salladı.
Wen Renxu, “Çocuklar tarafından sevilmek her zaman iyi değildir.”
“Çok zor olmamalı.” Shang Jin, Shang Youyou’yu bir tabureye oturttu, eğildi ve sol düğümü dikkatlice çözdü. “Sağ tarafı sen tararsın.”
O anda ikisi, küçük pedicabı spreyle boyadıkları zamana geri dönmüş gibilerdi.
İş bittikten sonra Wen Renxu, Shang Youyou’nun iki atkuyruğuna bakarak iç çekti, “Shang Ye’nin neden böyle olduğuna şaşmamalı.”
Ye Zhou: “…”
Shang Jin rahatsız değildi, “Bence oldukça iyi görünüyor.”
Yorum