Koyu Switch Mode

Everyone Thinks That I Like Him [Novel] 31. Bölüm

A+ A-

Çeviren: Ari


“Aa…” Zhou Wendao esnedi. Burnunu kırıştırdı ve ceketini etrafına sıkıca sardı. “Sabahları neden bu kadar soğuk oluyor?” dedi.

Liu Yutian, “Yalnızca bir an önce sıcak yurduma geri dönmek istiyorum. Bütün gece uyuyamadım, ölesiye yoruldum.”

Sütlü çayını tutan Wen Renxu tereddüt etti. “Saat daha yedi bile değil… Geri dönersek… Uygun olur mu?”

Liu Yutian bunu anlayamadı, “Uygun olmayan ne?”

Wen Renxu ona küçümseyici bir bakış attı ve “Dün gece orada değildik. Aynı çatı altında, Ye Zhou ve Shang Jin, bekar erkekler, anladın mı?”

Yanlarında yürüyen öğrenciler kulaklarını diktiler. Bir anda uykulu böcekler bile uçuşup gitti ve tahminlerini tartışmaya başladılar.

“Bir paket baharatlı çubuk üzerine bahse girerim, çoktan işi pişirmiş olmalılar!”

“Sanmıyorum. Yurt çok küçük bir yer ve tam olarak rahat kullanılamıyor, olmamalı.”

“Bir arabadaki küçük alanda bile 300 mermilik bir savaş yapabilirsin. Yurt ne kadar büyük düşünsene? Dahası, bir yatak da var! Bir paket baharatlı çubuğu takip ediyorum!”

“Bence işi pişirmeseler bile çok da uzak değiller. Dün gece ikisinin de Wendao’ya elma satmasına yardım etmek için gittiklerini biliyorsun. Shang Jin’in karakteri düşünülünce, eğer Ye Zhou söylemeseydi gelmek için kendinden ödün verir miydi?”

“Öyle değil mi? İkisinin ilişkisi son zamanlarda çok hızlı gelişiyor, bir araba satın aldılar ve aynı zamanda video çekerken birbirlerine yardım ediyorlarー”

405 üyesinden Liu Yutian hemen ekledi, “Bundan daha fazlası da var, Zhou sık sık Shang Jin’in yurttaki masasını ve kitaplığını toplamasına yardım ediyor. Çok hoş!”

Wen Renxu elini kaldırdı ve “Bana da Shang Jin’in en sevdiği çilekli şekerden almamı söylemişti!” dedi.

“Geri çekiliyorum. Bu ilişkiyle, kesinlikle işi pişirmişlerdir!”

Kafeteryada kahvaltı yaptıktan sonra bir grup insan kalabalık bir şekilde yatakhaneye döndü. Liu Yutian ve Wen Renxu, 405’in kapısına yürüdüler ve ellerinde tuttukları anahtarı salladılar.

“Açalım mı, açmayalım mı?”

Kenardaki altı ya da yedi kişi kendi yurtlarına gitmek yerine doğrudan onları takip etmişlerdi. Kıpırdamadıklarını görünce onları ittirip yurt kapısına yapıştılar ve içeriyi dinlediler.

Wen Renxu, “Gitsene, gitsene, ne yapıyorsun?” diye fısıldadı.

“Şşşşş!” Zhou Wendao, “Ya henüz bitmediyse?” dedi.

Dışarıdaki kalabalıktan olan Xu Yangjun aceleyle sordu, “Oradalar mı? Ordalar mı? Biraz kenara çekilin. Dinleyeyim. Benim kulaklarım duymuyor.”

Wen Renxu hafifçe öksürdü ve elindeki anahtarı kaldırdı. Kapıyı dinleyen kişi hemen ona yol verdi.

Bu sırada anahtar deliğine yerleştirilen anahtarın sesi koridorda sessizce duyuldu ve hafif bir dönüşle kapı açıldı. Kimse doğrudan kapıyı itmeye cesaret edemediği için Wen Renxu küçük bir boşluk açtığında burnuna yoğun alkol kokusu çarptı.

Wen Renxu hemen kapıyı geri kapattı ve anahtarla yavaşça kilitledi. Kimse henüz cevap vermeden herkese gitmelerini işaret etmek için el kol hareketlerini kullandı.

404’e ulaştıklarında, seslerini tutmayı nihayet bıraktılar.

Wen Renxu kalabalığın beklentili görüş alanında dudaklarını araladı. “Alkol kokusu aldım.”

“İçtikten sonra…” Zhou Wendao iki kez cıkladı, “Bundan söz edemem.”

Xu Yangjun ve Zhan Xing refleks olarak stadyumda sık sık yaptıkları bir hamleyi yaptılar- beşlik çaktılar!

“Planımız sonunda başarıya ulaştı, artık emekli olabiliriz!”

404’teki şenlik havasının aksine 405, dün geceden bu yana eşi benzeri görülmemiş bir alçak basınca yakalanmıştı.

Ye Zhou döndü. Dün pek içmediği belliydi ama sabah uyandığında başı fena halde zonkluyordu. Gözlerini zorlukla açtı ve giyindi. Yataktan kalktığında nereye gittiğine dikkat etmediği için masanın üzerine doğru tökezledi. Çabuk tepki vermiş ve ranzanın merdivenini tutmamış olsaydı, yakışıklı yüzü muhtemelen yeri öpecekti.

Ye Zhou dilini cıklattı. Düşmemişti ama masa devrilmişti ve ortalık dağılmıştı. Bir paspasla bir süpürge alıp yerdeki tüm çöpleri süpürdü. Sonra yüzünü yıkayıp dişlerini fırçalamak için lavabonun önünde durdu.

Aynı zamanda kışın geç saatlerde uyanan Shang Jin, Ye Zhou çöpleri toplarken alışılmadık bir şekilde uyanmıştı. Ye Zhou’nun lavaboyu işgal ettiğini görünce önce banyoya gitti.

İki kişi de iletişim kurmadılar, bir şeyler yaparken birbirlerini olabildiğince görmezden geldiler.

Ye Zhou lavaboyu kullandı ve Shang Jin banyoya gitti. Shang Jin dışarı çıktığında, ikisi yer değiştirdi. Bir dakika ya da bir saniye kaybetmeden eylemlerini çabucak gerçekleştirdiler ve neredeyse aynı anda dışarı çıkmaya hazırdılar.

Yemekten sonra ikisi de birlikte kütüphaneye doğru yola çıktılar. Bu sefer biri beşinci katta, diğeri üçüncü kattaydı. Ye Zhou getirdiği ders kitaplarını masaya koydu. Noel nedeniyle bugün kütüphanede çok fazla insan yoktu.

Shang Jin’in tuhaflığını görmemiş değildi. Sadece buna dikkat etmek ve bundan bahsetmek istemiyordu. Ye Zhou dünkü kavgadan dolayı kızgın olmaktan çok kırgındı, hem kırgın hem de rahatsızdı.

Öfkesi onu Shang Jin ile büyük bir tartışma yapmaya itmişti. Aslında Ye Zhou çok iyi biliyordu: Shang Jin’i nasıl kıskanmazdı ki, hatta sadece kıskanmakla kalmayıp ölümüne kıskanıyordu! Ama çoğu zaman Shang Jin’in dikkatsiz tavırlarına ve bu kadar iyi bir beyne sahip olmasına kızgındı, öyleyse neden tüm gücünü kullanmamıştı! Her seferinde bir ya da iki puan geçilmek yerine kendisiyle diğeri arasındaki farkın ne kadar büyük olduğunu görmesine izin vermeliydi.

Ye Zhou kafasını tuttu ve dikkatini ders kitabına döndürmeye çalıştı.

Kütüphanenin üçüncü katında, Shang Jin’in ifadesiz yüzünden ruh hâli anlaşılmıyordu. Kitabını açtı. Gözleri kitaptaki kelimelere sabitlenmişti ama eli farkında olmadan sayfayı sıkıyordu.

Açıkçası, Ye Zhou hiçbir şey bilmeden hayata karşı tutumunu eleştirmişti!

Kitabın mükemmel ince sayfası, yavaş yavaş Shang Jin tarafından tuvalet kağıdı gibi buruşturuldu. Neyse ki kendi kitabına bakıyordu yoksa kitaplara zarar verme suçu işlemiş olacaktı.

İlk başta yanına oturmayı planlayan öğrenci onun hareketlerini gördükten sonra sessizce ondan en uzaktaki yeri buldu.

Bu gizli rekabet sonucunda ikisi de öfkelerini motive edici bir güce dönüştürdü ve ders kitaplarıyla ölümüne savaşmaya başladı.

Erkek yurdunda, 405’te, bir grup insan oturuyordu ve iki kahramanın dönüşünü endişeyle bekliyorlardı.

“Yurt çok temiz. Yaptılar mı yapmadılar mı…”

Xu Yangjun’un gözleri çaresizlik içindeydi ve yatağın direğine yaslandı. “Anlamıyorsun. Ne kadar temizse o kadar sorunludur. Gizlemeye çalışmanın onu daha belirgin hale getirdiğini bilmiyor musunuz?”

Herkes onun tarafından başarıyla ikna edildi. 20 yuan’ı bir araya topladılar ve dört parti popper aldılar.

Akşam Ye Zhou yurt kapısını yeni açmıştı ki, daha tepki veremeden yüzüne doğru kırmızı kutlama kağıtları patlayıverdi.

Bir atış bitmeden, başka bir atış geldi.

Ye Zhou bu kutlama kağıtlarının nereden geldiğini bilmeden büyük bir zorlukla kağıt parçalarını kafasından aşağı silkeledi.

Bu insanlar, ruh halinin çok iyi olmasına mı içerlemişlerdi?

Arkasındaki kapı itilerek açıldı ve doğrudan sırtına çarptı. Ye Zhou sinirli bir şekilde geriye baktığında Shang Jin ile kafa kafaya karşılaştılar.

Bang! Son parti popper başarılı bir şekilde ikisinin üzerine serpildi.

Kağıt parçaları yere düştüğünde, kalabalık sonunda bekledikleri Ye Zhou ve Shang Jin’i gördü.

Eh… Bu iki insan arasındaki hava da nesi??

Etiketler: novel oku Everyone Thinks That I Like Him [Novel] 31. Bölüm, novel Everyone Thinks That I Like Him [Novel] 31. Bölüm, online Everyone Thinks That I Like Him [Novel] 31. Bölüm oku, Everyone Thinks That I Like Him [Novel] 31. Bölüm bölüm, Everyone Thinks That I Like Him [Novel] 31. Bölüm yüksek kalite, Everyone Thinks That I Like Him [Novel] 31. Bölüm light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X