Çevirmen: Yuuki
(ÇN: Karşı saldırı, cinsel ilişkide ukenin/shounun agresif olmasına ya da üste çıkmaya çalışmasına temsilen kullanılan bir ifade.)
Chu Yu sessizce geri çekildi ardından bir an için düşüncelere daldı. Ana karakterin görünümüne bakılırsa muhtemelen yine öfkeliydi. Diğer bir deyişle şu anda ona broconun ve yakın akrabalarının argümanlarını açıklamaya çalışmak faydasızdı…
Xie Xi, Chu Yu’nun arkasındaki duvara koyduğu eliyle kendini destekledi ve bakışlarını ona indirdi. “Shixiong, sözünden döndün.”
Chu Yu depresifti.
Xie Xi onu sözünü tutmaya ikna ettiğinde Chu Yu, ayrılmayacağını söyleyerek aldatıcı ve haksız olduğunu fark etti. Ancak eğer bunun hakkında soru sorarsa Xie Xi tamamen kontrolden çıkar diye varsaydı.
Xie Xi inatçıydı. Chu Yu’nun çenesini tuttu, kendiyle yüz yüze gelmesi için çenesini zorla kaldırdı. “Gözümün önünden ayrılmanı yasaklıyorum.”
Chu Yu: “…”
Chu Yu, diğerinin kasvetli olmayan ifadesine sıkıntıyla bakıyordu ki aklına bu acil durumla başa çıkmasını sağlayacak harika bir fikir geldi aniden. Endişeli bir şekilde: “Shidi! On yıldır seni görmedim. Neden kutlamak için bir içki içmiyoruz?”
İçmekten bahsedilince Xie Xi ilk başta afallamış gibi görünüyordu ama ardından düşündüğü her ne ise gözlerinin parlamasına neden oldu. Dudaklarında bir tebessüm oluştu ve Chu Yu, gençliğinin erken zamanlarındaki neşeli Xie Xi’nin gölgesini görür gibi oldu.
Ana karakter hâlâ kurtarılabilirmiş gibi hissetti. İmdadına yetişecekti!
Parlak bir çocuğun, hiçbir mantıklı açıklaması olmadan karanlık uçuruma düşmesine ve kararmasına izin veremezdi!
Chu Yu heyecanla mekanlar arası yüzüğünden birkaç küp şarap çıkardı. Xie Xi, Chu Yu’nun hızlıca ve düzgünce şarap küplerini ve kadehlerini düzenlemesine müsaade etmek için bir kenara çekildi. Biraz şaşkın hissetmekten kendini alamadı ve sordu: “Shixiong, ne zaman yanında şarap taşımaya başladın?”
Chu Yu duraksadı ve şakaymış gibi sahte bir gülüş sergiledi. “Rahatlıkla elde edilebilirdi bu yüzden çokça aldım.”
Bunu söyledikten sonra bir şarap kadehini doldurdu ve ılıman bir gülümsemeyle Xie Xi’ye verdi.
Xie Xi berrak şaraba baktı ve tek bir yudumda bitirdi.
Chu Yu, içinden ruh için tavuk çorbası* hazırlarken bir yandan da Xie Xi’ye içki dolduruyordu. “Bu şarabın iyileştirme etkisi var. Yaralısın bu yüzden bunu içmek sana iyi gelecek.”
(ÇN: *Mecazen kullanılan bir ifadedir.Tıpkı tavuk çorbasının hasta olduğumuzda vücudumuza rahatlık, sıcaklık ve besin sağlaması gibi, bu ifade de ruhumuzu besleyen, rahatlatan ve duygusal olarak güçlendiren şeyleri ifade eder. Bu ifade, aynı isimli çok satan kitap serisinden popülerlik kazanmıştır. Chicken Soup for the Soul kitapları, ilham veren, cesaretlendiren ve okuyuculara duygusal sıcaklık sunan kısa hikayelerden oluşur. Günlük hayatta bu ifade, birini duygusal olarak rahatlatan veya mutlu eden şeyleri tanımlamak için kullanılır.)
Xie Xi, kadehindeki keskin şarabı girdap gibi döndürdü ve tebessüm etti fakat tam olarak bir tebessüm değildi. “Bu, rahatlıkla alınabilir bir şey mi?”
Chu Yu: “Hahahahahaha. Shidi bir içki daha al.”
Xie Xi şarabı içerken ona uzun bir süre dik dik baktı. Chu Yu ona içmesi için şarap doldururken fazla konuşmadı. Bir küp şarap içtikten sonra Xie Xi’nin gözleri donuk görünmeye başladı.
Chu Yu, beklediğinden daha iyi gitmesine sevindi: Nihayet sarhoş oldu!
Aniden, Sistem bildirimi çınladı: “Yorum sayısı alt sınıra ulaştı~ Baraj görüntülensin mi? ~”
Neden sürekli bu yorum barajı ortaya çıkıyor?!
Chu Yu iğrenmişti. “Görüntüleme.”
Sistem devam etti: “Yorum kapasitesi sınırı aştığından~ Baraj otomatik olarak açılacak~ 3~ 2~ 1~”
Chu Yu, gözünün önünde akan büyük bir karakter kalabalığını göz ardı etmeye çalışırken yüzünü kayıtsız tuttu.
[KullanıcıİşeYaramaz945: Ahahahah, Da Shixiong karşı saldırı için mi hazırlanıyor? Saldırmak için onu sarhoş ediyor, ne kadar tatlı. Dikkatli ol, iş üstünde ağabeye yakalanma.+2 puan]
[KullanıcıUzaklaraYelkenAçanGemi: Alkolün etkisi altında insanların doğası karmaşık bir şekilde ortaya çıkar, Da Shixiong, bugün bana iyi bir hediye verdin. +2 puan]
[KullanıcıMiaoMiao: *kart basar, kartı düşürür*~]
[KullanıcıGeriyeDönüş: *Sürücü kartını düşürür*~]
[KullanıcıAnidenArkadaşDüşüncesi: Diğer forum yazarları arabanın ters dönmesinden endişeli mi? *kaza sahnesi kartını düşürür*~ ]
(ÇN: İnternette arabanın ‘şoförü’ birçok müstehcen içeriğe sahip olan kişidir. Diğer kullanıcılar/forum yazarları, şoför içerik paylaştığında desteklerini göstermek için ‘kart düşürür’ ya da ‘kart okutur’lar. Bunun bir ‘beğeni’ veya ‘+1’ olduğunu düşünebilirsiniz.)
Şu araba şeyini *******!
Chu Yu sinirliydi: “Sistem! Ben o tarz bir insan mıyım?”
Sistem: “Hayır.”
Sistem bir an sessizdi ardından devam etti: “Bu romandaki ayarlara göre sen karşı saldırı yapamazsın~”
******* karşı saldırını!
Chu Yu küplere binmişti. ‘Baraj görünümünü kapat’ düğmesini buldu ve hemen bastı. Yorumlar kayboldu ve dünya bir kez daha huzurlu ve sessiz bir hâle geldi. Xie Xi sarhoştu ve önünde bağdaş kurmuş elindeki boş kadehi sallıyordu. Eliyle çenesini destekledi ve gözünü kırpmadan Chu Yu’ya bakarken sakin ve rahat bir gülümseme sundu.
Tekrar doldursa mı diye düşünürken Chu Yu uzandı ve kadehi almaya çalıştı. Ansızın, elini uzattığında Xie Xi ona doğru bir hamle yaptı ve gençken yaptığı gibi beline sarıldı. Chu Yu’nun anlayamadığı belirsiz bir şeyler mırıldandı.
Chu Yu’nun kalbi yumuşadı. Dağılan uzun saçlarını okşarken hafifçe fısıldadı: “Üzgünüm.”
Xie Xi’nin gözleri bir saniyeliğine karardı ardından buğulandı ve sarhoşlukla kafası karışmış görünüyordu. Ağlamaklı gözlerle uzun süre anlaşılmaz sözler söyledi ardından aniden bakışlarını Chu Yu’ya çevirdi. “Shixiong, senden hoşlanıyorum…”
Chu Yu ona sarıldı. Bakışlarını indirdiğinde kazayla gözleri, Xie Xi’nin neredeyse kusursuz olan gözleriyle buluştu ve en düşkün olduğu manzara karşısında kalbi yumuşadı. “Pekâlâ, ben de senden hoşlanıyorum.”
Her neyse, ana karakter tamamen sarhoş, söylediklerine razı olmak en iyisi.
Xie Xi bıkkın bir nefes verdi ve bir an sonra gözleri yaşardı. “Shixiong, senden gerçekten çok hoşlanıyorum…”
Sistem’in baraj görünümünü kapama sıkıntısından dolayı biraz dalgın olan Chu Yu düşünmeden söyleyiverdi: “Shixiong da senden çok hoşlanıyor.”
Xie Xi: “Shixiong, hadi yapalım.”
“Pekâlâ, yapabiliriz… Ha?”
Chu Yu hemen kendine geldi ama biraz geç kalmıştı. Farkına varamadan önce Xie Xi tarafından yatağa itilmiş ve yatırılmıştı. Neyse ki daha öncesinde yastığı yumuşak olanıyla değiştirmişti yoksa yine yeni yeniden canı acıyacaktı.
Xie Xi, Chu Yu’nun bacaklarını ayırdı ardından eğilip dudaklarından öptü. Konuşurken yüzü heyecanla doluydu: “Shixiong, söz verdin.”
Chu Yu bir süre Xie Xi’ye dik dik baktı, yüzünde kayıtsız bir ifade vardı. Xie Xi’nin, karıncayı bile incitmeyecek biri gibi gülümsediğini gördü. Uzanıp yanağını çimdikledi. “Çekil üstümden. Yoksa seni üstümden atmamı mı istiyorsun?”
Bu lanet olası çocuk, beklenmedik bir şekilde nasıl sarhoş gibi davranacağını ve insanları nasıl kandıracağını öğrenmiş!
Xie Xi agresif bir tonda: “Söz verdin.”
Chu Yu’nun başı ağrıdı. “Çekil!”
Xie Xi haksızlığa uğramış gibi hissetti ama hem Chu Yu’nun cansız yüzünü gördüğü hem de biraz suçlu hissettiği için çekildi, üzgün bir şekilde başını eğdi.
Chu Yu iç geçirdi.
Gerçekten şu anda hissettiği şeyi anlayamazdı. Ne zaman Xie Xi ona çok yakınlaşsa reddetmeden kendini alamıyordu fakat bedeni çok dürüsttü ve kabul edişini gösteriyordu…
Homo muydu acaba? Bunlar sadece hetero bir adamın son beyhude çabaları mı?
Chu Yu duraksadı ve kederli hissetti. Xie Xi’ye bakarken bir ağız dolusu tükürük yuttu ve ona yaklaşmadan önce bir süre tereddüt etti. “Shidi.”
Xie Xi bakışlarını kaldırdı, gözlerinde pırıl pırıl yaşlar parlıyordu.
Chu Yu dişlerini sıktı. Xie Xi tamamen şok olmuş bir şekilde izlerken Chu Yu başını eğdi ve Xie Xi’nin dudaklarının kenarını öptü.
……
Chu Yu’nun kalbi bir kül gibi yok oldu, çaresizce cansız hissetti. Mahvolmuştu… Hakikaten bir gram bile rahatsızlık hissi yoktu.
Xie Xi’nin yüzündeki ifade tarifsiz bir şekilde olağanüstüydü. Neşe, şok, şüphe ve hayret Xie Xi’nin yüzünde parlarken uzun süre donup kaldı. Makine gibi elini kaldırdı ve Chu Yu’nun öptüğü yere dokundu. Nefesi hızlandı. “Shi…Shixiong?”
Chu Yu ona soğuk bir şekilde baktı. “Hmm, odana dön. Geç oldu.”
Bir anlık sessizlikten sonra Xie Xi’nin yüzü soldu. “Shixiong, yine beni uzanlaştıracak mısın?”
Gerçekten çok geç olmuştu. Chu Sheng bir an olsun bile geri dönse ve odasında vahşi bir adamın olduğunu fark etse çok duygusallaşıp kılıcını çekebilirdi.
Chu Yu alnını ovuşturdu ve açıkladı: “Ağabeyim ve ebeveynlerim burada. Bununla birlikte bir süre burada kalmalıyım ve ağabeyim… pek misafirperver değil. Yakında geri dönecek ve seni görmesini istemiyorum. Eğer bir kavgaya tutuşursanız ve yaralanırsan bu hiç iyi olmaz.”
Xie Xi parlak gözlerle dinledi. “Onu yenebilirim.”
Chu Yu sinirlenmişti. “Ağabeyime vurmaya cüret mi ediyorsun?”
Ana karakter beklenmedik şekilde hâlâ onunla yapmak istiyordu! Hah, sonunda ne tür bir Shidi olmak istiyor?
Xie Xi aksi bir şekilde burnunu çekti ve tekrar konuşmadı.
Chu Yu, Xie Xi’nin bir yıldan fazla bir süredir onun için Anıt Mezar Harabelerinin dışında nasıl zavallı bir şekilde beklediğini hatırladı. Xie Xi’yi üzgün görmeye dayanamadı bu yüzden bir anlık tereddütten sonra fısıldadı: “Daha sonra… Ağabeyim gittiğinde geri gelmene izin vereceğim.”
Duraksadı ardından ekledi: “Yalnızca kültivasyon yapmaya iznin var ve başka bir şey yapamazsın.”
Xie Xi sadece gülümsedi, neşesi yüzünden okunuyordu ve Chu Yu’ya sarıldı. Üç adım geriledi ardından gitti.
Chu Yu yatağa uzandı. Yüzündeki ifade kafa karışıklığı ve şüpheyle doluydu.
#Hetero bir adam birdenbire biraz homo olduğunu fark etti, bir çesit hasar almış olması gerekmez mi?#
*******
Bu günlerde Chu Yu’nun programı oldukça doluydu.
Gündüz saatleri boyunca zamanının çoğunu Chu Sheng’le birlikte meditasyon ve kültivasyon yaparak geçiriyordu. Ayrıca Chu Sheng’den günlük psikolojik terapi ve aşk eğitimi seansı alıyordu. Bir de yatma vakti ‘ruh için tavuk çorbası’ seansı vardı.
Akşam, Chu Ailesinin liderleri toplantıya ya da yatağa gittikten sonra… Chu Yu’nun pencereden giren küçük Shidi’sini aldığı zamandı. Kültivasyona odaklanacaklarına ve başka bir şey yapmayacaklarına dair bir anlaşma yapmış olmasına rağmen sürekli okşanmış ve kucaklanmıştı.
Chu Yu işlerin gittikçe daha da garipleştiğine dair bir hisse kapıldı: Neden çoktan garip bir aşk ilişkisine bulaşmış gibiydi…?!
Yaklaşık yarım ay sonra, Chu Ailesinin başı Chu Shuangtian ve Bayan Chu hâlâ henüz dönmemişlerdi. Chu Sheng, kültivatörler ve kardeşiyle ilgilenmekle meşguldü ve o kadar baskı altındaydı ki bir şeyin yanlış olduğunu fark edene kadar uzun bir zaman geçmişti.
Savunma diziliminin bütün Qing Tu bölgesini koruması beklense bile tüm gerekli oluşum bayrakları ve desenleri baştan hazırlanmıştı. Chu Shuangtian ve Bayan Chu, her ikisi de Doğan Ruh’un orta aşamasında olan kültivatörlerdi, on günlük sürede iyi bir şekilde ayarlamış olmalılardı.
Chu Sheng, uzun zamandır açılmamış olan yıldız haritalarını kullanarak yerlerini kontrol etmek için geri döndü. Yüzü düştü. Chu Shuangtian ve Bayan Chu hâlâ Qing Tu’nun kuzeydoğu köşesindeydiler ve nişanları sıkışmış, uzun zamandır ileri hareket etmiyordu. Ya bir sorunla karşılaşmışlardı ya da kazayla yıldız nişanlarını düşürmüşlerdi.
Söylemeye gerek yok, nişanlarını kazayla düşürmüş olmaları neredeyse imkansızdı.
Bu tür bir konudan, yabancıların haberdar olmaması en iyisidir… Chu Sheng, Chu Yu’yu son olanlardan haberdar olması için bilgilendirdi ve bunu Chu Ailesinin kıdemlileri ile tartıştı. Kıdemliler, nişanların düştüğü yeri araştırmaya gitmeleri gerektiğini kararlaştırdılar.
Chu Yu elini kaldırdı. “Ağabey, seninle gelebilir miyim?”
Chu Ailesinin kampında yarım ay boyunca ev hapsinde, ailenin bebeği ve el üstünde tutulan bir hazine gibi davranılması… Bunun, Anıt Mezar Harabelerinde kalmaya zorlanmakla arasındaki fark ne?
Küçük kardeşinin bu isteğiyle karşılaştığında Chu Sheng bir an tereddüt etti ardından seyehat boyunca onu yanında götürmeye karar verdi.
Ancak hâlâ henüz yanlarında kaç kişiyi götüreceklerini planlamayı bitirmemişlerdi ki birisi Chu Ailesinin kampına vardı.
Varan kişi, kesin konuşursak, son zamanlarda Chu Shuangtian ve eşine hizmet eden bir elçiydi. Jiao Xia’nın kampına döndüğünde görünümü aşırı perişandı ve vücudu baştan aşağı kanla kaplıydı. Sağ kolu çoktan kaybolmuştu.
Chu Sheng’i gördüğünde bedeni titreyip yere yığılmadan önce yalnızca yeşim parşömeni vermeye zamanı olmuştu.
Uzanıp yeşim parşömeni alırken Chu Sheng’in ifadesi kasvetliydi. Basit bir el sallamasıyla çekilmeleri için etrafında boşta çalışan insanlara emir verdi. Gizlilik için bir büyü yaptı ardından parşömeni aktif etmek için ruh enerjisini kullandı.
Yeşim parşömen titredi ardından parşömenden genç bir adamın hoş sesi yükseldi ve bir anda benizleri attı.
“Geçenlerde rüyamdan uyandım ve ziyarete gelmiş birkaç arkadaş gördüm. Onlara içten misafirperverliğimi sunmamaya dayanamazdım. Bu iki kişiden benimle konuşmalarını isteyecek kadar cesaretliydim. Ne yazık ki bu iki kişi romantik olmaktan çok uzaktı ay, görünen o ki kontrolümü kaybettim ve yengemin Doğan Ruhu’nu yanlışlıkla çok sıkı tuttum ve parçaladım…”
Mesajı dinlerken Chu Sheng’in yüzü daha da soldu, ifadesi çöktü ve gözlerindeki umut ışığı yavaş yavaş yok oldu.
Chu Yu’nun kalbi soğudu. Yanlış duymamıştı… kırık Doğan Ruh mu?
Nazik küçük bir kıkırdamadan sonra ses devam etti. “Diğerlerine zahmet verdiğim için gerçekten üzgünüm, bu yüzden ağabeyin özür dilemek için eve geri dönmesini istedim. Sheng-er endişeye gerek yok.”
“Çat”
Chu Sheng’in ellerindeki yeşim parşömen paramparça oldu.
Chu Yu, Chu Sheng’in yüzündeki ifadeyi ilk kez görüyordu. Ağlamak istiyormuş gibi görünüyordu ama kendini tutmaya zorluyordu. Chu Sheng’in gözleri kızardı ve titredi fakat yalnızca acıyla sessizce cebelleşip sakin kalabildi.
Chu Yu bir kez daha kafasında sessizce onayladı. Bayan Chu ölmüştü ve Chu Shuangtian esir düşmüştü.
İki Doğan Ruh’un orta aşamasındaki ve çok sayıda Öz Biçimlendirme aşamasındaki kültivatör nasıl olur da tamamen yok edilmişti?
Ansızın kalbi acıyla çarpmaya başladı. Chu Yu başını eğdi ve bir elini göğsüne koydu. Chu Ailesiyle çok az bir bağlantısı vardı. Hepsi ona tam bir yabancıydı fakat şu anda öyle değilmiş gibi hissediyordu. Yaşlar, gözlerini sızlattı ve kalbinde derin bir acı hissetti.
Belki de bu, orijinal Chu Yu’nun hislerinden geriye kalandı. Şu anda Chu Sheng ne kadar acı çekiyordur kim bilir?
Chu Yu kısa bir süreliğine sessizdi ardından fısıldamaktan kendini alamadı: “Ağabey…”
Yeşim parşömen en iyi malzemelerden yapılmıştı ve aşırı sertti fakat Chu Sheng ellerinde sıkıca tutarken çok kolaylıkla parçalara ayrılmıştı. Parçalar keskindi bu yüzden avuçlarından kanlar akıyordu ama Chu Sheng bir şey hissediyormuş gibi görünmüyordu. Elleri parşömenin parçalarını daha da sıkı kavradı. Uzun bir süre sonra boğuk bir sesle:
“Küçük kardeşim, bu adam gözlerimin önünde ikinci kardeşimizi katleden kişi.”
Elini kaldırdı ve kanı, yeri kırmızıyla yıkayarak aktı.
“Annemizi öldürdü…”
Chu Yu, Chu Sheng’e baktı lakin tek bir söz bile edemedi. Sesi boğazında tıkanmış gibi görünüyordu.
Chu Sheng: “Chu Shuanghe.”
Yorum