Koyu Switch Mode

Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 18. Bölüm

A+ A-

Çevirmen: Ashily


***18. Kısım***

Bunu düşündükten sonra başka bir şey düşünemedi. Sınavdan bir gün önce yarı zamanlı işinden izin alması Tanrı’nın ona bir lütfu gibiydi. Koi hiç tereddüt etmeden evden çıktı, yakınlardaki bir dükkana uğradı, birkaç çeşit hazır çorba seçti, onları alışveriş sepetine koydu, sonra cüzdanını çıkarıp parasını ödedi. Ayrıca soğuk algınlığı ilacı da aldı.

Geliyorum Ash.’

Ashley’nin evine doğru hızla pedal çevirirken kalbi endişeyle atıyor gibiydi.

***

Ashley Miller’ın evi ülkenin en yüksek tepesinin üzerindeydi. Etrafında hiçbir şey olmayan ev, uzaktan görülebilecek kadar büyüktü ve içeri girebilmek için sıkı bir incelemeden geçip davet edildiğinin teyit edilmesi gerekliydi. Bu yüzden, orada çalışanların her sabah sıraya girerek güvenlik görevlisine kimliklerini gösterip telefon ettirdiklerini görmek alışılmadık bir durum değildi.

Kurallara göre Koi, yalnızca Ashley’den izin aldığını bir inceleme yoluyla kanıtlandıktan sonra evin bulunduğu alana girebilirdi. Ancak Koi, hasta olan Ashley’i rahatsız etmek istemedi ve neyse ki incelemeden geçmeden içeri girmenin bir yolunu biliyordu.  Bu yüzden tesadüfen keşfettiği bir rotayı kullanmaya karar verdi.

‘Burayı Nelson’ın çetesi tarafından kovalanırken buldum.’

Koi kendini tuhaf hissederek hızla pedal çevirdi. İlginçti. Tüm kötü deneyimleri aslında Ashley ile ilişki kurmasına yardımcı oluyordu. ‘Nelson’ın zorbalığı bile çok faydalı oldu.’

Koi, evin arka kapısını geçip dağın tepesine doğru pedal çevirirken derin bir nefes aldı. O gün yine Nelson’ın çetesi onu kovalıyordu ve yoruldukları için pes etmiştiler, dolayısıyla yokuşun ne kadar eğimli olduğunu söylemeye gerek yoktu. Belki de bu yüzden araziyi idare edenler kimsenin bu yoldan geçmesini beklemiyordu. Bu sayede evin bulunduğu yere girebilmişti. O günün anılarını hatırlayarak var gücüyle sürerken, güneş yavaş yavaş batmaya başladı.

‘İşte burası.’

Koi sonunda derin bir nefes aldı. Ashley’nin yaşadığı görkemli ev, tepenin üzerinde net bir şekilde görülebiliyordu.

Konağın önüne gelip durduğunda başka bir gerginlik hissi belirdi. Koi, kuru tükürüğünü yuttu ve derin bir nefes aldı. Güneş çoktan batmak üzereydi. ‘Buraya gelmem tahmin ettiğimden daha uzun sürdü.’

Koi küt küt atan kalbini tuttu, titreyen bacaklarını hareket ettirdi ve malikaneye yaklaştı. Etrafta ölüm sessizliği hakimdi. Tepede sadece Ashley’nin yaşadığı ev vardı ve ona en yakın ev otuz dakika önce yanından geçtiği evdi.

‘Burası Ashley’nin evi mi?’

Kıskanıyordu ama bu kıskançlıktan rahatsızlık duymuyordu. Ashley Miller’ın ondan ne kadar farklı olduğunu bir kez daha anlamıştı. Ashley Miller’a yardım etmek için yapabileceği tek şey birkaç tane hazır çorba ve soğuk algınlığı ilacı getirmekti. Koi, Ashley’e verdiği pejmürde teselli ödülünü hatırladı ve başını kaşıdı.

‘Belki de bana gülmüşsündür.’

Çoktan buraya kadar gelmişti artık geri dönemezdi. Koi derin bir nefes aldı ve dikkatlice yürüdü.

Eve yaklaştıkça kalbi daha da hızlı atmaya başladı. Üç katlı konak gerçekten çok büyüktü ama içinde birilerinin olduğuna dair hiçbir belirti yoktu. Koi sessiz konağın karanlık olduğunu görünce kaygılanmaya başladı.

‘Sakın bana evde olmadığını söyleme.’

Bu oldukça mümkündü. Tek başına hastalandıktan sonra ambulansla götürülmüş olabilirdi ya da ağrısı, sandığı kadar kötü olmadığı için eğlenmek için bir yerlere gitmiş olabilirdi. Koi, Cayenne’yi görene dek pek çok şey hayal etti ama aracının garaja park edildiğini  gördükten sonra malikaneden ayrıldığı varsayımını göz ardı etti.

‘Her ne kadar başka bir arabayla gitme ihtimali olsa da.’

Koi, dört kapılı bir garajda sadece Cayenne’in durduğunu gördükten sonra başka bir tahminde bulundu. ‘Bir düşününce Ashley’nin kaç arabası olduğunu bilmiyorum.’

‘Her neyse en azından evde olup olmadığını kontrol edeyim.’ Koi kararını verdikten sonra ön kapının önünde durdu. Derin bir nefes daha alıp elini kaldırdı ama zile basması için birkaç saniye daha sürdü.

Ardından kuvvetle bastığı zilden monoton bir müzik sesi geldi. Zilin sesi “Dört Mevsim Konçertosu”ndan “Bahar”dı. Gözleri dalmış halde dinledi ve müzik bitene kadar içeride birinin olduğuna dair hiçbir işaret belirmedi.

‘Çok acı çektiğini düşünürsek, bunun olması normal.’ Koi, formalite gereği çaldığı zilden elini çekti, derin bir nefes aldı ve ses tamamen kaybolduktan sonra kapının kolunu tuttu. Kilitli olabileceğine dair uğursuz bir düşünce aklından geçtiğinde, kapının kolunu çoktan aşağı indirmişti.

“Ah.” İstemsizce ses çıkaran Koi, açılan ön kapının önünde şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı ve duraksadı. Kapı kilitli değildi.

Ashley’den izin almasına rağmen içeri girmek yine de cesaret gerektiriyordu. Derin bir nefes aldıktan sonra dikkatlice içeri girdi. Böyle bir konakta alarm sisteminin olmaması şaşırtıcıydı. Eğer bir güvenlik sistemi olsaydı o içeri daha girmeden yüksek siren sesi duyulurdu. 

‘Belki de Ashley evde olduğundandır.’ Koi düşündü. ‘Ya da belki sitenin güvenliğine çok güveniyordur.’

Birin arka kapıdan buraya geleceği kimin aklına gelirdi ki? 

Günün yarısında bisiklete binip diğer yarısın da bisikleti çekerek yürümüştü. O kadar uğraştırıcıydı ki bir an için vazgeçmeyi bile düşünmüştü.

Bunu düşündüğü için kendinden utandı ama artık buraya geldiğine Ashley’nin nasıl olduğunu görmek istiyordu. Aslında sadece selam vermek bile güzel olurdu. Bu noktada Koi, buraya kadar neden böylesine uğraştığını fark etti. Sadece Ashley’i bir kez bile olsa görmek istemişti.

‘Peki ya bunu yapmaya devam edersem sapık mı olacağım?’ Bunu düşünmesine rağmen yürümeyi bırakmadı. 

Kocaman koridorda sayısız merdiveni çıkan Koi, Ashley’nin odasını bulmaya çalıştı. Dışarıdan bakıldığında ev yaklaşık üç kat gibi görünüyordu. ‘Dört kat da olabilir.’ Koi derin bir nefes alarak merdivenleri hızlı bir şekilde çıktı ve ikinci kata ulaştı. Durup koridora baktığında bitmek bilmeyen koridorlardan yorulmuştu.

‘Çabuk olmalıyım.’

Kendini toparlamak için sertçe başını salladı ve hızla ilerlemeye başladı. Geçtiği ilk yer mutfak ve bardı. Duvar her türlü alkol, bardak ve kokteyl malzemeleriyle doluydu. Malzemelerin fazlalığına bakılırsa Ashley içki içmiyormuş gibi görünüyordu.

Fazla düşünmeden etrafına bakan Koi, yanlışlıkla buzdolabına benzeyen bir alete dokunduğunda irkildi. Anında ışık yandı ve bardaktaki içeceği aydınlattı.

‘Her neyse, burada değil.’

Koi, içeceklerin ve yiyeceklerin hazırlandığı yerden çıktı ve yanındaki odaya yöneldi. Tek bir ışık bile yanmıyordu ama duvardaki çok sayıda pencereden sızan güneş ışığı etrafı aydınlatmaya yetiyordu.

Yan oda sinema salonuydu. Koi, geniş odanın bir tarafındaki koyu renk perdeleri ve kanepelerin karşısındaki devasa ekrana hayran kaldı. Ardından kapıyı kapatıp tekrar yürümeye devam etti.

‘Eğer hepsine hayran olmaya devam edersem bunların sonu gelmeyecek. Daha çabuk hareket etmem lazım.’

Hızla yan odaya geçti.

Koi defalarca bu şekilde kapıları açıp kapattı. Ev çok büyüktü, koridorlar aşırı uzundu ve kapıları kaç kez açarsa açsın karşısına sürekli yeni bir şey çıkıyordu. Büyük bir bilardo masasının bulunduğu oyun odasını, her türlü fitness aletinin bulunduğu spor odasını ve sadece atari salonlarında görebileceğiniz oyun konsollarıyla dolu odayı geçtikten sonra boş ve mobilyasız birkaç yatak odasını daha gezdi. 

Haa, haa.

Sonunda Ashley’nin yatak odasını bulduğunda tamamen bitkin düşmüştü.

*

*

<Batıya gitmek ister misin?> diye sordu adam ağzına kalın bir puro koyarak. 

Ashley, ürkütücü mor gözlere sahip adamla göz göze geldiğinde, her bir araya geldiklerinde hissettiği tiksintiyi bastırmaya çalışarak cevap verdi.

<Sadece bu evde kalmak istemiyorum. Neresi olduğu önemli değil.>

Adam gözlerini kıstı. Ashley onun her zamanki tavrına tepki vermedi. Adam büyük meşe masanın arkasındaki deri koltuğa iyice yaslandı ve dumanı derince içine çekti. Ashley onun karşısında durdu ve adamın cevabını bekledi.

Sessizlik uzun sürdü. Beklenenden fazlaydı, öyle ki Ashley’nin artık buna dayanacak sabrı kalmamıştı.

<Batıda bir villa var.>  Sonunda adam ağzını açtı.  <Tatil için aldım ama zaten boş olduğu için orası kalmak için uygun bir yer.> Bunu yavaş bir ses tonuyla söyleyen adam bakışlarını Ashley’e çevirdi. Ashley’nin karşılık vermesini bekliyordu.

Hiçbir davayı kaybetmemiş olan adam, yaptığı her şeyin karşılığını her zaman istiyordu. Onun bakış açısından, Ashley’nin istediğini elde etmek için ödediği bedel gülünç derecede ucuzdu. Çünkü bu sadece iki kelimeydi. Yine de bu sözleri ağzından çıkarmak için Ashley’nin derin bir nefes alması gerekti.

<Teşekkürler… Baba.>

Adamın dudaklarının kenarları gevşedi. Etrafı yoğun bir şekilde puronun keskin kokusuyla karışan aşırı tatlı bir feromon kokusu kapladı.

Etiketler: novel oku Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 18. Bölüm, novel Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 18. Bölüm, online Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 18. Bölüm oku, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 18. Bölüm bölüm, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 18. Bölüm yüksek kalite, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 18. Bölüm light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X