Koyu Switch Mode

Lick Me Up If You Can [Novel]1. Kitap 17. Bölüm

A+ A-

Çevirmen: Ashily


***17. Kısım***

Ashley soru sormak yerine Koi’nin ona verdiği poşeti aldı ve aniden gözüne çarpan ders kitabına bakıp ağzını açtı. “Üniversite sınavına mı gireceksin?”

“Ah evet. Gelecek hafta.” Koi başını salladı ve sordu. “Sen girdin mi?”

‘Sanırım buna cevap verebilirim. Sonuçta herkes biliyor.’  (Ashily: Önceki bölüm Ash Koi’nin ona sorduğu her şeye cevap verdiğini fark etti. O yüzden içinden bunu diyor.)

“Evet.”

“Anlıyorum. Seni kıskandım. Çok gerginim.”

Ashley onun derin bir nefes aldığını ve göğsünü ovuşturduğunu görünce “Yeterli puanı alamasan bile tekrar girebilirsin.” dedi.

‘Bu durumda daha sonra tekrar ödeme yapmam gerekiyor.’ Koi dilinin ucundaki sözleri yuttu ve hafifçe gülümsedi. “Notların iyi miydi?”

“İyiydi.”

Koi, bir kaçamak tavırla “Puanını sorabilir miyim?” dedi.

Ashley umursamazca cevap verdi. “Yeterli bir puandı.”

Koi, puanını öğrenmek istediği için değil, biraz daha sohbet etmek istediği için ısrarla tekrar sordu. “Peki kaç puan aldın?” 

Ashley boynunun arkasını ovuşturdu ve yanıtladı. “Tam puan.”

“Ne…!” Farkında olmadan sesini yükselten Koi gözlerini kocaman açtı. Gözlerinin kocaman açıldığını gören Ashley istemsizce gülümsedi. 

“Çok büyük bir hata yapmadığın sürece iyi bir sonuç alabilirsin.”

“Doğru ama.”

AP dersini alan biri için beklenmedik bir durum değildi. Yine de sınava girmek üzere olan Koi için bu harika bir şeydi.

“Seni kıskandım. Keşke iyi bir şey ortaya çıkarabilsem.”

Ashley onu teselli etti. “Daha iyisini yapacaksın.” 

Koi başını kaldırıp sordu. “Nasıl tam puandan daha iyisini yapabilirim?” 

Alay etmiyordu, gerçekten merak ediyordu. Bunu başka biri söyleseydi gülerdi ama bunu Ashley söylediğinde gerçekten yapabileceği bir şeyler varmış gibi hissetmişti. Elbette Ashley onunla aynı yaşta olan bir lise öğrencisiydi, dolayısıyla özel bir şey yoktu. Ashley cevap vermek yerine geçiştirdi. “O halde ben gideyim.”

“Ah, dur bir dakika! Ash!” Aceleyle seslenen Koi kasadan ayrıldı. Ash ne olduğunu görmek için bekledi. Bu kez de ışıldayan bir yüzle ona bakan Koi, önceki çirkin oyuncak bebeğin aynısından bir tane daha uzattı.

“Bunu al.”

Ashley’nin isteyerek kıramayacağı bir yüzle ona bakıyordu. Ashley sırasıyla bebeğe ve Koi’nin yüzüne baktı ve sonunda bebeği almaktan başka seçeneği kalmadı.

“…Teşekkürler.”

“Rica ederim!” Koi çok mutlu olmuştu. Ashley kulaklarının seğirmesinden bunu açıkça anlayabiliyordu. 

“O halde ben gideyim. İyi çalışmalar.”

“Peki, güle güle. Sonra görüşürüz.”

Ashley onunla tekrar vedalaşırken Koi kasada durdu ve heyecanla ellerini salladı. Geçen sefer dükkan sahibi, kasadan ayrıldığı için onu azarlamıştı, bu yüzden yerinde durup Ashley’i uğurlamaktan başka seçeneği yoktu. Ashley dükkanın kapısını kapattı ve kasada tüm gücüyle ellerini sallayan Koi’yi geride bıraktı.

“Öhö, öhö.”

Ashley aniden şiddetli bir şekilde öksürmeye başladı. Öksürmeye devam ederken kendisine kocaman açılmış gözlerle bakan Koi’ye karşı bir sorunu olmadığını göstermek için bir elini kaldırdıktan sonra park halindeki arabasına doğru yöneldi.

Koi’nin ona verdiği poşedi rastgele yolcu koltuğuna attı, diğer elinde tuttuğu bebeğe bakıp içini çekti.

Ardından geriye doğru yürüdü ve arabanın arka kapısını açtı. Çirkin bebeği her zamanki gibi arka koltuğa bıraktı. Diğer çirkin bebeklerle birlikte emniyet kemerini taktı.

***

Koi, Cayenne’in mağazadan çıkışını izledi. Ashley onu ne zaman ziyaret etse, hem mutlu hem de yalnız hissederdi ama bugün hissettiği duygular biraz farklıydı.

‘Acaba kendini iyi hissetmiyor mu…?’

Grup ödevi yaptıkları sırada Ashley’nin üşüttüğünü ve birkaç gün hasta yattığını hatırladı. ‘Ashley göründüğünden daha zayıf biri olabilir. Kolayca soğuk algınlığına yakalanan insanlar var. Bir düşününce bugün yanakları kızarmıştı.’ Koi endişeli bir ifadeyle düşündü.

***

“Öhö, öhö.”

Ashley ateşler içinde öksürürken ‘Soğuk algınlığına benziyor.’ diye düşündü. Her zaman sağlıklı olmasıyla övünürdü bunun tek istisnası soğuk algınlığıydı. Çocukluğumdan beri çok sık hastalanmazdı ama bu sene bir yıl bile geçmeden ikinci kez soğuk algınlığına yakalanmıştı.

“Haa, haa.” Derin derin nefesler alarak yan masaya uzandı. Bardağına su doldurup içmeye çalıştı ama boğazı ağrıdığı için yutkunmakta zorlandı. Suyunu içtikten sonra bardağını tekrar masaya bırakıp kıvrılarak yatağına tekrar uzandı.

‘Birkaç güne iyileşirim.’ İlaç içseydi daha çabuk iyileşirdi ama gidip ilacı bulacak gücü yoktu. Ev işlerini yapan çalışan izin almıştı. Gitmeden önce birkaç gün için yemek hazırlamıştı ama şu anda hiçbir önemi yoktu. Yutkunmakta dahi zorlanıyordu.

“Haaaa…”

Ateşten dolayı sersemlemiş bir halde göz kapaklarımı yavaşça indirdiği anda belli belirsiz bir ses duydu. Bir süre sonra bunun cep telefonunun zil sesi olduğunu fark etti.

♪♪♬♩♩♪…….

Ses yavaş yavaş netleşmeye başladı. Ashley göz kapaklarını zorlukla kaldırdı ve cep telefonunun bulunduğu masaya baktı. Bunu görmezden gelmek istedi ama ses çok gürültülüydü. Kolunu rahat battaniyesiden çıkarıp cep telefonunu açmak zorunda kaldı.

“…Evet.”

Sonunda boğuk bir sesle cevap verdiğinde diğer taraftan şaşırmış gibi ani bir nefes alma sesi duydu.

– Ash, iyi misin?

Sesin kime ait olduğunu anlaması biraz daha zaman aldı. Ashley yarı açık gözlerini kırpıştırıp fısıldadı.

“…Koi?”

– Evet benim! Ashley, sesine ne oldu? Yine mi üşüttün? Çok mu hastasın?

Koi sanki bunu bekliyormuş gibi hızla konuştu. Ashley ise cevap veremedi. Çünkü sağlıklı düşünemiyordu ve aklına söyleyecek hiçbir şey gelmedi.

“İyiyim.” Uzun bir süre sonra nihayet bu tek kelimeyi söyleyebildi ama hemen ardından gelen sert öksürük sesi pek güven verici değildi Beklendiği gibi Koi, telefonun diğer ucundan endişe dolu bir sesle sordu.

– Gerçekten mi? Neden bu kadar sert öksürüyorsun? Gerçekten hastasın, değil mi? Çok acıyor mu? Senin için ne yapabilirim? İlaç içtin mi? Bundan önce yemek yedin mi?

Pek çok soru sordu ama Ashley zar zor tek bir şey söyleyebildi. “Yakında iyileşirim.”

– O zamana kadar canın acıyacak!

Hızla karşılık veren Koi aniden sessizleşti. Sanki bir şey düşünüyormuş gibi nefes alışının sesi Ashley’e bir şekilde ninni gibi geliyordu. Tam gözlerimi kapatıp yeniden uykuya dalmak üzereyken Koi aniden konuştu.

– Ash, bir süreliğine evine gelebilir miyim? Nasıl olduğuna bakacağım.

‘Neden bahsediyorsun?’ Ashley bilinci tam olarak yerinde olmadığı için sözlerinin ne anlama geldiğini anlayamadı. Boş boş dinliyordu. Koi konuşmaya devam etti.

– Yalnız yaşadığını söylemiştin. Yemek yedin mi?  Ve ilaç içtin mi… Ya da bir ihtimal şu anda yanında biri var mı?

Son sözlerini dikkatle ve kendinden emin olmayan bir şekilde söyledi. Ashley hâlâ ne dediğini anlamıyordu. Sadece son sözlerine yanıt verdi. “Hayır, yalnızım.”

Koi alışılmadık derecede kararlı bir ses tonuyla konuştu.

– O zaman yanına geleceğim.

Bu kararlılık Ashley’i biraz kendine getirdi. “…Ne?”

Koi hızla soluyarak cevap verdi.

– Hastayken yalnız kalmak daha zordur. Seni rahatsız etmemek için ilaç içirdikten sonra hemen döneceğim… Gelebilir miyim? 

Koi son sözlerini söyledikten sonra hiçbir şey düşünemeyecek kadar sersemlemiş haldeki Ashley mırıldandı. “İstediğini yap.”

İzin verilir verilmez Koi heyecanla cevap verdi. 

– Tamam!

Tam telefonu kapatmak üzereyken Ashley geç de olsa şunları söyledi.

“Zaten içeri giremezsin.”

Siteye girebilmek için, güvenlik görevlileri tarafından yapılan özgeçmiş kontrolleri ve ziyaret ettiğiniz evin sahibinin onayı dahil olmak üzere çeşitli prosedürler gerekliydi. Ashley böyle bir şey yapacak durumda değildi. Sanki Ashley’nin düşüncelerini duymuş gibi Koi vurgulu bir şekilde konuştu.

– Sorun değil. Geçen sefer bana gösterdiğin evse girebilirim.

Ashley bu kez yalnızca son sözlerine tepki verdi.

“Evet.”

– Tamam. O halde gelebilirim, değil mi?

Koi bir kez daha sordu. Ancak Ashley çoktan kendinden geçmiş şekilde uykuya dalmıştı.

*

*

Koi kapanan telefona bakarken düşündü. ‘Tam tahmin ettiğim gibi üşütmüş.’

Birkaç gündür dükkana gelmemesi onu biraz endişelendirince Ashley’i aramaya karar vermişti ama tahmini doğruydu.

‘Ya daha da kötüleşirse?’

Koi’nin de onunla ilgilenecek kimsesi yoktu. Bu yüzden hastalandığında ne kadar yalnız hissettiğini biliyordu.

‘Yarın üniversiteye giriş sınavı var.’

Koi için çok önemli bir gündü ama Ashley’i yalnız bırakamazdı. Ona bir şekilde yardım etmek istiyordu ve belki de bu onun için bir şanstı. ‘Ona biraz ilaç ve yiyecek versem iyi olmaz mı? Fazla vaktimi almaz.’

************************************************************************************************

Arkadaşlar selam ♥

Burada ufakça bölümlerin yayın gününden bahsetmek istiyorum. Hafta içi full time çalışıyorum, hafta sonu da kursa gidiyorum. Çevirileri saat 9’dan sonra yapmaya vaktim oluyor. Doğal olarak tüm serilerimin çeviri ve editlerini geceye doğru yapıyorum. Yeni bölümler de bununla eş zamanlı geliyor. Bölümler neden daha erken gelmiyor diye düşünmemeniz için bu açıklamayı yapma gereği duydum. Keyifli okumalar ~~

Etiketler: novel oku Lick Me Up If You Can [Novel]1. Kitap 17. Bölüm, novel Lick Me Up If You Can [Novel]1. Kitap 17. Bölüm, online Lick Me Up If You Can [Novel]1. Kitap 17. Bölüm oku, Lick Me Up If You Can [Novel]1. Kitap 17. Bölüm bölüm, Lick Me Up If You Can [Novel]1. Kitap 17. Bölüm yüksek kalite, Lick Me Up If You Can [Novel]1. Kitap 17. Bölüm light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X