Kiss Me If You Can [Novel] Yan Hikaye 1. Kitap Bölüm 10: Rol Yapma

Çevirmen: Ashily
YAN HİKAYE BÖLÜM 10: ROL YAPMA
Sonrasında gözlerini açar açmaz dört tabak biftek, koca bir tabak patates püresi, bir tane cevizli turta, beş pizza, hamburger ve üzerine akçaağaç şurubu dökülmüş beş tane krep yedikten sonra bir nebze kendine gelip gücünü toplamayı başardı. Tüm bunların üzerine birkaç saat uyuyup dinlendikten sonra enerjisini ancak geri kazanmıştı. Şansına herkesin Chase’in onu azarladığını sanması nedeniyle son nöbet sırası ona verilmişti.
‘Bütün gün hiç yemek yemeden buna nasıl devam edebilir?’
Josh’un başı büyük dertteydi. Chase uzun boyuna rağmen fazla yemek yemiyordu. Zaten en başından beri yemek yemeye pek hevesli biri değildi ama böyle yaşayamazdı. Her ne kadar ince yapılı olsa da Chase 1.96cm boyundaydı. Vücudunda bir gram yağ olmadığı için ince ve sıska görünse de uzun kemiklerini kaplayan kasları sayesinde oldukça güçlüydü. Josh’un vücudunu istediği gibi hareket ettirirkenki gücünü görmezden gelmek zordu. Dövüş sanatlarını doğru düzgün öğrenirse Josh için oldukça zorlu bir rakip olabilirdi.
Chase’in yemesi gerektiği kadar yemek yedikten hemen sonra yemeyi bırakması obur olan Josh için bu bile edilemezdi. ‘Şimdi düşündüm de, sevdiği bir yemek var mı acaba?’
Kendi kendine düşünen Josh aniden kaşlarını çattı. ‘Ama şimdikinden daha iyi bir dayanıklılığa sahip olması zor olur.’
Ardından Dane’in sorusunu cevapladı. “Çalışmaktan ziyade başka bir şey.”
Bunları söyledikten sonra bir süre sessiz kaldı. Sonrasında siparişlerini verdiler. Dane dudakları arasına bir sigara yerleştirdi ve daha fazla şey sormadı. İkili karşılıklı oturup yemek yediler. Yaşadıkları önemsiz şeylerden bahsettikten sonra konuşma doğal olarak son yangına geldi.
“Yangın olmayan tek bir gün yok.”
Yıl boyunca yağmur yağmadığı için hava kuruydu ve yangın çıkması normaldi. Sonuncuda rüzgarın savurduğu bir dal yüzünden orman yangını çıkarmıştı.
Dane bunu umursamaz bir tavırla söylemişti ama işin aslı çıkan yangın oldukça büyüktü. Bu yangını söndürmek için çok çaba verdiği açıktı. Ön kolundaki büyük bandajı geçte olsa fark eden Josh, nedenini sorduğunda yanıt tam tahmin ettiği gibiydi.
“Çalışırken biraz yandım.”
“Tanrım.”
Şaşıran Josh gözlerini kırpıştırdı ve Dane umursamazca sözlerini tamamladı. “Önemli bir şey değil.” Ancak sık sık yaşanan orman yangınları ve depremler nedeniyle bir süredir ortalığın karışık olduğunu hatırladığında yaraları beklendik görünüyordu. Josh bandajlı koluna bakarak sordu.
“Başka yaran var mı? Hepsi bu kadar mı?”
“Birkaç yerim yandı ama ciddi bir şey yok.”
Umursamaz bir tavırla cevap veren Dane aniden kaşlarını çattı. Hoş olmayan bir şeyi hatırlamış gibiydi ama sonra bir omzunu silkip konuşmaya devam etti.
“Hala burada çalıştığını bilmiyordum. Yakında döneceğini söylememiş miydin?”
“İşten bittiğinde dönecektim. Ama sözleşmemiz uzatıldı.”
“Gerçekten mi?”
Dane çok düşünmeden kahveyi ağzına götürdü. Josh kısa süre sonra onun neden birdenbire görüşmek için aradığını anladı. Bir daha ne zaman buluşacaklarını bilmediği için dönmeden önce bir kez daha yüzünü görmek istemişti.
Dane her zaman aşırı egoist biri olmuştur, ancak ara sıra bu şekilde çevresindekileri de önemsediği zamanlar olurdu. Tabii ki, bu çok nadir ve fark edilmesi zor olduğundan, çoğu kişi bunu fark etmezdi ancak fark ettiklerinde iki kat daha fazla duygulanırdılar. Josh da şu anda tam olarak böyle hissediyordu.
“Geri dönmeyebilirim.”
Bu sözler üzerine duraksayan Dane ağzına götürmek üzere olduğu kahve fincanını masaya bıraktı ve konuştu. “Ne demek istiyorsun?”
Josh onun bu beklenmedik tepkisi karşısında şaşırdı ve dürüstçe cevap verdi.
“Buraya taşınmayı düşünüyordum. Ayrıca annem için de endişeleniyorum.”
“Öyle mi?” Dane umursamazca sandviçinden büyük bir ısırık alıp yavaşça çiğnemeye başladı. Onu izleyen Josh konuşmaya devam etti.
“Sanırım yakında evleneceğim.”
Birden Dane çiğnemeyi bıraktı ve Josh’a baktı. Ağzındakileri yuttuktan sonra konuştu. “Evleniyor musun, sen mi?
“Evet.”
Josh başını salladı ve muzip bir şekilde sordu. “Ne? İnanmıyor musun?”
“Evet.” Dane bu sefer başını salladı. Josh duraksadı ve Dane’in yüzüne baktı. Sonra Dane her zamanki gibi umursamaz bir tavırla konuştu.
“Gerçekten evlenmeyeceğini düşünmüştüm, sen ve ben her zaman birileriyle kısa süreli takılıyorduk, değil mi? Uzun süreli flörtün bile bir ay mıydı? Yoksa iki ay mı?”
“Üç ay çıktığım kişiler oldu.”
“Her neyse.” dedi Dane, Josh’un küçük itirazını görmezden gelerek.
“Gerçekten evlilik gibi resmi bir şeye kalkışmayacağını düşünmüştüm… bunun için partnerinin harika olması lazım.”
Josh içinden ‘Aynı şeyi ben de senin için düşünüyordum.’ diye geçirdi ama çok geçmeden Dane’in neden bu şekilde tepki verdiğini anladı.
‘Benim gibi biri olduğunu sanıyordum.’
Josh onun aklından geçenleri duymuş gibi hissetti. Çok geçmeden muzipçe bir tavırla konuştu. “Kim olduğunu bilsen çok şaşırırdın.”
Dane de sanki biraz merak ediyormuş gibi sordu. “Neden?”
Partnerinin ünlü olacağını düşünmeyen bir bakıştı bu. Chase’i düşününce dudaklarının kenarı doğal olarak yukarıya kıvrılan Josh gülümseyerek cevap verdi. “Çünkü o göz alıcı bir güzelliğe sahip.”
“Hmm…” Dane alışılmadık bir şaşkınlıkla tepki verdi. Josh’un birinin görünüşüne bu şekilde iltifat etmesi son derece nadirdi. Bir düşününce çoğunda ‘Güzel’ veya ‘Tatlı.’ diyordu.
‘Ne kadar güzel ki?’ Bunu düşünen Dane ağzını açtı. “Geçen sefer saklamamı istediğin adam mı?”
“Ne? Yeonwoo mu? Hayır!”
Josh sanki şaşkınlıkla ellerini aceleyle salladı.
“Zaten bir partneri varken onunla ilişki yaşayacağımı düşünmüyorsun, değil mi? Birini saklayarak onunla görüşmemin imkanı yok.”
Josh’u ciddi bir yüzle gören Dane bir anlığına duraksadıktan sonra soğuk bir tavırla konuştu. “Saklayarak görüşmene gerek yok.”
“Ne?”
“Aynı anda birden fazla eşe sahip olduğun durumlar oluyor. Herkesin birbiriyle aynı fikirde olması yeterli değil mi?”
Yanılıyor değildi. Aslında bunun doğru olduğunu bile söyleyebilirsiniz. Ama bu Josh’un yaşam tarzına uyan bir şey değildi.
“Aynı anda birden fazla kişiyle çıkmaktan ve sevgilimi başkasıyla paylaşmaktan nefret ediyorum.” Josh bunu söyledikten sonra aniden kaşlarını çattı. “Dane, aynı anda kaç kişiyle çıktın?”
Dane bir süre cevap vermedi. Kaşlarını çatarak baktığı belli belirsiz ifadesinden bir şeyleri hatırlıyor olduğu açıktı. Josh hemen başını salladı.
“Hayır, sormadım say. Söyleme.”
Başını eğip baktığında Dane’in masadaki parmakları üçe katlanmıştı. Josh’un ciddi ifadesine yanıt olarak Dane kendinden emin bir şekilde parmaklarını açtı ve sandalyesine yaslandı.
“Çevrendeki hiç kimseyle ilişkiye girme gibi bir niyetim yok.”
“Ah, elbette.” Josh sözlerini devam ettirdi. “Alfamı ve kız kardeşimi listenden çıkarırsan çok memnun olurum.”
“Kimi? Hah…”
Bir süre sonra Dane başını salladı.
“Sadece zavallılarla çıkan kız kardeşini mi?”
“Tabi çıkabiliyorsa!” Hızla yumruğunu sıkan Josh çok geçmeden durdu. Dane kayıtsız bir yüzle ona bakıyordu. Josh saçını geriye doğru tarayarak konuşmaya devam etti.
“Her neyse, Emma’nın tipi değilsin, o yüzden onunla bir ilişki kurman mümkün değil ama tam tersi bir durumda arkadaşımla kavga etmek istemiyorum o yüzden lütfen dikkatli ol.”
“…Kardeşinin kime benzediğini söylemiştin?” Josh sanki hatırlamaya çalışır gibi kaşlarını çatan Dane’e cevap verdi. “Bana çok benziyor.”
“Ah.” Dane’in tüm tepkisi buydu. Ama bu Josh’un kendini tuhaf hissetmesine yetmişti. “Bu tepki de ne?”
Dane, Josh’un sorusu karşısında omuz silkti. “Eğer sana çok benzeyen bir kızsa ona karşı hiç şansım yok.” Sonrasında hafifçe kıkırdadı.
“Gerçekten onun tipi değilsin.”
“Tabii ki de biliyorum. Şükürler olsun ki.”
Alaycı sözlerin ardından Josh tavuklu sandviçini ağzına attı. Yemeğin yarısına geldiklerinde Dane tekrar konuştu.
“Evleneceğin kişi o kadar güzel mi? Seviye açısından ne kadar iyi?”
“Umm.” Josh hemen cevap veremedi ve bir süre düşündü. Çünkü Chase kadar iyi, hatta ona yakın bir seviyede bir şey düşünemiyordu. Bunun yerine farklı bir standart sundu.
“Çok büyük bir hata yaptığında onu azarlayamıyorum.”
Dane ciddiyetle baktı. Bunun ne anlama geldiğini düşündüğü açıktı. Bir süre sessiz kaldıktan sonra başını kaldırdı. “Yani örneğin, o bir erkek ve sen ona vurmak istiyorsun ama vuramıyorsun?”
Josh’un kafası bir anlığına karıştı, sanki bir şeyler doğru ama yine de yanlışmış gibi garip bir duyguya kapıldı. Birdenbire askerdeyken başıboş bir köpeği döven başka bir askere yumruk atan Dane aklına geldi. Daha sonra üstleri tarafından sorgulandığında cevabı çok netti.
<O adam köpeğe vuruyordu.>
Üstü, arkadaşlarına vurmaması gerektiğini söyleyerek Dane’i azarladı ama Dane’in tutumu değişmedi.
<Bir insana vurmak varken neden köpeğe vuruyordu?>
Bunun sayesinde kavga eden ikili, iki gün ceza aldı. Ancak ne yazık ki, diğer kişi neredeyse bir ay hastanede kaldı. Dane’in düşünceleri o zamandan bu yana değişmiş gibi görünmüyordu. Josh, Pitt ve Chase’e yaptığı kadar sert bir şekilde azarladı.
“Köpeklere vurmadığın gibi insanlara da vurmamalısın.”
Dane kaşlarını çattı ama Josh daha fazla açıklama yapmadan devam etti.
“Onu sözlü olarak uyardım ama gözlerinde yaşlarla hatasını kabul etti, o yüzden daha fazla bir şey söyleyemedim.”
“Hmph…” Dane garip bir ses çıkardı. Josh açıkça alay ettiği belli olan tepkisine hemen karşılık verdi. “Bu da ne demek?”
“Umm.” Dane gözlerini kıstı ve ona güldü. “Buna kandın mı? Hatasını kabul etmiş davranarak rol yapan çok kişi var.”
Josh ‘rol yapma’ sözcüğünü duyunca durakladı. Dane, Josh’un tepkisini gördükten sonra devam etti. “İnsanlar her zaman birbirini aldatır, Josh.”
Onun insanlara olan düşmanlığının farkında olan Josh bunu kabul etmedi. Ama inkar da edemezdi. Bir düşününce Chase ödüllü bir aktördü. Oynadığı her filmde övülen oyunculuk becerilerini düşünmek içinde şüphe uyandırdı.
“…Bu mümkün değil.” Sanki bu imkansızmış gibi başını salladı ama şüphe tohumu çoktan ekilmişti. Josh’a bakan Dane kayıtsızca ekledi. “Bir dahaki sefere görüşürüz.”
Ve sandviçinin kalanını bir lokmada yuttu.
***6. Kısım***
Ertesi gün koruma ekibi erken saatlerde hazırlığa başladı. Çünkü o gün Chase’in düzenli kontrollerini yaptırmak için Steward’ın yanına gittiği gündü. Rutin bir kontroldü. Ama geçen seferki terör saldırısı nedeniyle hazırlıklar daha kapsamlı şekilde yapılıyordu.
“Geçen sefere göre daha fazla kişi olmasına sevindim.”
Seth, Mark’ın sözleri üzerine konuştu. “Aynı numarayı tekrar kullanacak kadar aptal olduklarını sanmıyorum.”
Josh, Seth’le aynı fikirdeydi ama temkinli olmanın bir zararı yoktu. Sessizce talimatları takip etti. Arabayı ve yerini kontrol ettiği sırada Laura yanına doğru geldi ve konuştu.
“Josh, seninle biraz konuşabilir miyim?”
************************************************************************************************
Arkadaşlar herkese selam ♥
Geçen bir kaç haftadan sonra yeniden beraberiz. Doğruyu söylemek gerekirse serileri çevirirken araya bir aksilik girmesinden hiç hoşlanmıyorum. Heyecanla bir ton plan yapıyorum mutlu mutlu takılıyorum ama sitenin başına gelen olaylar beni çok engelliyor. Ve maalesef bu ufak sorunlar inanılmaz vakit çalıyor.
Umarım artık bir aksilik çıkmadan koşar adımlarla finale gideriz. Ufakta bir spoiler vereyim bu kitap daha başlamadı ? Eğer başka bir şey çıkıp araya girmezse yakında süper heyecanlı bölümler okuyacağız ?
Yorum