Koyu Switch Mode

Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 16. Bölüm

A+ A-

Çevirmen: Ashily


***16. Kısım***

“Bu bir fil miydi?”

“Ah… Bilmiyor muydun?” Koi şaşkınlıkla cevap verdi. Parmağıyla gösterip “Bak, çok uzun bir burnu var. Bu da kuyruğu.” dedi ama Ashley hâlâ ikna olmamıştı. ‘Burun ve kuyruğu da nereden çıkardın?’

Ama Koi kendinden emindi. Ashley bir şey söylemek için ağzını açtı ama sonra kapatıp derin bir nefes aldı.

“…İçeri gir hadi.” Ashley’nin sözleri üzerine Koi, Tamam, dedi ve başını salladı. Dönüp dükkana doğru yürürken arkasına bakmaya devam etti.

“Güle güle, yine gel, hoşçakal.”

Ashley ona el sallayıp birbiri ardına görüşürüz dedikten sonra sürücü koltuğuna oturdu. Görünüşe göre eğer gitmezse, Koi de sonsuza kadar orada kalacaktı. Ashley hiç tereddüt etmeden arabayı çalıştırdı. Koi’nin dükkana doğru yürümeye devam ederken birkaç kez daha arkasına bakışı dikiz aynasına yansıdı. Ashley otoparktan çıkar çıkmaz kendini hem rahatlamış hem de boşluğa düşmüş hissetti.

Garip bir duyguydu.

***

“Hiç kendini çöp gibi hissettin mi?”

Telefonun diğer ucundaki Bill ani soru karşısında şaşkınlıkla konuştu.

– Birdenbire neden bahsediyorsun?

Ashley bir süre içini çekti. “Hayır, hiçbir şey.”

Cevap bekleyen Bill, sert bir ses tonuyla devam etti.

– Bir şey mi oldu? Peki şuna ne dersin? Yeni dönem başlamadan bir kez daha sana gelelim mi?”

Görünüşe göre geçen sefer Ashley’nin evinde toplandıklarında herkes harika vakit geçirmişti. Tekrar gelmek için fırsat arıyorlardı. Önceden olsa Ashley, onların isteklerini elbette yerine getirirdi. Bu kadar büyük bir malikanede yalnız olmaktan daha iyiydi.

Ama şu an havasında değildi. Ashley “Meşgulüm.” diye yanıtladı.

– Ne? Bu da ne demek oluyor?

Bill şaşkınlıkla sormaya devam etti ama Ashley sinirlenip telefonu kapattı. Etraf yeniden sessizliğe büründü. Bir süre yatakta yattıktan sonra derin bir nefes alıp hızla ayağa kalktı. Bugün havada tek bir bulutun bile olmadığı güzel bir yaz günüydü.

***

Koi, Ashley’i görür görmez sevinçle “Hoş geldin!” diye bağırdı. Ashley, onu her zaman tüm benliğiyle sıcak bir şekilde karşılayan Koi’yi her gördüğünde tuhaf hissediyordu. Bu sefer de tuhaf bir duyguyla dükkana giren Ashley, her zamanki gibi selam verdi.

“Merhaba.”

“Merhaba!”

Ashley’nin selamına karşılık veren Koi, ağzı kulaklarına varmış şekilde gülümsüyordu. Onu böyle gören Ashley her zamanki gibi hafifçe gülümsedi.

Rastgele bir kaç şey alıp tezgahın üzerine koyarken, “Benimle her karşılaştığında gülümsüyorsun. Beni gördüğün için o kadar mutlu musun?” diye sordu. Bu soruyu sorduğunda çabucak inkar edeceğini, “Hayır!” diyeceğini ya da utanacağını düşünmüştü. Ancak Koi parlak bir şekilde gülümsedi ve ağzını her zamankinden daha geniş açtı.

“Evet, elbette. Senden çok hoşlanıyorum.”

Ashley beklenmedik cevap karşısında oldukça utandı. Gözlerini kocaman açan Koi gülümseyerek, “Elbette. Ashley’i kim sevmez ki?” dedi.

Alışılmadık derecede utanan Ashley, ani gülümsemesi karşısında bakışlarını kaçırdı. Yanakları nadiren kızarırdı. Şu anda öyleydi. Koi onun görünüşünü umursamadan kendi kendine mırıldanarak tutarı hesapladıktan sonra içeriden bir şey çıkardı.

“Bu bir hediye.”

“Yine mi?”

Koi gülümsedi ve alma konusunda tereddüt eden Ashley’e “Bu da sınırlı.” dedi.

Bir fil olduğunu iddia ettiği çirkin oyuncağı verdiği günden beri, her seferinde Ashley’e yeni bir hediye veriyordu.

Ashley, Koi’nin ona verebileceği her şeyi vermeye istekli olduğunu açıkça görebiliyordu. Sorun şu ki reddedebilirdi ama onu geri çeviremiyordu. Genelde Hayır diyemeyen bir insan değildi. Gülümseyip redderdi ama Koi’nin karşısında ağzını açamıyordu.

Sebebi Koi’nin gülen yüzüydü.

“Bu seferki bir karıncayiyen.”

Koi şekilsiz bebeği tekrar uzatırken genişçe gülümsedi. Ashley’e bir hediye vereceği gerçeği karşısında mutlu olduğu açıktı. Kızarmış yanakları, parlayan gözleri, açık ağzı ve seğiren kulakları tüm duygularını yansıtıyordu.

Ashley elbette kendisine ikinci kez verilen oyuncak bebeği reddetmeye çalıştı. Ancak Koi’nin solgun yüzünü gördüğü anda sözlerini geri almaktan başka çaresi kalmadı. Böylelikle Ashley’nin arabasının arka koltuğundaki çirkin oyuncak sayısı giderek arttı.

‘Buraya gelmek zorunda değildim.’ Ashley, garip görünüşlü bebeği isteksizce kabul ederken düşündü. ‘O zaman bu konuda endişelenmeme gerek kalmazdı.’

Ama pişman olmak için artık çok geçti. Ashley çoktan dükkana gelmişti ve Koi ile yüz yüzeydi. Hatta ihtiyacının olmadığı şeyler satın alıyordu.

Ashley ancak, plastik poşete aldıklarını koyarken kendisine “Marul tohumları ne için? Bahçene mi dikeceksin?” diye sorulduğunda rastgele aldığı eşyanın ne olduğunu öğrendi.

Koi neşeli bir şekilde gülümsedi ve konuşmaya devam etti. “Kendini yetiştirip yemek de güzel. Bazen bir karton bardağa toprak koyup tohumları içine ekiyorum, filizlendiklerinde ne kadar tatlı olduklarını bilemezsin.”

Ashley “…Karton bardak mı?” diye sorduğunda Koi evet anlamında başını salladı.

“Onları bu şekilde içine koy.” 

Eliyle tezgahın üzerine bir çizgi çizerken Koi’nin yüzü gururla parlıyordu. Ta ki Ashley’nin ona bakan ifadesini görene kadar.

‘Tanrım.’

O anda gereksiz yere çok heyecanlandığını fark etti. Koi’nin heyecanlı yüzündeki güven bir anlığına kayboldu ve gözleri titredi. ‘Dikkatsizdim ve bir hata daha yaptım.’ Ashley’nin Koi’nin saçma hobisinden sıkılacağı ortadaydı.

Elinden geldiğince durumu toparlamaya çalıştı ama böyle saçma bir hata yaptığı için bir anda her şey aklından uçup gitti.

“Şey….” Koi’nin kendine güveni olmayan bir sesle başını eğdiğini gören Ashley, hızla kendine geldi. ‘Ahh, Koi’nin modu düştü.’

Ashley hızla başını salladı ve konuyla ilgili soru sordu. “Marul da ektin mi?” 

Koi sessizce başını kaldırdı. Onun şüpheyle bakan ifadesini gören Ashley, hiçbir şey olmamış gibi gülümsedi. Onu ikna etmek zor olmadı. Çünkü o her zaman böyleydi.

Beklendiği gibi Koi’nin yüzü yeniden aydınlandı ve kızardı.

“Evet, bir kez diktim ama karton bardaklarda pek iyi yetişmedi. Şimdi karahindiba yetiştiriyorum.”

“…Karahindiba mı?”

Ashley yolda rastgele büyüyen bitkiyi düşündü. Koi başını salladı “Her toprakta iyi yetişir.” dedi.

“Evet, öyle gibi.”

Ashley kendi kendine ‘Ama kimse karahindiba yetiştirmeyi düşünmez.’ düşündü ama bunu dışından söylemeye cesaret edemedi. 

Koi’nin karahindiba yetiştirmeye karar vermesinin başka bir nedeni daha vardı. ‘Çünkü bir tohum satın almak için uğraştıktan sonra büyümezlerse bu bir israftır.’ Hem para biriktirip ve hem çiçek yetiştirebildiği için kendiyle gurur duydu.

“Bu tarzı bir bitkiyi büyütmenin bir nedenin var mı?” Ashley’nin sorusu üzerine Koi ilk kez duraksadı. “Sadece…”

Üzgün ​​olmaktan farklı bir tepkiydi bu. Ashley başını eğdi ve tereddüt içindeki Koi’nin sözlerini bekledi.

“Canlı bir şey görmek istedim.”

Ashley onun bu sözlerini anlamakta güçlük çekti.

‘Evinin bahçesi yok mu? Gerçi apartmanda yaşayan çok kişi var. Koi de öyle olmalı, ya da başka bir nedeni var.’

Ashley merak etti ama sormadı. O kadar da yakın değillerdi. En azından Ashley böyle düşünüyordu. Ve başkalarının özel hayatlarına burnunu sokacak kadar kaba değildi.

‘Şimdi düşünüyorum da, ilk tanıştığımızda Koi bana çok şey sormuştu.’

Ashley unuttuğu bir anıyı hatırladı. Cevabını herkesin bildiği önemsiz sorular olduğu için üzerine fazla düşünmemişti, hatta büyük bir keyifle dinlediğini net şekilde hatırlıyordu. Belki de masum yüzü yüzünden mantıksız bir şekilde gardını indirip her şeye cevap vermişti.

‘Koi’nin sorduğu her şeye cevap verecek miyim?’

Birden meraklandı. Deneme isteği arttı ama bunu bastırdı. Ve az önce düşündüğü şeyi düşündü.

Bunu yapmak konuyu Ashley’e geri getirebilirdi. Kendisi hakkında herkesin bildiğinden daha fazla konuşmak istemedi.

************************************************************************************************

Aslında buraya bir arkadaşımın yıllar öncesinde karahindaba ile ile ilgili bir paylaşımından çok etkilenmiştim onu koymak istedim ama bulamadım. Onun yerine, hikayenin temasıyla uyumlu olduğunu düşündüğüm için başka bir hikayeyi koyuyorum. Okumak zorunda değilsiniz. 

Bir adam yeni bir ev alır. Çimlerle kaplı güzel bir bahçeye sahip olmak en büyük hayalidir.

Her hafta bahçesinde uğraşır, çalışır, bahçecilik kitaplarının söylediği her şeyi yapar. Fakat bir sorun vardır ki, çimlerle kaplı bahçesinde istemediği karahindibalar ortaya çıkmaya başlar. Adam ilk kez karahindibaları bulduğunda onları koparır fakat ne yazık ki onlar tekrar çıkar.

Bahçecilik dükkânına gider ve yabani ot öldürücü alır. Bu bir süre işe yarar, fakat ne yazık ki yaz yağmurlarından sonra, karahindibalar tekrar ortaya çıkar. Adam tüm yaz boyunca karahindibaları çeker koparır ve öldürür.

Karahindibalar bir kış boyunca hiç çıkmayınca, adam bir sonraki yaz karahindibaların tekrar çıkmayacağını düşünür. Fakat birden karahindibalar tekrar ortaya çıkar. Bu sefer adam, sorunun çimin türünde olduğuna karar verir. Bu yüzden, bir servet harcar ve bahçesine tamamen yeni bir çim eker. Bu bir süre işe yarar ve adam çok mutlu olur. Fakat, tam rahatlamaya başladığında karahindibalar tekrar gelir.

Bu sefer de bir arkadaşı ona, komşusunun çimlerinin içindeki karahindibalar nedeniyle olduğunu söyler. Böylece adam tüm komşularının karahindibalarını öldürmek için mücadele eder.

Üçüncü yılda, adam çileden çıkmıştır. Karahindibalar hala çıkmaya devam etmektedir. Böylece, tüm uzmanlara ve bahçe kitaplarına danıştıktan sonra, adam Tarım Bakanlığına tavsiye için mektup yazmaya karar verir. Kesinlikle, devlet yardım edebilir diye düşünür.

Birkaç hafta bekledikten sonra adam mektubuna cevap alır. Çok heyecanlanmıştır. Sonunda yardım gelmiştir. Hemen mektubu açar ve okumaya başlar:

’Sayın Beyefendi, bize yazdığınız sorun üzerinde düşündük ve tüm uzmanlarımıza danıştık. Dikkatli bir değerlendirmeden sonra, size çok iyi bir tavsiye verebileceğimizi düşünüyoruz. Beyefendi, size tavsiyemiz şudur ki: karahindibaları sevmeyi öğrenmelisiniz.’’

Bu hikâye istenmeyen ve rahatsızlık veren duyguları sevmeyi öğrenme konusunda çok yararlıdır.

Duyguları kabul etmemiz ve sevmemiz acıyı azaltır.

Sizin hayatınızdaki karahindibalar neler?

İstenmeyen duygularınızı kabul edebilir misiniz?

Etiketler: novel oku Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 16. Bölüm, novel Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 16. Bölüm, online Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 16. Bölüm oku, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 16. Bölüm bölüm, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 16. Bölüm yüksek kalite, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 16. Bölüm light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X