Koyu Switch Mode

Everyone Thinks That I Like Him 20. Bölüm

A+ A-

Çeviren: Ari


Otobüste oturan Shang Jin, cüzdanında kalan binliğe baktı ve ironik bir şekilde güldü.

Bu kadın onu asla şaşırtmıyordu. Onunla her buluşacağı zaman, pahalı bir yer seçerdi. Sözleri, eylemleri ve tavırlarıyla üst sınıf bir bayanı taklit etmek için çok çabalıyordu. Aslında böyle bir hayat yaşamıyordu ve iddialı performansı sadece gösterişti.

Bazı insanlar her zaman kendilerine ait olmayan şeylerin peşinde koşarlardı. Başlangıçta nazik olan insanlar bile arzuyla yönlendirilince çirkinleşebiliyorlardı, Liang Jingmin gibi bencil birinden bahsetmeye gerek yoktu.

Shang Jin kendini bildiğinden beri ebeveynleri ayrıydı, bu nedenle Shang Jin’in boşanmalarının iç hikayesi hakkında hiçbir fikri yoktu.

Shang Jin’in babası Shang Qingping, bir oğula sahip olduğunu neredeyse unutmuş ve kendini kariyerine adamıştı. Boşandıktan sonraki beş yıl içinde hiçbir haber alamadığı annesi, aniden onu ziyaret etmek için değerli hediyelerle geri döndü. Shang Jin başta ona biraz anlayışla yaklaştı.

Shang Qingping, Liang Jingmin ortaya çıktığı anda onunla tartışmaya hazırdı.

Ancak Liang Jingmin’in Shang Qingping’in karşısına çıkma nedeni istediği yaşamı elde ettiği için seçiminin ne kadar doğru olduğunu göstermekti.

Shang Jin aralarındaki tek bağlantı olarak her yıl bir veya iki kez rekabet etmelerine bahane olmak için oradaydı.

Hiç kimse Shang Jin’e evde sık sık yalnız bırakılmasının nasıl hissettirdiğini ya da gönderilen bu pahalı oyuncakları beğenip beğenmediğini sormadı.

Üzgün müydü?

İlk başta biraz öyleydi. Daha sonra bu üzüntünün bazı şeylere olan istek ve beklentilerinden kaynaklandığını fark etti. Hiçbir şey beklemezse üzülecek bir şeyde olmazmış gibi görünüyordu.

Shang Jin her bir araya geldiklerinde onların kelime savaşını sakin bir şekilde izledi ve akşam yemeğine gelmeyi unuttuklarında kendine yiyecek almak için dışarı çıktı.

Bazı şeylere asla sahip olmadığı için kaybetmesi de o kadar üzücü değildi.

Şimdiyse durum 180 derecelik büyük bir değişime uğramıştı.

Liang Jingmin’in yeni kocası iflas nedeniyle küçük bir pencerenin ardından geçmiş günlerini izliyordu ve Shang Qingping tarafından işletilen şirket hızla büyüyordu. Eski kaybeden, şimdi piramidin tepesinde duruyordu ve geçmişte görmek zorunda kaldığı kişiler artık bir toz tanesi kadardı.

Shang Qingping, Shang Jin on altı yaşındayken yeniden evlendi. Evlendiği kişi Shang Jin’den on yaş büyük ve Shang Qingping’den on beş yaş küçük olan Qin Fei’ydi. Shang Qingping artık yeni bir hayata başladığı için Liang Jingmin’e karşı daha da ilgisizdi ve sonunda çağrılarını görmezden gelmeye başladı.

Oğlunu mu görmek istiyorsun?

Git kendin gör!

Liang Jingmin’in aradığı hedef farkında olmadan Shang Jin oldu. Özellikle Shang Qingping evlendikten sonra bu yoğunlaştı.

“Kendi iyiliğin için” bahanesiyle ağzını açtı ve ağzını kapattı, bahsettiği şeyler hep bu para, o para, şu paraydı.

Shang Jin ilk başta dayanılmaz bir şekilde sinirleniyordu. Liang Jingmin’e para verirse sakinleşeceğini düşündü. Daha sonra ne kadar yanıldığını anladı. Bu tür bir insan asla tatmin olmazdı. Ona buharda pişirilmiş bir çörek verdiğin için egzotik lezzetleri kıskanmaktan vazgeçmeyecekti. Aradığı şey para değildi, iki aile arasındaki uçurumun neden olduğu dengesizlik hissiydi.

Deneyimlerden bir şeyler öğrenen Shang Jin günah keçisi olmaktan kaçındı. Tekrar buluşmaya gittiğinde, kasıtlı olarak parası olmadığını söyledi. Sonuç olarak yemekler servis edilmeden önce Liang Jingmin garsona seslendi ve siparişlerin hiçbirini istemediklerini söyledi. Nasılsa henüz yememişlerdi. Utanan garsonun gözleri kıpkırmızı oldu.

Shang Jin buna dayanamadı ve sonunda faturayı ödedi.

Daha sonra Shang Jin bir seyirci gibi yalnızca izledi. Her seferinde Liang Jingmin’in oyununu izlerken, yemek masrafını gösterinin izleme ücreti olarak değerlendirdi.

Daha önceden çok fazla iyi film izlemişti ama bu oyun sadece iğrenç ve can sıkıcı olmakla kalmayıp, aynı zamanda birkaç ayda bir sahneleniyordu.

Shang Jin, Liang Jingmin’i tamamen durdurması umuduyla olanları iki kez Shang Qingping’e anlattı.

“O gerçekten acınacak bir insan. Shang Jin, ne olursa olsun sonuçta o senin annen.”

Artık üst konumda olan bu kişi antipatik ve cimri biri değildi. Nazik, erdemli karısı ile dizlerine sarılan sevgili kızıyla mutluydu ve ilk yıllarında kısasa kısas olduğu eski karısını affetmişti.

Ancak bu tek cümle Shang Jin’i Liang Jingmin’den kurtulamayacak hâle getirdi.

Shang Qingping’in söylediği doğruydu. Sonuçta Liang Jingmin onun annesiydi.

İyi koşullara sahip bir çocuk ve ‘zor’ bir hayatı olan anne: Halkın kimin tarafında duracağını düşünmeye gerek yoktu.

Shang Jin söylentileri önemsemiyordu ama başına bela almaktan korkuyordu. Arkasından söylenilen nazik veya kötü sözler umurunda değildi. En sinir bozucu olanı meraklı bazı insanların önünde durup ona gereksiz suçlamalar yöneltmesiydi.

Bu dünyada pek çok meraklı insan vardı.

Her yerdeydiler.

Ding.

Shang Jin, WeChat’e baktı.

Ye Zhou: Bir saat sonra döneceğini söylememiş miydin?

Al işte, meraklı biri daha.

Fakat özel hayatını kurcalayan diğer insanlardan -özellikle de bu tür bir sorgulayıcı dile sahip olanlardan- nefret etmesine rağmen bu mesajı aldığında yüreğinde neden bir sancı oluşmuştu?

Tıpkı Ye Zhou’nun elmayı onun için yıkadığı zaman ki gibi…

Shang Jin duygularını dizginledi ve tanıdık yatakhane kapısının önüne geldiğinde kapıyı iterek açtı. Ye Zhou hâlâ yurt odasında yalnızdı.

“Döndün mü?” Ye Zhou ona baktı ve kitabı okumak için tekrar başını eğdi. Tabii ki bir yandan da Shang Jin’i alttan alttan izlemeyi de ihmal etmedi.

Shang Jin paltosunu çıkardı ve doğrudan yatağa fırlattı. Masasının yanına gittiğinde şaşkına döndü.

Ayrılmadan önce dağınık olan masa tertemiz ve düzenliydi. Aradığı banka kartı sessizce sözlüğün üzerinde duruyordu. Toplanmış masanın üzerine sık sık yediği çilekli şekerden birkaç tane konulmuştu.

Çocukluğundan bugüne kadar hiç kimse ona bir şey yapmasında nedensiz olarak yardım etmemişti, bu yüzden birisi onun için bir şey yaptığında nasıl tepki vereceğini bilmiyordu.

Shang Jin şekerlerden birini aldı ve parmaklarıyla ovuşturdu.

Ye Zhou kulaklarını dikti ve Shang Jin şekeri alırken her hareketini dinledi. Yam Shang Jin’in ruh halinin biraz daha iyi olup olmadığını kontrol etmek için ağzını açmak üzereyken Shang Jin konuştu.

“Bunu yapmanı istememiştim.”

İyi niyeti suistimal mi ediliyordu??

“Böyle mi denir!” Ye Zhou’nun öfkesi yükselirken vücudu kontrolsüz bir şekilde ayağa kalktı. Sonuç olarak sağ ayağındaki acı onu hemen yerine oturttu.

Shang Jin döndü ve Ye Zhou’nun sağ ayak bileğine baktı. “Benim için buna yardım etsen bile sana karşılığını geri ödeyemem demek istemiştim.”

Ye Zhou, Shang Jin’in gerçekten de bir hatayı kıvırmaya çalışmadığını anladıktan sonra sakinleşti. Cevap olarak bir soru sordu, “Benim için bu döner sandalyeyi alırken karşılığında bir şey istemiş miydin?”

“Hayır, sadece yapmak istedim.”

“Peki beni sınıfa götürürken karşılığında bir şey istemiş miydin?”

“Hayır.”

Ye Zhou ona soğuk bir şekilde baktı ve sinirlenmiş gibi yaptı. “Öyleyse karşılığında bir şey isteyen kim? Şu anda sadece ‘teşekkür ederim’ demen gerek.”

“Teşekkür ederim.”

Ye Zhou gururla çenesini kaldırıp “Rica ederim.” dedi.

“Ama…” Shang Jin şekeri açtı, kaşlarını çattı ve şüpheyle, “Sana yardım ettiğimde, bana teşekkür etmemiştin.” dedi.

Ye Zhou öfkesinin yanına bir de utancın eklendiğini hissetti. “Teşekkür ederim! Teşekkür ederim! Teşekkür ederim!”

Shang Jin şekeri ağzına attı ve mırıldandı: “Rica ederim, rica ederim, rica ederim.”

Etiketler: novel oku Everyone Thinks That I Like Him 20. Bölüm, novel Everyone Thinks That I Like Him 20. Bölüm, online Everyone Thinks That I Like Him 20. Bölüm oku, Everyone Thinks That I Like Him 20. Bölüm bölüm, Everyone Thinks That I Like Him 20. Bölüm yüksek kalite, Everyone Thinks That I Like Him 20. Bölüm light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X