Koyu Switch Mode

Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 3, Bölüm 65: Feromonlar (+18)

A+ A-

BÖLÜM 65: FEROMONLAR (+18)


Josh ne yapması gerektiğini düşündü. ‘Ne söylersem söyleyeyim Chase’i rahatlatmayacak. Ona her şeyi anlatsam mı?’

Gerçekten huzursuz hissediyordu. Ama kalbinin bir köşesinde bunu asla yapmaması gerektiğini söyleyen bir ses yankılanıyordu.

‘Şu ana kadar travmadan dolayı kimseyle birlikte olmadın ama kendinde değilken benimle yattın, desem.’ Josh’un yüzü buruştu. Hepsi bu kadar da değildi. ‘Bunun sonucunda bir çocuğumuz olduğunu nasıl açıklayabilirim?’

Chase’in akıl sağlığı daha fazlasını kaldıramayacak gibiydi. Ona bir gün her şeyi anlatması gerekiyordu ama şimdi zamanı değildi. Josh, Chase hazır olana kadar beklemenin daha iyi olacağına karar verdikten sonra başını kaldırdı.

Chase’in odası birkaç adım ötedeydi. Derin bir nefes aldıktan sonra oraya doğru ilerledi. Yumuşak halıda yürümesine rağmen adımları yavaştı. Sonunda kapının önünde durduğunda umutsuzca kaçma isteğini bastırarak kapıyı çaldı.

“Tak Tak.”

Kapıya vurma sesi yüksek sesle yankılandı. Her zamanki gibi yanıt gelmedi. Bir süre sonra Josh kapıyı açtı. İncelikle tasarlanmış ahşap kapı açılırken sert bir ses çıkardı. O anda Josh’un aklına menteşeleri yağlamak gibi saçma bir fikir geldi.

Sonunda odaya girdiğinde, artık gerçeklerden kaçamazdı. Boş odanın içinde Chase soğuk ve gergin bir yüzle Josh’u bekliyordu.

***35.Kısım***

Bir süre ikisi de hiçbir şey söylemeden sadece birbirlerine baktılar. Kesin olmak gerekirse, Chase Josh’a dik dik bakıyordu ve Josh da ona utançla bakıyordu.

Özellikle bu durumda sessizliğe dayanmak oldukça zordu.

Josh gerginlikten ölmek üzereydi. Az önce aynı durum salonda da yaşanmıştı ama o sessizlik, bununla kıyaslandığında bir hiçti. Chase, iş arkadaşlarınınkinden çok farklı bir ihanet duygusuyla titriyordu. Josh, Chase’in öfkelenmekte haklı olduğunu düşündü. Bu yüzden, şimdilik öfkesini dışa vurmak istiyorsa her şeyi dinleyecekti. Kendisine vursa bile kabul edecekti.

‘Umarım beni öldürmez.’ Josh bunları düşündüğünde kaşları çatıldı. ‘Umarım öyle bir şey olmaz.’

“Sen.” Chase sonunda konuşmaya başlamıştı. Josh sabırla sonraki sözlerini bekledi. “İlacı buraya getir.”

Josh hiçbir şey söylemedi ve Chase’in isteği üzerine ilaç şişesini ceketinden çıkarıp uzattı. Chase, şişenin üzerinde yazan kelimeleri, sanki her bir harfi aklına kazır gibi yavaş yavaş okudu. Tabii ki içeriğin değişmesine imkan yoktu.

Okumayı bitirdikten sonra yukarı baktı. Yüzünde hala inanamadığına dair bir ifade vardı.

Chase “…Bu doğru mu?” diye sorduğunda titreyen sesi Josh’ta inkar etme ve ona güven verme isteği uyandırdı. Ama tabii ki bu yapmaması gereken bir şeydi.

Josh arzularını bastırdı ve başını salladı. Chase alt dudağını olabildiğince sert bir şekilde ısırdıktan sonra titrek bir nefes aldı. Josh, onun bu şekilde duygularıyla baş etmeye çalıştığını görünce üzüldü.

Ama bu Chase elindeki şişeyi fırlatana kadardı.

Bu Josh’un hiç beklemediği bir şeydi. “Ah!” Kısa bir haykırıştan sonra şişe balkon demirlerinin arasından geçti, havada uçtu ve bahçede bir yerlerde gözden kayboldu. Josh şaşırmıştı ve dili tutulmuştu. Güçlükle konuşabildiğinde, “…Ne yapıyorsun?” diye sordu.

Chase ona cevap vermek yerine başka bir sordu. “İlaçlarının hepsi bu mu?”

“…”

Chase dişlerini sıkarak “Hepsi bu mu?” diye tekrar sordu.

Josh sinirli bir şekilde nefes aldı ve cevap verdi. “Evet, hepsi bu. Şimdi ne yapacaksın?”

Josh onu kandırdığı için üzgündü ama artık yeni bir sorun vardı. ‘Şimdi bile, Chase’in feromonlarının kokusuna zar zor dayanıyorum, ilaçsız nasıl ayakta kalabilirim?’

Chase, Josh’un içinde bulunduğu durumu görmezden gelerek, “Bundan başka yok değil mi?” dedi ve ifadesiz bir yüzle konuşmaya devam etti, “Onlara ihtiyacın yok çünkü zaten benimle yatıyorsun.”

“Ne?” Josh’un şaşkınlıktan dili tutulmuştu. Ancak Chase bir adım daha ileri gitti. “Şu andan itibaren rut’umu seninle geçirebilirim.”

“Ne?” Josh aynı şeyi tekrarladı. Chase daha da küstahlaştı. “Senin de başka şansın yok, biriyle sevişmek zorundasın.”

Chase, Josh’un şaşkın ifadesine alayla baktı. “Yoksa her kızışma döneminde birlikte olmak için başka birini mi arayacaksın? Şu anda bile bana yalamak ister gibi bakmıyor musun?”

Bu kez Josh da kendini tutmadı. “İlaçlarımı attın, or*spu çocuğu.”

Doğru bir noktaya parmak basmıştı ancak aldığı cevap alaycı bir gülümsemeydi. “Her döngün sırasında seninle birlikte olacağım öyleyse.”

Ne söylersen söyle kelimelerin hiçbir şey ifade etmediği bazı anlar olurdu. Josh ilk kez kendini bir duvara karşı konuşuyor gibi hissetti.

Tatlı koku her zamankinden birkaç kat daha yoğundu çünkü Chase kızmıştı. Ama Josh’un başının dönmesinin sebebi bu değildi. Josh, içten içe kaynayan duygularını bastırmak yumruklarını arka arkaya birkaç kez açıp kapadı.

Sakinleşmesi için Chase’e bir yumruk atmayı düşündü ama kendini tuttu. Çünkü Chase’in yüzünü her gördüğünde, ona vurmaması gerektiğini düşünüyordu ve savaşçı ruhu saçma bir şekilde sönüyordu.

“Haa,” Josh alışkanlıkla derin bir nefes aldı ama bu yanlış bir hareketti. Chase’in feromonlarının ciğerlerine dolduğunu fark ettiğinde yaptığı hatayı anladı.

Başının döndüğünü hisseden Josh sızlandı. ‘Ben gerçekten aptalın teki miyim?’ Kısa süre sonra nefes almakta zorlandı ve zihni bulanıklaştı. Doğru düzgün düşünemedi. Josh gözlerini kapayıp elini kaldırdı. “Bir dahaki sefere konuşalım. Bugün daha fazla…”

“Neden?” Chase aniden kolundan tuttu ve onu kendine çekti. Hazırlıksız yakalanan ve götürülen Josh’un o an şaşkınlıktan nefesi kesildi. Chase’in göz kamaştırıcı şekilde parlayan altın gözleri Josh’un görüş alanına girdi. Hayretle gözlerine baktıktan sonra bunun ne anlama geldiğini fark etti.

Alışılmadık şekilde utandığını belli ederek kekeledi. “Ne yapıyorsun? S-sen, ben.”

Chase gözlerini kıstı. “Sorun ne?” Alçak bir sesle “Heyecanlandın mı?” diye fısıldadı.

“Seni p*ç…” Josh, sıktığı dişlerinin arasından küfretti. Ancak hızla nefes alıp vermesi ve kızarmış yanakları Chase için bir tehdit oluşturmuyordu.

Chase ona tepeden baktığında Josh onu başından savmaya çalıştı ama bu çabası boşunaydı. Meydan okurcasına soğukkanlı bir ifadeyle Josh’un yüzüne bakan Chase, ona zarar vermemek için mücadele eden bakışlarını Josh’un yüzüne çevirdi.

Josh, Chase’in onu öpeceğini biliyordu. Ayrıca tereddüt etmeden onu itmesi gerektiğini de biliyordu. Ama başını çevirmek yerine gözlerini kapattı. Dudakları üst üste geldiğinde derin bir inleme sesi duyuldu. “Haa.”

Sıcak nefesi ve tükürüğü Josh’un ağzına karışmıştı. Kalın dilleri birbirine dolandı. Chase kollarını Josh’un beline doladı ve onu kendine çekti. Hararetlenmiş alt taraflarını birbirine bastırdı.

“Haa, haa. Haa, haa.” Josh, Chase’in feromonlarının güçlü kokusunu boğazında hissedebiliyordu. Chase, Josh’un her yerine feromon saçıyordu. Bu noktada Josh aklını kaybetmek üzereydi.

Bir süre sonra Chase başını kaldırdığında, Josh sanki tamamen erimiş gibi ayakta duramadı. Chase düşmek üzere olan Josh’u hızla kucakladı ve sersemlemiş yüzüne baktı.

“…Sen gerçekten bir Omegasın.” Chase bunu, Josh’un hayranlık mı yoksa sadece bir iç çekiş mi olduğunu anlayamadığı bir sesle fısıldadı. Josh bulanık gözlerle ona baktı.

Chase tekrar eğildi, dudakları birbirine dolandı. Josh gözlerini kapattı. Chase dilini hareket ettirdi sabırsızca ağzını yaladı. Tükürükleri birbirine karıştı ve bir kısmı Josh’un boğazından aşağı indi.

Josh aniden Chase’in penisini emdiği zamanı hatırladı. Deliği ısınmış ve şişmişti. Bunu fark eden Chase gülümsedi.

Chase dudaklarına dokunarak “…İstiyor musun?” diye sordu Josh aceleyle başını salladı. Dudakları sertçe birleşti. Chase inledi ve hızla Josh’u kucakladı.

Josh, daha önce de buna benzer bir şey yaşadığını hayal meyal hatırladı. Sersemlemiş bir halde başka bir adam tarafından kolayca kucaklanıp yatağa götürülmek tuhaf ve utanç verici bir duyguydu.

“…Ah.” Sırtındaki serinlik, Josh’un Chase’in onu yatağa yatırdığını fark etmesini sağladı. Chase’in dizlerinin üzerine yarı oturup ona bakarak gömleğini pantolonunun içinden çıkarmasını heyecanla izledi.

Josh onun kollarını kaldırıp gömleğini, düğmelerini açmadan kafasının üzerinden çıkardığını görünce yüksek sesle yutkundu. Chase çıkardığı gömleği yatağın kenarına fırlattı ve “Yalamak ister misin?” diye sordu.

Josh başını salladı. Chase gözlerini ondan ayırmadan pantolonunun düğmelerini açtı ve fermuarını indirdi. Sertleşmiş penisi külotundan çıktı. Josh pembe uçlu penisini görünce tamamen büyülenmişti.

Chase onun üzerine çıktı ve penisini indirdi. Josh ağzını açtığında yumuşak ucu dudaklarına değdi. Chase’in penisi ağzına girer girmez Josh başını yaklaştırdı ve onu emmeye başladı.

“…!”

Ağır bir baskı hissi boğazını doldurduğunda Josh, Chase’in sıkı kalçalarını okşadı ve testislerine dokunmak için ellerini yukarı doğru hareket ettirdi. Penisinin tamamını ağzına sokmak istedi ama bunun için çok kalın ve uzundu. Josh, kaçınılmaz olarak yalayamadığı yerleri elleriyle okşadığında tepesindeki Chase’in derinden dinlemelerini duydu. “Agh… Haa.”

Josh çılgınca penisini emmeye ve okşamaya devam ederken beyninin Chase’in yaydığı güçlü feromon kokusundan dolayı eriyeceği hissine kapıldı. Chase kalçalarını hareket ettirdiğinde ereksiyon halindeki penisi ağzına girip çıktı.

Josh’un dudaklarını oynatacak fırsatı bile olmadı. Beli giderek hızlandığında Josh için nefes almak daha da zorlaştı. Chase ağzına girip çıkarken derin bir nefes alıp verdi. Sanki daha fazla dayanamayacakmış gibi içini çekti ve belini büktü.

Penisi derin bir şekilde boğazından içeri itildiğinde Josh nefes nefese kaldı. Ancak, Chase pervasızca penisini daha da derine soktu. Josh, nabzının dudaklarında attığını hissedebiliyordu. Aklını kaybetmek üzereydi.

“…!”

Bir süre sonra Josh, boğazındaki sıcak bir hisle birlikte Chase’in güçlü feromonlarının kokusunu hissetti. Boşalırken ki menisi, ardında belirgin bir koku bırakarak Josh’un ağzına aktı. Josh bir anlığına bilincini kaybetti.

“…Öhö, öhö.” Chase boşalmayı bitirip penisini çıkarır çıkarmaz Josh öksürdü. Her öksürdüğünde, boğazındaki meninin balıksı tadını hissedebiliyordu. Sonunda sakinleşmeyi başardığında bitkin düşmüştü.

“Haa, haa. Haa, haa.” Derin derin nefes alan Josh yatağa yığıldı. İlk defa bu kadar yorulmuştu.

Sersemlemiş haldeki Josh, ‘seks çok fazla enerji harcatıyor,’ diye düşündü. Belki de onu bu kadar etkileyen Chase’in feromonlarıydı. Josh kendisinin de boşaldığını çok geç fark etti. Alt tarafı ıslanmıştı.

Ama Chase için bu sadece başlangıçtı. Josh kemerini çözüp pantolonunu çıkarmasına izin verdi. Kısa bir süre sonra kasıkları ferahladı ve Chase tam olarak gömleğini fırlattığı gibi onun da pantolonunu yataktan fırlattı. Josh, tekrar başını eğerek ona boş gözlerle baktı.

Chase alt dudağını emip bıraktıktan sonra “İnanılmaz derecede ıslanmışsın. Bütün omegalar böyle mi?” diye sordu.

Josh boş gözlerle bakmaya devam ederek cevap verdi. “Bilmiyorum… Daha önce hiç erkek bir Omega’yla yatmadım.”

Chase, bir yandan Josh’un göğüs uçlarıyla oynarken “Hiç erkek bir Omega’yla yatmadın mı?” diye sordu.

Chase göğüs uçlarını okşarken Josh heyecanlandı ve elini tuttu. Dolaylı olarak kendi meme ucunu okşayarak ağzını açtı. “Yattığım tek erkek sensin. Şimdiye kadar yalnızca kadınlarla birlikte oldum…” Nefes nefese mırıldandı, “Kadınlardan hoşlanıyorum ve bir erkekle yatmayı hiç düşünmemiştim.”

Chase’in gözleri kısıldı. Josh sabırsızca göğsündeki parmağı kaldırıp ağzına götürdü. Islak dili Chase’in uzun parmaklarını sardı ve yaladı. Penisini emdiği kadar tutkuyla Chase’in parmaklarını emdi. Ona bakan Chase yüzünü buruşturdu. Deliğine sürtünen penisi kısa süre sonra tekrar sertleşti.

“Hah…!” Chase’in dikleşmiş penisi, kapalı deliği hazırlama zahmetine bile girmeden içeri doğru sürtündü. Başka zamanlarda sımsıkı kapanan yer şimdi yavaşça aralandı ve genişledi. Chase tereddüt etmeden penisini ittirdi ve içeri soktu. Baskı altında kalan Josh’un nefesi kesildi ve yüzü buruştu.

İçeri giren ve deliğini acımasızca genişleten penisi şiddetliydi ama Josh’a bakan yüzü bundan tamamen farklıydı. Josh ona neden böyle baktığını anlayamıyordu.

Neden ısrarcı bakışlarla ona baktığı hakkında hiçbir fikri yoktu. Chase, Josh’un nefes almasını, kaşlarını çatmasını ve deliğine her giriş çıkışında nefesini tutmasını izlemeye devam etti. Bakışları Josh’u utandırdı ve deliğini daha da fazla sıkmasına neden oldu.

“Ah, Ahh..” Josh işlerini sıktı ama penisin daha da derine girmesiyle farkında olmadan inledi. Chase’in onu izlediğini fark eden Josh, utanç içinde başını başka yöne çevirmeye çalıştı. Ama başını başka yöne çevirir çevirmez, Chase’in eli çenesini kavradı ve başını kendine doğru çevirdi. Göz göze geldiklerinde ifadesi sertleşmişti.

“Nereye bakıyorsun? Şu an kiminle yattığını düşünüyorsun?”

Josh, Chase’in sözleri karşısında şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı. Reddetmeye çalıştı ama Chase daha hızlıydı. “Bana bak ve seni kimin becerdiğini gör.”

“…”

“Gözlerini kapatma!” Chase çenesini eliyle sıktı ve şiddetle penisini ittirdi. Josh kaçınılmaz olarak onunla göz teması kurmak ve duygularını göstermek zorunda kaldı. Chase’in penisi içini her dürttüğünde, yüzüne zevk ve acı aynı anda yayıldı. Ama bunu gördükten sonra bile Chase durmadı.

“Ah, haa, ha.” Josh’un nefes alışverişi hızlandı. Bununla birlikte, Chase’in beli de hızlandı. Sonuna kadar şişmiş penisi deliğine her girip çıktığında, Josh sanki deliği emiliyormuş gibi bir korku duygusu hissetti. Ama bu sadece bir anlıktı. Kısa süre sonra Josh içindeki penis sayesinde tekrar boşaldı. “Aah…”

Boşalmasıyla birlikte içindeki penisin de karnında büyüdüğünü ve içine boşaldığını fark etti. Bir süreliğine gözlerini kapayan Josh karnında çılgınca atan sıcak nabzı hissetti.

***

“…?”

Birisi yanaklarını ve dudaklarını öpüyordu. Hala tam uyanamamış olan Josh kaşlarını çattı. Öpücükler onu hem gıdıklıyor hem de baştan çıkarıyordu. Bunun üzerine gözlerini açtı.

Odaklanması biraz zaman aldı. Kirpiklerini birkaç kez kırpıştırdıktan sonra üzerindeki gözleri fark etti ve başını çevirdi. Chase hemen yanındaydı ve ona bakıyordu.

Etiketler: novel oku Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 3, Bölüm 65: Feromonlar (+18), novel Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 3, Bölüm 65: Feromonlar (+18), online Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 3, Bölüm 65: Feromonlar (+18) oku, Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 3, Bölüm 65: Feromonlar (+18) bölüm, Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 3, Bölüm 65: Feromonlar (+18) yüksek kalite, Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 3, Bölüm 65: Feromonlar (+18) light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X