Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 3, Bölüm 48: Bunun Yerine Seni Öldürebilirim (+18)

BÖLÜM 48: BUNUN YERİNE SENİ ÖLDÜREBİLİRİM (+18)
***24.Kısım***
Ağzının derinliklerine karışan tükürük ve burnunun ucuna yayılan feromon kokusu Josh’u çıldırttı. Aklını kaybedeceğini hissetti.
Sert bir şekilde yutkunmasıyla beraber, Chase’in feromonlarının kokusu kısa sürede tüm vücuduna yayıldı. Bilincini kaybetmemek için mücadele eden Josh, güçlükle başını çevirdi. Dudaklarını araladı ve derinlere inen dilini dışarı çıkardı. Chase kaşlarını çattı ve ona baktı. Josh nefes nefese konuştu, “Ne istiyorsun?”
Chase ne demek istediğini gerçekten anlamamış gibi sordu, “Ne mi istiyorum?”
Josh durumu hemen fark etti ve muzip bir kahkaha attı. Çekik gözleri beklenmedik bir şekilde müstehcen bakıyordu. Chase duraksarken Josh konuştu. “Senin için birini öldürmemi istemiyor musun?”
Chase ancak o zaman ne dediğini anladı. Şaşkınlıkla nefes verdiğinde, Josh ona ‘Ne yapacaksın’ der gibi güldü. Chase yüzünü buruşturdu ve iç geçirdi. “Böyle bir şey yapmana gerek yok.”
“Gerçekten mi? Bedavaya yapmak istemiyorum… Bunun yerine şuna ne dersin?” Josh, Chase’i saçlarından ve onu kendine çekti. Sıcak nefesleri birbirine çarptı, ardından fısıltıyla devam etti. “Seni öldürebilirim.”
Bunu takiben Josh hızla dudaklarını birleştirdi. Kapalı dudakların arasına ittirdiği dili, Chase’in ağzını zorla işgal etti, çabucak dilini buldu ve birbirine dolandı. Chase iç çekerek sıcak bir nefes verdi ve Josh’a sıkıca sarıldı.
Sert nefes alış veriş sesleri dalgaların sesiyle karışıp yüksek bir sesle kulaklarında yankılandı. Beli kırılacak gibi hisseden Josh aceleyle Chase’in boynuna sarıldı ve dilini daha derine itti.
“…!” Ağırlığını ilk kimin verdiğini bilinmez ama bir anda Chase dengesini kaybedince Josh onu hızla yere itti. Yere düşen Chase ufak bir inilti çıkardı. “Ah!”
Yumuşak kumun üzerinde vücutları birbirine dolanmış durumdaydı. Josh çabucak Chase’in üstüne çıktı ve kırmızı dudaklarını öptü. Josh’un öpüşleriyle birlikte kısa süre sonra inlemeler ve nefes alışverişleri birbirine karıştı.
“Ahh, mmh, ha.” Josh öpücüklerle birlikte inledi ve aceleyle kıyafetlerini çıkarmaya başladı.
‘Keşke üstümü çıkarıp aşağı inseydim, ne diye takım elbise giydim ki?’ diye düşünen Josh pişmanlık duydu. Chase’in nemli vücudunun serinliği ince gömlek kumaşından içeri geçti. Josh, tüyleri diken diken olmasına rağmen heyecandan titriyordu.
Tekrar eğildi ve Chase’i öptü. Bu sırada elleri kravatını çıkarıp, pantolonuna gitti. Kemerini gevşetirken, Chase aniden Josh’un beline uzandı ve gömleğini yukarı çekip çıkardı.
“Ah.” Chase’in soğuk elleri tenine değdiğinde Josh irkildi ve ufak bir inilti çıkardı. Chase çabucak başını çekti ve onu tekrar öptü. Dudakları birleştiğinde Josh Chase’in gülümsediğini hissetti. Sinirlenen Josh dişlerini sıktı ve Chase’in dilini ısırdı. Bununla birlikte Chase, Josh’un kalçasına tokat attı. “Ahh, ne yapıyorsun?”
Eli tenine değdiğinde Josh acıdan irkildi ama heyecan acıdan önce geliyordu. Tenleri temas halindeyken, Chase de bunu hissedebiliyordu. Aşağıya bakıp garip bir şekilde gülümsedi. “Sertleştin mi?”
Josh sessizce bir kahkaha atarak başını eğdi. “Uzun süredir sertleşmiş haldeyim, seni aptal.”
Dudakları tekrar birleştiğinde ellerini hızla hareket ettirdi. Bedenlerini de birleştirmek için çıldırıyordu ama pantolonunu çıkarmak düşündüğünden daha zordu. ‘Beni öpmesini ve tüm vücuduma dokunmasını istiyorum ama önce pantolonumu çıkarmam lazım, seks her zaman bu kadar çok mu iş gerektiriyordu?’ diye düşünen Josh heyecandan elleri kaydıktan sonra daha fazla dayanamadı. “Ah, kahretsin!”
Farkında olmadan dişlerinin arasından küfür ettiğinde Chase kahkahalara boğuldu. Utanmış ve arsız hisseden Josh çabucak Chase’in dudaklarını öptü ve kahkahasını bastırdı. Öpüşürken bir yandan aceleyle ellerini hareket ettirdi ama bu sefer de kemeri çözmekte başarılı olamadı.
“Lanet olsun!” Josh, gıcırdayan ve elinden kayan kemerin tokasına sinirlenip tekrar küfrettiği anda Chase kemeri kavradı ve aynı anda iki taraftan çekti. Eski derinin ikiye ayrılmasını Josh şok olmuş gözlerle izledi.
Artık kullanılmayacak haldeki kemeri çıkarıp atan Chase başka ne var der gibi ona baktı. Josh afalladı ve acı bir gülüş attı. Yine de işleri daha kolay hale getirdiği aşikardı. Aceleyle pantolonun fermuarını çözüp çıkarmak üzereyken aniden Chase elini uzattı.
“Ah!” Arkasından uzanan elleri, Josh’un bileklerini birleştirdi ve tuttu. Kolları bir anda gömleğiyle bağlı hale gelen Josh gözlerini kırpıştırdı. Tam yaptığı şeye kızmak üzereyken, Chase birden başını eğdi.
“…!” O anda Josh, vücudunda sertleşen tek yerin sadece penisi olmadığını fark etti. Chase sertleşmiş ve dikleşmiş göğüs uçlarını dudakları arasına aldığında, ıslak dudaklarının ısısını hisseden Josh sakinleşti.
“Ugh…” Şaşkınlıkla nefes verdi ve geri çekilmeye çalıştı ama kolları arkasından bağlandığı için geri çekilemedi. Chase dişlerini kaskatı kesilen Josh’un göğüs uçlarına yerleştirdi. Keskin dişlerinin arasındaki meme ucunu ısırdı. Hassas meme uçları kısa süre sonra acıyla sızladı ve titredi ama onu kendinden uzaklaştıramadı.
Chase dudaklarını birbirine bastırarak, “Bu hoşuna gitti.” diye mırıldandı.
Her konuştuğunda, hareket eden dili ve dudakları sertleşmiş göğüs uçlarına değiyordu ve Josh’un ağzından çığlık gibi bir inilti çıkıyordu.
Chase meme uçlarını yalayarak ve tekrar konuştu, “Değil mi? Hoşuna gitti?”
Ama Josh cevap vermedi. Dudaklarını meme ucundan ayırmak istemeyen Chase başını çevirip ona baktı ve şişmiş göğüs ucunu dişlerinin arasına alıp sertçe ısırdı.
“…Ah, acıyor! Ne yapıyorsun?” Josh irkilmişti, neredeyse refleks olarak ona yumruk atacaktı ki Chase bileklerini tutmayı başardı. Chase’in genellikle güçsüz olduğunu düşündüğü için bu beklenmedik gücü karşısında şaşırmıştı. ‘Feromonlar beni zayıflatmış olabilir mi?’ diye düşündü.
Chase, kafası karışmış haldeki Josh’a bakarak tekrar sordu, “Bu hoşuna gitti mi?”
“Lanet olsun…! Hoşuma gitmedi!”
“Gerçekten mi?” Chase çaresizlik içinde bağıran Josh’a hafifçe gülümsedi. “Öyleyse yapmama gerek yok.”
‘Bir erkeğe hiçbir faydası olmayan körelmiş bir organdan başka bir şey değil.’ Josh şimdiye kadar böyle düşünmüştü. Bazı Omegaların çocukları olduğunda süt verdiklerini duymuştu ama Josh için böyle olmamıştı. Bu nedenle, memelerinin sadece bir süs olduğunu düşünüyordu ama şu anda öyle değilmiş gibi görünüyordu. Chase ısırmayı bıraktığı anda Josh telaşla bağırdı. “Or*spu çocuğu! Duramazsın!”
Chase’in hafifçe gülümsediğini gören Josh, geçte olsa onu kışkırttığını fark etti ama kızmak için fırsatı olmadı. Çok geçmeden, Chase dudaklarını göğüs uçlarına bastırdı ve onun yumuşak göğüslerini sertçe emdi. Sert bir sürtünme sesiyle birlikte dilinin ve ıslak dudaklarının uyguladığı baskı hassas meme uçlarına yayıldı. Bir an için Josh’un tüm vücudu, sanki içinden elektrik geçmiş gibi kasıldı.
Hava soğuktu ve aşağısından baştan çıkarıcı bir ses geliyordu. Josh belini büktü, ama işe yaramadı. İki kolu da beline dolanmış umutsuz bir durumdaydı. Kendini ilk kez bu kadar çaresiz hissediyordu. Aynı zamanda ilk kez beyni bu kadar güçlü bir zevkle uyuşmuştu. “Uh, hah, huh…” Sıktığı dişlerinin arasından dayanamayarak bir inilti çıkardı.
Chase sonunda ağzını açtı ama bununla bitmedi. Sivri bir dil meme ucunu ovuşturdu. Becerikli dili tükürükle ıslanmış meme uçlarının üzerinde gezindi, sonra nazikçe üzerini okşadı. Josh ne yaptığından habersiz belini salladı.
“Ah, haa, ha, ah.” Bilinçsizce inliyordu ama farkında değildi. Chase, yarı kendinden geçmiş ve sadece derin derin nefes alan Josh’un ki kadar sert bir nefes alarak konuştu. “Sokmamı ister misin?”
Josh gözlerini boş boş kırpıştırırken, Chase tekrar konuştu. “Bunu içine almak ister misin?”
Josh’un bileğini tutan ellerinden biri aşağı indi kalçasını kavradı. Uzun zarif bir parmak pantolonunun üzerini ovuşturdu. Çok zayıf bir uyarıydı ama dokunmasıyla ıslak deliğinden bolca su aktı. Josh fırsatı kaçırmayıp Chase’i uzaklaştırmaya çalıştı ama Chase daha hızlıydı.
“…!” Bir anda ikisinin pozisyonu değişti. Gözlerini kırpıştırdıktan sonra çivit mavisi gökyüzü görüş alanına girdi ve ortasında Chase’in yüzü belirdi.
“Ah.” Josh tekrar gözlerini kırpıştırdı. Ona bakan yüzü, sanki ilk kez görüyor gibiydi. Normalde solgun olan teni, yanakları, kulak memeleri ve boynu kızarmıştı. Tükürükle ıslanmış dudakları şişmiş ve her zamankinden daha göz çarpıcıydı. Sürekli ona bakan mor gözleri arzuyla bulanıklaşmış ve odaklanamamıştı. Geniş omuzları aldığı sert nefesle gözle görülür şekilde titremişti.
Josh gözlerini ondan alamıyordu. Kocaman açtığı gözleriyle ona bakarken, Chase bakışları yüzüne sabitlenmiş halde elini pantolonuna götürdü. Üzerindeki tek şey olan kumaş parçasını kavrayarak külotuyla birlikte aşağı çekti.
“Haa, haa. Haa, haa.”
Josh aldığı nefesin kendisine mi yoksa karşısındaki adama mı ait olduğunu anlayamıyordu. Tüm vücudu beklentiyle titriyordu ve poposu ıslanmıştı. Uzandı ve boştaki eliyle Chase’in omzunu tuttu ama onu itmeye mi yoksa çekmeye mi çalıştığını bilemiyordu.
Yüzünü buruşturan Chase, üzerine eğildi. Josh onu çekmeye çalıştığını ancak Chase’in ateşli penisi açıkta kalan deliğine değdikten sonra fark etti.
“…Uh!” Chase sıkı deliğine girmeye çalışırken Josh’un ağzından boğuk bir inilti çıktı. Chase’in penisi -belki de anlık sertleşmeden- dolayı girişten kaydı. Josh bu saçma durum karşısında uyarılınca keskin bir nefes aldı. Chase sabırsızca penisini tuttu ve Josh’un altına ittirdi ama birkaç kez daha böyle başarısız oldu.
“Çok ıslaksın.” Chase sert şekilde iç çekti. Gerginliği Josh’a da geçti. Josh da huzursuz oldu ve sebepsiz yere özür diler gibi bir bahane mırıldandı. “Uzun zaman olmuştu.”
“Uzun zaman mı?”
————-
Ashily: Normalde araya kendi fikrimi katmam ama bunu yazmazsam ölürüm Josh helal olsun koçum bu aynı benim saçmalama seviyesi sfsfsfs
————-
Chase’in duraksadığını gören Josh geçte olsa yaptığı hatayı anladı. Chase’in yüzünde şok ifadesi barizdi. Josh, boş boş bakan Chase’e hızlıca cevap verdi. “Betalar için buradan seks yapmak pek yaygın değildir ve ben bir Beta’yım.”
Josh tekrar gereksiz bir şey söylediğini düşündü aynı zamanda gecikmiş bir pişmanlık hissi duydu. Chase’in yüzündeki kızarıklık soldu ve yerini soğuk bir sessizlik aldı. “… Evet.”
Josh tekrar bir şeyler söylemek için ağzını açtığında önce Chase konuştu. “Haklısın.”
Sonra Josh’un kıçını tuttu. Uzun parmaklar sıkı kasları ayırdı ve içindeki ıslak bir deliği ortaya çıkardı. Chase, Josh’un üzerine eğildi ve bakışlarını sabitledi. Altındaki sıcak penis deliğine dokunduğunda Josh beklentiyle nefesini tuttu.
“…!” Bu sefer inlemelerini bastırabilmişti. Chase’in sertleşmiş penisi sıkıca kapalı deliğini zorlayarak içine girdi. Josh refleks olarak belini çevirdi ve kaçmaya çalıştı ama Chase sarılınca başarısız oldu.
Josh, düzgünce hazırlanmadan içeri girmesinin verdiği acıyla istemsizce inledi. Ama bir yandan ıslanmaya devam etti. İç duvarı baştan çıkarıcı şekilde penisini emerken Chase’in nefesi kesildi.
“Uh, ugh.” Bir süre sonra Chase’in hareketleri hızlandı. Belinin durmadan hareket ettirilmesi Josh’un titremesine ve bastırdığı sesini çıkarmasına neden oldu. Aynı şekilde aşağısından da sesler geldi. Josh’un taşan ve Chase’in penisini ıslatan sıvısının sesiydi.
Josh’un gerçekten acı çektiğini mi yoksa acı çekiyor numarası mı yaptığını anlamak gitgide zorlaşıyordu. Karnının içi doluydu ve yabancı bir cisim hissiyle boğuluyordu ama deliği onu açgözlülükle emiyordu. Altında başka bir ağız daha var gibiydi ve penisini yutuyormuş gibi hissettiriyordu.
Chase heyecandan titreyerek Josh’un yüzüne bakmaya devam etti. Kıçı deli gibi tokatlanırken gözlerini Chase’e dikmişti ve nasıl hareket edeceğini bilememişti. Ama bu Josh’u daha ateşli hale getirmişti.
Dudakları tekrar birleşti ve Josh uzun bacaklarını beline dolayıp onu kendine çekti. Aşağıdan tokat ve tenlerinin çarpışmasının sesleri geliyordu. Ardından Josh poposunu kaldırdı ve Chase’in penisini soktuğu yeri sıktı. Kendisine yukarıdan bakan adamın çarpık yüzünü görmek onu daha iyi hissettirdi.
“Ah, ugh.” Chase inleyerek kolunu tuttu ve belini daha derine itti. Dudaklar üst üste geldi ve karnına girip çıkan penisin açısı da garip bir şekilde değişti. Josh bir an için nefes almayı bıraktı. Chase kısa süre sonra nedenini anladı.
Nefesi kesildiğinde, sanki karnı deliniyormuş gibi, tüm vücudu birden titredi. Chase’in ona baktığını hissedebiliyordu. Daha sonra Josh, boşaldığını fark etti.
Derin derin soluyan Chase alayla, “Kim kimi öldürüyor?” diye sordu.
Josh zar zor aklını başına toplayıp cevap verdi. “Ben, seni.”
Josh kasıtlı olarak kalçasını şiddetle sallayıp, deliğini sıkıca sıkınca Chase’in içerdeki penisi uyarana tepki verdi.
“…!” Bir an için kendini kaybetti ve Josh’un yüzüne geldi. Sersemlemiş bir yüz ifadesi takındı. Josh kendinden geçmiş yüzünü çok beğendi. Gözlerini kıstı ve aklı başından gitmiş gibi görünen Chase’e fısıldadı. “İçeri girip bitirelim mi?”
*
*
Arkadan ağır bir ses yankılandı. Josh, sürgülü kapı yüzünden neredeyse düşüyordu. Chase acele edip belini tutmasaydı bu kesinlikle olacaktı.
“Ugh, ugh.” Dudakları her ayrıldığında hızlı nefes alış verişleri duyuluyordu. Sahilden buraya kadar durmadan öpüşmeye devam ettiler. Az önce yuvarlandıkları kumsala bağlanan sarmal merdivenle kimseye görünmeden doğruca yatak odasına gittiler.
Chase’in eli hızla çıplak teninin üzerinde gezindi, sonra belinin arkasına gitti ve kalçasını kavradı.
“…Ah!” Josh istemsizce irkilmişti. Sıkı kalçasını saran büyük bir el onu daha yakınına çekti. Kısa süre sonra bacakları iç içe geçti ve sertleşmiş penisleri birbirine değdi.
‘Chase’in elleri bu kadar büyük müydü?’ Josh’un yüzü kıçını kavrayan büyük ellerin dokunuşuyla kızarmıştı. Chase gözlerini kıstı. Bir yandan penislerinin birbirine değdiğini çok net şekilde hissedebiliyordu. Sertleşmiş ve her an içine girebilecekmiş gibiydi. Boşalalı uzun zaman olmamıştı ama gücünü yeniden kazanmışa benziyordu. Josh’un nefesi kesildi. ‘Çok ateşli.’
***********************************************************************************************
Okuyucu olarak smuta aşık ama çevirirken hiç gelmesin isteyen biriyim, bu tarz sahneleri çevirmek normalden daha zor. Bu ikisi değil ama ben öldüm sgsgsgsg
Yorum