Koyu Switch Mode

Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 3, Bölüm 49: Güven (+18)

A+ A-

BÖLÜM 49: GÜVEN (+18)


Chase’in penisi en ufak uyarıda boşalmaya hazır görünüyordu. Bunun kanıtı olarak, penisleri birbirine sürtünürken Josh’un dudaklarını emen Chase’in ağzından derin bir inilti çıktı.

Chase bir kolunu Josh’un beline doladı ve diğeriyle sabırsızca kalçalarını ovuşturdu. Josh da Chase’in çıplak vücudunu çekiştirdi. Vücutları en ufak bir boşluk olmadan birbirine kenetlendi. Josh onu defalarca öptü. Ardından kaşlarını çattı, ‘Bu adamı yemek istiyorum.’ diye düşündü.

Bunu bütün kalbiyle istedi. İlk defa birine sahip olmak için bu kadar ciddi bir istek duyuyordu. Arzusunu yenemeyen Josh titrek bir iç çekti.

Chase başını eğdi. Dudakları yanaklarında ve boynunda gezindi. Sonrasında boynundan aşağı kaydırdı. Dişlerinin tenine battığını hisseden Josh istemsizce çığlık attı ama bunun sebebi sadece acı değildi.

“…Ahh.” Josh, derin bir inilti ile Chase’in başını tuttu. Chase parmaklarını kalçalarının arasına indirdi ve ıslak deliği ovuşturdu. Kalçasının gevşediğini hisseden Chase parmaklarını uyarılan deliğin üzerine koydu. Sert parmak uçları az önce penisini soktuğu yeri ovuşturuyordu. Bir süre sonra Josh irkildi ve tüm vücudu titredi. “Uh, ugh, haa.”

Beklenti ve heyecan beynini eritmiş gibiydi. Bunu daha önce fark etmemişti. Sahilden, hayır. Chase onu öptüğü andan itibaren, hayır. Chase denizden çıktığı andan beri Josh bu anı bekliyordu. Chase’in dilinin onu mahvetmesini ve kalın penisinin içinin derinliklerine saplanmasını istiyordu.

‘Yine de yeterli değil.’ Josh çılgına dönmüş şekilde düşündü. ‘Ona sahip olsamda, her şeyine sahip olamadıktan sonra yeterli değil.’

“Ah, haa, ha.” Bir dizi sert nefes alış veriş sesi duyuldu. Chase deliğiyle oynamaya devam etti ve gücünü kaybetmek üzere olan beline sıkıca sardı. Chase’in parmaklarının nazikçe ovuşturması ve okşaması karşısında dayanamayan ve sabırsızlanan Josh, ‘Çabucak içime girmeni istiyorum. Ovuşturan ben olsaydım, çoktan girmiş olurdum.’ diye düşündü.

Sabrı tükenmişti ve ağzından sert bir nefes çıktı. Dudaklarını birbirine bastırıp emdi. Chase, penisini şiddetle ovuştururken derin bir inilti çıkardı.

“…!” Aniden, Chase Josh’u kaldırdı. Josh şaşkınlıkla nefesini tuttu. Onu bir prenses gibi kucaklayacağını hiç düşünmemişti. Ama Chase onu çok hafifmiş gibi kucaklamıştı ve arkasını dönüp rahatça taşımıştı. Büyük adımlarla yatağa ulaştığında Josh’u fırlatırcasına yatağa bıraktı. “Ugh!”

Josh’u yatağa bırakan Chase, derin derin nefes aldıktan sonra Josh’un üzerine çıktı. Anında dudakları birleşti ve elleri sabırsıca Josh’un üzerinde gezindi.

Yüzünden boynuna, köprücük kemiğinden göğsüne, göğsünden karnına inen eli bir süre o şekilde kaldı. Josh’un penisi -piyanonun tuşlarına basıldığındaki gibi- nazik dokunuşlarına karşılık olarak titredi ve büyüdü.

“…Haa.” Chase heyecanla içini çekti. Hafifçe kızaran yüzünde heyecanı belli oluyordu. Josh, dağınık sarı saçlarını sabırsızca geriye atmasını büyülenmiş şekilde izledi. Bu yüzü gören Chase, nedenini sorarcasına başını yana eğdi.

‘Bu adam ne kadar güzel olduğunun farkında değil mi?’ Josh afallamıştı ve sadece gülümseyebildi. Chase uzanıp kollarını boynuna dolayarak onu kendine çekti. Dudakları birbirine değdiği an Josh istemsizce iç çekti.

Alt tarafı şişmişti ve yanıyordu. Kesik kesik nefesleri birbirlerinin ağzına dağıldı. Josh sabırsızca Chase’in elini tuttu ve altını ovuşturdu. Sertleşmiş penis ona sürtündüğünde, kalçasının içi elektrik verilmiş gibi uyuştu.

Josh onu içine almaya hazır bir şekilde uzandı. ‘Bu kez öncekinden çok daha kolay olacak.’ Deliği çoktan gevşemişti. ‘Penisini çabucak içime sokmasını istiyorum. İçimi doldurup içime boşalmasını istiyorum.’

Sıcak menisinin vücuduna dökülme hissi gözlerinin önünde canlandığında, birden Chase konuştu. “Bu nedir?”

Chase’in ani sesiyle birlikte Josh şaşkınlıkla başını çevirdi. Chase’in tuttuğu şeyi görünce kaskatı kesildi. Ağzından boynuna, boynundan kulaklarına doğru hareket eden dudakları Josh’un kulağındaki kulaklığını çıkarmıştı.

Josh donakaldı.

***25.Kısım***

Kalbi deli gibi atıyordu. Sırtından aşağı ürperti indi ve tüm vücudu buz tuttu. Sadece birkaç saniye geçmişti ama o an Josh’a hiç geçmeyecek gibi gelmişti.

İşin komik yanı Chase’in tepkisiydi. Şaşkınlıktan çok kafası karışmış şekilde gözlerini kırpıştırdı ve elini Josh’un kulağına götürdü. Şok içindeki Josh, neden böyle baktığını kısa süre sonra anladı. Chase’in sıcaklığı tüm kulağını saran bantta hissediliyordu. “Bunu neden yapıştırdın? Yaralandın mı?”

Rahatlayarak nabzı yavaşlayan Josh kolayca yalan söyledi. “Sürekli kulaklık taktığım için kulağım acıyor o yüzden bunu yapıştırdım.”

“Öyle mi?” Garip bir izlenim bırakan bir sesti. Rahat bir nefes almak için çok erkendi. Aniden, Chase Josh’u kollarından tutarak arkasını döndürdü. İkilinin pozisyonu değişti. Chase başını eğdiğinde, Josh onu öpeceğini düşündü. Ama yanlış tahmindi. Chase burnunu Josh’un ensesine gömdü. “…”

Derin bir nefes alma sesi duyuldu. O anda Josh kaskatı kesildi. Nabzı kulaklarında atıyordu. Tepkisinden tamamen bihaber olan Chase boynunda, köprücük kemiğinde ve kulaklarının arkasında ısrarla koku aramaya devam etti.

“Haa.” Sonunda nefes vererek başını kaldırdığında, Josh’un kalbi tekledi ve henüz yakalanıp yakalanmadığını merak etti. Chase’in yüzü görüş alanına girdi. “Sen gerçekten Beta’sın.”

“Evet.” Josh bunu güçlükle söyledi. Fark edilmediği için çok şanslıydı ama bir yandan merak ediyordu. ‘Neden hevesin kırılmış görünüyorsun?’ diye düşünen Josh gelişigüzel şekilde sordu. “Beta olmam bir sorun mu? Omegalardan nefret ediyorsun.”

“Evet, öyle.” Düşünceler içinde kaybolmuş gibiydi. Garip bir sessizlik oluştu. Josh onun başka bir şey söylemesini bekledi ama Chase başını salladı. “Hayır, bir şey yok.”

Josh şaşkınlıkla sordu, “Neden Omegalardan bu kadar nefret ediyorsun?”

“Ne?” Chase bu ani soru karşısında kaşlarını çattı. Josh tekrar sordu. “Neden Omegalardan bu kadar nefret ediyorsun? Bunu daha önce söylemiştin.”

Chase bir süre sessiz kaldı. Josh tam cevap alamayacağını düşündüğünde Chase konuştu. “Omegalara güvenilmez.”

“Neden?”

Kaşlarını çattı ve öfkeyle iç çekti. “Diğer kişiyi sevmiyorsun, sadece feromonlarından etkileniyorsun.”

Beklenmedik cevabı Josh’u şaşırttı. Chase canı sıkkın şekilde konuşmaya devam etti. “Feromon koktuğu sürece her şey aynı olacak. Kim olduğunun bir önemi yok.”

“…”

“Bu yüzden Omegalardan nefret ediyorum.” Sözleri samimiydi. Josh, bir keresinde Chase’in alaycı bir şekilde Omegaları kedilere benzettiğini hatırladı. Bu kez de aynı noktaya değinmişti.

“Alfalar için de durum aynı.”

“Evet.” Beklendiği gibi, Chase aynı cevabı verdi ama sonrasında söyledikleri farklıydı. Beklenmedik bir gülümsemeyle konuştu. “Beta olduğun için mutluyum.”

Öpüşme yine devam etti. Son derece yumuşak ve şefkatli bir öpücüktü. Kısa süre sonra daha sert şekilde devam etti ancak Josh konsantre olamıyordu.

‘Chase, Beta olduğum için bana güvenebileceğini mi söylüyor?’ Birden kalbinin bir köşesi soğudu. ‘Peki Omega olduğumu öğrendiğinde ne olacak.’

Daha fazla düşünemeye fırsatı olmadı. Büyük, zarif eller sert kalçasını kavradı. Chase sabırsızca kalçasını okşayıp ovuşturduktan sonra tuttu ve üzerine çekti. Bu sayede alt tarafındaki gizli yer ortaya çıktı ve Chase’in uzun parmakları oraya dokundu.

“…Ahh.” Josh istemsizce kaşlarını çattı ve inledi. Chase dişlerini Josh’un boynuna geçirdi ve nazikçe ısırdı. Dudaklarını çekip “Acıyor mu?” diye sordu.

Josh sorduğu soruya dürüstçe cevap verdi. “Hayır.”

‘Tüm vücudum beklentiyle titriyor, nasıl acıyabilir ki?’ Chase gözlerini kısarak gülümsedi. Bununla birlikte Josh kalbinin patlamak üzere olduğunu hissetti.

Sevimli yüzünün aksine, vahşi penisi aşağı indi. Josh’un aşağısı refleks olarak gerildi ama Chase zayıf direncini görmezden gelerek kendini içine girmeye zorladı.

“…Ha, ah.” Dudakları arasından derin inilti çıktı. Josh titredi ve başını iki yana salladı. Chase dişlerini açıkta kalan göğsüne bastırırken, Josh sanki boynu bir canavar tarafından ısırılıyor gibi hem korku hem de heyecan hissederek yumruklarını sıktı. Kısa süre sonra, Chase’in omuzları sertleşti ve içindeki penisi şişti.

Josh birden duraksadı. Unutulan duygular bir anda gün yüzüne çıktı ve farkında olmadan Chase’i uzaklaştırmaya çalıştı. Ama tıpkı o zamanki gibi, Chase omuzlarına sarıldı ve tüm vücuduyla içini tokatlayarak kaçmasını engelledi.

Karnının içi parçalanıyormuş gibi muazzam bir baskı ve acı hissetti. Bu sefer gerçekten canı acımıştı. Josh güçlükle yutkundu. “Ha… Ne yapıyorsun?”

Josh her an ağlayabilecekmiş gibi acı çekerken dişlerini sıktı. Penisiyle Josh’un karnını dolduran Chase başını kaldırdı. Tüm bunların ortasında bile çok güzel bir yüzle gülümsedi. Josh sessiz kalınca, Chase eğilip onu öptü. “Beni hissediyor musun?”

“Neden bahsediyorsun! Bunu yapmana gerek olmadığını biliyorsun …Ugh.” Josh birbiri ardına inledi. Chase gözlerinin sulandığını hissettiğinde, dudaklarını hareket ettirdi ve gözyaşlarını öptü.

“Keşke hamile kalabilseydin.” O anda, Josh sırtındaki tüylerin diken diken olduğunu hissetti. Sakin görünemeyecek kadar birbirine yakınlardı. Neyse ki Chase, Josh’un solgun yüzünü yanlış anladı. “Biliyorum, sen Betasın. Böyle bir şey olamaz.”

“Omegalardan hoşlanmadığını söyledin.”

“Evet.” Chase’in yüzünde karmakarışık bir ifade belirdi. Ama Josh bunun ne anlama geldiğini çözemeden acı acı gülümsedi ve onu tekrar öptükten sonra boşaldı. Ancak penisini Josh’un vücudunun derinlerine itmeye devam etti. Josh, sıcak sıvı vücuduna akarken hem zevk ve hem de korku hissetti. Chase onu öperek fısıldadı. “Sana güvenebilirim.”

Josh hiçbir şey söylemeden öpücüğüne karşılık verdi. Nefesleri birbirine karıştı ve Chase yavaşça hareket etmeye başladı. Josh, bacaklarını genişçe açarak kabul etti.

***

Dalgaların hafif sesi arasında derin bir nefes alma sesi duyuldu. Josh gözlerini kapayıp sessizce etrafı dinledi. Bu konağa geldiğinden beri dalgaların sesini dinleyebiliyordu. Birden doğanın sesleri arasında garip ses duydu. ‘Bu da ne?’

“…!” Çabucak gözlerini açtı. Geç de olsa yalnız olmadığını anladı. Kısa bir süre sonra, beline dolanan kolları, çıplak tenlerinin birbirine sarıldığını ve bacaklarının birbirine dolandığını hissetti.

Yavaşça başını kaldırdı ve derin bir uykuda olan adamın yüzünü gördü. Chase’di. Birdenbire tüm anıları canlandı. ‘Uyuyana kadar bu adamla neler yaptım.’ diye düşünmesiyle beraber yüzü kıpkırmızı oldu.

***********************************************************************************************

Bu ikisinin muazzam elektriğini bilgisayarım da kaldıramadı ve şarj kablom patladı. Neyse ki bana bir şey olmadı.

Bir de bu bölüm Chase’in saf bir yanı olduğunu gördük bence, kendi Omegasını tanımamak üzerine büyük başarı gösterdi. Ayrıca ne kadar dili farklı söylese de içten içe Josh’un Omega olmasını istiyor gibi görünmüyor mu? Olmamasına üzüldü çünkü.

-Ashily

Etiketler: novel oku Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 3, Bölüm 49: Güven (+18), novel Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 3, Bölüm 49: Güven (+18), online Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 3, Bölüm 49: Güven (+18) oku, Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 3, Bölüm 49: Güven (+18) bölüm, Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 3, Bölüm 49: Güven (+18) yüksek kalite, Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 3, Bölüm 49: Güven (+18) light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X