Koyu Switch Mode

Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 3, Bölüm 50: Kamera Kayıtları

A+ A-

BÖLÜM 50: KAMERA KAYITLARI


Mışıl mışıl uyuyan Chase yürek burkan bir güzellikteydi. Sessizce yanağını okşayan Josh, başını yana eğdi. Chase’in dudakları öpüşmekten şişmiş ve kızarmıştı. Bu hali ona olgun bir kirazı hatırlattı ve Josh ondan bir ısırık alıp yemek istediğini düşündü. ‘Peki bunu uygulamaya koyarsam nasıl olur?’

Acı içinde ağlayan Chase’i hayal ettiğinde, kalçası sızladı. Gece boyunca bir çok kez boşaldığı için sertleşmekte zorlanmıştı ama bunun yerine deliği titremiş, karnı garip bir sıcaklıkla seğirmişti. Alt tarafı heyecanla defalarca kasılmıştı.

“…Ah.” Chase, narin kaşlarını çatarak inledi. Josh, geçte olsa Chase’in penisinin hâlâ onun içinde olduğunu fark edince utandı. Birkaç kez yaptıktan sonra buna alışmıştı ve bütün geceyi bu şekilde geçirmişlerdi. Dolayısıyla içinde yabancı bir şey olduğunu hissetmemişti.

Vücudunun içinde sertleşen penis, Josh’a varlığını hatırlatmaya çalışıyor gibiydi.

Josh ilk defa böyle bir deneyim yaşıyordu, bu yüzden şaşırmıştı. Sorun şu ki, şu anda her zamankinden daha fazla tatmin olmuş hissediyordu. Ve bunun sebebi de gözlerinin önündeki adamdı. Josh bir süre onun yüzüne baktı. Tam dudaklarını ısırıp onu ağlatmayı düşündüğü anda bir de gözüne bir şey ilişti.

Aniden tavanın bir köşesinden sarkan güvenlik kamerasını gördü. Bir anda sırtından aşağı bir ürperti indi ve vücudundaki sıcaklık bir anda kayboldu. Kameranın varlığını tamamen unutmuştu. ‘Bir an önce kayıtları silmem gerek.’

Aceleyle yataktan kalkmaya çalıştı ama yapamadı. Chase’in vücudu vücuduna sarılmıştı. ‘Bacakların neden bu kadar uzun ve kolların bu kadar güçlü?’ Josh sızlandı ve Chase’in vücudunu birer birer kendinden ayırmaya çalıştı.

‘Dane şu anda burada olsaydı seve seve yardım ederdi.’ Bunu düşündükten sonra hemen başını salladı. ‘Dane burada olsaydı, Chase’in bacağını kesmeyi teklif ederdi.’ Ama Josh’un alt tarafıysa tam tersini düşünüyordu. Bu durumda olmasaydı bacakları onları öpmek isteyeceği kadar mükemmeldi.

Hayır, sadece bacakları değildi. ‘Chase’in vücudunda hayran olmadığım bir yer var mı?’ diye düşünen Josh devam etti. ‘Bu adamın pembe ayak tırnakları bile güzel.’

Josh, Chase’in vücudunu dikkatle kendisinden ayırdı. En büyük sorun hâlâ içinde olan penisiydi. Belki de bunu izleyen Chase’in sabah ereksiyonuydu. ‘Bunun ne önemi var.’ Josh başını iki yana salladı ve kendini geriye çekti. Sonra doğal olarak, Chase’in pensi içinden çıktı.

“Ah…” Bununla beraber dudaklarından o ana içinde tuttuğu inilti çıktı. İçini dolduran ağır şey dışarı çıktıktan sonra, sanki alt tarafı ortaya çıkmış gibi utanç hissetti. Kendi vücut sıvısı ve Chase’in menisiyle sırılsıklam olan uzun, kalın, sertleşmiş penisi parlıyordu. Josh bunu gördüğü anda kızardı.

O güzel, mükemmel penisinin müstehcen bir şekilde kirlendiğini görmek kıçının tekrar sızlamasına neden oldu. Uyuyan Chase’in üstüne çıkmadan önce aceleyle başka tarafa baktı. Şimdi arzuyla kör olmanın zamanı değildi.

‘Hemen izleme odasına gitmem lazım. Bugün sorumlu kimdi?’ Sendeleyerek koridora çıktı ve düşündü. ‘Chase’in yatak odasındaki kameraların iyi durumda olmadığı söyleniyordu. Hatta bazılarını tamamen kapatacaklarından bahsetmişlerdi. Keşke yapsalardı.’

Josh olabildiğince hızlı şekilde giyindi ve izleme odasına doğru yürüdü.

Tıkırt.

Josh kapıyı açar açmaz içerideki adamı görünce omuzları gerildi. “Seth.”

Seth şaşkınlıkla Josh’a baktı. Hızlıca ekranı kontrol eden Josh, yatak odasını gösteren monitörün kapalı olduğunu görünce rahatladı.

“…Sorun ne?” Seth gözlerini ovuşturarak sordu. Josh aceleyle bir bahane uydurdu.

“Ah, uğrayayım dedim. Nasıl gidiyor? Bir sorun var mı? …C’nin yatak odasındaki kamerayı kullanmamaya mı karar verdin?”

Önemsiz bir şeymiş gibi sorduğunda, Seth umursamazca cevap verdi.

“Kontrol edeceğim ama acelesi yok. Laura mümkünse kapatılmasını istiyor. Ayrıca C’nin çıplak vücudunu gerçekten görmek istemiyoruz, değil mi? O kamerayı kapatalı birkaç gün oldu.”

“Öyle mi?” Josh, gizlice göğsünü ovuşturdu. ‘Neyse ki, bu sefer şanslıydım. Bundan sonra ne kadar çıldırmış olursam olayım, buna dikkat edeceğim.’

‘Bundan sonra mı?’ Josh aniden aklına gelen bu fikirle duraksadı. ‘Onunla tekrar yatacak mıyım? Chase Miller’la?’

Aynı zamanda vücudunun alt kısmının kasıldığını hissetti. Kalbi hızla çarpıyordu ve yüzü kızarmıştı. Sebebi çok belliydi sadece Chase’i düşünerek bu kadar heyecanlanmıştı.

‘Önce Chase’in fikrini sormam gerekmez mi?’ Josh sakince gerçeğe uyandı. Ne kadar istese de Chase’in düşünceleri farklıysa çoktan bitmişti. Gece boyunca tekrar bir ilişki yaşamaları söz konusu bile olamazdı. ‘Zamanla fikrini değiştirmek yaygın bir şey değil mi?’

“O zaman Seth…” Rahatlamış şekilde odadan ayrılmak üzere olan Josh duraksadı. Bakışları doğrudan koridordaki kameraya gitti. Şu anda orada kimse yoktu ama birkaç saat önce böyle değildi. Birden içi ürperdi.

“Ne oldu?” Seth şaşkınlıkla Josh’a baktı. Josh da şaşırmıştı. Seth’in bakışlarını takip ettikten sonra çok geçmeden nedenini anladı. Sargılı kolu berbat haldeydi.

Seth ayağa kalktı ve sordu. “Bu nasıl oldu? Nerede yuvarlandın?”

Josh, Seth’in sert sesiyle irkildi. Sahilden yatak odasına giden yolu hatırlayarak aceleyle gerçeğe döndü. Bu sırada Seth, Josh’un koluna baktı ve ağzını ciddi bir şekilde konuştu. “İlk yardımla başlayalım. Bir şey olursa mikrop kapar ve hatta tetanoza neden olur… Gerçekten şaşkınım. Bu nasıl oldu? Daha dikkatli olmalısın.”

Seth sanki bakmaya dayanamıyormuş gibi başını salladı. Alışılmadık bir şekilde, koltuğundan kalktı ve ilk yardım çantasını almaya gitti.

“Buraya bir kaç dakikalığına bak.” Bunu söyledikten sonra aceleyle izleme odasından çıktı. Josh fırsatı kaçırmadı ve hızla ekranı karıştırdı. Aradığı sahneyi bulur bulmaz sevinçle gülümsedi.

Chase’in odasından sendeleyerek çıktığı sahneyi sildikten sonra, her ihtimale karşı odadan çıktıktan sonraki tüm görüntüleri gözden geçirdi. Neyse ki, tek tehlikeli sahne buydu. Seth döndüğünde, sakinmiş gibi davrandı ve kayıtsız bir şekilde monitörlere baktı.

Seth pıhtılaşmış kana tentürdiyot sürerken “Bunu nasıl yaptın?” diye sordu.

Josh sözlerini dikkatle seçerek yanıtladı. “Sahilde devriyeye çıkmıştım ve kazara düştüm. Önemli bir şey değil… Ah!” Seth’in bandajı sıkıca çekmesi Josh’un haykırmasına neden oldu.

Seth her zamanki gibi kayıtsızca konuştu. “Hastaneye git. Kolunu kestirmek istemiyorsan tabii.”

“…Tamam”. Josh kollarını düzelttikten sonra teşekkür etti. Seth karşılık olarak sadece elini kaldırdı.

Josh, monitör odasından çıkıp koridorda tek başına durduktan sonra rahat bir nefes aldı. Daha sonra kolunda bir acı hissetti ama çok ciddi bir şey değildi. Daha şaşırtıcı olan, Seth söyleyene kadar durumunu hiç fark etmemiş olmasıydı.

‘Oldukça çılgın biri gibi görünmüş olmalıyım.’ Josh aniden kaşlarını çattı.

Onunla bir daha asla yatmayacağına dair kendi söz verdi. Ama düşüncesi bile midesini bulandırdı. Chase’le yaşadığı ve ona şimdiye kadar yaşadığı tüm sekslerden daha yoğun zevk veren ilişkisi Josh’u korkutmuştu. Buna bağımlı olmaktan korkmuştu.

‘Bu kadar ihtiraslı biri miydim ben?’ Bunu ciddi ciddi düşündü. ‘Belki de feromonlar yüzünden böyle hissediyorum’ diye geçirdi içinden Josh soğukkanlılıkla. ‘Dahası işaret yüzünden de olabilir.’

İstemsizce kulağına dokundu, sıkıca yapıştırdığı bantın bir tarafı yırtılmıştı. Odasına döner dönmez tekrar yapıştırması gerekiyordu.

‘İşaret olmasaydı böyle hissetmezdim.’ Odasının kapısını açarken bir anda meraklandı. ‘İşareti olmayan Chase için benimle seks yapmak nasıldı acaba?’

***26.Kısım***

Döndükten kısa bir süre sonra, çekimler ara vermeden devam etti. Tıpkı söylendiği gibi, Chase gününün çoğunu film çekimi yaparak geçirmek zorunda kaldı. Çekimler birkaç gün ertelendiği için programın ağırlaşması kaçınılmazdı. Herkesin yavaş yavaş yorulduğu ortadaydı ama kimse şikayetçi değildi. Baştan beri formda kalan tek kişi Chase’di.

Her zaman çok iyiydi ama bugün özellikle parlıyordu. Yönetmen bile “Tamam!” diye bağırırken ağzı kulaklarında, mutlu bir şekilde gülümsüyordu.

Josh, her zamanki gibi, gözleri Chase’in üzerinde bekliyordu. Ama gözleri Chase’in üzerinde olan tek kişi Josh değildi. Chase’in ihtişamı tüm dikkatleri üzerine çekmeye yetmişti. Konuşmak için ağzını açtığında ve yürümek için bacaklarını hareket ettirdiğinde herkesin nefesi kesilmişti. Elbette Josh onların nasıl hissettiklerini çok iyi biliyordu. Çünkü o da aynı durumdaydı.

Chase, ekranda gördüğüyle karşılaştırılamayacak kadar ezici bir varlığa sahipti. ‘Chase Miller oyuncu olmasaydı başka kim olabilirdi?’ Josh içtenlikle böyle düşündü. Ayrıca, bu günlerde gerçekten en iyi durumundaydı. Herkesin Chase’in büyüsüne kapılması doğaldı.

Chase, Naomi’nin kolundan tuttu ve koştu. Dağınık saçlar, çılgınca uçuşan takım elbisenin ceketi, boynunun arkasında dalgalanan kravat ve Naomi’yi hızla çekip arkasına saklayıp ateş ettiği sahne. Josh gözlerini ondan alamıyordu.

Yanındaki Laura iç çekerek mırıldandı, “O en iyisi.”

Josh kısaca “Evet” diye yanıtladı. Ancak birden onunla yattığı aklına gelince yüzü kızardı. Yüzündeki yakıcı sıcaklığın farkına vararak bir eliyle ağzını kapattı. Neyse ki kimse Josh’un tepkisini fark etmedi çünkü herkes Chase’e bakıyordu.

Chase bir gözünün üzerindeki göz bandını çıkarıp, koşmayı bıraktı ve gökyüzüne baktı. Aynı anda herkes durdu. Ve Chase sonunda her zamanki haline döndü.

“Kestik! Tamam, mükemmel!” Yönetmenin memnuniyet çığlığıyla birlikte her yerden haykırışlar yükseldi. Chase rüzgarla saçlarını geriye doğru taradı. Yumuşak siyah saçları uzun parmaklarının arasından geçti ve kısa süre sonra eski haline döndü.

Josh, iç geçirdi. Birden ifadesinin ne kadar gülünç olabileceğini düşündüğünde, başını kaldırmış olan Chase’le göz göze geldi. Chase aniden tereddüt eden Josh’a parlak bir şekilde gülümsedi. Şaşıran sadece Josh değildi. Her yerden şaşkınlık nidaları duyuldu.

“Ne? O da neydi?

“Gülüyor muydu? Gerçekten mi?”

“Aman Tanrım! Chase Miller sinirlenmiyor!”

“Güldüğünden emin misin? Ben görmedim, hepiniz yanlış görmüş olmayın?”

“Gerçekten güldü, bunu nasıl kaçırdın?”

Her taraftan bir yaygara koptu ama kimse Chase’in kime güldüğünü bilmiyordu. Laura da şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı. Sonra Josh’a baktı ve şaşırdı.

“Josh, sorun ne? Yüzün kıpkırmızı olmuş.”

“Öyle mi? Ah, evet… Çok sıcak.” Josh aceleyle bir bahane uydurup gömleğini tuttu ve çırptı. Gözlerini Chase’den ayırmama görevine rağmen gözlerini kaçırdı. O kadar utanmıştı ki Chase’in yüzüne bakamadı.

Chase kısa süre sonra hiçbir şey olmamış gibi her zamanki ifadesiz yüzüne döndü. Stilistler koşuşturdu ve onunla ilgilenmeye başladı. Ama Josh, Chase’in gözlerinin de her zaman onun üzerinde olduğunun farkında değildi.

*

*

“Kestik! Herkesin eline sağlık. Biraz ara verelim.” Yönetmenin talimatları doğrultusunda herkes bir rahat nefes aldı. Çekimler sabahın erken saatlerinde başlamıştı ve sonunda öğleden sonra geç vakitlerde dinlenmeye fırsatları olmuştu.

Ekip, bir sonraki çekim için seti taşıdıktan ve düzenledikten sonra, atıştırmak ve bir sonraki sahneye hazırlanmak üzere ara verdi. Bu sırada Josh etrafa bir göz atmayı düşünüyordu. Laura ile konuştuktan sonra arkasını döner dönmez Laura’nın sesini duydu. “Aman tanrım, Bay Miller nereye gitti?”

Josh refleks olarak başını çevirirken, biri aniden kolundan tuttu ve onu çekti. Bir süre sonra Josh, büfenin arkasına sürüklenmişti.

“…!”

Neredeyse yüzüne yumruk atacaktı ama bu sefer Chase, Josh’un kolunu kıl payı yakaladı. Anında dudakları üst üste geldi ve etrafa tanıdık tatlı bir koku yayıldı ve kokuyu tanıyan Josh kısa süre sonra rahatladı.

Etiketler: novel oku Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 3, Bölüm 50: Kamera Kayıtları, novel Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 3, Bölüm 50: Kamera Kayıtları, online Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 3, Bölüm 50: Kamera Kayıtları oku, Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 3, Bölüm 50: Kamera Kayıtları bölüm, Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 3, Bölüm 50: Kamera Kayıtları yüksek kalite, Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 3, Bölüm 50: Kamera Kayıtları light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X