Koyu Switch Mode

Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 1, Bölüm 18: Kabus (+18)

A+ A-

BÖLÜM 18: KABUS (18+)


Josh acele ederken kendi kendine Chase’e küfürler ediyordu, ‘S*ktiğimin salağı.’

*

*

“…!”

Daha kapıyı açmadan, koridor çoktan Chase’in feromonlarıyla dolmuştu. Josh baş dönmesini zaptetti ve maskesini düzeltti. Maske feromon kokusunun %98’ini engellediği söylenen yeni bir üründü ama ne yazık ki kalan %2’lik kısmı kafasını karmakarışık etmek için fazlasıyla yeterliydi.

Josh, kokuyu yok saymak için elinden geleni yaparak kapıyı açtı. Odayı kaplayan feromonlar bir anda dışarı doğru yayıldı.

Josh bilincini kaybetmeye başladığını hissetti ve birkaç adım geri atarken sendeledi. Kendine gelmek için bir kaç dakikaya ihtiyacı vardı. Kendini toparlamak ve yatak odasında ilerlemek ekstra bir cesaret gerektiriyordu.

Chase hala Josh’un saatler önce gördüğündeki hali gibi yatakta uzanıyordu. Ancak, defalarca dönüp durduğu için, çarşaf fena halde buruşmuştu, bir köşesi yataktan tamamen ayrılmıştı. Gömleğinin düğmelerinin birazı çözülmüş ve kalanlarsa Chase’in vücudunu çıplak gösterecek şekilde kaymıştı. Giymesi bile anlamsız görünüyordu.

“…” Chase bir şeyler mırıldandı ve tekrar yatakta döndü. Josh Chase’le yüz yüze olduğunu fark etti ve irkildi.

İstemsizce çığlık attı, “Ah…” Chase’in nefes nefese yatarken soğuk terle ıslanan yüzü bir meleğinki kadar güzel ve bir o kadar da müstehcendi.

Chase’in yataktaki çaresiz yüzü, Josh’ta beklenmedik şekilde sadistçe bir his uyandırdı. Josh, Chase’le yapma dürtüsü hissetmesi karşısında utanmıştı. Chase’e karşı böyle bir şey hissetmenin saçma olduğunu çok iyi biliyordu, ama duygularını inkar edemezdi. Hem suçluluk hem de şaşkınlık içindeydi.

Hahh, hahh. Hahh, hahh…

Chase’in sesli nefes alışverişi özellikle Josh’un kulaklarında yüksek sesle yankılanmıştı. Nefesi Chase’inki gibi düzensizleşirken vücut ısısının yükseldiğini hissetti. Birkaç saniye içinde aleti sertleşti ve sırtı sırılsıklam oldu. Josh’un vicdanı %1 kontrolden çıkmış olsaydı, şu anda Chase’in üzerine çıkmış olurdu.

Bunun yerine arzularını umutsuzca görmezden gelmeyi seçti. Bunun sırası değildi ve her şeyden önce böyle bir şey yapmamalıydı. Chase’i bir şekilde uyandırması gerekiyordu. Kabus gördüğü için acı çekiyor gibiydi. Kanıt olarak, seğiren dudakları ortadaydı- ah, o lanet olası dudaklar-

Josh düşünemiyordu. Delirmeden önce, kendi yüzüne olabildiğince sert bir tokat attı.

“Ah, s*ktir!” diye küfretti Josh. O kadar aptallaşmış durumdaydı ki. Josh acıyan yanağını ovuşturdu ve yatağa yaklaştı.

Chase hala aynı şekildeydi. Yüzünü bir kez daha ekşitti ve bir şeyler mırıldandı. Her nefes alıp verdiğinde sert göğüs kasları şiddetle aşağı yukarı inip çıkıyordu. Josh seslice yutkundu.

“Bay Miller? Uyanın, Bay Miller.” Josh Chase’in omuzlarını sıktı ve kibarca salladı ama uyandığına dair bir işaret yoktu. Normalde Baskın Alfaların alkolden ya da uyuşturucudan çok fazla etkilenmemeleri gerekiyordu; Josh, Chase’in bu hale gelmek için ne kadar içtiğini merak etmeye başlamıştı. Daha önce başka ünlüleri de korumuştu ama hiç bu kadar sarhoş olanını görmemişti. Normal insanlardan biri bu kadar çok uyuşturucu içmiş olsaydı, şu anda yaşamıyor olabilirdi.

“Ah… Ben…” Chase anlaşılmaz şekilde mırıldandı. Rüya mı görüyordu? Josh başını eğdi. Çekinerek kulağını Chase’e yaklaştırdı ancak o zaman ne dediğini anlayabildi. “Kes şunu… Kes… Lütfen…”

Josh şaşkına dönmüştü. Az önce ne duymuştu? Chase Miller’ın böyle şeyler söylemesi inanılmazdı… Yanlış mı duymuştu acaba?

Bu sırada Chase mırıldanmaya devam etti, “Lütfen, özür dilerim. Hepsi benim hatamdı… Dediğinizi yapacağım. Her şeyi yaparım. Lütfen… lütfen!”

Josh artık emindi. Chase kabus görüyordu. Her ne görüyorsa, korkunç bir rüya olmalıydı.

Ancak bununla bitmedi. Soğuk terler içinde kalan Chase, “Affet beni. Hepsi – Hepsi benim suçum. Bana yardım edin… Bunu bana yapma. Dur, Nathaniel, Stacy… Lütfen bana yardım edin. Kes şunu, lütfen, hayır, lütfen-“

Josh çaresizlik içinde seslendi, “Bay Miller!” Chase onu tekrar dövecek olsa bile, Chase’i hemen uyandırması gerekiyordu.

Tam o sırada Chase acı içinde, haykırdı “Lütfen o köpeği uzaklaştırın…!”

Josh, “Aç gözlerini Chase!” diye bağırdı. Chase’i kabusundan hemen şimdi çekip çıkarmak zorundaydı. Onu uyandırmak için her şeyi yapmaya hazırdı. Tam Chase’i tokatlayıp tokatlamamayı düşünürek, elini kaldırdığında Chase gözlerini açtı.

Mor irisleri artık altın rengindeydi. Bu gözleri Josh’a daha önce de göstermişti.

Josh’un Pitt’e hamile kaldığı gündü. Tüm vücudundan yaydığı feromonlar Josh’un derinlerine işlemişti.

Josh anılarını hatırlar hatırlamaz vücudunun içi alevlendi ve neredeyse yere düşüyordu.

Sonraki dakikalarda Josh’un endişeleri gerçek oldu. Chase aniden ayağa kalktı ve Josh’un üzerine doğru atıldı.

“…!”

Bu ani saldırı karşısında, Josh Chase’le birlikte yerde yuvarlandı. Daha ayağa kalkamadan Chase üzerine çıktı. Josh’un maskesi düştü ve ağzı açık kaldı. Josh herhangi bir ses çıkaramadan dudakları Chase’in dudakları ile buluştu.

Aklı başında değildi. Josh bunu biliyordu. Chase şu anda tamamen çıldırmış durumdaydı. Yarın sabah, o günkü gibi bu ana dair hiçbir şey hatırlamayacaktı.

Josh’un içindeki şeytan ‘O halde neden ona izin vermiyorsun?’ diye fısıldadı. Vücudu, bu adama sarılmak ve onu şu anda kabul etmek için duyduğu saf arzudan kaynaklanan ağrıdan dolayı sınırındaydı.

Josh şu anda Chase ile seks yapabilseydi, ruhunu seve seve satardı. Hayır, ruhu bile bedeli ödenemeyecek kadar ucuzdu. Ah, keşke yapabilseydi!

Bununla birlikte, Josh’a bir deneyim yeterliydi. Baştan çıkarılmanın sonucunun ne olduğunu herkesten daha iyi biliyordu. Dahası, aynı kişi tarafından baştan çıkarılıyordu. Josh aptal olabilirdi ama onu herkesten iyi tanıyordu.

Bu sırada, Chase’in eli çoktan Josh’un gömleğini yukarı çekmiş ve vücudunu okşuyordu. Josh tüm gücüyle Chase’in elini itti. Bir kez daha dudaklarına yapışmak üzere olan Chase’in dudaklarından kaçınmak için tam zamanında başını çevirdi. Bir eliyle Chase’i omzundan itti ve diğer eliyle yüzüne sert bir tokat attı.

Ağır bir tokat sesi odada yankılandı. Josh bunun Chase’in kendisine gelmesine yeterli olacağını umabilirdi. Bu Chase’i durdurmazsa, ona tekrar vurmak zorunda kalacaktı.

Josh, “Bay Miller, kendinize gelin!” diye bağırdı.

Buna rağmen, Chase’in altında yerde yatıp ona bakarken tehditkar görünmesine imkan yoktu.

Josh bunun bir işe yarayacağından bile emin değildi. Beklendiği gibi, Chase ona yeniden yaklaşmıştı. Gittikçe tehlikeli bir hal almaya başlamıştı. Josh’un kafasının içinde sirenler çalıyordu ama ruh hali bundan çok uzaktı. Dudakları şiddetle Chase’in dudaklarıyla buluştuğunda, Chase’i durdurma çabalarından tamamen vazgeçti. Josh artık ne yaptığını bilmiyordu. Üzerindeki adamın kokusu onu deli ediyordu.

Josh, Chase’in boynuna sarıldı ve dillerini birbirine derinlemesine birleştirdi. Chase’in düzensiz nefeslerini içine çekti. Öpücüğün belirsizliği arasında, biriyle böyle sevişmeyeli çok uzun zaman olduğunu hayal meyal fark etti.

‘Son öpücüğüm ne zamandı?’ diye düşündü. Pitt’i büyütmekle meşgul olduğu için tek bir randevuya bile çıkmadığı son birkaç yılı hatırladı. Düşüncelerini hızla bir kenara itti. Son öpücüğü bu adamla olmuş olsa bile, bunun ne önemi vardı ki?

Chase, Josh’un gömleğini hızla çekti ve çıplak tenini okşadı. Josh’un kafası artık tamamen bomboştu. Chase’e dokunmak istedi. Geçen seferki gibi Chase’in içine girmesini ve onu darmadağın etmesini istedi. Chase’in onu doldurmasını ve içine boşalmasını istedi.

‘Ah, içime gel.’ Josh bu sözleri dışından söylediğini mi yoksa aklından mı geçirdiğini bilmiyordu. Şu anda onun için önemli olan tek şey, paylaştıkları öpücüktü. Chase dizini Josh’un bacaklarının arasına soktu ve bacaklarını birbirinden ayırdı. Josh belinin altının sırılsıklam hale geldiğini hissetti. Kesik kesik nefesler alıp vererek, parmaklarını Chase’in üzerinde gezdirdi. Chase Josh’un dudağını sertçe ısırdı. Josh’tan ufak bir çığlık yükseldi ancak bu acı yüzünden değildi.

Chase’in erekte olduğunu hissetmişti. Josh’a önüne sürtünme amacı ortadaydı. Sanki kısa süre sonra Chase Josh’un pantolonunu yırtacak ve vahşice içine girecek gibiydi. Josh bu anın çok yakın olduğunu biliyordu.

Chase’in kalın penisinin onu delip geçeceği hissi ve korkusu Josh’un içini kapladı. Aniden o gün yaşananlar aklına geldi ve Josh’u kendine getirdi.

Chase bir kez daha içine girecek olursa, geçen sefer olduğu gibi bu kez de Josh onu reddemeyecekti. Aksine, içine boşalmasıyla zevkten titreyecekti. Bundan sonra ne olacağını zaten biliyordu.

Hamile kalacaktı.

Şaşırtıcı bir şekilde, eşit büyüklükteki korku ve heyecan çarpıştı. Josh pes etmeden önce bir an duraksadı. Sonunda ne olursa olsun, şu an yaşadığı zevkle kıyaslanabilir miydi? Kolayca vazgeçemedi.

Gözlerini kapattı, kollarını Chase’e doladı ve iyice kendine çekti. Chase’i cesaretlendirip aşağısını okşarken öpüşmeye devam etti.

Ancak Josh pantolonunu çıkarmak için kıvrandığında Chase aniden sessizleşti. Josh gözlerini açtı ve şaşkınlıkla dudaklarını geri çekti.

Sakince seslendi, “Chase?” Chase başı Josh’un omzuna düştü. Şaşıran Josh, düzensiz nefes alış verişini toparlamak için bir süre orada öylece yattı. Geç de olsa Chase’in bilincini yeniden kaybettiğini fark etti. Aptalca gözlerini kırpıştırdı.

Chase, Josh’u bu duruma soktuktan sonra uyuyakalmıştı.

“Şu lanet olası-” Josh kendini hayal kırıklığına uğramış ve öfkeli hissederken içgüdüsel olarak yumruklarını sıktı. Neredeyse Chase’e tüm samimiyetiyle sağlam bir yumruk atacaktı ancak sabrının son parçasıyla kendini tutmayı başardı.

Böylesi daha iyiydi. Az daha Josh yeniden hamile kalacaktı.

Kendini rahatlatmak için bu gerçeği kendine hatırlattı ama yine de öfkesini yatıştıramadı. Sonunda gücünü toparladı ve Chase’in kafasına vurdu. Ne yazık ki Chase uyanmadı.

Josh bir süreliğine boş gözlerle ve bıkkınlıkla Chase’i zledi.

“Hahh…” anlamsızca iç çekti. Chase’in altından sıyrıldı ve kendini yerden kaldırdı. Yerde boylu boyunca uzanmış Chase’i arkasından kucakladı ve yatağa sürekledi. Hızla yatak odasından çıktı ve mastürbasyon yapmak için izleme odasına bağlı lavaboya doğru ilerledi.

Josh, alt tarafını çılgınca ovuştururken, en önemli anda saçma sapan bir şekilde uykuya dalan adama aralıksız küfretti. ‘Lanet olası şerefsiz Chase Miller!’ Sorun şuydu ki, sadece o adamı düşünmek bile tahrik olmuş penisini daha da sertleştiriyordu. Bu Josh’u daha da öfkelendiriyordu.

Mastürbasyonundan sonra Josh, lavaboda yüzündeki, kollarındaki ve vücudun diğer taraflarındaki feromonları hızla yıkadı. Sonunda mantık duygusunun yeniden kendine döndüğünü hissedebiliyordu.

Kendini bomboş hissederek koltuğuna geri oturdu ama hâlâ yapacak işleri vardı. Güvenlik kamerasındaki görüntüleri silmesi gerekiyordu. Josh tarih bilgisini geri sardı ve yatak odası kamerasının görüntülerini sildi.

Arada bir boşluk olduğunu kimse fark etmeyecekti. Bir sorun çıkmadıkça, birilerinin kayıtlara bakması için hiçbir neden yoktu.

Etiketler: novel oku Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 1, Bölüm 18: Kabus (+18), novel Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 1, Bölüm 18: Kabus (+18), online Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 1, Bölüm 18: Kabus (+18) oku, Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 1, Bölüm 18: Kabus (+18) bölüm, Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 1, Bölüm 18: Kabus (+18) yüksek kalite, Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 1, Bölüm 18: Kabus (+18) light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X