Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 1, Bölüm 19: Market Gezisi

BÖLÜM 19: MARKET GEZİSİ
Olaydan sonra Josh, sabah saatlerine kadar Chase’i monitörden izledi. Neyse ki, Chase başka kabus görmüşe benzemiyordu. Bir o yana bir bu yana dönmemesi ve uyurken konuşmaması buna kanıt olarak gösterilebilirdi. Josh onu izlerken üzgün ve kızgın hissetmişti.
Az önce ne olmuştu?
En büyük sorun Josh’un yine kontrolü kaybetmesiydi. O adamın nasıl biri olduğunu bilmiyor değildi.
Olanlardan tamamen Chase’in feromonlarını sorumlu tuttu. Ancak tek sorunun feromonlar olmadığını biliyordu. Ayrıca, gerçekten o adamı istediğini kabul etse bile, elinden ne gelirdi ki? Bu ilişki için umut yoktu. Josh o adam için hiçbir şey ifade etmiyordu.
Josh yeniden derin bir iç çekerek yorgun gözlerini ovuşturdu. Ufukta güneş yükseliyordu. İki saat sonra Mark’tan birkaç günlüğüne izin istedi.
***11.Kısım***
“Babacığım!” Çocuk Josh’un yüzünü görür görmez Josh’a sarıldı ve onu bırakmasına izin vermedi.
“Ah, meleğim” Josh tüm yorgunluğunun ve stresinin bir anda uçup gittiğini hissederek çocuğuna sımsıkı sarıldı.
Pitt dudaklarını, Josh’un yüzünün her tarafına değdirerek tükürüğe boğdu ancak Josh bundan memnundu. Başını çevirdi; çocuğunun yanaklarını, dudaklarını ve alnını öpücük yağmuruna tuttuktan sonra kolunda çocuğuyla eve girdi.
Annesi Josh’un yanaklarını öpüp “Hoşgeldin, Josh” diyerek karşıladıktan sonra hızla mutfağa geri döndü ve ekledi, “Emma bu akşam geç geleceğini söyledi. Görünüşe göre bir randevusu var.”
Turtanın tatlı kokusunu alan Josh, “Yardım ister misin?” diye sordu.
Annesi onu nazikçe azarladı, “Hiçbir şey yapma, açlıktan ölüyor gibisin. Acıktıysan sana bir şeyler hazırlayacağım. Bu arada neden güneş gözlüklerini çıkarmıyorsun?”
Josh sonsuza kadar saklayamazdı. Annesinin söylediğini yaptı ve gözlüklerini çıkardı. Başını kaldırdığında yüzü hala morluklarla doluydu.
Annesi gözlerini kocaman açıp bağırdı, “Aman tanrım ne oldu? Şu anda nerede çalışıyorsun? Neden yaralandın? Yeniden askere gitmedin, değil mi?”
Josh güçlükle gülümsedi. “Hayır, şu anda ünlü birinin korumasıyım. Ciddi görünüyor olabilir ama gerçekten önemsiz bir şey.”
Pitt Josh’un gözlerinin etrafındaki rengarenk boyalı tenine bakarak, “Babacığım uf mu oldu?” diye sorduktan sonra masumca gözlerini kırpıştırdı. Tıpkı Josh’unkine benzeyen yeşil gözlerine bakmak Josh’un kalbini küt küt attırdı.
Sevgisine engel olamayan Josh Pitt’i daha fazla öpücük yağmuruna tutarak,”Hiçbir şey olmadı” dedi. Çocuk kıkırdadı ve kıpırdandı. Josh, çok kısa bir an için Pitt’in parlak gülümsemesinde Chase’in yüzünü gördü. Bir kez daha birbirlerine ne kadar benzediklerini fark etti.
Josh’un annesi Beta’ydı ama büyükannesi Omega’ydı. Annesi ona bir keresinde büyükannesinin genlerini almış olabileceğinden bahsetmişti. Belki de feromonlarının zayıf olmasının nedeni, genin bir nesil atlamasıydı. Josh şu anda ailedeki tek Omega’ydı ve onun dışındaki herkes Beta’ydı. Ailesi sadece annesi ve kız kardeşinden oluşsa da, aile üyelerinin hepsi Beta olduğu için herkes Josh’un da Beta olduğunu kabulleniyordu.
Josh, Pitt’in yüzüne baktı. Bu masum çocuğun bir gün belki ikinci kimliği Chase gibi bir Baskın Alfa olarak ortaya çıkabilir, belki de Josh gibi bir Omega olabilirdi ya da tüm hayatı boyunca yalnızca Beta olarak yaşardı. Her halükarda, Baskın Alfa olarak ortaya çıkarsa, Josh bunu Pitt yirmi yaşına basmadan önce bilecekti. Yirmi yaşından sonra cinsel kimliğinin belirmesi çok nadirdi.
Ne olduğunu bilmeden çocuğunun büyümesi Josh’u heyecanlandırmaktan çok korkutuyordu. Bu sevimli çocuğun büyüyüp Chase gibi olacağı fikri bile Josh’un tüylerini diken diken etmeye yetmişti.
Josh kendi kendine, ‘Umarım Pitt onun sadece görünüşünü alır,’ diye düşündü.
Derken bir anda Pitt, dalgınlıkla eğilen Josh’un üzerine tırmanmış ve kolayca omuzlarına çıkmıştı. Josh’un saçını tutup oynamaya başlamıştı. Josh da Pitt’in düşüp yaralanmaması bacaklarından tuttu.
Josh’un annesi kafasını uzatıp bağırdı, “Pitt’in başını çarpmaması için dikkatli ol. Senin boyunda birinin onu omuzlarına çıkarması-“
Josh soğukkanlılıkla “Evet, biliyorum,” dedi ve Pitt”in tombul baldırını öptü.
“Peki, tatilin kaç gün?” diye sordu annesi.
“İki gün,” diye yanıtladı Josh. “Yarın gece geri döneceğim.”
“Yalnızca bir gece mi buradasın?”
Annesi hayal kırıklığına uğramış görünüyordu birden bakışları Pitt’in üzerine kaydı. Babasına bu şekilde sarıldığını ve ondan ayrılmak istemediğini görünce, yarın gecenin nasıl olacağını hayal etmek zor değildi. Ne de olsa o daha çocuktu. Elden bir şey gelmezdi.
Kadın başını salladı ve önemli bir şey hatırlamış gibi gözlerini hızla açtı. “Şimdi hatırladım da, ilaç içmem gerekiyordu… Benim için alışveriş yapar mısın? Gitmişken bana şunları al. Turtanın hazır olmasına daha bir saat var, bu yüzden Pitt’i de yanında götür.”
Josh alışveriş listesini annesinden aldı ve başını salladı. Josh Pitt’i boynundan kaldırdı ve başını çarpmasın diye öne doğru sarıldı. Çocuk tekrar tırmanmaya çalıştı.
Ancak Josh, tırmanmasını engellemek için çocuğa sıkıca sarıldı. Daha dışarı adımını attıktan sonra çocuğun istediğini yapmasına izin verdi. Pitt hızla Josh’un omuzlarına tutundu ve yeniden üzerine çıktı.
“Kyahaha!” Şimdi iyi bir ruh hali içinde olan Pitt poposu üzerinde zıpladı ve diğer çocuklar gibi kıkırdadı. Boston’dayken Josh sık sık Pitt’i omzuna alır ve sokaklarda yürüyüşe çıkardı. Josh aracını bilerek eczaneden bir blok ötedeki bir alışveriş bölgesinin otoparkına park etti ve Boston’dan ayrıldığından beri ilk kez, çocuğunu omuzlarında taşıyarak yürümeye başladı.
Bu şekilde yürürlerken, arabalardaki sürücüler ve köpeklerini gezdiren yayalar onlara baktı. Pitt bakış açısının altından geçen insanları izlerken son derece heyecanlıydı.
“Babacığım, kafa!” Pitt küçücük eliyle Josh’un kafasına vurdu ve şakacı bir tavırla yanağını ovuşturdu. Her zamankinden daha çocuksu davrandığını görmek Josh’un Pitt’i yalnız bıraktığı için suçluluk duymasına neden oldu. Pitt zıplamaya ve Josh’un kafasına vurmaya devam etti ancak Josh ona karışmadı. Eczaneye varmaları çok sürmedi.
“Aşağı inme zamanı, Pitt.” Josh, Pitt’i çabucak kaldırdı ve şaşırmasına dahi izin vermeden göğsüne bastırdı. Josh, annesinin ilacını ve listedeki birkaç malzemeyi daha alırken, Pitt, Josh’un koluna yaslanmaya devam etti.
Alışveriş listesindeki tüm ürünleri bulup sepete koymaları çok uzun sürmedi. Josh, otomatik kasada ürünlerin barkodunu taratırken özellikle bir ürün taramayı kabul etmiyordu. Bir kaç denemeden sonra, Josh’u gören bir personel yardım için hızla yanına yaklaştı.
Josh’a bakarken “Oğlunuz çok tatlı,” diyerek gülümsedi. Gözleri sevecenlikle doluydu.
“Değil mi?” Çocuğuna aşırı düşkün bir baba olan Josh kendine engel olamadan kollarında oturan Pitt’in alnına bir öpücük kondurdu.
“Evet, eminim büyüyünce babası kadar havalı olacak.”
Josh, parasını makineye koyup fişi alırken “Teşekkür ederim,” diye yanıtladı. Personelin isim etiketine baktı ve “İyi günler Hannah” dedi.
Personelin yüzü aydınlandı. Josh arkasını döndü ve tanıdık bir yüz gördükten sonra irkildi.
Josh, ona yaklaşırken “Emma,” diyerek gülümsedi. “Geç geleceğini düşünüyordum. Neden buradasın?”
“Planım iptal oldu. Annem onun için bir şeyler almamı istediği için buraya uğramıştım… ama sanırım sen hepsini almışsın.” dedi Emma, Josh’un elindeki çantaya bakarak.
Josh’u yandan dirseğiyle hafifçe dürttü. “Kızlara asılmayı kes. Sırf bunu yapmak için mi bu yüzle döndün?”
Josh “Ne yaptım ki ben?” diyerek itiraz etti ancak Emma buna kanmadı.
“Hiç boşuna saklamakla uğraşma. İşaretin var ve bahsettiğimiz kişi sen olduğuna göre, Alfalar sadece bir Omega olduğun için sana tepeden bakmayı ve üstüne atlamayı dahi düşünmezler. Diğer kadınlar senin bir Omega olduğunu bilselerdi, seninle konuşmaya çalışan kişi sayısı çok daha az olurdu. Sana ilgi gösterilmesinden zevk mi alıyorsun? Tam bir ucubesin.”
Pitt “Korkunç ucube.” diye bağırdı.
Josh sertçe “Kötü söz yok.” dedi ve Emma’ya baktı. “Pitt’in önünde söylediklerine dikkat et. Bunu herkese duyurmak için bir sebep göremiyorum. Ayrıca işime de engel oluyor.”
Josh, kötü sözü çabucak unutması için çocuğu omuzlarının üzerine oturttu. Pitt, Josh’un kafasıyla oynamaya geri döndü.
Josh’un yanında yürüyen Emma Josh’un yüzündeki yaralara bakarak konuşmaya devam etti, “İş nasıl gidiyor? Maaşın delicesine iyi görünüyordu. Böyle işler insanı her zaman kemiği iliği kuruyana kadar çalıştırır.”
Josh umursamaz bir şekilde cevap verdi, “Aldığım kadar çalışırım… Ahh.”
Emma Pitt’i durdurdu “Pitt bu gidişle baban kel olacak.” dedi ve devam etti, “Neyse ki evden çok uzakta çalışmıyorsun. İzin günlerinde yüzünü böyle görmek güzel olur.”
Josh içinden, ‘Bir sonraki izin günüm ne zamansa,’ diye geçirdi.
Emma konuyu değiştirdi. “Annem geçen gün bugünlerde biriyle görüşüp görüşmediğini sordu.”
“Ve?” dedi Josh.
“Ona bilmediğimi söyledim. Gerçek bu.”
Yürümeye devam ederlerken “Evet,” diye mırıldandı Josh.
Emma başını kaldırıp Josh’a baktı. “Tek başına çocuk büyütmek zor değil mi? Neden biriyle tanışmıyorsun ya da işyerinden birini bulmuyorsun? Evli olan adam dışında herkesin Alfa olduğunu söyledin.”
Josh sert bir şekilde reddetti, “İşyerinden biriyle çıkmak iyi fikir değil,” dedi.
Emma cık cık’ladı “Romantizm işyerinde filizlenmeye mahkumdur. Pekala doğru düzgün hiç kimseyle çıkmadın. Nereden bileceksin? Birileriyle ne yapacağını bile bilmiyorsun. Nasıl hamile kaldığını merak ediyorum.”
Emma çabucak ne söylediğini fark etti ve bakışlarını indirmeden önce Pitt’e baktı. Ancak Pitt onu hiç umursamamıştı; Josh’un saçıyla oynamaya devam ediyordu, parmaklarını saçlarının arasında gezdirdi.
“Umm, Pitt’in babası hakkında… Onunla görüşmediğine emin misin? Yalan söylüyorsun, değil mi?”
“Neden?”
“Ne demek neden?” Emma gözlerini kısarak baktı.
“Öz kontrol konusunda senin kadar dikkatli birinin herhangi biriyle yatıp hamile kalmasına imkan yok. Tanıdığın biri olmalı. Tabi ki, o zamandan beri onunla bir daha görüşmemiş olman çok tuhaf.”
“…O kadar da dikkatli değilim.”
“Her neyse, bu hiç senlik değil. Kızışman sırasında bile hiç sorun yaşamadın.”
Gerçek şu ki olanlar bir defalık beklenmedik bir kazaydı. Olay sırasında kızışmaya girmesi beklenmeyen bir şeydi.
Eğer o adam ruta girmiş olmasaydı kızışmaya girmeye zorlanmazdı.
Hemen sonra Josh bu düşünceden dolayı kendini suçlu hissetti. Hayatının en büyük şansıydı. Bunun sayesinde, tek hazinesi olan Pitt’e hamile kalmıştı.
Soğukkanlılıkla sınırı çizdi. “Artık onunla görüşmüyorum çünkü buna gerek yok. Onunla ya da başka biriyle bir araya gelmeye niyetim de yok. Ve üzgünüm, Emma ama unutma ki ben lisedeki en popüler oyun kurucuydum.”
“Sadece oynadığın o bir yıl için mi demek istiyorsun?”
“Evet. O yıl çok ama çok kız arkadaşım oldu. Bildiğin gibi, Pitt’e sahip olana kadar çok kişi oldu.”
Emma gözlerini devirdi. Doğruyu söylemek gerekirse Josh’un Chase Miller ile tanışana kadar bir sürü kız arkadaşı olmuştu. Emma da bunu çok iyi biliyordu.
Yorum