Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 1, Bölüm 20: Benimsin (+18)

BÖLÜM 20: BENİMSİN (+18)
“Elbette. Hatta bir keresinde sabah kız arkadaşınla öpüşüp akşam da başka bir kız arkadaşınla randevuya çıkmıştın.”
“Öğle arasında kız arkadaşımla ayrılmıştım, okuldan sonra başka bir kızdan çıkma teklifi almıştım.” diye düzeltti Josh. Emma ona inanmış gibi görünmüyordu.
Güldü ve başını çevirdi. “Doğruyu söylemek gerekirse, aniden tüm sosyal bağlarını koparıp bir gün kollarında Pitt ile çıkageldin. Daha ne kadar iffetli kalacaksın merak ediyorum. Neden yeniden bir kız arkadaş bulmuyorsun? Omega olmanı kimse umursamaz.”
Josh, Chase Miller’ı gördüğü andan beri, dünyadaki herkesin sezon dışı Cadılar Bayramı balkabağı gibi göründüğünü ona söyleyemedi. Tam o adamı unuttuğunu düşündüğünde, her şeyin başladığı noktaya geri dönmüştü.
Masummuş numarası yaptı ve “Pitt büyüyene kadar iffetli biri olarak yaşamaya devam edeceğim” diye cevap verdi.
Emma gözlerini kırpıştırdı. “Yani kız arkadaş bulmayı düşünüyor musun?”
Josh “Neden olmasın?” dedi ve neşeli bir kahkaha attı. “Hamilelik konusunda endişelenmeye gerek olmayacak. Eğlenmek için daha iyi bir yol var mı? İşim korumalık yapmak olmasaydı, Omega olmak o kadar da kötü olmazdı. Tabi birlikte olacağım partner de aynı bakış açısına sahipse bu fikir işe yarar.”
Emma dikkatle sordu, “…Başka bir Alfa veya Beta’yla çıkmayı düşünmüyor musun? Pitt’in babasını hala unutamamış olabilir misin?”
Josh, “Başka bir çocuk yapmayı düşünmüyorum” yanıtını vermeden önce çok kısa bir süre bekledi.
O adam bir Omega olarak onun ilk ve son partneri olacaktı. Josh başka bir adamla birlikte olmayı düşünmüyordu. Açık konuşmak gerekirse, Josh bir heteroseksüele daha yakındı. Hem geçmişte hem de şimdi, kadınlara erkeklerden daha çok ilgi duyuyordu.
Chase Miller hariç, öyleydi.
O adamı sadece düşünmek bile Josh’un kaşlarını çatmasına yetmişti. Yattığı tek adamın o p*çten başkası olmaması üzülmesine yetmişti.
Tam o sırada Pitt, Josh’un omzunun üstünde kıkırdadı ve kıpırdandı. Josh’un çatılmış kaşları çocuğun sevimliliği karşısında çabucak yumuşadı. Pitt’i omzunun üzerinden indirdi ve çocuğunu kolları arasına aldı. Çocukla göz göze geldiklerinde otomatik olarak Josh’un dudaklarında bir gülümseme oluştu. Josh, Pitt’in yüzüne sıcak bir ifadeyle baktı ama çok geçmeden irkildi. Sevgili çocuğunun yüzü ona istenmeyen bir adamı hatırlatmıştı.
Bir an için Josh’un yüzünde bir sürü duygu belirdi. Emma kafası karışmış bir şekilde ona baktı. Josh hiçbir şey olmamış gibi davrandı ve Pitt’i tek koluna alıp doğruca karşıya baktı. Tam o anda iş bittikten sonra bir daha asla Kaliforniya’ya gelmemeye karar verdi.
Buna rağmen, gözlerinde yaşlarla ona bakan o adamın görüntüsü aklında belirdi. Zayıf, cılız nefesinin sesi kulaklarında bir kez daha net bir şekilde yankılandı.
O gece olanları Josh’tan başka kimse bilmiyordu.
Sadece onun bildiği başka bir şey daha vardı.
Josh tam bunu düşünmeye başladığında Emma sordu:
“Pitt biraz daha büyüdüğünde babası hakkında bir şeyler öğrenmek istemeyecek mi?”
Josh umursamaz şekilde “Muhtemelen” diye mırıldandı. Sadece bir ebeveyni olan birçok aile vardı. Pitt bu gerçeği zamanla kabullenmeyi öğrenecekti.
O adam da her zamanki gibi özgürce yaşayabilirdi.
Josh, farkında olmadan kaşlarını çatmıştı. Bu şimdiye kadar kesin olduğunu düşündüğü bir şeydi. Neden şimdi onu rahatsız ediyordu? Bu konuda derinlemesine düşünmek istemiyordu.
Ancak, ne kadar bunları düşünmemeye çalışsa da, Chase’in korkmuş bakışları ve yaşlı gözleri aklından çıkmadı ve zihninin içinde dolanmaya devam etti.
…İçini ısıtan öpücükte öyle.
***12.Kısım***
İzinden yeni dönmüş olan Josh ile ilk konuşan Henry oldu. “Orada sana gerçekten çok iyi bakılıyor, değil mi?” Ayrıca Josh’un onu son gördüğü halinden çok daha iyi görünüyordu.
“O günkü kavganın klibini kopyalayıp kaydetmiş. Defalarca izlemiş gibi görünüyor,” diye fısıldadı Seth. Diğer bir deyişle, Henry, Josh ve Chase’in birbirlerine vurmasını ne zaman vakit bulup izlese çok keyif alıyordu.
Kanıt olarak, her zaman homurdanan Henry, bugün Josh’un sıvazlarken gülümsüyordu.
“Eve gitmek güzeldi, değil mi? Çocuğun nasıldı, iyi miydi? Onu bir ara buraya getir. Ona lezzetli şeyler ısmarlarım.”
Henry bir keresinde bir eğlence parkında sıranın önünü kesen küçük bir çocuğa geleceğin suçlusu diye bağıracak kadar ileri gitmişti. Çocuklardan kesinlikle nefret ediyordu. Josh’a Pitt’i getirmesini söylemek için son derece iyi bir ruh halinde olmalıydı. Elbette, Josh’un bunu yapmaya hiç niyeti yoktu.
Josh yarım yamalak “Umm, evet. Teşekkürler,” diye yanıtladı ve konağa girdi. Tam Mark’ı bulmaya gidecekken, Isaac’in uzaktan kendisine doğru koştuğunu gördü.
Isaac koştuğu için kızarmış bir yüzle kelimenin tam anlamıyla ona doğru sıçrayarak “Josh! İyi vakit geçirdin mi?” diye sordu.
Isaac’in kendisine yaklaşmasını bekleyen Josh başını kaldırdı ve yanıtladı, “Evet, görüşmeyeli nasılsın? İlginç bir şey var mı?”
“Burada mı? Pek bir şey yok. Evde dinlendin mi?” Isaac gelişigüzel şekilde sordu.
Josh buruk bir şekilde gülümsedi. “Dinlenmek mi? Hayır. Evdeki her şeyi tamir etmem istendi, dolayısıyla iki günümü bir şeyleri tamir ederek harcadım. En azından tuvaleti tamir etmek zorunda kalmadım. Çimler neden bu kadar hızlı uzuyor? Şeytan diyor ki üzerine çimento döküp hepsinden kurtul.”
“Anlıyorum. Komşular seni aşırı büyümüş yabani otlardan falan ihbar etse can sıkıcı olur,” diye güldü Isaac. Bir anlık duraksamadan sonra ekledi, “…Seni özledim.”
Josh çok düşünmeden konuyu değiştirdi. “Mmh, evet. Mark nerede?”
Isaac şaşırmış görünüyordu, ama başka bir tepki vermeden yolu gösterdi. “Yemekhanede yemek yiyor.”
Josh “Teşekkürler. Seni sonra ararım,” diye selam verdi ve gitti.
Isaac başka bir şey söylemek ister gibi oldu ve bir anlığına olduğu yerde kaldı, ama sonrasında arkasını döndü ve gözden kayboldu.
Isaac’in garip davranışı karşısında kafası karışan, Josh ‘Bir şey mi oldu?’ diye düşündü ve adımlarını hızlandırdı. İkinci kata çıkan merdivenlerde yürürken birden pencerenin dışındaki manzara dikkatini çekti.
Josh aşağıdaki yolun yanındaki havuzu görebiliyordu. Chase’in Josh’u öldürmeye çalıştığı havuzun ta kendisiydi. O korkunç anı hatırlamak, tüylerini diken diken etmeye yetmişti. O gün Chase’in uzandığı plaj sandalyesi boştu.
Tam o sırada Josh, kendini farkında olmadan Chase’i ararken buldu. Şu anda odasında dinleniyor muydu?
***
“Hahh, hahh… Hahh… Hahh.”
Altındaki adamın düzensiz nefes alış verişleri kulaklarını rahatsız etmişti. Çılgınca aşağı yukarı inip çıkan göğsünün üzerinde küçük bir meme ucu vardı. Chase dudaklarını dik çıkıntılara sürttüğünde, adam yüksek sesle inledi.
“Ah, hahh… ah!” Diğerinin vücudu hafifçe titrerken, irkilmesiyle beraber aralarındaki bağlantı kuvvetlendi. Chase, bu dayanılmaz uyarım karşısında tekrar boşaldı. Defalarca adamın içine boşalmış olmasına rağmen, penisi küçülmek istemiyor gibiydi. Aleti adamın meme uçları kadar sertti, göbeğine ulaşacak kadar büyümüştü. Chase aletini okşayan adamın elini tuttu ve kalçasını sertçe iterek yatağa bastırdı.
“Ah!” Adam sarsıldı ve çığlık attı. Ancak, Chase bunun acı yüzünden olmadığını biliyordu. Adamın hoş yüzünün kıpkırmızı olması ve kısılan gözlerini yukarı çevirirken nefesini tutması buna kanıttı. Chase, belini hareket ettirirken adamın yüzüne baktı.
Şlap, şlap, şlap, şlap… Teninin adamın tenine değmesiyle çıkan keskin sesler odanın içinde defalarca yankılandı. Adamın sıkı kalçaları Chase’in penisini sıkarak içine çekti. Rahminin iç duvarları, sanki Chase’in aleti için özel yapılmış gibi onu sıkıca sarıyordu. Dudaklarından çıkan inlemelere engel olamadı.
“Hahh, hah, ah, hahh, ah!”
“Ngh, kuuh, ngah, ah…”
İniltileri ve iç çekişleri, tıpkı birbirine dolanmış alt bedenleri gibi birbirine karışıyordu. Daha derine girmek istedi. Sonunda sabırsızlığına yenik düştü, kalçalarını heyecanla ittirdi.
Chase bedenini adamın derinlerine kadar itip, içine girdiği adamı sırılsıklam etmek istedi. Hayır, bu adamın deliğini menisiyle yumuşatmak istedi. Böylece, bu adam her nefes aldığında ve gözlerini kırptığında Chase’in kokusunu alacaktı. Tamamen Chase Miller’la doldurulacaktı.
“Ah, hahh, ahh… ngh!” Adam inlemelerini tutmadı. Sadece altındaki adamı doldurma düşüncesi bile Chase’in zihnini bulanıklaştırmaya yetiyordu. Zevk tüm vücuduna yayıldı.
‘Tamamen benimsin’ diye düşündü Chase.
“…Ngah!” Aletini adamın içine sokmak yeterli değildi. Chase sertçe bastırdı ve penisini adama sürttü. Adamın Chase’in gür saçlarına değen hassas cildi seğirdi. Bu hareket tarafından tamamen kendinden geçti.
“Hahh… ahhh…” Titrek nefeslerinin arasında adamın kısık sesi duyuldu. Karnı-hayır, her yeri defalarca geldiği için bembeyaz olmuştu. Chase boş gözlerle boşalan adama baktı ve alt kısmını bir kez daha adama doğru sertçe iterek tüm aletini içeri soktu. Adamın içindeki penisini ileri doğru sapladı.
“…Guh!” Adamın inlemesi değişmişti. Şehvetle dolmuş yüzünde ilk kez acı belirdi. Chase’in omuzlarından tutup onu itmeye çalışırken paniklemiş görünüyordu. Ancak, Chase bunu görmezden geldi ve aletini daha da şişirdi.
Düzensiz nefes alıp veren Chase dişlerini sıkarken kendi kendine, ‘Her şeyimle içini dolduracağım,’ diye düşündü
Kendini adama doğru itti. Dolup, taşana ve bu adamı tamamen kendisine ait yapana kadar hiçbir şeyi kaçıramazdı.
“A-Acıyor, ah…” adam inledi. Kesik kesik nefesler verirken dudaklarından aşağı salyalar akıyordu. Chase, dudaklarını adamın dudaklarıyla birleştirmeden önce dilini çıkardı ve adamın dudaklarından akan tüm sıvıyı yaladı. Adamın acı dolu iniltileri, tıpkı alt kısımları gibi birbirine sıkıca kenetlenmiş dudaklarının arasında çaresizce azaldı.
Tüm bu zaman boyunca, Chase gelmeye devam etti. Muazzam miktarda sıvı akmıştı, ama hiçbir şey dışarı sızmamıştı. Chase, penisini şişirerek adamın içini tıkadı ve adamı menisiyle doldurdu.
Chase, adam hamile kalana kadar devam etmeye kararlıydı.
Nihayet dudakları ayrıldığında, adam acıdan ve tüm vücudunu sarhoş eden feromonlardan tamamen kurtulmuştu. Chase, adamın hızla nefes alıp veren dudaklarını bir kez daha öptüğünde, bir gerçeği fark etmişti.
Hayatı boyunca kendini hiç bu kadar tamamlanmış hissetmiş miydi?
Hayır, şimdiye kadar hiç böyle hissetmemişti. Her zaman boş hissetmişti ve hiçbir zaman tatmin olmamıştı.
Şu anda eksiksizdi- hayır, bu adam tarafından tamamlanmıştı.
Bu adam ona aitti.
Chase, adamın sert vücudunu sıkıca tuttu ve tamamen kendi bedenine sardı. Bu adamı kaybederse, bir kez daha boş hissedecekti.
Düzensiz nefeslerinin arasından “Hamile kal,” diye fısıldadı. Dudaklarını şehvetle adamın kulağına değdirdi- adamın vücudunun zarif kaslarla kaplı olmayan nadir yerlerinden biriydi.
Büyü yapar gibi tekrarladı, “Hamile kal. Çocuğumu doğur.”
“Nnh, ngh…” Adam tamamen aklını kaybetmiş, acı ve zevk karışımı bir halde kaybolmuş gibiydi.
Chase adamın kulaklarını dudaklarıyla hafifçe dürttü. “Senin her santimin bana ait.”
Chase dişlerini gösterdikten sonra adamın kulağını ısırdı. Adamın içi acıyla kasıldı. Chase adama sıkıca sarıldı, hareket etmesine engel oldu ve acımasızca ısırmaya devam etti. Ağzında kan biriken Chase’in bilinci de adamın feromonlarından dolayı bulanıklaşmaya başlamıştı.
Adam artık tamamen onun olmuştu. Kendisine ait olanı mükemmel bir şekilde işaretlemiş olan Chase, tatmin olmuş bir şekilde uykuya daldı.
Adamın derinlerine gömülmüştü.
**********************************
Sondaki sevişme sahnesini ilk okuduğumda yattığı kişinin Josh olduğunu anlayana kadar Chase başka biriyle yatıyor sanmıştım adama şerefsiz damgası koymuştum sfsfsfsfsf tabi bu kısımda olayları bir de Chase’in bakış açısıyla okuduk bence çok iyiydi. En kısa sürede bunun gerçeğini okumak dileğiyle deyip yazımı sonlandırıyorum ♥ -Ashily
Yorum