Koyu Switch Mode

Everyday the Protagonist Wants to Capture Me [Novel] Bölüm 39: Suç Üstü Yakalanmak

A+ A-

Çevirmen: Yuuki


Sinirleri gerildikçe Chu Sheng’in davranışları daha da garipleşirken tek yapabildiğinin çaresizce izlemek olduğunu görünce Chu Yu korkudan aklını kaybetti. Tekrardan Sistem’i dürtmekten kendini alamadı. “Gerçekten diriltme yeteneği olduğunu söyledin mi? Hangi gizli alemde bu yetenek aktif olabilir?”

 

Sistem: “Bu yetenek gerçekten var~ ama yalnızca gizli bir alemde bulunabilir~ Sadece yöneticinin ipuçlarını bulmasını bekleyebilir~”

 

Eğer birinin kültivasyonu aşama atlarsa o kişi ölümsüzlerin efsanevi alemine bir adım daha yaklaşır. Hâlâ Chu Yu’nun birkaç ipucu bulması için bir hayli zaman vardı.

 

Şu anda yapılması gereken Chu Sheng’i neşelendirmenin bir yolunu bulmaktı.

 

Chu Yu dişlerini sıkarak kararlılıkla, Chu Sheng’e umut vermeye karar verdi.

 

Ama… Bundan önce, ilk olarak bunu ana karakterle tartışması gerekiyordu. Ne de olsa muhtemelen yeteneği aktif edecek tek kişi oydu.

 

Şu anda, Chu Sheng ön salonda diğerleriyle aile meselelerini konuşuyordu. Chu Yu’nun gizlice çıkıp Tian Yuan Sekti’ne gitmesi imkansız olurdu. Yalnızca gece Chu Sheng’in gitmesini bekleyip çok geçmeden harekete geçebilirdi.

 

Tam bir plan yapana kadar Chu Yu enine boyuna düşündü ardından ön avluda oturmaktan sıkılıp acele etmeden odasına döndü. Kapıyı itip açtığında, bir filmin sevişme sahnesindeymiş gibi yatağın kenarında düz bir şekilde oturan Xie Xi’yi gördü.

 

…..

 

“Güm.”

 

Chu Yu, tereddüt etmeden kapıyı hızla geri kapattı. Başını eğdi ve zihnini boşaltmaya çalıştı.

 

Şu sıralar, Xie Xi’nin Üçüncü Shidi’yle dışarıda devriye geziyor olması gerekmiyor muydu?

 

Sakın gözlerinin ona oyun oynadığını söyleme?!

 

Ya da… Bu, efsanevi bir aşk hastalığı olabilir mi?

 

Chu Yu başını sert bir şekilde iki yana salladı ve bir kez daha kapıyı itip açarak içeri girdi. Xie Xi, kapıyı açmaya hazırlanıyormuş gibi diğer tarafta duruyordu. Chu Yu kapıyı açtığında Xie Xi onu belinden tutma fırsatını değerlendirmeden önce ürkmüştü. Chu Yu’ya sarıldı, onu odanın içine çekti ve eliyle arkalarından kapıyı kapadı.

 

Ah, gözleri ona oyun oynamıyordu…

 

Chu Yu, Xie Xi’ye bakarken birkaç gündür birbirlerini görmedikleri için ne diyebileceğini düşündü. Ancak bunun üzerine uzun bir süre düşünmüş olsa da yine de söyleyecek bir şey bulamadı.

 

Xie Xi korumacı bir şekilde elini Chu Yu’nun kafasının arkasına yerleştirdi ardından onu kapıya yapıştırdı. Eliyle Chu Yu’nun çenesini tuttu, kaldırdı ve hemen ardından dudaklarından öptü.

 

“Birbirimizi birkaç gündür görmüyoruz ancak Shixiong’un beni gördüğünde verdiği ilk tepki kapıyı kapatmaktı. Shidi’nin duyguları çok incindi.”

 

Chu Yu boş bir şekilde güldü. “Shidi’nin, Üçüncü Shidi’yle birlikte uzakta olması gerekmiyor muydu? Hayâl gördüğümü düşündüm.”

 

Xie Xi kaşlarını kaldırdı ve Chu Yu’ya doğru eğilmeyi seçti. Chu Yu’nun kulaklarındaki nefesi sıcacıktı. “Nedendir bilinmez Üçüncü Shidi benden korkuyormuş gibi görünüyor. Devriyedeyken yarı yolda benden ayrıldı. Bu durumda hemen ara verip Shixiong’u görmeye gelmeye karar verdim.”

 

Son kelimeleri söylerken Xie Xi bilerek sesini alçaltmıştı. Kısık ve büyüleyici sesi belirsiz bir ayartıcılığa sahipti. Chu Yu istemsizce tarif edilemez şeyler anımsadı. Kızardı ve gözleri odada amaçsızca dolandı. “Pekâlâ o zaman beni gördün. Tatmin olduysan geri dönebilirsin.”

 

“Tatmin olmadım. Shixiong iyi görünüyor. Bu nedenle sadece bakmak asla yeterli olmaz.”

 

Chu Yu’nun iyi olup olmadığını onaylamak için onu aşağı yukarı süzerken Xie Xi hafifçe gülümsedi. Chu Yu’nun sıska ya da solgun olmadığını görünce kalbindeki düğüm çözüldü. Eğildi, Chu Yu’yu kaldırdı ve yatağa doğru yürüdü.

 

Birden Chu Yu’nun aklından o malum şey geçti ve dehşet dolu bir ses tonuyla haykırdı: “Bekle bekle bekle, dur! Ne yapmayı planlıyorsun, Shidi?”

 

Xie Xi sırıttı. “Balık yemek istiyorum ama Shixiong istekli değilmiş gibi görünüyor. Birkaç gündür görmediğimden Shixiong’u çok özledim. Şu an sadece ona sarılıyorum lakin Shixiong buna da istekli değilmiş gibi.”

 

Bir şekilde mağdur edilmiş gibi biraz sinirli görünüyordu.

 

Chu Yu’nun dili tutulmuştu. Çok geçmeden bilerek kollarını Xie Xi’nin boynuna doladı. Xie Xi yatağa yaklaşıp oturdu ama Chu Yu’nun gitmesine izin vermedi. Ona hevesli bir şekilde parlayan gözlerle baktı. “Shixiong, seni öpebilir miyim?”

 

Ah, güzel. Kibar davranıyor, ısırmadan önce kısa bir yorum yaptığı zamanki gibi değil.

 

Chu Yu, ana karaktere öğrettiklerinin boşuna olmadığını hissetti. Birazcık hoşnuttu, Xie Xi’nin ensesini okşadı ve kibarca “Xi-er, hayır.’ dedi.

 

Xie Xi: “…”

 

Xie Xi dişlerini sıkıp Chu Yu’yu, kendiyle gurur duyan ve belasını aramaya bayılan bu gey adamı, yatakta altına aldı. Onu aşağı bastırırken Xie Xi, Chu Yu’nun dudaklarını ısırarak onu ‘cezalandırdı’. Dilinin ucuyla Chu Yu’nun dişlerini sardı ardından içini yaladı. Tatlı his, Chu Yu’nun istemsizce rahatlamasına neden oldu. Xie Xi’nin dili ağzının içine nüfuz etti, Chu Yu’nun diliyle birbirine dolandı.

 

Chu Yu istemsizce birkaç defa ‘ahh’ sesi çıkarırken neredeyse gözyaşları içinde kalmıştı. Artık belasını aramış olduğunu anladı. Xie Xi’yi üstünden itmeye çalıştı fakat yapamadı bu yüzden Xie Xi’nin altında düz bir şekilde yatağa uzanmaya zorlandı.

 

Uzun bir süre oyalandıktan sonra Xie Xi gönülsüzce geri çekildi. Yüzü, şeftali çiçeğinin rengi gibi hoş kırmızı bir kızarıklıkla coşmuştu ve biraz ağır bir şekilde nefes alıyordu.

 

Aşağı itilen ve hiçbir yere gidemeyen Chu Yu çok daha iyi bir hâlde değildi. Xie Xi’nin birazcık tutkulu olduğunu bildiğinden devam ederlerse işin çığrından çıkacağını fark etti. Hızlıca kalktı fakat uzaklaşamadan Xie Xi geri onu kollarına çekti.

 

Xie Xi, kollarındaki Chu Yu’ya sarılırken duvara yaslandı. Hareketleri yavaş ve tembel görünüyor olsa da Chu Yu’nun belindeki elleri pek de uslu durmuyordu ve kaygısızca Chu Yu’nun kuşağını çözdü.

 

“Shixiong’un bana söyleyeceği bir şey mi var?”

 

Bunun üzerine Chu Yu birkaç kere derin nefes aldı ve yüzüne düz bir ifade takınmaya çalışırken Xie Xi’nin, belindeki ellerini uzaklaştırdı. Hemen ardından kuşağını tekrardan bağladı. “Gerçekten senden rica etmek istediğim küçük bir şey var…”

 

Xie Xi’nin küçük numaraları ve eylemleri yavaşladı, yüzü kasvetle doldu. “Neden Shixiong, aramızdaki mesafeyi artırmaya çalışırmış gibi ‘rica’ kelimesini kullanıyor? Jing Hua Sekti’nin gizli aleminde, Shixiong benden hoşlandığını söylememiş miydi? O da başka bir yalan mıydı?”

 

Hayır, hayır, hayır, hayır! Öyle düşünme!

 

Chu Yu fazlasıyla telaşlandı. “Shidi, yanlış anladın…”

 

Küçük bir duraksamadan sonra Xie Xi’nin onun sözünü kesmediğini görünce Chu Yu rahat bir nefes aldı. “Sadece, bu mesele tehlikeli olduğu için öyle söyledim. Sensiz, muhtemelen yapamam… Bu Shixiong’un kişisel meselesi ve bencil bir yardım isteği, o sözcüğü kullanmamın nedeni buydu.”

 

Xie Xi bir an için sessizdi ardından güldü.

 

Bir an olsun Chu Yu’nun kafası karışmıştı. Aniden kulak memesinin hafifçe emildiğini hissetti ve bütün bedenine elektrik çarpmış gibi bir kıpırtı yayıldı. Kaşları seğirdi ve hâlâ ana karakterin sinirli olup olmadığını anlayamamıştı ki boynu hafifçe ısırıldı.

 

Chu Yu boynunu kapattı ve kaşlarını çattı. “Xie Xi!”

 

Xie Xi neşeli bir şekilde “Shixiong, sorun ne?” dedi.

 

Chu Yu neredeyse boğuluyordu. “…Senin bu tavrın ne?”

 

Xie Xi’nin ses tonu, kocaman sırıtışını gizleyemedi. “Shixiong beni mutlu etmek için hep kendi planlarını uygulamaktan hoşlanıyor fakat Shidi’ye hiçbir şey sormuyor. Gerçek şu ki Shixiong’un şu anda bir şey rica etmek istemesi Shidi’yi çok mutlu etti. Her ne olursa olsun, Shixiong’u mutlu ettiği sürece Shidi yapacak.”

 

Xie Xi’nin yumuşak sesini duyduğu için Chu Yu’nun kalbi sevgiyle doldu ardından Xie Xi tüy kadar hafif bir sesle: “Shixiong benden sırlar saklıyor ve bana daha önce yalan söylemiş olsa da Shixiong zaten sonsuza dek benim ve asla ayrılmayacağız.”

 

Chu Yu: 囧

(ÇN: 囧 – Ağzı açık bir insana benzediği için Çin, Tayvan, Hong Kong, Kore ve Japonya’da yaygın olarak kullanılan bir ifadedir.)

 

Böyle bir şey… Sanki o, anaokulu çocuğunun kendine ait olduğunu belirtmek için istekle bir ısırık aldığı elmaymış gibiydi. Ne haltlar dönüyor?

 

Anlaşılan o ki Xie Xi’nin o şeyi Jing Hua Sekti’nin gizli aleminde yapmaya çok istekli olmasının nedeni Chu Yu’nun tekrardan kaçmasından korkması mıydı? Bu yüzden Xie Xi, üzerine bir işaret bırakmak için elmayı ısırmış mıydı?

 

Bir an için Chu Yu ne yapacağını şaşırdı. Karışık düşüncelerini toplayıp düzenledi ve düz bir yüzle bir hikâye uydurmaya başladı. “Doğrusu, Anıt Mezar Harabelerinde geçirdiğim on yılda…”

 

Xie Xi’nin, belinde sarılı kollarının ani sıkılışını fark edince Chu Yu, Xie Xi’nin ıstırap dolu anılarına parmak bastığını anladı ve açıklamasını hızlandırdı. “Ruhu uçmuş ve dağılmış birini diriltmenin mümkün olduğu malum bir yer hakkında kayıtlar barındıran yeşim bir parşömen buldum. Tam olarak nerede olduğunu bilmiyorum yine de tehlikeli olduğu aşikâr.”

 

Ah… Xie Xi’yi o yere göndermek için nasıl iyi bir sebep uyduracağını bilmiyordu…

 

Chu Yu tıkanmıştı ve acı acı var olmayan yeşim parşömen hakkında düşünürken sessizliğe büründü. Nerede yazmalıydı ki böylece Xie Xi onunla gitmek zorunda kalsın…?

 

Yine de Xie Xi’nin gözleri ışıl ışıldı ve Chu Yu’ya yalanında yardım etme inisiyatifini aldı. “Shixiong beni mi düşündü? Shixiong benim yardım edebileceğimi mi düşünüyor?”

 

“Evet.” Chu Yu gülümsemeye devam etti ve gizlice alnındaki soğuk terleri sildi, tekrardan sessizce içinden Sistem’e küfür etti. Sistem’in ona ayrıntılı olarak bahsetmediği bilgi yalnızca çok şüpheliydi. Doğruyu söylemek gerekirse Chu Yu, Xie Xi’nin ana karakterin özel diriltme yeteneğini etkinleştirmesine nasıl yardım edeceğini bilmiyordu.

 

Xie Xi, Chu Yu’ya daha sıkı sarıldı ve gülümsedi. “Shixiong yalnızca utangaç mı?”

 

Chu Yu: “…Im, evet. Utangacım.”

 

Xie Xi’nin gözleri parladı. “Shixiong’un ricasını yerine getireceğime söz veriyorum, Shixiong mutlu mu? Herhangi bir ödül var mı?”

 

Chu Yu bir an olsun bunun üzerine kafa yordu. “Ödülün bir sarılma. Pekâlâ onu da çoktan aldın. Git artık, ağabeyim yakında gelecek.”

 

Chu Sheng’in bahsi geçer geçmez Xie Xi çok üzüldü. O, Chu Yu’nun ağabeyi olsa da daha çok aşk rakibi gibi görünüyordu…

 

Chu Yu döndü ve Xie Xi’nin mutsuz bir şekilde hafifçe kaş çatmış yüzüne baktı. İlkte ne yapması gerektiğinden emin değildi ama ardından ahlaki bütünlüğünden geriye kalanı fırlatıp atmaya ve fırsattan istifade etmeye karar verdi. Yaklaşıp Xie Xi’nin dudaklarına bir öpücük kondurdu. “Pekâlâ, dön artık. Daha sonra gelip her gün beni görebilirsin lakin devriyeni erteleme. Gece gel ve gör beni.”

 

Chu Yu ona sataşırken Xie Xi buna dayanamadı. Ağır ağır nefes alırken eliyle Chu Yu’nun çenesi tuttu ve onu derin bir şekilde öptü. Xie Xi’nin eli, Chu Yu’nun sırtında dolandı ve nazikçe sırtını okşayıp sıvazladı. Uzun süre okşandığından dolayı arzuyla dolarken Chu Yu’nun kalbi ve zihni anlaşılmazdı. Chu Yu biraz başının döndüğünü hissetti ve belli belirsiz teslim olup olmayacağını düşünüyordu ki aniden tanıdık birinin ayak seslerini duydu.

 

Ah, hayır! Chu Sheng buradaydı!

 

Yine mi suç üstü yakalanmışlardı?!

 

Düşünceler Chu Yu’nun beynine doluştu. Tereddüt etmeden Xie Xi’yi itti. Ardından çabucak battaniyeyi aşağı çekti, Xie Xi’yi battaniyenin altına ittirip yatağın perdelerini kapattı. Düz bir şekilde yatakta uzanırken Chu Yu’nun kalbi güm güm atıyordu.

 

Kapı hafifçe vuruldu, bunu Chu Sheng’in nazik sesi takip etti: “Kardeşim, ne yapıyorsun?”

 

Chu Yu öksürdü. “Uyuyordum. Ağabey, konuşmak için koridora çıkmamı ister misin?”

 

Chu Sheng, her gün Chu Yu’yla konuşmaya gelirdi. Şehire gitmek için yola çıkmadan önce hep ona şunları derdi: “Dış dünya çok korkutucu ve dışarıdaki insanlar çok tehlikeli. Benim küçük kardeşim o kadar saf, masum ve sevimli ki kesinlikle kaçırılıp satılacak. Dışarı çıkma. Eğer dışarı çıkmak istiyorsan içeride kal ve ağabeyinin seni korumak için seninle dışarı çıkmasını bekle.”

 

Yatakta uzanan Chu Yu’ya bakınca Chu Sheng biraz şüphelendi. “Kardeşim, bugün erken mi uyuyacaksın?”

 

Daha Xu Shi’ydi.

(ÇN: Xu Shi, akşam 7-9 aralığını kapsayan zaman dilimidir.)

 

Chu Yu dikkatlice oturur pozisyona geçti, Xie Xi’nin hâlâ saklı olduğundan emin olmak için vücudunu saran örtüye sarıldı. Dürüst ve içten biri gibi gülümsedi. “Sadece biraz uykuluydum…”

 

Uzun zamandır Chu Sheng, Chu Yu’nun gülümsediğini görememişti bu yüzden şu anda onun gülümsemesi Chu Sheng’i çok mutlu etmişti. Bütün sorunları bir hiçmiş gibi hissetti; kardeşi gülümsediği sürece kalbinde bahar vardı. Hemen yatağa doğru yürüdü açıklanamayacak bir şekilde heyecanlıydı. “Kardeşim…”

 

Ancak küçük bir duraksamadan sonra Chu Sheng’in bakışı biraz garipleşti.

 

“Sorun ne?” Chu Yu sessizce gölgelere çekildi. Uzun süre öyle derin bir şekilde öpüldükten ve boynundan ısırıldıktan sonra geride kalan izlerin sinek ısırıkları gibi geçip geçmediğini bilmiyordu.

 

Chu Sheng gözlerinde karmaşık bir ifadeyle bir an için Chu Yu’ya bakakaldı. Dişlerini gıcırdatarak üzerine geldi: “Kardeşim, Tian Yuan Sekti’nden o velet mi geldi?”

 

Ağabey… Gözlerin hiçbir şey kaçırmıyor…

 

Chu Yu sessizce başını salladı.

 

Chu Sheng’in yüzündeki ifade çirkinleşti. “O korkunç çocuk! Tek bir bakışla ahlâksız düşünceleri olduğunu söyleyebilirim. Kardeşime karşı habis niyetler besliyor. Seni bir şey yapmaya zorladı mı?”

(ÇN: Aslında Chu Sheng burada Xie Xi’ye ‘o edepsiz çocuk’ diyor fakat ‘edepsiz(臭)’ kelimesi ayrıca ‘korkunç, kötü, iğrenç’ gibi anlamlara da geliyor.)

 

Broconun gözünde herkesin ahlâksız düşünceleri vardı…

 

Chu Yu bir an olsun sessizdi. Ana karakterin imajını korumalıydı. “Ağabey, Shidi’m iyi biri…”

 

Ana karakterin yanındayken onu pohpohlamak zorunda kalmak, Chu Yu’ya üzerindeki baskının devasa olduğunu hissettirdi. Ne söylemesi gerektiğini bilmiyordu. Hâlâ mükemmel bir övgü bulmaya çalışıyordu ki örtünün altında ani bir hareketlenme yaşandı. Xie Xi, onun kuşağını çözmüş ve kıyafetlerini açmıştı…

 

Ardından Chu Yu’nun göbek deliğini öptü.

 

Sıcak ve ıslak dokunuş hissini görmezden gelmek zordu. Chu Yu derin bir nefes aldı ve kaşlarını çattı. “Ara sıra küçük bir çapkın gibi davranması dışında gerçekten güvenilir birisidir…”

 

Xie Xi’nin eli Chu Yu’nun alt vücuduna doğru dolaşıp ardından ‘onu’ tutarken Chu Yu’nun sesi kesildi.

 

******! Ana karakter, onu yapma!

 

Chu Yu neredeyse çileden çıkmak üzereyken kendini dizginledi. Dişlerini gıcırdatarak: “Ağabey ona karşı çok önyargılı.”

 

Chu Sheng kaşlarını çattı. “Yüzün neden bu kadar kırmızı, kardeşim? Alnından ter akıyor… Kültivasyonunla alakalı bir sorun mu var?”

 

Chu Yu hızla başını iki yana salladı. “Bir şey yok. Bir şey yok.”

 

Chu Sheng kendi kendine homurdandı ve Chu Yu’nun bileğini tutup bir süre nabzını inceledi. Vücuduyla alakalı hiçbir sıkıntının olmadığını onayladıktan sonra başını salladı. “Kardeşim, o korkunç çocuk… Sana karşı, o…”

 

“Benden hoşlanıyor.”

 

Chu Yu dürüst ve açık bir şekilde cevapladı.

 

Chu Sheng’in ifadesi değişti. “Tam da düşündüğüm gibi! Kardeşim, bunun hakkında ne düşünüyorsun?”

 

Chu Yu bir an için sessizdi.

 

Brocona, sevimli küçük kardeşinin çoktan birine birazcık kalbini kaptırdığını söylemeli miydi? Brocon çıldırır mıydı? Bu tür bir ilişki er geç ortaya çıkmak zorundaydı zaten.

 

Chu Yu yavaş yavaş: “Ağabey, ona karşı aynı duyguları besliyorum…”

 

Chu Sheng belirsiz bir ses çıkardı ve sanki gözleri yaşlarla dolmuş gibi zayıfça ellerini salladı. Ağlamak üzereymiş gibi görünüyordu. Uzun bir müddet sonra üzgün bir şekilde “Küçük kardeşim büyüdü… Şimdi, tek kalacağım.” dedi.

 

Ağabey, böyle olma…

 

Chu Yu, Chu Sheng’i rahatlatmak istedi lakin aniden kötü niyetli bir tutuşla ‘şeyi’nin kavrandığını hissetti. Hemen kendini kontrol etmek için çiğerlerine biraz soğuk hava çekti böylece tepkisiz kalabildi, titrek bir sesle: “Ağabey, akşam daha sonrasında evime gel, sana söyleyeceğim önemli bir şey var.”

 

Chu Sheng bir süre sersemlemişti ardından başını salladı. Kardeşine içten ve iyi niyetli tavsiyeler verdiği alışılmış günlük rutinini düşünürken itirafı aklının bir köşesine itmişti. Yüzünde sanki tamamen yetişkin olmuş ailenin küçük kızını seyredermiş gibi bir ifadeyle Chu Yu’ya baktı. Chu Sheng yataktan kalktı ve şaşkın bir tavırla odadan çıktı, sanki uyurgezermiş gibiydi.

 

Chu Yu bir süre bekledi ardından Chu Sheng’in gerçekten gittiğinden emin oldu, hemen dişlerini gıcırdatırken örtüyü kaldırdı. “Xie Xi!”

 

Uzun süre battaniyelerin altında saklandıktan sonra Xie Xi’nin saçları karmakarışık olmuştu. Yüzü pembeydi ve gülümsüyordu. “Shixiong, çok mutluyum.”

 

Bu kötü çocuk, Chu Yu’yla bu kadar uğraştığı için mutlu muydu?

 

Chu Yu umursamazca yatağa uzandı. Sinirli olduğundan Xie Xi’yi tekmeledi ve ona soğuk davrandı. “Bu kadar yeter! Mutluysan git o zaman.”

 

Xie Xi vazgeçmeye isteksizdi ve onu rahat bırakmadı, boynunu öptü. “Shixiong, beni Chu Ailenin önünde ilan edecek misin?”

 

Chu Yu çabalamayı bıraktı ve çekinerek başını salladı.

 

O şeyi yapmışlardı ve hislerini birbirlerine söyleyip onaylamışlardı da. Bekle, bu hâl doğru gelmiyor.

 

Xie Xi: “Shixiong, mutlu musun?”

 

Chu Yu, onun heyecanlı olduğunu gördü. Sessizce bir an olsun Xie Xi’ye gözlerini dikti ardından kısık bir tonda iç geçirdi. “Mutluyum.”

 

Xie Xi’nin gözleri parlıyordu. “Hadi yapalım.”

 

Chu Yu: “…Kaybol!”

 


 

Etiketler: novel oku Everyday the Protagonist Wants to Capture Me [Novel] Bölüm 39: Suç Üstü Yakalanmak, novel Everyday the Protagonist Wants to Capture Me [Novel] Bölüm 39: Suç Üstü Yakalanmak, online Everyday the Protagonist Wants to Capture Me [Novel] Bölüm 39: Suç Üstü Yakalanmak oku, Everyday the Protagonist Wants to Capture Me [Novel] Bölüm 39: Suç Üstü Yakalanmak bölüm, Everyday the Protagonist Wants to Capture Me [Novel] Bölüm 39: Suç Üstü Yakalanmak yüksek kalite, Everyday the Protagonist Wants to Capture Me [Novel] Bölüm 39: Suç Üstü Yakalanmak light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X
İçerik Uyarısı
Uyarı, "Everyday the Protagonist Wants to Capture Me [Novel] Bölüm 39: Suç Üstü Yakalanmak" reşit olmayanlar için uygun olmayan şiddet, kan veya cinsel içeriğe sahip olabilir.
Onayla
Çık