Koyu Switch Mode

Look at Me [Novel] 39. Bölüm: Yeni Başlayanlar İçin Romantizm

Tüm Bölümler Look at Me [Novel]
A+ A-

Çevirmen: Ashily


“Beni seviyor musun?” 

Heerak’ın sesi biraz kısık çıkmıştı ama Doseon, sesindeki kırgınlığı fark etti. Sesi o kadar kederliydi ki Doseon’un kalbini sızlattı. 

Her zaman çekici, kendine güvenen ve hayat dolu Müdür Bey’e —Cho Heerak’a—çekim duyardı. Ancak şu an önünde güçsüz halde duran bu tükenmiş ve bitkin Heerak, onun sevdiği Heerak değildi.

“Evet, seni seviyorum,” diye yanıtladı Doseon, bu sefer sözlerini daha rahat söyledi. Çünkü Heerak’ın bunu duymayı ne kadar istediğini biliyordu. Hala hafifçe titriyor ve Heerak’ın saçlarını okşayan parmak uçları kasılıyor olsa da, yüreği hafiflemiş hissediyordu.

“Bu sözleri senden gerçekten duymak istedim. Seni daha iyi tanımak, sana çiçek ya da yüzük almak ve senin için özel bir sürpriz planlamak istiyordum… Her şeyi göze alıp itiraf etmeye hazırdım.”

“Öyle miydin?”

“Ben bunları düşünürken o sözleri söyleyeceğini hiç düşünmemiştim.”

“Özür dilerim. Gerçekten çok üzgünüm.”

“Özür dileme. Bunu duymayı hiç istemedim,” diye sitem etti Heerak, ardından ani kahkaha patlattı, “Ahaha.”

“Neden gülüyorsun?”

Heerak ufak bir gülümsemeyle karşılık verdi, “Kendimi çok komik buluyorum. Kendime hayret ediyorum.”

“Ne?”

“Gerçekten tam bir safım. Tüm bu duruma rağmen mutluyum. Senin aşk itirafın bir anda moralimi düzeltti.”

Doseon hem sevinç hem de endişe arasında kaldı. Cho Heerak’ın ruh halinin, Doseon’un bir sözüne ya da tavrına göre bu kadar hızla yükselip alçalabilmesi tuhaf bir şaka gibi geliyordu. Dünyada bazı gerçekler inanılırdı, bazılarıysa inanılmazdı. İçinde olduğu bu durum ikinci kategoriye giriyordu.

Doseon, ‘Böyle bir şey nasıl mümkün olabilir?’ diye düşünmeden edemiyordu.

Ne kadar düşünürse düşünsün, bu ona gerçek gibi gelmiyordu.

Sonrasında kendi kendine mırıldandı, “Heerak’ı seviyorum…”

Doseon bunu tereddütsüz söyleyebilirdi. Heerak’a duyduğu sevgi öylesine derindi ki, duygularının daha fazla güçlenemeyeceğini hissediyordu. Hayatta çalkantılı bir yol kat etmişti ve bu yol onu tam da bu ana getirmişti. İlk karşılaşmalarından bugüne kadar yaşanan her şey bir rüya gibi geliyordu. Zamanla büyüsü hiç azalmamıştı. Hala Heerak’ın karşısında donup kalıyor, omuzları geriliyordu. Günlerini Heerak’ın gözünden düşmemek ya da hata yapmamak için çabalayarak geçiriyordu.

Heerak, Doseon’u devam etmeye teşvik ederek, “Evet, doğru,” dedi.

Doseon başını hafifçe eğdi ve devam etti. “Sen de… beni seviyor-”

“Kesinlikle.”

Doseon şaşkınlıkla “Bu nasıl olabilir?” diye fısıldayarak gözlerini kırpıştırdı.

Heerak nazikçe gülümseyerek yanıtladı. “Görüyorsun ya, keşke fazla düşünmeyi bırakıp bana gerçekten bakabilseydin. Sözlerinin üzerimdeki etkisini, hareketlerine ve jestlerine nasıl odaklandığımı görebilseydin… Buna biraz daha dikkat etseydin… Hahhh…”

Doseon şaşkın bir ifadeyle, “Sana her zaman dikkatle baktım. Her zaman, hiç aksatmadan,” dedi.

“Doğru, belki baktın. Ama sana söylüyorum, bu zamana kadar gerçekten görmedin beni. Artık bunu yapma. Zaten yapmana da izin vermem.”

(Ashily: O kadar güzel bir sahne ki burası kalbimi bıraktım. ♥)

Heerak’ı dinlerken Doseon’un aklına ani bir soru geldi ama sorup sormamakta kararsızdı. ‘Ya Heerak haklıysa ve tüm bu düşünceler gerçekten de boşunaysa?’ diye düşündü.

Cesaretini toplayan Doseon, Heerak’ın tavsiyesine uymaya karar verdi. “Müdür Bey.”

Heerak sert bir şekilde karşılık verdi. “Sana hitabın konusunda karşı çıkmaktan vazgeçeceğimi söylemedim. Ama söylemek istediklerini bitirene kadar şimdilik bunu görmezden geleceğim.”

‘Eğer şimdilik görmezden geleceksen hiçbir şey söylememen daha iyi olmaz mıydı?’ diye içinden homurdandı Doseon. Heerak’a adıyla hitap ederek sözlerini düzeltti ve düşüncelerini yavaş yavaş yüksek sesle dile getirdi, “Heerak, şu andan itibaren sen ve ben… yani benimle…”

“Evet?” Heerak’ın sesinde bir parça merak vardı.

Doseon tereddüt etti, düşüncelerini ifade etmekte zorlanıyordu. “Şey, hani… benimle çıkmayı düşünüyor musun-” Cümlesini tamamlayamadan, Heerak’ın beline sıkı bir şekilde sarılması onu susturdu. Bu, daha fazla konuşursa Heerak’ın sinirlenebileceğine dair açık bir uyarıydı. Doseon sustu, belindeki baskı neredeyse kan akışını engelleyecek kadar güçlüydü.

“Bugün inanılmaz derecede sinir bozucusun,” dedi Heerak.

Doseon, “Gerçekten bilmek istedim,” diye itiraf etti.

Heerak’ın sesi ciddiyetini korudu. “Bunu nasıl söyleyebilirsin? Sence şimdiye kadar ne yapıyorduk?”

Doseon kekelemeye başladı, “Şey, ben…”

“Merakımı gidermek için bir eğlence. Eğer bir daha böyle bir şey söylersen, buna katlanamam,” diye çıkıştı Heerak.

Doseon içinden sessizce itiraz etti. ‘Az önce de pek katlanmış sayılmazsın.’

Heerak sinirle homurdandıktan sonra soğukkanlılığını yeniden kazanmak için bir süre duraksadı. Ancak Doseon’un merakı tükenmek bilmiyordu ve fırsatını bulmuşken sormak zorunda hissetti. “Gerçekten merak ettiğim başka bir şey daha var ama eğer sorarsam kızacaksın diye korkuyorum.”

Heerak isteksizce, “Neymiş? Söyle bakalım.” dedi.

“Heerak, senin gibi biri neden benim gibi sıradan biriyle romantik bir ilişkiye girmeyi düşünsün ki? Yani, beni neden sevdiğini anlayamıyorum.”

Heerak sessizliğe büründü, öfkesini kontrol etmeye çalışıyormuş gibi görünüyordu. Bu sırada Doseon’un omuzları endişeyle gerildi. Gereksiz bir soru sorduğundan endişeliydi ama artık söylenenleri geri alamazdı.

Heerak sonunda bıkkın bir sesle, “O zaman bana söyle, benim gibi biri kiminle olmalı?” diye yanıt verdi.

Doseon, mevcut fiziksel pozisyonundan dolayı rahatlamış hissetti. Eğer Heerak’ın karşısında oturuyor olsaydı ve bakışlarıyla doğrudan yüzleşseydi, başa çıkması çok daha zor olabilirdi. “Ee, sen daha iyi bilirsin değil mi Heerak? Sana uygun biri… şey, benim gibi olmayan, etkileyici, muhteşem, baskın omega olan biri.”

Heerak karşılık verdi, “Doseon, pembe diziler izlemeyi seviyor musun?”

Doseon şaşırmış bir şekilde, “Ha? Pembe diziler mi?” diye sordu.

“Neden zengin ve huysuz bir ev hanımının, iyi yetiştirilmiş oğluna, kendi sınıfının altındaki biriyle takılmamasını, onun yerine statüsüne uygun bir eş bulmasını söylemesi gibi şeyler söylüyorsun?”

Doseon tepki vermeye vakit bulamadan Heerak devam etti, onu şaşkın ve konuşamaz halde bırakmaya kararlıydı. “Neden seni seviyorum? Bu nasıl bir soru? Gerçekten ne diyeceğimi bilemiyorum.” Heerak’ın sesi biraz sinirli bir tonda çıkıyordu. “Şimdi beni iyi dinle, bu sorunun neden bana tuhaf ve şok edici geldiğini açıklayacağım.”

Doseon sessiz kaldı, Heerak’ın açıklamasını bekledi.

“Birinin başka birini sevmesi planlı bir şey mi sanıyorsun? Mesela, ‘Bugün onu çekici buldum, hoşlandım, o zaman yarın aşık olurum’ diye mi düşünüyorsun? Aşk böyle mi işler sence?”

Doseon başını salladı. “Hayır, ama…”

“Evet, benim için de aynıydı,” diye kabul etti Heerak. “O gece, senin yüzünü bile görmeden seninle yattığımda, elini tuttuğumda kulaklarının kızardığını fark ettim ve seni sevimli buldum! Daha sonra, sana para ya da başka bir şey teklif ederek her şeyi bitirmeyi düşünürken, ne yaptım? Kendimi durduramadan, bir kez daha görüşmek için sana yalvardım! Ya o gülümseyen yüzün? Öylesine güzeldi ki seni öpme isteğime engel olamadım! Duygularımdaki bu değişimi başka nasıl açıklayabilirsin? Bunun aşık olmaktan daha fazlası olduğu belli değil mi?”

Doseon bir süre düşündükten sonra isteksizce kabul etti. “Haklısın.”

Heerak özgüvenini geri kazanmış bir şekilde güldü. “Kesinlikle. Yatakta çok uyumluyduk, sonrasında duygularımızın gelişmesi şaşırtıcı değil. Bunu fazla karmaşıklaştırmaya gerek yok. Peki, aklına takılan başka bir şey var mı?”

Heerak yavaşça geri çekildi ve Doseon, Heerak’ın saçını bıraktı. İkisi de bakışlarını aşağıya indirdi.

Heerak, Doseon’un yüzüne dikkatle baktı ve gözleri buluştu; aralarında samimi bir bağ oluştu. Doseon’un sırtından aşağı bir ürperti indi. Bu sadece Heerak’ın sıcak bakışları yüzünden değildi; gözlerindeki ıslaklık, kalbinin hızla çarpmasına neden oldu. Heerak’ın samimi ve içten bir şey söylemek üzere olduğunu hissetti.

“Seni seviyorum. Sana delicesine aşığım, Yoon Doseon.”

“…!”

“Seni seviyorum ve benim için başka hiçbir şey önemli değil. Sadece sen. Sana olan sevgim her geçen gün daha da güçlendi. Bu duygularımı haklı çıkarmam için bir sebep mi sunmalıyım? Onları kabul etmenin tek yolu bu mu? Anlayabilmen için paylaştığımız duygularımızın bizi ayrılmaz bir şekilde bağladığını mı söylemem gerekiyor?”

Doseon, Heerak’a yaşlı gözlerle bakmaya devam etti.

Heerak yavaşça, ellerini kaldırdı ve henüz düşmemiş olan gözyaşlarını işaret parmağıyla nazikçe sildi. Parmak uçlarındaki yaşlar garip bir şekilde sıcak hissettirdi.

“Ee, sanırım yaşlanmanın bazı avantajları var,” diye itiraf etti Heerak, yanakları kızararak. “Romantik bir kitaptan alıntılamış gibi şeyler söylediğimi duymak oldukça tuhaf geliyor.”

Doseon, Heerak’ın kendinden utanan sözlerine karşılık hafifçe kıkırdadı.

Bu oldukça tuhaftı.

Doseon hala biraz gergin hissediyordu. Omuzları gergindi ve endişeyle dik oturuyordu. Yine de Heerak’ın yanında gülümsemek artık çok daha kolay hale gelmişti.

Gerçekten de Heerak’a daha önce hiç doğru dürüst bakmamış mıydı? Belki de onun yanındayken fazla katıydı.

Doseon gülümsediğinde, Heerak’ın gülümsemesi daha da genişledi. Doseon ona baktığında, Heerak da aynı şekilde ona bakıyor, gözlerini kaçırmak istemiyordu.

Heerak “İtiraf etmeliyim ki, romantizm hakkında hiçbir fikrim yoktu,” diye mırıldandı. “35 yaşıma gelmeden düzgün bir ilişki yaşayabileceğimden bile emin değildim. Bunun gibi saçma düşüncelerim vardı.”

Doseon’un solmakta olan gülümsemesi dudaklarına geri döndü. Bir süre birbirlerine bakarak gülümsedikten sonra Doseon aniden bir şeyi hatırlamış gibi, “Ah,” dedi. “Müdür Bey, sizce dünyadaki en güzel şey ben miyim?” diye sordu.

“Bu çok açık değil mi? Sen en iyisisin, herkesten daha iyi. Seni bütünüyle yemek istiyorum.”

“Hmmm… Kendinden bile mi daha iyi?”

Heerak hiç tereddüt etmeden, kendinden emin bir şekilde, “Evet,” diye cevap verdi.

Doseon tamamen tatmin olmuş görünmedi. Heerak’ın itirafı ve ardından gelen konuşma sırasında şüpheci bir ifade takınmıştı ancak şimdi yüzünde meraklı bir ifade vardı. Ama önceki gibi değil; Doseon’un bu seferki ifadesi kasıtlı gibiydi. Heerak başını eğerek onu dürttüğünde şaşırmış göründü.

“Bunu hala biraz garip buluyorum. Önce bir göz doktoruna görünmek isteyebilirsin…” Heerak güldü ve alay etti. “Ah, hadi ama!” Doseon onun şakacı tuzağına düştüğünü fark ettiğinde memnuniyetle gülümsedi. Gözlerinde biriken yaşlar kaybolmuştu. Heerak o şakayı yaparken hedeflediği şey tam olarak buydu.

*********************************************************************************************************

Bu mutlu sonla dolu anlara iletişimin gücü mü demeliyim? Aşırı tatlılar ♥ Bu ikisinin konuşma yetisinden en acil Sugar Rain Helbert ve Yohan’a gelmesi temmenisiyle bu bölümü sonlandırıyorum ♥ Ashily

Etiketler: novel oku Look at Me [Novel] 39. Bölüm: Yeni Başlayanlar İçin Romantizm, novel Look at Me [Novel] 39. Bölüm: Yeni Başlayanlar İçin Romantizm, online Look at Me [Novel] 39. Bölüm: Yeni Başlayanlar İçin Romantizm oku, Look at Me [Novel] 39. Bölüm: Yeni Başlayanlar İçin Romantizm bölüm, Look at Me [Novel] 39. Bölüm: Yeni Başlayanlar İçin Romantizm yüksek kalite, Look at Me [Novel] 39. Bölüm: Yeni Başlayanlar İçin Romantizm light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X
İçerik Uyarısı
Uyarı, "Look at Me [Novel] 39. Bölüm: Yeni Başlayanlar İçin Romantizm" reşit olmayanlar için uygun olmayan şiddet, kan veya cinsel içeriğe sahip olabilir.
Onayla
Çık