Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 99. Bölüm

Çeviri: Ashily
***99. Kısım***
Beklenmedik sözlere yanıt olarak Koi, Ashley’nin sözlerini tekrarladı. “Şükran Günü’nde mi?”
Ashley gülümseyerek “Evet” dedi ve “Başka bir planın yoksa tabii.” diye ekledi.
“Ah, yok. Tabii ki yok.” Hızla cevap veren Koi, utanarak başını öne eğdi. “Tek arkadaşımın sen olduğunu biliyorsun…”
“Arkadaş mı?”
Ashley’nin hemen yakaladığı bu kelimeye karşın Koi hızlıca sözlerini düzeltti.
“Yani, erkek arkadaş.”
Bunun üzerine Ashley gülümseyerek tekrar önüne baktı. Kapının dışında sıralanmış arabaların yanından geçip sadece site sakinlerinin girebildiği kapıdan geçerek eve doğru ilerlerken sordu.
“Şükran Günü’nde ne hazırlatayım? Yemek istediğin bir şey var mı?”
“Umm…” Koi bir süre düşündükten sonra çekingen bir şekilde sordu. “Şey, hindi yiyebilir miyiz?”
“Elbette.” Hemen cevap veren Ashley gülümsedi. “Sence de çok lezzetli değil, değil mi?”
“Ah…”
‘Aslında nasıl bir şey olduğunu bilmiyorum.’ Hindiyi sadece fotoğraflarda ve videolarda görmüştü, gerçek hayatta hiç yememişti.
“Zaten hindi, Şükran Günü’nün olmazsa olmazı.”
“Doğum gününde pastanın olması gerektiği gibi mi? Evet, öyle.”
Ashley yine gülümsedi ama Koi bu kez bir şey diyemedi. “Doğum gününde pasta” Koi’nin deneyimlemediği şeylerden bir diğeriydi.
‘Ashley benimle ilgili her şeyi bilseydi acaba hakkımda ne düşünürdü…?’
Aniden aklına gelen bu düşüncenin ardından başını hızla iki yana salladı. Ashley’nin böyle şeyler yüzünden insanları yargılamayacağını biliyordu. Hem kaç kere ona onu sevdiğini söylemişti zaten.
‘Ondan şüphe etmem Ashley’e haksızlık olur.’
Koi, cesaretini topladıktan sonra konuştu. “Ben hiç hindi yemedim.”
“Gerçekten mi?” Şaşırtıcı bir şekilde Ashley bu durumu fazla önemsemedi.
“Bir kez yedikten sonra bir daha yemek istemeyeceksin.” Koi’ye bakarak güldü ve tekrar önüne döndü.
Bunu gören Koi bir anlığına afalladı. Ardından yüzünde bir gülümseme belirdi ve mutlulukla sordu. “Gerçekten mi?”
“Evet, sonradan pişman olma.”
“Sanmıyorum.”
Koi kıkırdayarak güldü. Ona göz ucuyla bakan Ashley, gülümseyerek önüne döndü.
‘Demek Koi, daha önce hiç hindi yememiş.’
Ashley, bir an ona karşı bir acıma duygusu hissetti ama bu his hemen başka bir duyguyla yer değiştirdi. ‘Ona daha fazla şey sunabilirim. Tüm “ilk”lerini birlikte yaşayabiliriz.’
“Pasta da yaptırayım ister misin?”
Ashley’nin sorusu karşısında Koi hızla başını salladı. “Evet, çikolatalı pasta severim.”
“Tamam, öyle yaptırırım.”
Ashley, bu kez de hemen kabul etti. Koi’nin gülümsemesini seviyordu. Koi gülümsüyor ve mutluysa, Ashley onun için her şeyi yapabilirdi.
Yapamayacağı hiçbir şey yoktu.
***
“Bugün için tekrar teşekkürler Ash.”
Koi, her zamanki gibi onu yol kenarında indiren Ashley’e teşekkür etti.
“Beni Şükran Günü’ne davet ettiğin için de teşekkür ederim.”
Ashley ayrılmadan önce son sözlerini söyleyen Koi’ye gülümsedi. Kollarını beline sarıp başını aşağı eğdikten sonra konuştu.
“Gece bende yatıya kalmaya ne dersin?”
“Ne?”
Beklenmedik bir teklif karşısında Koi’nin gözleri kocaman açıldı ama Ashley gülerek konuşmaya devam etti. “Bütün gece film izleyelim, birlikte vakit geçirelim. Nasıl olur?”
Elbette bu Ashley’nin aklındaki bir başka etkinlikti. Koi ile geçireği ilk Şükran Günü’nü çok özel bir şekilde geçirmek istiyordu. Onun düşüncelerinden habersiz olan Koi boş gözlerle ona baktı ve çekinerek başını salladı.
Ashley tekrar gülümsedi ve onu nazikçe öptü. Koi gözlerini kapatıp öpücüğüne hevesle karşılık verdi.
“Güle güle.”
“Dikkatli ol.”
Koi ayrılmak istemediği için kendini vedalaşmaya zorladı ve iki kez daha öpüştükten sonra nihayet birbirlerinden ayrıldılar. Her zamanki gibi Koi arkasına bakmadan koştu. Bir kez bile geriye bakarsa, tekrar Ashley’e dönmek isteyeceğini biliyordu.
Eve vardığında nihayet derin bir nefes alabildi. Babası gelmeden hızlıca duş aldı, kıyafetlerini yıkayıp astı ve yatağa uzandı.
Ancak o zaman hızla çarpan kalbini sakinleştirip düşünmeye başlayabildi. Ama gün içinde olanları birer birer hatırladıkça, kalbi yeniden hızla çarpmaya başladı.
‘Şükran Günü.’
Koi, yatakta dönüp durdu. İlk defa biriyle tatilini geçirecekti. Çok küçükken ailesiyle birlikte olduğu zamanlar vardı ama bu o kadar uzun zaman önceydi ki, bunu bir “deneyim” olarak olarak adlandıracak kadar bile bir şey hatırlamıyordu.
‘Ashley ile birlikte geçireğim…’
Bunu düşündükçe daha da heyecanlanıyordu ve kalbi daha hızlı atıyordu. Ama sadece bu değildi.
Ashley’nin sesi kulaklarında yankılandı. “Gece bende yatıya kalmaya ne dersin?”
‘Bu teklif o anlamda mıydı?’
Aklına başka bir şey gelmiyordu. Zaten iki aydır birlikteydiler. Bu süre boyunca, Ashley’nin Koi’ye yaptığı tek şey onu öpmek ya da poposuna dokunmaktı.
Bir karar vermesi gereken günün geleceğini biliyordu.
Koi, küt küt atan kalbini yatıştırmak için diğer tarafa döndü.
‘Belki de bu, Ashley’nin ilişkiyi bir adım ileriye taşımak için beklediği fırsattı.’
Bu tahmin fazlasıyla mantıklıydı. Koi, Ashley’nin fazla sabırlı davrandığını biliyordu. Hem zaten birbirlerine evlenme sözü vermişlerdi. Sadece öpüşerek aylarca beklemek saçma olurdu. İkisi de evlenene kadar bekleyecek değillerdi, neden bir adım daha atmıyorlardı ki?
Ayrıca Ashley’nin ne kadar sağlıklı bir genç olduğunu kendi gözleriyle görmüştü.
‘Belki de… anakonda gibi bir şeyle karşılaşmayacağım…’
Koi kuru bir yutkunma ile kalbini yatıştırmaya çalıştı. ‘Seviyorsam korkmamam gerek. Ashley sırf benim için bugüne kadar bekledi. Ben de artık cesaretimi toplamalıyım.’
“Haa.” Titrek bir nefes alan Koi sonunda kararını verdi. Şükran Günü bir sonraki haftaydı. Hemen harekete geçmeliydi. Koi kararını verip başını salladı.
‘Yarın prezervatif alacağım.’
***
Ertesi gün hafta sonuydu. Maske takan ve kapüşon giyen Koi, bisikletiyle sonraki kasabaya gitti. Önceden bulduğu dükkana girip içeriye göz gezdirdi.
Almak istediği şey, ne yazık ki tam kasanın önündeydi. Başkalarının gözü önünde o ürünü alacak cesareti olmadığından, Koi birkaç kez dükkanın içinde dolandı. Tabii ki bu haliyle şüpheli görünüyordu.
“Evlat, ne almak istiyorsun?”
Koi ansızın önünü kesen iri adamın gölgesiyle sertçe yutkunarak geri çekildi. Kasiyer ona ciddi bir yüz ifadesiyle bakıyordu.
“Şey… şeey, şey…”
Koi istemsizce kekelemeye başladı. Kasanın arkasındaki duvar saat gözüne çarptı. Zaman hızla geçmişti ve neredeyse işe gitme vakti gelmişti. Bir an önce ürünü alıp dönmesi gerekiyordu.
Kuru bir yutkunma ile konuşmaya çalıştı, ancak kelimeler ağzından çıkmadı. Çalışan her an polisi çağıracak gibi görünüyordu. Bu ihtiyacı olan son şeydi. Prezervatif satın alırken şüphelenildiği için karakola gittiği duyulursa rezil olurdu ve babasından ölesiye dayak yerdi.
‘Hadi, söyle, hadi, hadi söyle!’
“Şey… şey, yani… şey…”
Kasiyer bir kez daha sertçe homurdandı. “Ne?”
Koi’nin başı daha da döndü, gözleri titremeye başladı. ‘Söylemek zorundasın, söyle, söyle artık!’
Tam o sırada, arkadan gelen bir kapı sesi duyuldu ve paniğe kapılan Koi, kekeleyerek bağırdı.
“P-Prezervatif!”
O sırada dükkâna yeni girmiş olan müşteri ve kasiyer, şaşkın bir şekilde Koi’ye baktı. “Ne?”
Koi, beti benzi atmış bir halde gözlerini açıp sadece bakakaldı.
*
*
“Ahahahahahah!”
Kasiyer, karnını tutarak gülerken kasaya vuruyordu. Koi ise kıpkırmızı kesilmiş yüzüyle ter içinde, prezervatiflerin sergilendiği rafın önünde duruyordu.
Az önce içeri giren müşteri, saçları tamamen beyazlamış bir dedeydi. Yanında duran Koi’ye son derece nazik bir şekilde her bir ürünü anlatmaya başladı.
“Bu çilek aromalı olan. Hem dokusu çok güzel hem de kaliteli bir ürün. Ama muzlu olan pek iyi değil. Şunlar ise pütürlü olanlar; onları sonra denersin. Ama yeni başlayanlar için en iyisi klasik olanıdır. Zaten her şeyde öyle…”
“Bay Ferguson, bu kadar detaylı anlatmanıza gerek yok,” dedi kasiyer, gözlerinden akan yaşları silerken.
Koi, başını eğip sadece kısık bir sesle “Evet, evet,” diye mırıldandı. Dede, şefkatle
“Peki, en çok hangisini beğendin?” diye sordu.
Aslında hiçbir fikri yoktu. Bu kadar çok çeşit olabileceğini hayal bile etmemişti. Sadece büyük bir tane alsam yeter diye düşünmüştü. Cinsel eğitim dersinde öğrendiklerini hatırlayarak cevap verdi. “Ş-şey… önce bedenime uygun olanı seçmeliyim, değil mi?”
“Tabii ki! Utanma, seç bakalım. Endişelenme, prezervatif kullanmak çok sorumluluk sahibi bir davranıştır. Kız arkadaşına güven verirsin.”
Dede, Koi’nin omzunu dostane bir şekilde sıvazladı. Onun bu teşviki Koi’ye biraz cesaret verdi. Dedeyi dinleyip raflardaki prezervatiflere bakarak sonunda bir tanesini seçti.
Dede, Koi’nin çilek aromalı bir prezervatif seçmesine övgüyle “Ah, evet. İyi bir seçim yaptın,” dedi.
Koi, biraz cesaret kazanarak kasiyere döndü ve sordu. “Bu en büyük boy mu?”
Kasiyer, kısa bir süre Koi’yi baştan aşağı süzdükten sonra cevap verdi. “Bu kadar büyük olması yeterli olur.”
Elbette, Koi’nin kullanacağı bir prezervatif için bu beden fazlasıyla yeterliydi. Ancak gerçek hiç de öyle değildi.
Koi, boğazını temizleyip konuşmaya çalıştı. “Ş-şey…” Bu cümleyi kurmak için inanılmaz bir cesarete ihtiyacı vardı. “…Bir anakondaya sığacak kadar büyük prezervatifleriniz var mı?”
Bir anda ortam sessizleşti. İki adamın gözleri, Koi’nin pantolonunun ön kısmına odaklandı. Koi, o an dükkândan kaçıp kimsenin onu bulamayacağı bir yere saklanmak istedi.
************************************************************************************************
Selam ballar~
Umarım hepiniz iyisinizdir. Uzunca bir ara verdiğim için bir açıklama yapma gereği hissettim. Hayatımda bir ton şey üst üste geldi ve ben mental ve fiziksel sağlığım açısından çok iyi değildim.
Çeviri yaparken kendimi hikayedeki karakterlerin yerine koyup yaşıyor gibi hissetmeden çeviri yapamıyorum. Ve mentalim yerinde olmadığı için işin aslı seriyi açıp her çevirmeye çalıştığımda aynı sayfadan bir adım ileri gidemedim. Ama şu anda iyiyim, bebekler gibiyim :)) Buradan itibaren, serinin kalan 157 bölümünü sizlerle buluşturup bitireceğim.
Şimdilik yeni bölümleri 2 günde bir atmayı planıyorum. Bir gün lick me up, diğer gün look at me şeklinde.
Bekleyen ve destek mesajları atan herkese teşekkürler. Seviliyorsunuz.♥ -Ashily
Yorum