Koyu Switch Mode

Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 96. Bölüm

A+ A-

Çevirmen: Ashily


***96. Kısım***

Söylentiler öylesine hızlı yayılmıştı ki, Ashley’nin Koi’ye aşkını itiraf edip öptüğüne dair söylentiden önce, reddedildiğine dair söylentiyi duymak sıradan bir olay olmuştu. Bu nedenle okul tamamen Ashley hakkındaki konuşmalarla çalkalanıyordu.

“Red mi edilmiş? Ashley Miller mı?”

“Başka bir Miller olmadığına emin misin?”

“Al tarafından terk edildikten sonra üst üste bu ikinci, inanılmaz.”

“Bir erkekten onunla çıkmasını istemiş, tabii ki reddedilir.”

“Sanırım Al tarafından terk edilmenin şoku çok büyüktü.”

“Gerçekten hayal kırıklığı.”

“Dürüst olmak gerekirse, biraz sıkıcı olmaya başladı.”

“Ben de öyle düşünüyorum, eskiden havalı bir imajı vardı.”

“Hayal kırıklığına uğradım.”

Ashley ve hokey takımındaki diğer çocuklar, kızların mırıldanarak uzaklaşmasını sessizce izlediler. 

İlk konuşan Bill oldu. “Ash, bu durumla ilgili bir şeyler söylemen gerektiğini düşünmüyor musun?”

Onun sorusuyla birlikte herkesin bakışları Ashley’e döndü. Acı bir gülümsemeyle yüzünde garip bir ifade beliren Ashley konuştu.

“İtiraf ettim ama reddedildim, hepsi bu.”

Diğerleri birbirlerine baktılar ve içlerinden biri daha fazla dayanamayarak öne çıktı.

“Hayır, yani. Neden Koi’ye itiraf ettin?”

“Evet, aynı cinsiyetten birine nasıl böyle bir şey yaparsın?”

Çoğu insan gibi, onlar da Alfa ya da Omega olmadıkça aynı cinsiyetten birini sevmenin mümkün olduğunu kabul edemiyorlardı. Belki de bu durum bahsi geçen kişi Ashley Miller olduğu için daha da şaşırtıcıydı. 

Koi’nin de başta aynı tepkiyi verdiğini düşününce bu muhtemelen normal bir tepkiydi. Ashley’nin kendi duygularını kolayca kabul edebilmesinin sebebi, onun çevresinin bu çocuklarınkinden farklı olmasıydı. 

‘Onların da  ebeveynleri Beta değil de başka bir tür olsaydı, belki onlar da farklı düşünebilirlerdi.’ Ashley bunu içinden geçirdi, sonra hemen aklından çıkardı.

“Öyle oldu işte. Birini sevmek isteyerek karar verdiğin bir şey değil.”

“Bu doğru.”

Bill onayladı ve kısa bir süre diğer çocuklarla birlikte düşüncelere daldı. Çok geçmeden her zamanki gibi gülümseyerek konuşmaya başladı.

“Ne olursa olsun, kimi sevdiğin umrumuzda değil.”

“Evet, sen benim arkadaşımsın.”

“Benim de öyle.”

“Benim de.”

Her zaman takım ruhuna sahip olan bu çocuklar, bu sefer de birleşip Ashley’i desteklediler. Ashley, arkadaşlarına minnettar bir şekilde gülümsedi.

“Teşekkür ederim.”

“Ne demek, önemli değil.”

Burnunu kaşıyarak gururla kabaran çocuklardan biri yüzünü buruşturdu. “Peki Koi neden böyle bir şey yaptı?”

Bu soruyu duyan başka biri atıldı. “Evet, neden seni reddetti? Aynı cinsiyetten olan Betaların birbiriyle çıkması yaygın olmasa da, bu tamamen imkansız bir şey değil.”

“Erkek olsa bile karşı taraf sen olduğun sürece çıkmak isteyecek çok kişi olurdu.”

“Evet, Ash’le kim çıkmaz istemez ki?”

Ashley, “Evet, doğru,” diye başlarını sallayan arkadaşlarına acı bir gülümsemeyle baktı. Onlara da yalan söylemek zorunda kaldığı için üzgündü ama başka çaresi yoktu. ‘Her şey Koi’nin iyiliği için.’

‘Neyse bunun yerine hepsini düğünümüze davet edeceğim.’

Kendi tarzında onlardan özür dileyerek söylediklerini kayıtsızca kabul etti.

“Koi erkeklerin birbirinden hoşlanmasını ve birbirleriyle çıkmalarını anlamadığını söyledi.”

“Ne?”

“Gerçekten mi?”

“Koi’yi öyle görmemiştim ama çok kapalıymış.”

Her yandan şok ifadeleri duyuluyordu. Ashley Miller gibi birinin iki kez üst üste reddedilmesi, hokey takımındaki çocuklar için kabul edilemezdi. Ashley sakince cevap verdi.

“Demek ki yeterince çaba göstermemişim.”

Koi’yi eleştiren arkadaşları bir an duraksadılar. Ashley, çantasını düzelterek devam etti.

“Sadece daha çok çabalamam gerekiyor. O yüzden takmıyorum.”

Bu beklenmedik sakin tepkisiyle arkadaşları şaşırarak birbirlerine baktılar. Söylediklerinin samimi olup olmadığını anlamakta zorlanıyorlardı. İlk önce Ashley konuştu.

“Neyse, ben gidiyorum, birazdan dersim başlayacak.”

“Tamam, görüşürüz.”

“Git bakalım.”

Arkadaşları onun sözlerini onaylayarak yürümeye başlayan Ashley’nin arkasından baktılar. Gözden kaybolana kadar bekledikten sonra omuzlarındaki gerilimi bırakarak içlerinde tuttuklarını söylemeye başladılar.

“Şu serseri, nasıl böyle bir şey yapabildi…”

Derin bir iç çekişle mırıldanan çocuğa, yanında duran arkadaşı sordu.

“‘Böyle’ derken ne demek istiyorsun? Koi’ye ‘böyle’ bir şey yapması mı? Yoksa bir erkeği sevmesi mi?”

“İkisi de.”

Başka biri bu söze girdi. Ardından her yerden onaylamalar geldi.

“Aslında Koi’nin açısından bakıldığında bu durum şaşırtıcı olmalı.”

“Evet, onu sadece arkadaşı olarak görüyorken birden kendisine aşık olduğunu öğrendi.”

“Doğrusu Ash’in Koi’ye ilgisi olduğu belliydi. Daha önce de söylemişti, sevimli olduğunu.”

“Sevimli olduğunu biz söyledik, Ash öyle bir şey dememişti.”

“Ne kadar sevimli olduğuna dair pek çok şey söyledi.”

Hepsi başını sallarken aynı anda aynı şeyi düşündü. ‘Yoksa o zamandan beri mi seviyordu?’

Kısa bir sessizliğin ardından biri iç çekerek mırıldandı. “Ash’in bir erkeği sevdiğine hala inanamıyorum.”

Onun sözüne katılan biri devam etti. “Al ile ayrıldığı için büyük bir şok yaşadı herhalde.”

“Acaba Al ile aralarını tekrar mı yapsak?”

Endişeyle soran başka birini bir diğeri durdurdu.

“Hey, Al’ın ne düşündüğü daha önemli. Ayrıca onların ilişkisine karışmamız doğru değil.”

Annesi için her şeyi yapan bir baba ile yaşayan bir oğlun deneyimine göre bu kesinlikle doğruydu. Arkadaşlarının bu uyarısına herkes hak verdi.

“Yine de Ash’in yanında olmalıyız.”

“Evet, o bizim arkadaşımız.”

“Peki Koi’nin yanında kim olacak?”

Bu soruyla herkes bir an duraksadı, sonra biri çözüm önerdi.

“Koi kararını net bir şekilde belirtti ve bizim de buna saygı duymamız gerekiyor.  Yine de Ash ne yaparsa yapsın arkasında duralım.”

“Evet, suç işlemediği sürece.”

“Koi’yi kaçırıp hapsedecek hali yok ya.”

Birinin bu sözleri herkesi kahkahalara boğdu. Bir başkası olsaydı ihtimali vardı ama Ashley Miller’ın asla böyle bir şey yapmayacağı kesindi.

***

“Mmhh…”

Dudaklarından kaçan inlemeyi engelleyemeyen Koi, gözlerini sıkıca kapattı. Başını kaldıran Ashley bu sefer dudaklarını yan taraftan birbirine bastırdı. Yeniden başlayan öpücükle Koi kendini durduramadı.

Kısa süreliğine bile birbirinden ayrı kalmaya dayanamayan ikili ders arasında gizlice buluşup, öpüştüler ve birbirlerine dokundular. 

Zaman geçtikçe birbirlerine olan özlemleri artmıştı ve ne yapacaklarını bilemeyecek haldelerdi. Neyse ki öğretmenlerden biri dersi iptal etti. Bunun ardından Koi, Ashley’den gelen mesaja uyup gözlerden uzak, tenha bir binanın arkasına gizlice gitti. Hemen ardından Ashley onu kucaklayıp ateşli bir öpücük verdi.

“Hah…”

Güçlükle dudaklarını ayırdıktan sonra Koi, tuttuğu nefesi bırakarak başını Ashley’nin göğsüne yasladı. Tüm vücudunu ona yaslamasaydı ayakta duramazdı. Ashley sürekli kalçasını okşuyordu ama artık buna alışmıştı.

‘Demek öpüşürken kalçayı okşuyorsun…’

Sadece bunu düşündü. ‘O halde benim de Ashley’nin kalçasını okşamam mı gerekiyor?’ Bu düşünce zihninde belirdi ama bedeni istediği gibi hareket etmedi.
Bunun için fazla cesarete ihtiyacı vardı. Sessizce ona yaslanmış haldeki Koi, Ashley’nin vücudunun her yerini okşamasına izin verdi. Düşünecek daha önemli şeyler vardı.

“Çocuklar bütün gün senin hakkında konuşup durdular…”

Sersemlemiş haldeki Koi’nin sözlerine Ashley pek de umursamaz bir şekilde “Öyle mi?” diye karşılık verdi. Şu anda onun için önemli olan tek şey kollarındaki Koi’ye nasıl daha fazla dokunabileceğiydi. Yeniden öpmek için başını eğdi ama Koi bundan kaçınıp konuştu. 

“Rahatsız olmuyor musun? Herkes aklına geleni söylüyor.”

“Pek değil, gerçekten bu konuda hiçbir şey düşünmüyorum.”

Ashley sadece Koi’nin dudaklarına odaklanmıştı. ‘Ellerimi pantolonun içine soksam mı? Kot pantolonun bol olduğunu görünce bunu yapabilirim gibi geldi.’ Niyetini fark eden Koi görmemezlikten gelerek mırıldandı.

“Bunu yapmanı ben istedim ama yine de…”

Ashley’nin kendisini düşünerek aralarında hiçbir şey yokmuş gibi davrandığını bilen Koi, içten içe endişeleniyordu. Belki de gerçekten sorun yoktu. Ashley, başkalarının ne söylediğini umursamıyordu. Ancak Koi’nin duyguları farklıydı.

“Sen harika ve çok iyi birisin ama insanların böyle şeyler söylemesine sinirleniyorum.”

Aslında Koi, Ashley’nin böyle olduğunu haykırmak istiyordu. Onun kötü dedikodulara bile katlanması, ne kadar muazzam bir erkek arkadaş olduğunu gösteriyordu. İçten içe üzülen Koi’nin dudaklarını ısırdığını görünce, Ashley konuştu.

“Benim ne kadar harika ve iyi bir insan olduğumu sadece sen bilsen yeter.”

Duraksayan Koi, yavaşça gözlerini kaldırdı. Ashley sanki bunu bekliyormuş gibi dudaklarını öpüp gülümsedi.

“Sadece sana harika ve iyi biri olmak bana yetiyor.”

Elbette. Koi için Ashley’den daha harika biri yoktu. Gelecekte de olmayacaktı. Koi dudaklarını araladı, kalbi hızla çarpıyordu ve söylemek istediği kelimeleri dilinin ucuna getirmek için epeyce çaba göstermesi gerekti.

“Se-Seni seviyorum, Ash.”

Utanarak yaptığı bu itirafın ardından, Ashley gülümseyerek elini Koi’nin pantolonunun içine soktu ve kalçasını sıktı.

************************************************************************************************

Hokey takımın hapsetmekle ilgili konuştuğu kısımda haykırdım. Gerçek Ashley’i hiçbiri tanımıyor skskksks -Ashily

Etiketler: novel oku Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 96. Bölüm, novel Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 96. Bölüm, online Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 96. Bölüm oku, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 96. Bölüm bölüm, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 96. Bölüm yüksek kalite, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 96. Bölüm light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X