Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 82. Bölüm

Çevirmen: Ashily
***82. Kısım***
“Neler oluyor burada?”
Ariel’ın sesini duyan Koi şaşkın bir şekilde başını çevirdi. Ariel, kaşları çatık bir halde sırayla Koi ve Ashley’e bakıyordu. Sonrasında köşede duran amigo takımını ve buz hokeyi gorillerini gören Koi’nin yüzünün rengi soldu.
Koi’nin olduğu yerde donup kaldığını gören Ariel arkasına döndü. Sayısız gözün onları izlediğini gördükten sonra ağzını açtı.
“Herkes gidip üstünü değiştirsin, kutlama yapacağız.”
Ariel’ın talimatıyla kaptan yardımcısı gözlerini kırpıştırdı ve telaşla etrafına bakındı.
“Hadi gidelim. Kutlama Green Bell’de mi olacak?”
“Bugün Red Bell’e ne dersiniz?”
“Red Bell de mi var?”
“Öylesine söyledim, aptal. Ayak uydur.”
“O zaman Rainbow Bell’e ne dersiniz? Hahaha.”
“Ah, çok komik. Rainbow Bell. Hahaha.”
“Hahaha.”
“Hahaha.”
Abartılı bir şekilde gülüp konuşarak soyunma odasına yöneldiler. Ancak, fısıldayan ve bakışlarını kaçıran tavırlarını gizleyemediler. Amigo takımının aceleyle ayrıldığını gören Ariel, tekrar Koi’ye döndü.
“Seninle biraz konuşmam lazım.”
“Ha, ne?”
Koi’yi kolundan tutup sürüklemeye çalışan Ariel’ı, Ashley durdurdu. “Bir dakika, bekle.”
Ariel, kaşlarını çatmış bir şekilde ona baktı. Koi ise iki tarafta da birer kolu tutulmuş şekilde şaşkınlıkla onlara bakıyordu. Ashley, Ariel’a bakarak konuştu.
“Koi’yi nereye götürüyorsun? Burada konuşun.”
“Ne yani, ona vuracağımı mı sanıyorsun?”
Ariel’ın küçümseyen tavrına karşılık olarak Ashley gözlerini kısıp sustu. Tepkisi kelimelerden daha yüksek sesle konuşuyor gibiydi. Ariel, rahatsız olduğunu saklamadan konuştu.
“Ashley Dominique Miller, sence şimdi Koi ile benim konuşmam daha iyi olmaz mı? Ya da sana konuşmanı bitirmen için yarım saat vereyim. Sonrasında Koi tüm vaktini benimle geçirir. Sen seç.”
Ashley, onu yukarıdan aşağı süzerek onay verip vermediğini sorar gibi Koi’ye baktı. Koi, tereddüt içinde başını salladı.
“Hıhım, Al’la konuşmak istiyorum.”
Ashley tek kelime etmeden Koi’ye bakarak yavaşça elini gevşetti. Kolunu tamamen bıraktığında Ariel, Koi’yi alıp yedek kulübesinden dışarı çıkardı. Onları izleyen Ashley, arkadan seslendi.
“Burada bekliyor olacağım, Koi!”
Koi, istemsizce Ashley’e döndü. Ancak Ariel’ı takip ederek köşeyi döndüğünden yüzünü net olarak göremedi.
*
*
Ariel’ın Koi’yi götürdüğü yer, soyunma odasının tam ters yönündeki koridorun sonuydu. Acil çıkışla bağlı olan bu yer, bu tür bir konuşma için uygundu.
“Şimdi, anlat bakalım.” İkisi baş başa kaldığında Ariel, nihayet konuşmaya başladı. “Bu nasıl oldu?”
Koi, şaşkınlıkla ona baktı. Ariel’ın kaşlarını çatmış yüzü, öfkeli görünmüyordu. Ancak, iyi bir ruh halinde de görünmüyordu. Koi, onun tarafından sürüklenirken aklına gelen kelimeleri güçlükle söylemeye çalıştı.
“Yani, aslında… ben de bilmiyorum.”
Ariel’ın kaşlarındaki çatıklık daha da derinleşti. Koi, telaşla devam etti.
“Gerçekten. Ashley’nin maçı kazanınca sana tekrar çıkma teklif edeceğini söylediğini sanıyordum…”
“Maçı kazanınca bana tekrar çıkma teklif edeceğini mi söyledi? Bunu Ash mi söyledi?”
“Ah…” Ariel’ın sıkıştırması üzerine Koi gözlerini kırpıştırdı ve sonra farkına vardı.
“Hayır…” Kısık sesle mırıldandı. “Böyle bir şey… söylemedi.”
“O zaman?” Ariel, kaşlarını çatmaya devam ederek sordu. “Sen neden böyle düşündün?”
Koi, ne diyeceğini bilemedi. Nereden başlayacağını bilmiyordu. Onun tereddüt içinde ve ne yapacağını bilemeyen bir şekilde durduğunu gören Ariel iç çekerek başını yukarı kaldırdı. “En azından kabaca anlat. Dinleyip değerlendireceğim.”
Düşüncelerini toparlamak için zamana ihtiyacı olan Koi konuşmaya başladı.
“Ash… bana… beni sevdiğini… söylemişti.”
Duraksayarak kelimeleri dile getirdi. Ariel’ın yüzüne bakmakta zorlanan Koi başını önüne eğip duraksayarak konuşmaya devam etti.
“Gerçek olduğuna ihtimal vermedim, bu yüzden… yanıldığını… söyledim. Ve… Ash, bu maçtan sonra bir sonuca varacağını… söyledi…”
Sesinin gittikçe azaldığını ve sonunda yok olduğunu fark etti. Sonrasında, Ashley’nin Ariel hakkında hiçbir şey söylemediğini fark etti. Koi, kendi kendine düşündü. ‘Yine de kendine geldiğinde Ashley’nin Ariel’a döneceği açıktı.’
“Bunu düşünmem doğal, değil mi?” Koi aceleyle konuştu. “Seninle çıkıyordu, neden ayrıldığınızı bilmiyorum ama…”
Birden unuttuğu bir anı hatırladı.
<Çünkü başka birine aşık oldum.>
‘Ha?’
Koi, konuşmayı bırakıp gözlerini kocaman açtı. ‘Düşününce böyle bir şey söylemişti. Bu durumda sevdiği kişi Ariel değil demek ki. Neden Ariel olduğunu düşündüm ki?’
‘Peki Ariel değilse, o zaman kim?’
Ariel ile Koi arasına ağır bir sessizlik çöktü. Ariel yavaşça ağzını açtı. Koi’nin kalbi hızla çarpıyordu. ‘Olamaz, olamaz, olamaz.’
Sonunda Ariel fısıldadı. “Senmişsin.”
O an unutmuş olduğu her şeyi hatırladı.
<Seni seviyorum.>
Restorandaki o gün.
<Seni seviyorum, Koi.>
Havuzdaki o gün.
<Koi.>
Ashley’nin bakışını, ona seslenişini ve onu sevdiğini defalarca söyleyişini hatırlayan Koi’nin nutku tutmuştu. ‘Olamaz, olamaz.’
‘Ash sadece bana acıyor.’
Gerçek, küçük umut kırıntılarının önüne geçti. Koi kararlı bir şekilde duygularını reddetti. ‘Bu mümkün değil.’
Sanki farkında olmadan düşüncelerini dile getirmiş gibiydi. Koi, Ariel’ın sesiyle kendine geldi. “Neden?”
Şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı ve Ariel ciddi bir yüz ifadesiyle ona bakıyordu. “Neden bu mümkün olmasın?”
Sakin ses Koi’nin duraksamasına neden oldu, cevap veremedi.
“Çünkü… ben…” ‘Ben Connor Niles’ım.’
‘Ashley, kendimi küçümsemememi söylese de, bunu yapmak o kadar kolay değil. Connor Niles’ın ne kadar ezik ve çirkin olduğu hakkında Ashley’nin hiçbir fikri yok. Kendisi bana kıyasla mükemmel, o yüzden nasıl olur da benden hoşlandığını düşünebilirim?’
“Koi, Ash’in nasıl hissettiğini yalnızca kendisi biliyor.” Ariel konuşmaya başladı. “Ne sen ne de ben, kimse bilmiyor. Eğer Ash öyle diyorsa öyle hissediyor demektir.”
“….”
“Bunu inkar edemezsin.” Ariel’ın sakin sesi devam etti. “Sen sadece kendi duygularına karşı dürüst olmalısın. Başkalarının duygularını inkar etme, bu onlara saygısızlık olur.”
‘Bunu yapmayı düşünmüyordum.’ Koi, hızla başını sallarken Ariel, her şeyi anlıyor gibi bir ifadeyle sordu.
“Peki, senin duyguların ne?”
“….”
“Ashley’nin seni sevip sevmemesi önemli değil. Sadece kendi duygularını söyle. Ashley’i seviyor musun? Yoksa sevmiyor musun?”
Koi yanıt veremeyince Ariel ekledi.
“Sadece kendi duygularına karşı dürüst olmalısın. Ashley’nin seni sevip sevmediğine karar verme. Çünkü bu senin yapman gereken bir şey değil.”
“Tamam mı?” diye sordu Ariel. Koi onun anlayışlı yüzüne bakarken utandığını hissetti. Başını eğerek mırıldandı. “Ama sen varsın.”
“Ne?” Ariel yine kaşlarını çattı. Koi, devam edemedi.
Ariel net ve belirgin bir sesle sordu. “Ashley benimle çıkarken sana açıldı mı?”
“Ah, sanırım… hayır.”
Koi hızla başını sallayınca Ariel konuşmaya devam etti.
“Yani benden ayrıldıktan sonra sana itiraf etti, o zaman sorun ne?”
Koi, yanıt veremedi. ‘Bir şekilde ona ihanet ediyormuşum gibi hissettiğimi nasıl söyleyebilirim?’ Tereddüt içindeki Koi’ye bakan Ariel ufak bir iç çekişten sonra konuştu.
“Koi, bir zamanlar duyduğum bir şey var.”
Çok sakin bir sesle devam etti.
“Dünyada geri dönüşü olmayan iki şey vardır. Birincisi akan nehir.”
İşaret parmağını kaldıran Ariel, orta parmağını da kaldırdı.
“Diğeri de gitmiş bir adamın kalbi.”
Koi, şaşkın bir şekilde ona baktı. Ariel’ın tavrı her zamanki gibi netti. “Ash’le ben ayrıldık. Sen ve kız kardeşlerim bunu neden kabullenemiyorsunuz bilmiyorum ama biz bunu tamamen aştık ve birbirimize karşı hiçbir şey hissetmiyoruz.”
Koi hala sessizdi. Ariel, basitçe bitirdi. “Yani beni önemsediğin için dürüst olamıyorsan, buna gerek yok. Üstelik bu rahatsız edici.”
Ariel sanki söylemek istediği her şeyi söylemiş gibi geri adım attı.
“Ben kız kardeşlerimle kutlama yapmaya gideceğim. Sen Ashley ile gelmek istersen gelirsin, ne yapacağın sana kalmış.”
Son sözlerini ekledikten sonra Ariel, arkasını döndü. Rahatlamış bir şekilde yürürken Koi arkasından bakakaldı.
************************************************************************************************
Ariel gerçekten çok iyi bir karakter. Misal bu serinin baş kahramanı Koi olmasaydı ben kesinlikle Ashley ve Ariel’ı shiplerdim. İnanılmaz biri. Gerçek bir idol. -Ashily.
Yorum