Koyu Switch Mode

Look at Me [Novel] 4. Bölüm (Üçüncü Seferin Cazibesi)

Tüm Bölümler Look at Me [Novel]
A+ A-

Çevirmen: Sion


Ama bu son değildi. Heerak saçını boyadı. İlk başta fildişi rengi yaptı. İki haftadan fazla olmamıştı. Babası, ışıkta neredeyse beyaz görünen göz kamaştırıcı saçlarına şaşırarak güldü, ama annesi pek mutlu değildi.

“Oğlum, her şeyi yaparken harika görünmeni gerçekten seviyorum. Ama keşke biraz kendini tutsaydın daha iyi olurdu” dedi. Heerak’ın tüyleri diken diken oldu ve annesi için hemen bir taviz verdi.

Kardeşlerinin sert ve asil kıyafetleriyle çekilmiş fotoğrafları rutin iş dergilerine yüklenirken, Heerak çeşitli medya kuruluşlarında parlak kahverengi saçlarıyla boy gösterdi. Kısa bir süre sonra, halkın ilgisi Heerak’a odaklandı. Beyaz, pürüzsüz teni, 188 cm boyu ve bakımlı doğal bir güzelliğe sahip olmasıyla parlak ve zarif bir görünüme sahipti.

Heerak, tasarım marka giysiler ve aksesuarlar ile, sanki her an podyuma çıkmaya hazır gibi görünüyordu ve tüm gözler onun üzerindeydi.

Yükselişi eşi benzeri görülmemiş şekilde devam etti.

Heerak ayrıca sosyal medyayı aktif olarak kullandı. Her ayın ilk günü, işlettiği aile restoranının salata barından özel yemeğin tadına baktı. Elbette “Bu ayın temasını çok beğendim” gibi şeyler söylerdi. Ayrıca, “Bu büyük bir başarı olacak” veya “Bu ay tercihler konusunda insanlar kararsızlık yaşayabilir” tarzı şeyler söyledi. Sadece bu değildi. Heerak sosyal medyada özel hayatını da ifşa etmekten çekinmiyordu. Gün doğumunda çatı katında bira içerken ki veya uzun zamandır almayı beklediği harika araba geldiğinde ki mutluluk fotoğraflarını yüklüyordu..

Halk onun paylaştıklarını mutlulukla kabul etti. Toplumsal statü farklı olsa da, ona asla kötü yorum yapmadılar. Heerak’ın günlük hayatını izlerken insanlar kendilerini aşağılık hissetmek yerine giderek daha fazla merak ediyorlardı. Tüm büyük holdingler ve ünlü işadamları mahremiyetlerini gizli tutuyordu. Halk, zenginlerin sonsuza dek gizlice yaşayacaklarını düşünmüştü. Ama Heerak bunu da değiştirmişti.

Heerak, “Aç hissediyorum. Bu yüzden markete gideceğim ve sizce ne almalıyım? İyi görünen o kadar çok şey var ki.” tarzı paylaşımlar yapıyordu ve insanlar yorumlarında en sevdikleri sandviçleri tavsiye ediyorlardı. Sonra Heerak onların tavsiye ettiklerini satın alır ve teşekkür ederek denediklerini görsel olarak gösterirdi.

Kendisine yönelen bütün röportaj tekliflerini de kabul etti. Buna karşılık olarak, tüm medya organlarına işbirliği mektuplarını göndermiş, kendisinin HW Grup’un en küçük oğlu olduğunu hatırlatılacağı kelimelerin hariç tutulacağı yazı içeriklerini talep etmişti. “Halef”, “Varis”, “üçüncü nesil chebol” ve “Mirasçı” gibi kelimeleri yasaklamıştı. Bu da kardeşlerine güvence vermek ve kendi özgür geleceği içindi. Medya, bu talebi sadakatle takip etti.

Heerak, iş ve eğlence dergilerinde “Genç Efsane”, “Yeni Dalga” ve “Rakipsiz Varlık” gibi başlıklarla anıldı. Televizyona çıkmaktan da çekinmedi. Yemek temalı varyete programlarında Heerak, insanları güldüren eğlenceli yorumlar yapıyordu. Bu popüler beyefendi herkesin ilgisini çekti ve “genç ve yakışıklı genel müdür” sevildi. Pek çok medya organının favorisiydi.

Tüm çılgın sürecin sonunda, nihai hedefinin önündeydi. Heerak hedeflediği büyük alışveriş merkezini beklenenden daha hızlı açtı. Ve inşa edilmesinin üç yıl süreceğini düşündüğü şeyi, beklenin yarısı sürede yaptı.

Alışveriş merkezinin açılışının kurdele kesimi sırasında, büyük yöneticiyi görmek için büyük bir kalabalık ve medya toplandı. Heerak onlara olan minnettarlığını dile getirdi. Gülümsemeyi durduramadı, halk ile cömertçe tokalaştı ve sarıldı, izin verilen süre bitene kadar tüm fotoğraf çekme isteklerini kabul etti.

Her şey mükemmeldi. Tabii ki, kafe başarısızlığını ne zaman düşünse biraz sinirlenirdi ama artık bu önemsizdi. Bu başarısızlığın, olduğu yere ulaşmanın kaçınılmaz bir sınavı olduğuna inanıyordu. Artık bu, onun için başarısına giderken kullandığı basamaktan başka bir şey değildi..

Ama şimdi… şimdi bir seferliğine geri döndürülemez bir şey yaşamıştı. Bir beta ile yatmıştı…

“Bir beta ile yattım. Buna inanabiliyor musun?”

Heerak mırıldanırken Seokchan güldü ve cevap verdi. “Merak ediyorum, tatmin olmanız için bunu daha ne kadar tekrar etmeniz gerekiyor?”

“Bunu söylüyorum çünkü anlamam mümkün değil.”

Herkes gibi Heerak da lezzetli yemekler yemeyi severdi. Lezzetli sınıfı “Omegaları” da içeriyordu.

Uzun vadeli planları sebebiyle düzenli bir ilişkisi olmamıştı. İstediği zaman istediği kişiyle yatabilirdi. Ama başını belaya sokmaktan kaçınıyordu. Seks için özgürlüğünden ödün vermeden düzenli olarak buluşabileceği bir kaç partneri vardı. Hepsi güçlü feromonlara sahip Baskın Omegalardı. Onlara sarıldığında güzel kokarlardı ve onlarla her seks yaptığında bundan zevk alıyordu. Yataktayken bu Omegalar lezzetli ve baştan çıkarıcı feromonlar salgılıyorlardı. Aralarında duygusal bir ilişki yoktu. Sadece seks ile birbirlerinin baskın feromonlarını emerek tatmin edici geceler geçirmek onlar için yeterliydi.

Bir Beta ile yatmak asıl sorun değildi. Alfaların Betalarla seks yapmaları imkansız veya absürt değildi. Ancak çoğu Alfa için bu, ciddiyetten uzak, sadece özel bir eğlenceydi. Olanlar hakkında kendisini şaşırtan şey, şehvetli ruhuyla bu özel eğlenceden zevk almış olması değildi, asıl şaşırtıcı olan şey bilinci yarı yarıya kayıpken bir Beta ile yatmış olmasıydı. Heerak açık bir zihin ile bir sefer bile bir Betayı arzulamamıştı.

O geceki olay ‘bedenim onun feromonlarına cevap verdi ve bu yüzden onun tarafından baştan çıkarıldım’ mazereti ile mazur görülemezdi. Neden ona çekildiğini yanıtlayabileceği noktayı bulamıyordu. Ve o geceden gerçekten zevk aldığını bilmek de onu daha çok şaşırtıyordu.

Onu rahatsız eden tek şey bu da değildi. Birlikte olduğu Omegalar ile her zaman karşılıklı rıza ile yatardı. Geçirilen gece için onlara para ödeme ihtiyacı hiç hissetmemişti. Yaptığı şey için çok güvenli bir yol izliyordu ve bundan sonra ne olacağı konusunda endişelenmesine gerek yoktu.

Ama bu seks, farklı olmuştu.

Bu seks sızdırılırsa eğer Betanın kaybedecek hiçbir şeyi yoktu ama Heerak’ın pozisyonu farklıydı. Birisi, sarhoşken çalışanlarından birine dokunduğu haberini yaysaydı eğer emek emek elde ettiği her şey çabucak kaybolabilirdi.

Sessizliğini koruyan Seokchan bir soru sordu. “Peki onunla olan konuşmanız nasıl geçti?”

“Benden 40.000 won istedi.” dedi Heerak gülerek. Seokchan başını anlamamış şekilde salladı ve sordu. “Ne? 40.000 won mu?”

“Ah, sence de komik değil mi? Başka bir şey isteyecek diye düşünmüştüm ama benden sadece o gece ki motel fiyatının yarısını ödememi istiyor.”

“Vay canına, o…” Seokchan, cümlesini tamamlarken Heerak’a baktı. “Gerçekten ilginç biri.”

Heerak, onunla geçirdiği vakit için ondan 40.000 won isteyen adamı düşündü ve güldü. “Bence de…”

“Müdür Moon’un onun hakkında söylediklerine ek olarak, onunla konuşurken fark ettiğim şey, onun düzgün bir insan gibi göründüğüydü. O gece olanlar hakkında konuşmak için bir yere gideceğini sanmıyorum,” dedi Seokchan.

“Neden bahsediyorsun? Yani gerçekten sessiz kalması için ona 40.000 won ödememi mi söylüyorsun? Benimle dalga mı geçiyorsun?”

Seokchan gülümseyerek cevap verdi. “Yani, bir sorun olmayacağını hissettiğimi söylüyorum. Bu yüzden bu kadar agresif ve stresli hissetmenize gerek yok.”

“Neye dayanarak? Ona güvenemem. Ne olursa olsun Bay Doseon Yoon’a elle tutulur bir şey vereceğim.” dedi Heerak dilini şaklatarak, durumdan huzursuzluk duyuyordu. Bu yarım kalmış işi mümkün olduğunca çabuk bitirmek istiyordu.

***

Sessizce yürüyordu..

Cho Heerak attığı her adımda kendine gülmeden edemiyordu. Alnını ovuşturdu ve dudaklarını büzdü. Yapacak bir şey yoktu. Ağzında, iradesi dışında, tekrar tekrar geniş bir gülümseme belirdi. Biraz önce dinlediği sekreterinin raporu, sürekli başını sallamasına neden oldu.

“Yoon Doseon’un cevabı, bugün de aynıydı. Sizinle görüşemeyeceğini söyledi.”

Heerak bu raporu aldığında kız kardeşiyle öğle yemeği yiyordu. Sandalyeden kalkıp koridorda telefona cevap vermek doğru seçimdi. Yüz ifadelerini doğru düzgün kontrol edemiyordu.

Bifteğin burnunda mı yoksa ağzında mı olduğunu bile bilmiyordu. Heerak yemeğini bitirir bitirmez önemli bir işi olduğunu söyleyerek oradan ayrıldı.

Öğrendiği kadarıyla Perşembe günü Doseon’un izin günüydü. Bu yüzden Heerak tüm programını iptal etti ve o günü Doseon ile akşam yemeği yemek için serbest bıraktı. Bu onun açısından çok iyiliksever bir düşünceydi. Tabii ki, düzgün bir şekilde müzakere etmek için birini gece 1’de işten çıkış saatinde rahatsız edemezdi.

İlk denemede Seokchan, “İşe yaramadı,” dediğinde tam bir şok yaşadı. Reddedilmeyi hiç beklemiyordu. Heerak çok sinirliydi. Ama elbette vazgeçemezdi. Seokchan’a teklifini kabul edene kadar onunla iletişimde kalması talimatı verildi.

Ve bugün Çarşambaydı. Seokchan üçüncü sefer reddedildiğini açıkladı. Heerak öfkeliydi.

“Onu üç kez davet ettim. Ha! Ve üç seferinde de reddedildim.” 

Bunun mümkün olduğunu düşünmemişti. Şimdi Heerak’ın öfkesi çok fazla alevlenmişti, en ufak bir kışkırtmanın bile onu tetikleyeceğini hissediyordu.

Hodie’ye hızlı bir şekilde girdi. Birçok müdür, çalışan ve misafirin gelip gittiği Hodie’de ağızdan ağıza dolaşabilecek söylentileri görmezden gelmesi mümkün değildi. Üzerinde birçok göz vardı, bu yüzden bir toplantı ayarlamak için en iyi yer değildi. Müzakereler konusunda ciddi bir şekilde ilerlemek için kimsenin dikkatini çekmeyecek başka bir alana ihtiyaç vardı.

Ama Doseon’un hala Hodie’de olduğunu duyunca bunun iyi bir fırsat olduğunu düşündü. Seokchan’dan kendi özel odası gibi olan VIP odasını ayırtmasını istedi. Şube müdürü Moon ve diğer çalışanların odaya yaklaşmasını yasaklandığını da sözlerine ekledi. Seokchan’ın verdiği görevi sorunsuz halledeceğinden emindi fakat diğer çalışanların bir şeylerden şüphelenmelerini engellemesi imkansızdı. Yine de bu noktada Heerak için başka hiçbir şeyin önemi yoktu. Birkaç gün öncesine kadar en çok dedikodulardan korkuyordu ama şimdi ne düşüneceğini bilmiyordu.

Doseon’la hemen yüz yüze konuşmadığı sürece içi rahat edemezdi.

“Yoon Doseon!”

Heerak, sekizinci katta, koridorun sonunda bulunan VIP odasının kapısını açarken bağırdı.

“Evet, Müdür bey.”

Kanepede oturan Doseon ayağa kalktı ve saygı ile eğilerek onu selamladı.

Heerak kapıyı arkasından kapattı ve kısa bir nefes aldı. Nefesini ayarlamaya çalışırken sakinliğini kazanmaya çalıştı ama öfkesi dinmedi.

Vücudunun üst kısmını yavaş yavaş kaldıran adam ile göz göze geldiği zaman karşılaştığı ciddi yüzü görünce söndürmeye çalıştığı öfkesi tekrar körüklendi.

Etiketler: novel oku Look at Me [Novel] 4. Bölüm (Üçüncü Seferin Cazibesi), novel Look at Me [Novel] 4. Bölüm (Üçüncü Seferin Cazibesi), online Look at Me [Novel] 4. Bölüm (Üçüncü Seferin Cazibesi) oku, Look at Me [Novel] 4. Bölüm (Üçüncü Seferin Cazibesi) bölüm, Look at Me [Novel] 4. Bölüm (Üçüncü Seferin Cazibesi) yüksek kalite, Look at Me [Novel] 4. Bölüm (Üçüncü Seferin Cazibesi) light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X
İçerik Uyarısı
Uyarı, "Look at Me [Novel] 4. Bölüm (Üçüncü Seferin Cazibesi)" reşit olmayanlar için uygun olmayan şiddet, kan veya cinsel içeriğe sahip olabilir.
Onayla
Çık