Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 52. Bölüm

Çevirmen: Ashily
***52. Kısım***
Müşterilere özel hazırlandığı belli olan kanepe, ince işlenmiş nakışlarla süslenmiş gösterişli bir kumaşla kaplanmıştı. Öyle pahalı görünüyordu ki, Koi sahip olduğu her şeyi satsa bu kanepenin bir ayağını dahi alamazdı. Böyle bir koltuğa oturma düşüncesi bile onu hareketsiz bıraktı.
Koi çekinerek tereddüt ederken, Ashley seslendi. “Koi.”
Kafası karışmış bir şekilde ona bakınca, Ashley elini uzattı. Koi şaşkınlıkla onun elini tuttuğunda, Ashley güçlü bir şekilde onu kendine çekti.
“Ah!” Farkında olmadan çığlık atan Koi, kendine geldiğinde koltukta oturduğunu gördü. Daha doğrusu, Ashley’nin kollarına düşmüştü.
“Özür dilerim!” Aceleyle ondan ayrılmaya çalışırken, Ashley başını hafifçe yana eğdi, kafasını çevirdi ve Joanna’ya döndü.
“Ben bir İspanyol Lattesi alayım. Koi, sen ne alırsın?”
“Ah…” Koi şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırıp hızlıca cevap verdi. “Aynısından lütfen.”
“Sıcak mı, soğuk mu istersiniz?”
Joanna’nın sorusuyla Koi tekrar dondu. Ashley gülümseyerek Joanna’ya baktı. “Benimki soğuk olsun, Koi’ninki ise sıcak.” Sonra ekledi. “Arkadaşım buz yemez.”
‘Ashley’nin yanlış anlamasını düzeltmenin zamanı gelmedi mi?’
Koi bir an bunu düşündü ama gördüğü manzara onu konuşamayacak kadar etkilemişti. Yine içine kapanıp, “Evet, doğru.” diyerek başını öne eğdi ve sessizce onun sipariş vermesini dinledi.
‘Ashley’nin bu ince detayı unutmaması ve bu kadar düşünceli olması ne kadar hoş.’
Koi kendi kendine ‘buzun ne önemi var ki,’ diye düşündü.
Birkaç dakika sonra başka bir çalışan, geniş ve uzun bir tabak getirdi. Tabakta makaronlar, çilekli tartlar, çörekler ve çikolatalar düzenli bir şekilde sıralanmıştı. Koi, bu boyutta ve çeşitlilikte tatlıları ilk kez görüyordu ve şaşkınlığını gizleyemedi.
Ashley yemesi için onu teşvik etti. “Acıkmış olmalısın, ye biraz Koi.”
Acıkmıştı ama bir türlü elini uzatamıyordu. Tereddüt ederken, Ashley bunu fark edip tabağa uzandı.
Eline aldığı ilk şey, koyu mor renkte bir makarondu. Koi ona bakarken Ashley makaronu ona uzattı. “Al, Koi.”
Ashley şaşıran Koi’ye gülümsedi. “Ağzını aç.”
“Uhm…” Koi utanarak etrafına baktı ama neyse ki kimse yoktu. Sadece ikisi vardı. Bunu doğruladıktan sonra Koi doğruldu.
Ashley hala ona makaronu uzatıyordu. Koi’nin yemesini bekliyordu. Koi derin bir nefes aldı ve dikkatlice ağzını açtı.
Koi’nin aralanmış dudaklarının arasındaki kırmızı iç kısım ve yumuşak dile baktığında Ashley’nin gözlerinde bir sıcaklık belirdi. Tam başka bir şeyler koymak istediğini düşündüğü anda, Koi makaronu ağzına aldı.
Neredeyse iç çekecek olan Ashley elini çekmeden Koi’nin makaronu yiyişini izledi. Koi makaronu elinden alıp yemek için uzandığında, elini tuttu ve onu durdurdu. Şaşkınlıkla Ashley’e bakan Koi, Ashley’nin sesini duydu. Her zamankinden daha alçak bir sesle.
“Sert ısırma, Koi.”
Sesi garip bir şekilde nefes nefeseydi.
“Acıtıyor.”
Yarısını ağzına almış olan Koi durdu ve başını salladı. Daha önce sadece gözleriyle gördüğü makaronu ilk kez tadıyordu. Ne demek istediğini anlamasa da, söylediklerinin makaronu yeme şekliyle alakalı olduğunu düşündü ve mümkün olduğunca yavaşça ağzında eritip yuttu.
Kalan yarısını da ağzına alıp yavaşça çiğneyen Koi, sonunda yutunca Ashley sordu. “Hepsini yuttun mu?”
“Evet, hepsini.” Başını sallayarak dudaklarını elinin tersiyle sildi. Ashley gözlerini kısarak gülümsedi. “Aferin.”
Ashley bakışlarını Koi’nin ağzına sabitleyerek sordu. “Tadı nasıldı?”
Koi tereddüt etmeden tüm samimiyetiyle cevap verdi. “Çok lezzetliydi, teşekkürler Ashley.”
Bir anlık sessizlikten sonra Ashley sordu. “Neden bahsettiğimi anlamadın, değil mi?”
Koi duraksayarak ona baktı. “Makaronlardan bahsetmiyor muydun?”
‘Yanlış bir şey mi söyledim?’ Koi’nin yüzündeki endişeyi gören Ashley, hiçbir şey olmamış gibi yaparak konuştu.
“Evet, doğru.”
Ashley bunu söyledikten kahvesini yudumluyor gibi yapıp gözlerini kaçırdı. Suçluluk ve arzu aynı anda içini kaynatıyordu, bu yüzden Koi’nin yüzüne bakamadı.
‘İçimden neler geçtiğini bilseydi, bana asla böyle gülümseyemezdi.’
Ashley, karmaşık duygularını saklayarak ağzındaki buzu kırdı. O sırada Joanna ve bir çalışan elinde bir askı dolusu kıyafetle geri döndü.
“Çok beklettik mi? İkramlarımızı nasıl buldunuz?”
Nazik sorusu üzerine Koi yüzü kızararak cevap verdi. “Evet, çok lezzetliydi. Teşekkür ederim.”
Kulakları bir an için kıpırdadı. Ashley bir dahaki sefere onu özel olarak bir makaron dükkanına götürüp doyasıya yedirmeyi düşündü. Evdeki hizmetçilere makaron yapmalarını söyleyebilirdi ama bundan vazgeçti. Çünkü evde yalnız kaldıklarında Koi makaron yerse, kendisinin ne yapacağı bilinmezdi. Bugünkü uygunsuz düşünceleri yüzünden, artık makaronu masum bir şekilde düşünemeyecekti.
“Bugün arkadaşınız için kıyafet bakacağınızı söylemiştiniz, değil mi? Bedenini kabaca tahmin ettik ama üzerine uymazsa değiştirebiliriz.”
Joanna’nın açıklamasıyla Koi kısa bir süre afalladı. ‘Ne? İngilizce konuşuyorlar ama neden söylediklerinin tek kelimesini bile anlamıyorum?’
Kafası karışmış bir şekilde Ashley’e baktığında Ashley sakince konuştu. “Evet, sana kıyafet alacağım.”
“Kıyafet mi? Neden? Birden bire?” Koi yüksek sesle haykırdı ve sonra aceleyle fısıldadı. “Bana neden kıyafet alıyorsun?”
Koi açıkça paniklemişti ama Ashley bu soruyu bekliyordu. Sakin bir şekilde cevap verdi. “Eve hoşgeldin partisine az kaldı. Unuttun mu?”
“Eve hoşgeldin… partisi mi?”
Ashley’nin sözlerini tekrar eden Koi, hatırladı. Ashley konuşmaya devam etti.
“Oraya gitmek için kıyafet lazım. Yanılıyor muyum?”
“Ah…” Koi çok utanmıştı ama ne diyeceğini bilemedi. Partiye Ashley’le gideceği için çok mutlu olmuştu, bu yüzden teklifini hemen kabul etmişti ama bu aşırı bir hareketti. ‘Kıyafet mi?’ Üzerindekileri yıllardır giyiyordu ve diğer kıyafetleri de aynı durumdaydı. Hepsi birlikte toplasan on kıyafeti bile yoktu.
Koi başını öne eğip durumunu itiraf etmeye cesaret edemeyince Ashley konuştu.
“Elbette hala vaktin var, o yüzden kiralayabilir ya da yenisini alabilirsin. Ama bileti de sen almadın mı?”
“Almadım, öğretmen verdi…”
“Yine de bana sen verdin.” Ashley onun sözünü kesti. “Bu yüzden ben de sana kıyafet alacağım, tamam mı?”
“Um…”
Mantıklıydı ama bu durum doğru mu, emin değildi. Sonuçta bedava aldığı biletin yanında bu kıyafetler çok daha pahalıydı. Ashley ne kadar zengin olursa olsun, böyle bir şeyi kabul etmek doğru olmazdı.
“Yine de Ashley, bu…”
“Koi, herkesin kendine göre en iyisi vardır.”
Aniden gelen sözlerle Koi sustu ve ona baktı. Ashley devam etti.
“Senin en iyin bu biletlerdi, benim en iyim bu kıyafetler. Anladın mı?”
Ashley mantıklı şeyler söylüyordu ama Koi ikna olamıyordu. ‘Mantıklı ama neden bir şeyler doğru değil gibi hissediyorum?’ Ashley, Koi’nin gözlerinin içine baktı ve ciddi bir şekilde konuştu.
“Koi, zenginler neden daha çok vergi öder?”
“…Çok paraları olduğu için mi…?”
“Doğru.”
Ashley onun tereddütlü cevabına karşılık olarak başını salladı ve konuşmaya devam etti. “O zaman git ve kıyafetleri dene. Bedenlerini kontrol etmemiz gerek.”
“N-Ne?”
“Bu taraftan lütfen. Akşam yemeği için rezervasyonuz vardı değil mi? Acele etseniz iyi olur.”
“Ne? Evet?”
Koi istemsizce kalkıp Ashley ve Joanna’ya baktı. Kendine gelemeyen Koi’ye, Ashley kasıtlı olarak saatine bakarak konuştu. “Acele et, seni bekliyor olacağım.”
Koi’nin kaşları çatılmıştı ve paniği hissediliyordu. Ashley, Joanna’nın arkasından sendeleyerek yürüyen Koi’ye döndü. “Tek başına yapamazsan beni çağır, Koi.”
“Ah, tamam.”
Başını sallayan Koi, sanki itilmiş gibi kabine girdi. Ashley rahatça bacak bacak üstüne attı ve arkasına yaslandı. Yavaşça elini çenesine dayayıp fısıldadı. “Her şeyinle ilgileneceğim.”
************************************************************************************************
Makaron sahnesinden sonra ben de bir süre masum düşüncelerimi kaybettim gibi -Ashily
Yorum