Koyu Switch Mode

Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 34. Bölüm

A+ A-

Çevirmen: Ashily


***34. Kısım***

“Ha?” Koi elindeki boş bira kutusunu yere bırakarak tuhaf bir ses çıkardı. Birazdan olacakları tahmin eden Ashley, hüsrana uğramış bir şekilde iç çekti. Alkolün etkisiyle ona puslanmış gözlerle bakan Koi konuştu. 

“Bu içecek biraz tuhaf.”

“Çünkü alkol.” Ashley parmaklarını saçlarının arasından geçirirken kaşlarını çattı. “Kokusundan anlayabilirsin.”

Ona bakarak gözlerini kırpıştıran Koi kıkırdadı. “Anladım. Demek bu yüzden burnum sızlıyordu.”

Ashley, Koi’nin çocuksu bir sesle konuşup kıkırdadığını görünce şaşırdı. İlk defa sarhoş birini görüyordu. ‘Alkol gerçekten insanı bu kadar çabuk sarhoş eden bir şey miydi?’

Emin olmak için bir kutusunu salladı, boştu. ‘Birinin bir kutu birayla bu kadar sarhoş olabileceğini hiç düşünmemiştim. Belki de ilk kez içtiği içindir.’

Ashley kafasını toparladı. ‘Her neyse, bu sorunu çözmem lazım.’

Niyeti bu olmasa da Koi’nin alkol içmesi onun hatasıydı, bu yüzden sorumluluğu üstlenmek zorundaydı.

Alkolü dolaba çalışanlar koymuş olmalıydı. İçecek çeşidini arttırmak için ya da sadece misafirler için koymuş olabilirlerdi. Ama artık önemli olan “nedeni” değildi. Ashley kıkırdamaya devam eden ve kulakları seğiren Koi’ye bakarken acı acı gülümsedi.

‘İyi bir ruh halinde görünüyorsun.’

Ayıldıktan sonra kendini suçlu hissetse bile şu anki durumu sadece ikisi biliyordu, dolayısıyla başkalarının öğrenmesi mümkün değildi. Bununla beraber Ashley’nin artık olanları düşünmek yerine Koi’yle ilgilenmesi gerekiyordu.

“Uyan, Koi. Burada yatamazsın, üşüteceksin.”

“Ha? Ne…?” Koi tuhaf sesler çıkarıp mırıldandı.

Ashley derin bir nefes alarak onu kucağına aldı. Düşündüğünden çok daha hafifti, hatta bu yüzden az daha belini incitiyordu. 

“Ah.” Ashley şaşkınlıkla inledi ve gülümseyen Koi’ye baktı. 

“Ashie, uçuyorum.”

“Öyle sanırım.” Ashley sakince cevap verdi ve yürümeye başladı. İçeri girdiklerinde Koi mırıldanmaya devam etti. “Bu harika, sanki biri beni taşıyor ve uçuruyor gibi hissediyorum.”

Ashley kaşlarını çattı ve şüpheyle Koi’ye baktı. ‘Gerçekten sarhoş musun?’ Tam merdivenlerden yukarı çıkmak üzereyken Koi aniden kolunu salladı.

“Ah, hey!” Şaşıran Ashley ona daha sıkı sarılınca Koi kahkahalara boğuldu

“Uçuyorum, uçuyorumm.”

“Bir daha içmeyi dene bakalım.” Ashley onu tehdit etti ama Koi kulak asmadı. “Ben bir astronotum, astronot oldum.”

Koi değişik sesler çıkarmaya devam ederken Ashley hiçbir şey söylemeden yürümeye devam etti.

Merdivenlerden yukarı çıkarken Koi güldü, rüzgar sesleri çıkardı ve hatta takım yıldızlarını bile saydı. 

Ashley, misafir odasının kapısını omzuyla iterek açıp Koi’yi yatağa yatırdığında dahi Koi mırıldanıp durdu. “Ahhhmm…”

Ashley, onun sadece bir kutu bira içerek sarhoş olup uykuya dalmasının acıklı mı yoksa saçma mı olduğuna karar veremedi.

Yatağa uzanmış Koi’ye baktı. Hafifçe aralanmış dudakları ve kızarmış yanakları dikkat çekiciydi.

“…Koi.” Ashley alçak bir sesle ona seslendi. Uyanık olsaydı cevap verirdi ama ne yazık ki şu anda tek duyabildiği derin nefes alış verişiydi.

Ashley fısıldadı, “Koi.” sesi daha da alçaktı. Dikkatle Koi’nin üzerine eğildi ve hafifçe yanağını okşadı. Sıcaklığını avucunun içinde hissedebiliyordu.

Ashley dudaklarını araladı ve adını tekrarladı. ‘Koi.’

Nefes alış verişi kadar alçak bir sesle itiraf etti. “Seni öpmek istiyorum.”  

Yanan yanaklarındaki sıcaklığın kendisine mi yoksa Koi’ye mi ait olduğundan emin değildi. Yatakta uzanan Koi çok çekici görünüyordu. ‘Ufak bir dokunuş güzel olurdu. Keşke dudaklarımız birbirine değse. Sadece birazcık.’

‘Hayır, bu doğru olmaz.’ Ashley tüm gücünü topladı ve kendini ayağa kalkmaya zorladı. Böylesine güçlü bir baştan çıkarmaya direnmek muazzam bir çaba gerektiriyordu.

Yatağın kenarına oturup derin derin nefesler aldı ve pencereden dışarı baktı. Gökyüzü daha önce olduğu gibi koyu maviydi. 

“Haa…”  Sanki içi yanıp tutuşuyormuş gibi derin bir iç çekti ve bir süre öylece oturdu. Tüm enerjisini bir anda kaybetmiş gibi hissediyordu.

Bir süre gökyüzünü izledikten sonra tekrar nefes alıp ayağa kalktı. Koridora çıkıp kapıyı arkasından kapattı ve bir daha arkasını dönüp Koi’ye bakmadı.

***

“Haaaahh…” Büyük bir esnemeyle uyanan Koi, uzanıp uykulu gözlerini kırpıştırarak bir süre hareketsiz kaldı. Gördüğü manzara tanıdık değildi. Yatak şaşırtıcı derecede geniş, yumuşak ve bir bulut kadar yumuşacıktı. Rüyada gibiydi.

‘Hala rüya görüyorum sanırım.’

Koi tekrar gözlerini kapattı ve yan tarafına döndü. Eski, kirli çarşafların verdiği rahatlık hissi artık kaybolmuştu. Ardından nefes alarak yüzünü ovuşturdu, sanki yeni yıkanmış gibi ferah hissettiren çarşafların yumuşaklığını vücudunda hissetti.

‘Ha?’ Tekrar uykuya dalmak üzereydi ki birden tuhaf bir duyguya kapıldı. ‘Bir rüya bu kadar gerçekçi olabilir mi?’

‘Olamaz!’

Gözleri şaşkınlıkla kocaman açılan Koi hızla doğruldu ve etrafa göz attı. Odanın içindeki manzara aynıydı ama antika yatak, mobilyalar ve yeni boyanmış duvarlar, büyük pencereden giren güneş ışığı altında daha yumuşak görünüyordu.

‘Burası…’

Koi geç de olsa olanları hatırladı. Önceki gün yaşananlar bir anda gözünün önünde canlandı. Kayan yıldızlar, gecenin karanlığında parlayan gökyüzü, kalbini pır pır ettiren serin esinti. ‘Ve sonra.’

‘Sarhoş oldum!’

Koi’nin gözleri şaşkınlıkla açıldı. Kazayla olmuştu ama böyle bir hata yaptığına inanamıyordu. Hayatında en ufak bir kuralı bile çiğnemeyen Koi şu anda yasayı çiğnemişti.

‘Aman Tanrım, bu suçu nasıl işleyebildim?’ Koi bembeyaz oldu ve başını tuttu. ‘Şimdi ne yapacağım!’

***

“Merhaba, Koi.”

Geniş malikanede Ashley’i arayan Koi, onu mutfakta bulmayı başardı. O sırada kahvaltı hazırlamakta olan Ashley gülümsedi ve konuştu.

“Kahvaltı yapacaksın değil mi? Gel otur.”

“Ah, hmm.” Koi tereddütle başını salladıktan sonra konuştu. “Yardım etmek için yapabileceğim bir şey var mı?”

“Hayır, işim bitti. Sadece otur.”

“Tamam.” Koi ona söyleneni yapıp masaya oturduğunda Ashley ağzını açtı. “Kahve, siyah çay, bitki çayı, falan filan…” 

Bunları rastgele saydıktan sonra muzipçe ekledi. “Bira?”

“Pfft.” Tam o sırada su içmekte olan Koi panik içinde ağzındaki suyu püskürttü. “Öhö, öhö.” 

Boğularak öksürünce Ashley hızla peçete uzattı.

“Teşekkür ederim.”

“Rica ederim.”

Koi öksürüğünü yatıştırıp duruşunu düzeltti. Bu sırada Ashley de kahvaltıyı hazırlamayı bitirmişti.

Koi masadaki yemeklere bakarak “Bütün bunları sen mi yaptın?” diye sordu. 

Ashley rahatça cevap verdi. “Fazla bir şey yapmadım. Sadece pişirdim.”

Aslında çok fazla beceri gerektirmiyordu. Kahvaltı sadece pastırma, yumurta, sosis, patates ve salatadan oluşuyordu. Ama hepsini tek başına hazırlamış olması etkileyiciydi. Koi karşısında oturan Ashley’e baktı. “Kahvaltıda her zaman böyle şeyler mi yersin?”

“Hayır.” Ashley çabucak cevap verdi. “Pek yemem. Genelde mısır gevreği yiyorum.”

Koi kasıtlı olarak “Yani bunu benim için mi hazırladın?” diye sordu. Elbette bu bir şakaydı ama karşılığında aldığı tek şey Ashley’nin yüzündeki sırıtış oldu.

‘Ah.’ Koi donakaldı. ‘Gerçekten benim için mi?’

Ashley peçetesini açarak konuştu. “Acele et ve ye.” 

Koi, irkildi ve aceleyle çatalı eline aldı. Böyle bir kahvaltı yapmayalı çok uzun zaman olmuştu ve bu kahvaltı şimdiye kadar yediği en lezzetli kahvaltıydı.

***

Uzun bir aradan sonra okula giden Ashley arabasını park ederken, Bill onu selamladı. “Ash! Hey, iyi misin? Daha iyi hissediyor musun?”

Arabadan inen Ashley, doğal bir şekilde onunla selamlaştıktan sonra geri çekilip cevap verdi.

“Geçti artık. Her şey yolunda mı?”

“Birkaç gün bile olmadı.” Bill kısa süre sonra muzip bir gülümsemeyle konuştu. “Düşündüğümden daha erken geldin. Bir hafta izin aldığını duymuştum.”

“Koç yanlış anlamış. Bir kaç günlüğüne izin aldığımı açıkça söylemiştim.”

“Fiyuv.” Bill ufak bir ıslık çaldı ve Ashley’nin yanaklarına baktı. “Yüzün biraz şişmiş ama iyisin, değil mi?”

“Çok acıdı.”

Ashley acı acı gülümsedi. Elbette bunu hak etmişti.

************************************************************************************************

Selam ballar ♥ Bitmek bilmeyen misafir teröründen sonra bu bölümü biraz uykulu biraz yatarak çevirdim. Büyük olasılıkla 35 ve 36 yarın gece gelecek. Şimdi kaçıyorum. Öpüldünüz. ♥

Etiketler: novel oku Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 34. Bölüm, novel Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 34. Bölüm, online Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 34. Bölüm oku, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 34. Bölüm bölüm, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 34. Bölüm yüksek kalite, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 34. Bölüm light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X